ya sev ya terk et TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİMİZE yamanırsa sözün bittiği yer. olur.
| Yüksekova'da Nevruz gerginliği |
23.03.2008 20:45:00 |
Van, Hakkari ve Siirt'teki olaylı Nevruz gösterilerin ardından, Hakkari Yüksekova'da gerginlik çıktı. Güvenlik güçlerinin müdahale ettiği gösteriler sırasında 1 kişi öldü. Yüksekova'da gösteriler devam ederken Esentepe Mahallesi'nde bir patlama meydana geldi. Patlamada yaralıların olduğu belirtildi. Cumartesi günü Van, Hakkari ve Siirt'teki gösterilerde olaylar çıkmış, Van'da bir gösterici göğsünden kurşunla vurularak ölmüştü. |
Yüksekova'da pazar günü sabah saatlerinde yaklaşık 4bin kişi DTP
ilçe binası önünde toplandı. DTP'li Şırnak Milletvekili Sevahir
Bayındır, kalabalığı taşkınlık yapmamaları konusunda uyardı. Saat 10.00’da başlayan olaylar, asker ve polisin yoğun çabası sonucu saat 14.00’ten sonra kontrol altına alınabildi. Olayların önlenmesinde polisin yetersiz kalması üzerine Yüksekova Komando Taburu’ndan gelen askerler devreye girdi. Güvenlik güçleri Milli Egemenlik ve Cengiz Topel caddelerinde ‘Her Türk asker doğar’ sloganları attı.
1 ÖLÜ, ÇOK SAYIDA YARALI VAR Valilikten yapılan açıklamada, Nevruz dolayısıyla etkinlik düzenlemek isteyen düzenleme kuruluna, 21 Mart 2008 tarihinde kutlama izni verildiği ancak düzenleme kurulunun, 22 Martta, Nevruz gününü bahane ederek, izinsiz gösteri yapmak istediği belirtildi. Bu gösteride, slogan atmak, barikat kurmak, lastik yakmak ve güvenlik kuvvetlerine taşlı saldırıda bulunmak suretiyle yasa dışı eylemlerde bulunulduğu ifade edilen açıklamada, şöyle denildi: ''22 Martta, Bulvar Caddesi'nde ve belediye binası önünde toplanan grubun, terör örgütü PKK lehine yasa dışı slogan atması üzerine yapılan eylemin, suç olduğu belirtilerek, dağılmaları yönünde güvenlik kuvvetlerince gerekli uyarılar yapılmıştır. Yapılan uyarılara rağmen dağılmayan göstericilerin, güvenlik kuvvetlerine taşlı saldırıda bulunmaları üzerine, gerekli müdahaleler yapılarak eylemci gruplar dağıtılmaya çalışılmıştır.''
Açıklamada, grubun ara sokaklara ve mahalle aralarına dağılarak
eylemlerine devam ettiği, meydana gelen olaylarda, 2 emniyet amiri ile
4 polis memurunun, atılan taşlardan yaralandığı belirtildi. Açıklamada;
'1 zırhlı araç atılan taşlardan hasar görmüştür. 14 vatandaş çeşitli
şekilde yaralanırken, yaralıların hayati tehlikesi bulunmamaktadır.
Olaylar sırasında 20'si, 18 yaşından küçük olmak üzere, 45 kişi
gözaltına alınmıştır' denildi.
Patlamada ilk belirlemelere göre 3 polis memuru yaralandı. Yaralı
polisler Yüksekova Devlet Hastanesi'ne kaldırılarak tedavi altına
alındı. |

EMRE AKÖZ Davanın tek iyi yanı
Geçen sene, Birey Yayınları, 28 Şubat (1997) darbesinin 10'uncu yılı vesilesiyle bir derleme yayınlamıştı: "28 Şubat: Postmodern Bir Darbenin Sosyal ve Siyasal Analizi."
O kitaba yazdığım makalenin başlığı şuydu: 28 Şubat Darbesinin Tek 'İyi' Yanı.
28 Şubat darbecileri, hükümeti devirdi. Refah Partisi kapatıldı.
Necmettin Erbakan, AB karşıtı, ekonomide devletçi, kültür alanında ise dayatma yanlısı bir İslamcıydı .
' Milli Görüş'ün ulusalcılıktan farkı, dindir. Deniz Baykal'a dini ekleyin, karşınıza Erbakan çıkar. Erbakan'daki dinci boyutu kaldırın, geriye bir Kemalist kalır.
28 Şubat darbecilerinin, 'farkında olmadan' yaptığı tek iyi şey... RP'deki 'serbest piyasacı' ve 'AB yanlısı' genç kadronun önünü açmak oldu.
Anadolu sermayesini temsil eden bu kadro 2002'de hükümet oldu.
AKP'ye 22 Temmuz 2007 seçimlerini ezici bir üstünlükle kazandıran olumlu icraatından bahsetmeyeceğim.
Amacım yukarıdaki soruyu tekrar formüle etmek: " Bu kapatma davasının iyi yanı nedir? "
Ama önce biraz tarih... Atatürk, 1937'de başbakanlığı Celal Bayar'a verirken şöyle demişti: " Ordu komutanlarını ben atarım. Vali atamalarını da ben yaparım. Gerisi sana kalmış... "
İşte iki başlı 'siyasi yapı' bu... Bir yanda: Halkın oyuyla hükümete gelen siyasetçiler ki onların işi ekonomiyle uğraşmaktır... Öte yanda: Devlet alanında konumlanıp 'yüksek siyasetle' (?) uğraşan bürokratik elit...
İki grubu ayıran hudut da laikliktir . Bürokratik elit, alttan gelerek, maddi ve manevi çıkarlarını tehdit edenlerin önünü laiklik ilkesini bir öyle, bir böyle yorumlayarak keser.
Aynı şeyi sık sık yapabilmesinin sırrı şudur: Halkın büyük çoğunluğu Müslüman'dır. Geleneksel kültür din ile yoğrulmuştur. Kitle partisi oluşturmak isteyen hemen her politikacı; dini temalara başvurmak, kendini o terimlerle anlatmak zorundadır.
Ancak politikacı dinden söz ettiği anda... " Dini siyasete alet ediyor " yaygarası ile karşılaşır: Aynı Menderes'in, Demirel'in, Özal'ın başına geldiği gibi...
İki siyasetçi hariç: 1973'teki Ecevit dine ağırlık vermeden kitleselleşti; çünkü dönem uygundu. Erbakan ise zaten hep 'dinci' oldu.
Bizdeki sistemin diğer kırılgan noktası Kürtlerdir . Kürt vatandaşların en sıradan, en normal talepleri dahi " bölücülük " olarak adlandırılmıştır.
Kürtlerin demokratik taleplerini dile getireceği partiler kapatılmıştır.
Şimdi tekrar AKP'ye dönebiliriz...
AKP ekonomideki başarısıyla gelen devasa oy oranına dayanarak "özgürlükçü siyaseti " boşladı.
Mesela ... 301'i uykuya yatırdı... Anayasa'da ve Siyasi Partiler Kanunu'nda gerekli değişiklikleri yapmadı... AB sürecini yavaşlattı... Alevi açılımını kısa keserek, " Canım, zaten bunlar Sünni partisi " dedirtti... Van savcısı Ferhat Sarıkaya'yı yalnız bıraktı... DTP'ye kapatma davası açıldığında sessiz kaldı.... Hrant Dink davasını daha fazla zorlamadı...
Misalleri çoğaltabiliriz.
Sonucu hep birlikte görüyoruz: Antidemokratik güçler atağa geçti.
Özetle: Türkiye'nin hukuk devleti olamadığını apaçık gösteren bu 'siyasi' davanın tek olumlu yanı, AKP'yi kendine getirmesi olacak. Tekrar demokrasinin ipine sarılacak. Kendini kuyudan yukarı çekerken, hakkı yenilen diğerlerini de beraberinde sürükleyecek.
Yapmazsa, boğarlar









ANKARA -
Hakkari Valiliği, kentte nevruz bahane edilerek yapılan izinsiz
gösterilerde 6'sı polis olmak üzere 20 kişinin yaralandığını bildirdi.
İSTANBUL- ''Ergenekon
Soruşturması'' kapsamında gözaltına alınan Cumhuriyet Gazetesi İmtiyaz
Sahibi İlhan Selçuk, savcılık sorgusunun ardından serbest bırakıldı.
GÜÇLÜ DEĞERLİ TÜRK LİRA'SINDAN KORKMAK NE DEMEK bozun bütün ezberleri !!!
Bu yıl da Lira’nın değeri Amerikan doları ve Avro karşısında hızla artıyor.
Bir Amerikan doları 1 lira 14 kuruşa kadar indi.
Hatta bir Lira’nın da altına inebilir.
Dolar'ın 1 YTL düzeyine inmesi halinde ekonomide nelerle karşılaşılacağını anlatıyor bu yazı
Ülke paralarının gerçek değişim oranları emek verimliliğine göre belirlenir.
Hangi ülkenin emek verimliliği yüksekse o ülkenin parası daha değerli olur.
Piyasalarda ise ülkelerin paralarının fiyatları “o ülkenin döviz rezervleri, reel faiz hadleri, dış ticaret
hadleri, ülke riski” gibi bir çok farklı değişken tarafından belirlenir.
Türkiye’de emek verimliliği düşük olmasına rağmen Türk Lirası geçen yıl piyasa fiyatlarıyla Amerikan
dolarına karşı yüzde 18.5 oranında değerlendi.
Bu yıl da Lira’nın değeri Amerikan doları ve Avro karşısında hızla artıyor.
Bir Amerikan doları 1 lira 14 kuruşa kadar indi.
Ne mi oldu?
ABD’de enflasyon oranı faiz haddinin üzerine çıktı.
Amerikan dolarının reel faizi negatif olunca, bir Amerikan doları 1 Türk Lirasına da eşit olabilir.
Hatta bir Lira’nın da altına inebilir.
Çünkü Türkiye dünya ülkeleri arasında en yüksek reel faiz veren tek ülke.
Faiz çok yüksek olunca, bunu duyan parasını Türkiye’ye getiriyor.
Türkiye’nin yüksek reel faiz verdiğini kanıtlayan bir uygulamaya geçen hafta şahit olduk.
Avrupa Yatırım Bankası (AYB) yüzde 12 faiz oranıyla Türk Lirası üzerinden iki yıl vadeli tahvil ihraç etti.
Oysa Türkiye’de Hazine tahvillerinin faizi yüzde 16.4 oranında seyrediyor.
AYB’nin yaptığı Türk Lirası tahvil ihracı yüzde 4.4 ilave faiz ödemenin anlamsızlığını ortaya koyuyor.
Hatta bu ilave faiz oranını gerçek piyasa fiyatının üzerinde ödenen bir rant olarak değerlendirebiliriz.



multimedya
internet
aşamasındaki
bugünkü
internette
limit ve aşırı
fiyatlar da bir
sansürdür
