Erdoğan toplu açılış törenine katıldı BU DAVA MİLLETİN DAVASIDIR
| Erdoğan toplu açılış törenine katıldı "BU DAVA MİLLETİN DAVASIDIR" |
|
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'nin aydınlığa doğru yürüyüşünün kendisinin, partisinin ve hükümetin değil, milletin davası olduğunu kaydederek, ''Şunu herkes bilsin ki 2002'den bu yana çok şey değişti. Artık bu karanlık senaryolar, bu milletin medeniyet yürüyüşünü asla yolundan çeviremez'' dedi.
olan bu büyük millete daima inandım, daima güvendim ve yola bu inançla çıktım. Bu ülkenin en büyük gücü insanlarıdır. İnsanlarının birlik ve beraberliği, dostluk ve kardeşliği, zorluklar karşısında gösterdiği azım ve sebattır.
Bizler kökü mazide olan bir milletiz ve mazide olan bu kök çok bereketli bir köktür.
Bununla bizler hakikaten Gazi Mustafa
Kemal Atatürk'ün ifade ettiği o muasır medeniyetler seviyesinin üstüne
kararlılıkla yürüyoruz ve bu hedefe ulaşacağız.''
üreterek, gerilim üreterek eğer bir şeyler yapmaya çalışıyorsa bana zarar vermez, ülkeme zarar verir.''
|
![]() |
Babacan'dan AA'ya demeç:BEKLENTİMİZ TERÖR İÇİN SOMUT ADIMLAR |
|
Dışişleri Bakanı ve Başmüzakereci Ali Babacan, Irak'ın kuzeyindeki yönetimin yoğun taleplerinden sonra 10 gün kadar önce başlatılan ilk doğrudan temasın ardından, bu yönetimin terör örgütünün Irak'taki varlığını sona erdirme yönünde somut adımlar atmasını beklediklerini söyledi.
"Şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki, terör örgütünün iddia ettiği varlık sebepleri, artık kendileri açısından da savunulamaz bir noktaya gelmiştir"
dedi.
|



EMRE AKÖZ Davanın tek iyi yanı
Geçen sene, Birey Yayınları, 28 Şubat (1997) darbesinin 10'uncu yılı vesilesiyle bir derleme yayınlamıştı: "28 Şubat: Postmodern Bir Darbenin Sosyal ve Siyasal Analizi."
O kitaba yazdığım makalenin başlığı şuydu: 28 Şubat Darbesinin Tek 'İyi' Yanı.
28 Şubat darbecileri, hükümeti devirdi. Refah Partisi kapatıldı.
Necmettin Erbakan, AB karşıtı, ekonomide devletçi, kültür alanında ise dayatma yanlısı bir İslamcıydı .
' Milli Görüş'ün ulusalcılıktan farkı, dindir. Deniz Baykal'a dini ekleyin, karşınıza Erbakan çıkar. Erbakan'daki dinci boyutu kaldırın, geriye bir Kemalist kalır.
28 Şubat darbecilerinin, 'farkında olmadan' yaptığı tek iyi şey... RP'deki 'serbest piyasacı' ve 'AB yanlısı' genç kadronun önünü açmak oldu.
Anadolu sermayesini temsil eden bu kadro 2002'de hükümet oldu.
AKP'ye 22 Temmuz 2007 seçimlerini ezici bir üstünlükle kazandıran olumlu icraatından bahsetmeyeceğim.
Amacım yukarıdaki soruyu tekrar formüle etmek: " Bu kapatma davasının iyi yanı nedir? "
Ama önce biraz tarih... Atatürk, 1937'de başbakanlığı Celal Bayar'a verirken şöyle demişti: " Ordu komutanlarını ben atarım. Vali atamalarını da ben yaparım. Gerisi sana kalmış... "
İşte iki başlı 'siyasi yapı' bu... Bir yanda: Halkın oyuyla hükümete gelen siyasetçiler ki onların işi ekonomiyle uğraşmaktır... Öte yanda: Devlet alanında konumlanıp 'yüksek siyasetle' (?) uğraşan bürokratik elit...
İki grubu ayıran hudut da laikliktir . Bürokratik elit, alttan gelerek, maddi ve manevi çıkarlarını tehdit edenlerin önünü laiklik ilkesini bir öyle, bir böyle yorumlayarak keser.
Aynı şeyi sık sık yapabilmesinin sırrı şudur: Halkın büyük çoğunluğu Müslüman'dır. Geleneksel kültür din ile yoğrulmuştur. Kitle partisi oluşturmak isteyen hemen her politikacı; dini temalara başvurmak, kendini o terimlerle anlatmak zorundadır.
Ancak politikacı dinden söz ettiği anda... " Dini siyasete alet ediyor " yaygarası ile karşılaşır: Aynı Menderes'in, Demirel'in, Özal'ın başına geldiği gibi...
İki siyasetçi hariç: 1973'teki Ecevit dine ağırlık vermeden kitleselleşti; çünkü dönem uygundu. Erbakan ise zaten hep 'dinci' oldu.
Bizdeki sistemin diğer kırılgan noktası Kürtlerdir . Kürt vatandaşların en sıradan, en normal talepleri dahi " bölücülük " olarak adlandırılmıştır.
Kürtlerin demokratik taleplerini dile getireceği partiler kapatılmıştır.
Şimdi tekrar AKP'ye dönebiliriz...
AKP ekonomideki başarısıyla gelen devasa oy oranına dayanarak "özgürlükçü siyaseti " boşladı.
Mesela ... 301'i uykuya yatırdı... Anayasa'da ve Siyasi Partiler Kanunu'nda gerekli değişiklikleri yapmadı... AB sürecini yavaşlattı... Alevi açılımını kısa keserek, " Canım, zaten bunlar Sünni partisi " dedirtti... Van savcısı Ferhat Sarıkaya'yı yalnız bıraktı... DTP'ye kapatma davası açıldığında sessiz kaldı.... Hrant Dink davasını daha fazla zorlamadı...
Misalleri çoğaltabiliriz.
Sonucu hep birlikte görüyoruz: Antidemokratik güçler atağa geçti.
Özetle: Türkiye'nin hukuk devleti olamadığını apaçık gösteren bu 'siyasi' davanın tek olumlu yanı, AKP'yi kendine getirmesi olacak. Tekrar demokrasinin ipine sarılacak. Kendini kuyudan yukarı çekerken, hakkı yenilen diğerlerini de beraberinde sürükleyecek.
Yapmazsa, boğarlar










GÜNEYSU - Bilal Yakınbaş bildiriyor
-

ANKARA
-


