Cumhurbaşkanı Gül, daha sonra Misak-ı Milli Kulesi'ne geçti. Anıtkabir Özel Defteri'ni imzalayan Gül, deftere
"Türk gençliğine emanet ettiğiniz demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti ilelebet var olacaktır.
Varlığımızın ve yarınlarımızın teminatı Türk gençliği bu konudaki sorumluluklarının idraki içinde inançla ve şevkle çalışmaktadır"
diye yazdı.

ANITKABİR'DE DEVLET TÖRENİ YAPILDI
ANKARA -
19 Mayıs Atatürk'ü Anma ve Gençlik ve Spor Bayramı, tüm yurtta, dış temsilciliklerde ve KKTC'de törenlerle kutlanıyor.
Kutlamalar kapsamında Ankara'da ilk tören, Cumhurbaşkanı Abdullah
Gül'ün başkanlığındaki devlet erkanının Anıtkabir'i ziyaretiyle başladı.
Anıtkabir'deki törene, Gül'ün yanı sıra TBMM başkanı Köksal Toptan,
Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç, Genelkurmay Başkanı Orgeneral
Yaşar
Büyükanıt, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, bakanlar kurulu üyeleri ve diğer devlet erkanı katıldı.
Başbakan
Recep Tayyip Erdoğan'ın gözünde beliren bir sağlık sorunu sebebiyle
katılamadığı törende, Erdoğan'ı, Devlet Bakanı
ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek temsil etti.
Törene katılanlar Aslanlı Yol'dan
yürüyerek Atatürk'ün mozolesine geldiler.
Cumhurbaşkanı Gül, Atatürk'ün mozolesine kırmızı ve beyaz karanfillerle süslü, üzerinde
''Cumhurbaşkanı''
yazan çelengi bıraktı.
Devlet erkanı daha sonra saygı duruşunda bulundu ve İstiklal Marşı okundu.
Cumhurbaşkanı Gül, daha sonra Misak-ı Milli Kulesi'ne geçti. Anıtkabir
Özel Defteri'ni imzalayan Gül, deftere
"Türk gençliğine emanet ettiğiniz demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti ilelebet var olacaktır.
Varlığımızın ve yarınlarımızın teminatı Türk gençliği bu konudaki sorumluluklarının idraki içinde inançla ve şevkle çalışmaktadır"
diye yazdı.


EMRE AKÖZ Davanın tek iyi yanı
Geçen sene, Birey Yayınları, 28 Şubat (1997) darbesinin 10'uncu yılı vesilesiyle bir derleme yayınlamıştı: "28 Şubat: Postmodern Bir Darbenin Sosyal ve Siyasal Analizi."
O kitaba yazdığım makalenin başlığı şuydu: 28 Şubat Darbesinin Tek 'İyi' Yanı.
28 Şubat darbecileri, hükümeti devirdi. Refah Partisi kapatıldı.
Necmettin Erbakan, AB karşıtı, ekonomide devletçi, kültür alanında ise dayatma yanlısı bir İslamcıydı .
' Milli Görüş'ün ulusalcılıktan farkı, dindir. Deniz Baykal'a dini ekleyin, karşınıza Erbakan çıkar. Erbakan'daki dinci boyutu kaldırın, geriye bir Kemalist kalır.
28 Şubat darbecilerinin, 'farkında olmadan' yaptığı tek iyi şey... RP'deki 'serbest piyasacı' ve 'AB yanlısı' genç kadronun önünü açmak oldu.
Anadolu sermayesini temsil eden bu kadro 2002'de hükümet oldu.
AKP'ye 22 Temmuz 2007 seçimlerini ezici bir üstünlükle kazandıran olumlu icraatından bahsetmeyeceğim.
Amacım yukarıdaki soruyu tekrar formüle etmek: " Bu kapatma davasının iyi yanı nedir? "
Ama önce biraz tarih... Atatürk, 1937'de başbakanlığı Celal Bayar'a verirken şöyle demişti: " Ordu komutanlarını ben atarım. Vali atamalarını da ben yaparım. Gerisi sana kalmış... "
İşte iki başlı 'siyasi yapı' bu... Bir yanda: Halkın oyuyla hükümete gelen siyasetçiler ki onların işi ekonomiyle uğraşmaktır... Öte yanda: Devlet alanında konumlanıp 'yüksek siyasetle' (?) uğraşan bürokratik elit...
İki grubu ayıran hudut da laikliktir . Bürokratik elit, alttan gelerek, maddi ve manevi çıkarlarını tehdit edenlerin önünü laiklik ilkesini bir öyle, bir böyle yorumlayarak keser.
Aynı şeyi sık sık yapabilmesinin sırrı şudur: Halkın büyük çoğunluğu Müslüman'dır. Geleneksel kültür din ile yoğrulmuştur. Kitle partisi oluşturmak isteyen hemen her politikacı; dini temalara başvurmak, kendini o terimlerle anlatmak zorundadır.
Ancak politikacı dinden söz ettiği anda... " Dini siyasete alet ediyor " yaygarası ile karşılaşır: Aynı Menderes'in, Demirel'in, Özal'ın başına geldiği gibi...
İki siyasetçi hariç: 1973'teki Ecevit dine ağırlık vermeden kitleselleşti; çünkü dönem uygundu. Erbakan ise zaten hep 'dinci' oldu.
Bizdeki sistemin diğer kırılgan noktası Kürtlerdir . Kürt vatandaşların en sıradan, en normal talepleri dahi " bölücülük " olarak adlandırılmıştır.
Kürtlerin demokratik taleplerini dile getireceği partiler kapatılmıştır.
Şimdi tekrar AKP'ye dönebiliriz...
AKP ekonomideki başarısıyla gelen devasa oy oranına dayanarak "özgürlükçü siyaseti " boşladı.
Mesela ... 301'i uykuya yatırdı... Anayasa'da ve Siyasi Partiler Kanunu'nda gerekli değişiklikleri yapmadı... AB sürecini yavaşlattı... Alevi açılımını kısa keserek, " Canım, zaten bunlar Sünni partisi " dedirtti... Van savcısı Ferhat Sarıkaya'yı yalnız bıraktı... DTP'ye kapatma davası açıldığında sessiz kaldı.... Hrant Dink davasını daha fazla zorlamadı...
Misalleri çoğaltabiliriz.
Sonucu hep birlikte görüyoruz: Antidemokratik güçler atağa geçti.
Özetle: Türkiye'nin hukuk devleti olamadığını apaçık gösteren bu 'siyasi' davanın tek olumlu yanı, AKP'yi kendine getirmesi olacak. Tekrar demokrasinin ipine sarılacak. Kendini kuyudan yukarı çekerken, hakkı yenilen diğerlerini de beraberinde sürükleyecek.
Yapmazsa, boğarlar








download 200 MB oldu
UZMAN KOMANDOLUĞA REKOR BAŞVURU
ANKARA - Kara Kuvvetleri Komutanlığı'na ''piyade komando uzman erbaş'' olmak için 25 bin 84 kişi başvurdu.
ANKARA
- Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, aralarında nüfusu 2 binin altına düşen
862 belde belediyesi ile 283 ilk kademe belediyesinin tüzel kişiliğinin
kaldırılması ve 43 yeni ilçe kurulmasını öngören kanunla, yurt dışında
yaşayan Türk vatandaşlarının, gümrük kapıları dışında; mektupla,
elektronik ortamda veya yaşadıkları ülkelerde oy kullanabilmesine imkan
tanıyan kanunun da bulunduğu 4 kanunu onayladı.