Homeros’tan Masallar, bugün herkese lazım
Doğanın
ilk defa insan eliyle küresel bir felakete, hatta yok oluşa
sürüklenmesinin gerçek nedenleri günün birinde araştırıldığında,
karşımıza şaşırtıcı şu somut neden de çıkabilir: İnsan, masalını
kaybetmiştir artık.
Masal okumayan, dinlemeyen, söylemeyen ve yeni masallar üretmeyen
bir insanlığın ne doğaya, ne de kendi doğasına -hatta insanlığına- bir
yararı olacağı, yeni duygu ve uygarlık birikimleri yaratabileceği iddia
edilebilir.
Bilimin günümüzde her zaman olduğundan daha fazla masala ihtiyacı var bence.
Bu durumu da insan -bir zamanlar olduğu gibi- yeni mitolojiler (masalbilim) üreterek yaratabilir ancak.
Ne var ki, eski zamanların mitolojilerini bilmeden, mitoloji duyarlılığını keşfedemeden yenilerine yönelmek imkânsızdır.
Bilindiği gibi, artık klasikleşmiş olan mitolojik anlatıların en
ünlü şairi Anadolulu Homeros’tur. Kör olduğu rivayet edilen Egeli
Homeros, dünyevi ama ölümsüz tanrıların ve tanrıçaların; ölümsüz bu
uygarlık figürleriyle, ölümlü sıradan insanların sevişmelerinden doğan
yarı tanrıları çok canlı bir biçimde anlatır masallarında. Ayrıca, bu
masalbilim kahramanlarının hayatlarını zenginleştiren ölümlü
kahramanlara da yer verir masallarında.
Mitoloji, bilindiği gibi, semai dinlerden -Musevilik,
Hıristiyanlık ve Müslümanlık- önce, ortaya çıkmış; doğa ile son derece
barışık yaşayan insanın, kendi hayatının macerasını anlamlandırmak
için, onu doğanın varlıklarıyla buluşturup, dünyevi bir kutsallık
oluşturmuştur. İnsan mitolojide; toprağa, suya, denize, göğe, güneşe,
aya, yıldızlara, ağaca, hatta hayvanlara dünyevi olarak tapınmıştır.
Bu buluşmanın masallaşmasıyla birlikte ortaya derinliği olan
hayat mesajları, kıssadan hisseler ve değerler çıkmış; bunlar da,
öğreti-kültür-sanat alanlarında yayılmaya başlamıştır.
İnsanın yaradılışı sorgulanmış, özgürlük kavramı ortaya atılmıştır.
Arkeolog yazar Özcan Koyunoğlu Gündüz, Homeros’un masallarını
hatırlatıyor bize. Homeros’tan Masallar adlı kitapta, yaradılış ve
özgürlüğün yanı sıra yaratıcılık, kahramanlık, aşk ve ölüm,
çalışkanlık, açgözlülük, kurnazlık, sevgi gibi insanın yaradılış
özelliklerini vurgulayan masallar var.
Özcan Koyunoğlu Gündüz, kitabına aldığı; Pandora’nın Kutusu,
Persephone ve Nar Taneleri, Orpheus ve Eurydike, Daidalos ile İkaros,
Theseus ve Minotauros, Kral Midas, Arakhne ve Örümcek, Baukis ile
Philemon, Narkissos ve Ekho, Apollon ile Daphne, Eros ve Psykhe, Tahta
At, Atalante’nin Yarışı, İason ve Altın Post, Kahraman Perseus, Akıllı
Odisseus, Prometheus’un Kurtuluşu başlıklı masalları son derece yalın,
anlaşılır ve sıcak bir dille aktarıyor bize.
Yazarın aslında çocuklar için projelendirdiği Homeros’tan
Masallar kitabına, bence çocukların yanı sıra son jenerasyonun
büyüklerinin de ihtiyacı var.
Artık unutulmuş olan mitolojik masalları hatırlamak, özellikle bugün, büyüklere de çok iyi gelebilir zira.
Bu önemli kitaptaki masalları resimleyerek canlandıran -yazarın
yeğeni- Mehmet Arif Koyunoğlu’nun naif ve masalımsı desenleri de,
kitaba zengin bir boyut eklemiş.
Özcan Koyunoğlu Gündüz, “Hayal gücü olmayan bir insan, nasıl
zengin bir kafa yapısına sahip olur? Matematikte deha olan ama masal ve
öykü bilmeyen, oyun ve oyuncak tanımayan bir çocuğun robottan farkı
nedir?” diye soruyor.
Bence herkesin okuması gereken, her evde, her an el altında bulunmasını şiddetle önereceğim bir kitap Homeros’tan Masallar.
Homeros’tan Masallar, Özcan Koyunoğlu Gündüz, Boyut Yayın Grubu, 103 sayfa, Şubat 2008
10 Mart 2008, Pazartesi
PAKİZE BARIŞTA

EMRE AKÖZ Davanın tek iyi yanı
Geçen sene, Birey Yayınları, 28 Şubat (1997) darbesinin 10'uncu yılı vesilesiyle bir derleme yayınlamıştı: "28 Şubat: Postmodern Bir Darbenin Sosyal ve Siyasal Analizi."
O kitaba yazdığım makalenin başlığı şuydu: 28 Şubat Darbesinin Tek 'İyi' Yanı.
28 Şubat darbecileri, hükümeti devirdi. Refah Partisi kapatıldı.
Necmettin Erbakan, AB karşıtı, ekonomide devletçi, kültür alanında ise dayatma yanlısı bir İslamcıydı .
' Milli Görüş'ün ulusalcılıktan farkı, dindir. Deniz Baykal'a dini ekleyin, karşınıza Erbakan çıkar. Erbakan'daki dinci boyutu kaldırın, geriye bir Kemalist kalır.
28 Şubat darbecilerinin, 'farkında olmadan' yaptığı tek iyi şey... RP'deki 'serbest piyasacı' ve 'AB yanlısı' genç kadronun önünü açmak oldu.
Anadolu sermayesini temsil eden bu kadro 2002'de hükümet oldu.
AKP'ye 22 Temmuz 2007 seçimlerini ezici bir üstünlükle kazandıran olumlu icraatından bahsetmeyeceğim.
Amacım yukarıdaki soruyu tekrar formüle etmek: " Bu kapatma davasının iyi yanı nedir? "
Ama önce biraz tarih... Atatürk, 1937'de başbakanlığı Celal Bayar'a verirken şöyle demişti: " Ordu komutanlarını ben atarım. Vali atamalarını da ben yaparım. Gerisi sana kalmış... "
İşte iki başlı 'siyasi yapı' bu... Bir yanda: Halkın oyuyla hükümete gelen siyasetçiler ki onların işi ekonomiyle uğraşmaktır... Öte yanda: Devlet alanında konumlanıp 'yüksek siyasetle' (?) uğraşan bürokratik elit...
İki grubu ayıran hudut da laikliktir . Bürokratik elit, alttan gelerek, maddi ve manevi çıkarlarını tehdit edenlerin önünü laiklik ilkesini bir öyle, bir böyle yorumlayarak keser.
Aynı şeyi sık sık yapabilmesinin sırrı şudur: Halkın büyük çoğunluğu Müslüman'dır. Geleneksel kültür din ile yoğrulmuştur. Kitle partisi oluşturmak isteyen hemen her politikacı; dini temalara başvurmak, kendini o terimlerle anlatmak zorundadır.
Ancak politikacı dinden söz ettiği anda... " Dini siyasete alet ediyor " yaygarası ile karşılaşır: Aynı Menderes'in, Demirel'in, Özal'ın başına geldiği gibi...
İki siyasetçi hariç: 1973'teki Ecevit dine ağırlık vermeden kitleselleşti; çünkü dönem uygundu. Erbakan ise zaten hep 'dinci' oldu.
Bizdeki sistemin diğer kırılgan noktası Kürtlerdir . Kürt vatandaşların en sıradan, en normal talepleri dahi " bölücülük " olarak adlandırılmıştır.
Kürtlerin demokratik taleplerini dile getireceği partiler kapatılmıştır.
Şimdi tekrar AKP'ye dönebiliriz...
AKP ekonomideki başarısıyla gelen devasa oy oranına dayanarak "özgürlükçü siyaseti " boşladı.
Mesela ... 301'i uykuya yatırdı... Anayasa'da ve Siyasi Partiler Kanunu'nda gerekli değişiklikleri yapmadı... AB sürecini yavaşlattı... Alevi açılımını kısa keserek, " Canım, zaten bunlar Sünni partisi " dedirtti... Van savcısı Ferhat Sarıkaya'yı yalnız bıraktı... DTP'ye kapatma davası açıldığında sessiz kaldı.... Hrant Dink davasını daha fazla zorlamadı...
Misalleri çoğaltabiliriz.
Sonucu hep birlikte görüyoruz: Antidemokratik güçler atağa geçti.
Özetle: Türkiye'nin hukuk devleti olamadığını apaçık gösteren bu 'siyasi' davanın tek olumlu yanı, AKP'yi kendine getirmesi olacak. Tekrar demokrasinin ipine sarılacak. Kendini kuyudan yukarı çekerken, hakkı yenilen diğerlerini de beraberinde sürükleyecek.
Yapmazsa, boğarlar








GÜÇLÜ DEĞERLİ TÜRK LİRA'SINDAN KORKMAK NE DEMEK bozun bütün ezberleri !!!
Bu yıl da Lira’nın değeri Amerikan doları ve Avro karşısında hızla artıyor.
Bir Amerikan doları 1 lira 14 kuruşa kadar indi.
Hatta bir Lira’nın da altına inebilir.
Dolar'ın 1 YTL düzeyine inmesi halinde ekonomide nelerle karşılaşılacağını anlatıyor bu yazı
Ülke paralarının gerçek değişim oranları emek verimliliğine göre belirlenir.
Hangi ülkenin emek verimliliği yüksekse o ülkenin parası daha değerli olur.
Piyasalarda ise ülkelerin paralarının fiyatları “o ülkenin döviz rezervleri, reel faiz hadleri, dış ticaret
hadleri, ülke riski” gibi bir çok farklı değişken tarafından belirlenir.
Türkiye’de emek verimliliği düşük olmasına rağmen Türk Lirası geçen yıl piyasa fiyatlarıyla Amerikan
dolarına karşı yüzde 18.5 oranında değerlendi.
Bu yıl da Lira’nın değeri Amerikan doları ve Avro karşısında hızla artıyor.
Bir Amerikan doları 1 lira 14 kuruşa kadar indi.
Ne mi oldu?
ABD’de enflasyon oranı faiz haddinin üzerine çıktı.
Amerikan dolarının reel faizi negatif olunca, bir Amerikan doları 1 Türk Lirasına da eşit olabilir.
Hatta bir Lira’nın da altına inebilir.
Çünkü Türkiye dünya ülkeleri arasında en yüksek reel faiz veren tek ülke.
Faiz çok yüksek olunca, bunu duyan parasını Türkiye’ye getiriyor.
Türkiye’nin yüksek reel faiz verdiğini kanıtlayan bir uygulamaya geçen hafta şahit olduk.
Avrupa Yatırım Bankası (AYB) yüzde 12 faiz oranıyla Türk Lirası üzerinden iki yıl vadeli tahvil ihraç etti.
Oysa Türkiye’de Hazine tahvillerinin faizi yüzde 16.4 oranında seyrediyor.
AYB’nin yaptığı Türk Lirası tahvil ihracı yüzde 4.4 ilave faiz ödemenin anlamsızlığını ortaya koyuyor.
Hatta bu ilave faiz oranını gerçek piyasa fiyatının üzerinde ödenen bir rant olarak değerlendirebiliriz.



multimedya
internet
aşamasındaki
bugünkü
internette
limit ve aşırı
fiyatlar da bir
sansürdür
