Anayasa
Mahkemesi Raportörü Osman Can, üniversitelerde türban serbestisi
sağlayan değişikliğe ilişkin iptal istemini inceledi ‘yetkisizlik’
gerekçesiyle davanın reddini istedi
ANAYASA
Mahkemesi Raportörü Doç. Dr. Osman Can’ın büyük bir merakla beklenen
‘türban’ raporu Anayasa Mahkemesi’ne dün ulaştı. CHP’nin başvurusuna
ilişkin raporunu Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç’a sunan Can
Anayasa Mahkemesi’nin görev ve yetkilerini belirleyen Anayasa’nın 148.
maddesine atıfta bulunarak, söz konusu maddenin Anayasa
değişikliklerine ilişkin yasaların esas yönünden denetimine yer
vermediğine vurgu yaptı. Raporda, Anayasa değişikliklerinin biçim
yönünden denetimlerinin yapılabileceğini, biçim denetiminin de teklif
ve oylama çoğunluğuna ve ivedilikle görüşülemeyeceği şartına uyulup
uyulmadığı hususları ile sınırlı tutulduğuna dikkat çekti.
NORM YOKSA ‘YOK HÜKMÜ’ DE YOK
ANAYASA
Mahkemesi’nin denetleyebildiği yasama tasarrufları üzerinde değişiklik
yapma yetkisinin TBMM’ye ait olduğunu belirten Can, CHP’nin
değişikliğin yok hükmünde sayılması yönündeki talebine de değindi.
Raporda Yüksek Mahkeme’nin anayasa değişikliklerinde yalnızca şekil
denetimi yapabileceği vurgulandı. Anayasa’nın norm olarak tanımadığı
bir tasarrufu norm olarak var kabul etmenin olanaksız olduğu
belirtildi.
CHP, 9 Şubat 2008 tarih ve 5735 sayılı ‘Türkiye
Cumhuriyeti Anayasasının Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair
Kanunun’ 1 ve 2 nci maddelerinin yok hükmünde olduklarına veya
iptallerine karar verilmesi için başvuruda bulunmuştu. Raporun kararı
verecek 11 Mahkeme üyesi nezdinde bağlayıcılığı yok. Anayasa Mahkemesi
Başkanı Haşim Kılıç ve Başkanvekili Osman Paksüt, raporun tamamlanması
halinde iptal başvurusunun ‘mümkün olan en kısa sürede’ gündeme
alınacağını bildirmişti. LÜTFİ KAPLAN
Sorun Anayasa’nın da üstünde algılandı
AKADEMİK
kişiliği de bulunan Can’ın 2005 yılında Seçkin Yayınları’ndan çıkan
‘Demokratikleşme Serüveninde Anayasa ve Siyasi Partilerin Rolü’ isimli
kitabı, bugüne ışık tutar nitelikte. Doç. Dr. Osman Can kitabında,
Yüksek Mahkeme’nin aldığı kararların bazılarında laikliğin özgürlük ve
barış işlevinden ziyade Atatürk devrimlerini koruyucu işlevi üzerinde
durulduğuna dikkat çekti. Can, ‘Ancak özgürlük, barış ve demokratik
yaşam Atatürk devrimlerinin de ereği olduğu gibi, laiklik de ancak bu
ereğe yönelik olarak yorumlandığı ölçüde meşrudur’ değerlendirmesi
yaptı.
Can, ‘Bu sorun Anayasa Mahkemesi’nin türban sorununda
doruk noktasına çıkmıştır. 1989 yılındaki ilk türban kararında, türban
yasağının Anayasa’nın dahi üzerinde bir yasak olduğunu dile getirerek,
ancak yasakçı totaliter eğilimlere karşı özgürlüğü vurgulamak için
başvurulan pozitif üstü değerler yaklaşımını, pozitif üstü yasaklar
anlayışına dönüştürmektedir’ dedi.