Bugün 23 Nisan, siyasette biraz gergin oluyor insan
|
|
TBMM'deki törenlerde Büyükanıt, Erdoğan'la sohbet ederken, Baykal sırtını döndü.
|
24/04/2008 (1004 kişi okudu)
RADİKAL -
DTP'liler kırmızılarla geldi
Bu törene
neredeyse tam kadro katılan DTP'liler kırmızı renk
kravatlar takması dikkat çekti. DTP Grup Başkanvekili Fatma Kurtulan'ın
da kırmızı renk elbise seçmesi gözlerden kaçmadı.
DTP'li Meclis İdare Amiri Sırrı Sakık, DSP Genel
Başkanı Zeki Sezer, ÖDP Genel Başkanı Ufuk Uras, YÖK Başkanı Prof. Dr.
Yusuf Ziya Özcan ve çok sayıda
milletvekili katıldı.
Anıtkabir'in merdivenlerinden düştü.
Aslanlı Yol'da sıcak sohbet
Türk: Söyleyecek bir şey yok
Hoporlörde 'Bond Kızları'
TBMM'nin 88. yaşgününü kutladığı törenlere hem kavga ve küskünlük hem de MHP-DTP yakınlaşması damgasını vurdu
ANKARA - TBMM'nin 88. yaşgününü kutladığı 23 Nisan etkinlikleri DTP
ile MHP arasındaki buzları eritti.
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı ile TBMM'nin açılışının
88. yıldönümü dolayısıyla ilk tören TBMM'deki Atatürk Anıtı önünde
yapıldı.
Anıtkabir'deki törenlereyse TBMM Başkanı Toptan'ın yanı sıra,
Başbakan Erdoğan, bakanlar, CHP lideri Baykal, MHP lideri Bahçeli, DTP
Grup Başkanı Türk,
Tören esnasında Erdoğan ile Baykal birbirlerine uzak durmaya özen
gösterdi. Heyetin Misak-ı Milli Kulesi'ne geçişi sırasında, CHP
İstanbul Milletvekili Nur Serter,
Aslanlı Yol'daysa Bahçeli ve Türk bir süre sohbet etti. Türk,
Bahçeli'ye, "Siyasetlerimiz farklı olabilir ama insani ilişkilerimiz
önemli" dedi. Bahçeli de Türk'e "Bu tür toplantılarda DTP'nin
bulunmasını birlik ve beraberlik açısından çok önemsiyorum" diye yanıt
verdi. Gün boyu gerçekleştirilen törenlerde de iki siyasi arasındaki
diyaloglar devam etti.
1. Meclis'te düzenlenen töreneyse Toptan'ın yanı sıra, Genelkurmay
Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt, kuvvet komutanları, çok sayıda bakan
ve milletvekili katıldı. MHP, ÖDP ve DSP liderlerinin hazır bulunduğu
törende DTP'den Hasip Kaplan ve Sırrı Sakık da yer aldı. MHP Genel
Başkanı Devlet Bahçeli, burada DTP'li Kaplan'ı görünce yanına giderek
"Gelin Hasip Bey, Meclis'in renklerini tamamlayalım" dedi. Bahçeli ile
Kaplan arasındaki sıcak sohbet bir süre devam etti.
Genelkurmay Başkanı ve kuvvet komutanlarının Meclis çatısı
altındaki tören ve resepsiyonlara DTP'liler bulunacağı gerekçesi ile
katılmayacakları iddiası da boş çıktı. Askerlerle DTP'liler hem 1.
Meclis'teki törenlerde hem de Toptan'ın TBMM'deki kabulünde aynı çatı
altında bir araya geldi.
Birinci Meclis'teki törende konuşan Toptan, sorunların çözüm
yerinin Meclis olduğunun altını şu cümlelerle çizdi: "Açıldığı günden
beri milletimizin kaderine yön veren Meclisimiz, sorunların çözüm
adresi olmayı sürdürmektedir. Milletimizi bağımsızlığa kavuşturma
başarısını göstermiş olan Meclisimizin bugün de çözemeyeceği hiçbir
sorun yoktur. Yeter, ki; bizler Gazi Meclisimizi oluşturan
milletvekilleri gibi kenetlenelim. Güçlü bir Türkiye için, güçlü bir
halk iradesine, yani Meclis'e sahip olmamız gerektiğini bilerek
herkesin gereken hassasiyeti göstermesi gerekir. Meclisimizin
saygınlığı konusunda herkesin gereken özeni göstermesi, Cumhuriyeti
kuran iradeye bağlılığın gereğidir."
Toptan, daha sonra TBMM'de kutlamaları kabul etti. Bahçeli burada
da DTP Grup Başkanı Ahmet Türk ve DTP'li Meclis İdare Amiri DTP'li
Sırrı Sakık'la tokalaştı. Başbakan Erdoğan tören salonuna girerken
ayağı takılınca düşme tehlikesi atlattı. ÖDP, BBP ve DSP liderleri ile
el sıkışan Erdoğan, DTP'li Türk ile tokalaşmadan yerine geçti. Türk
gazetecilerin sorularını "Siz zaten her şeyi gördünüz. Ben bu durumda
bir şey söyleme gereği duymuyorum" diye yanıtlamakla yetindi.
DTP'li Ahmet Türk'ün pozisyonu nedeniyle kabul sırasında protokol
sıkıntısı da yaşandı. Önce genel başkanların bulunduğu bölüme alınan
Türk, genel başkan olmadığı için protokol görevlileri tarafından grup
başkanvekillerinin yanına alındı. Daha sonra Bahçeli'nin devreye
girmesiyle yeniden genel başkanların bölümüne yönlendirildi.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül de, 23 Nisan nedeniyle Köşk'te öğle
yemeği verdi. Yemeğe katılmayan tek lider Deniz Baykal oldu. Baykal
aynı saatlerde Mamaklı muhtarlara Çağ Kebapçısın'da davet verdi. CHP'li
TBMM Başkanvekili Güldal Mumcu'nun da gitmediği yemekte, TBMM Başkanı
Toptan, Erdoğan, Bahçeli, Türk, DSP lideri Zeki Sezer, ÖDP Lideri Ufuk
Uras ve BBP Lideri Yazıcıoğlu hazır bulundu. Yemeğe, AKP ve MHP'li
Meclis başkanvekileri de gitti.
19 Mayıs Stadyumu'ndaki törendeyse öğrenciler gösteriler yaptı.
Geçiş töreni sırasında öğrenciler 'Türkiye çöl olmasın', 'Çocuklar için
sigarasız çevre', 'Aşılı çocuklarla sağlıklı yarınlara', 'Medya
okuryazarlığı dersini seçin' gibi mesajlar içeren pankartlar taşıdı.
Törende, engelli öğrenciler de tekerlekli sandalye ve koltuk
değnekleriyle gösteri yaptı. Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik'in
Modern Dans Grubu'nun gösterisini izlerken sıkıldığı gözlendi.
Öğrencilerin halk oyunları gösterisiyse Çelik'in neşesini tekrar yerine
getirdi.
Stadyumdaki gösteriler sırasında, Çingeneler Zamanı, Bond
Kızları, Up is Down You Only Live Once gibi yabancı müziklerin
seçilmesi dikkat çekti.
Bahçeli, renkleri tamamladı!
MHP lideri Bahçeli, törenler sırasında DTP'li Türk ve Sakık'la tokalaştı, Hasip Kaplan'la da neşeli
bir havada konuştu.
Bahçeli, "Gelin Hasip bey, Meclis'in renklerini tamamlayalım"
dedi.
mhp dtp !!!

EMRE AKÖZ Davanın tek iyi yanı
Geçen sene, Birey Yayınları, 28 Şubat (1997) darbesinin 10'uncu yılı vesilesiyle bir derleme yayınlamıştı: "28 Şubat: Postmodern Bir Darbenin Sosyal ve Siyasal Analizi."
O kitaba yazdığım makalenin başlığı şuydu: 28 Şubat Darbesinin Tek 'İyi' Yanı.
28 Şubat darbecileri, hükümeti devirdi. Refah Partisi kapatıldı.
Necmettin Erbakan, AB karşıtı, ekonomide devletçi, kültür alanında ise dayatma yanlısı bir İslamcıydı .
' Milli Görüş'ün ulusalcılıktan farkı, dindir. Deniz Baykal'a dini ekleyin, karşınıza Erbakan çıkar. Erbakan'daki dinci boyutu kaldırın, geriye bir Kemalist kalır.
28 Şubat darbecilerinin, 'farkında olmadan' yaptığı tek iyi şey... RP'deki 'serbest piyasacı' ve 'AB yanlısı' genç kadronun önünü açmak oldu.
Anadolu sermayesini temsil eden bu kadro 2002'de hükümet oldu.
AKP'ye 22 Temmuz 2007 seçimlerini ezici bir üstünlükle kazandıran olumlu icraatından bahsetmeyeceğim.
Amacım yukarıdaki soruyu tekrar formüle etmek: " Bu kapatma davasının iyi yanı nedir? "
Ama önce biraz tarih... Atatürk, 1937'de başbakanlığı Celal Bayar'a verirken şöyle demişti: " Ordu komutanlarını ben atarım. Vali atamalarını da ben yaparım. Gerisi sana kalmış... "
İşte iki başlı 'siyasi yapı' bu... Bir yanda: Halkın oyuyla hükümete gelen siyasetçiler ki onların işi ekonomiyle uğraşmaktır... Öte yanda: Devlet alanında konumlanıp 'yüksek siyasetle' (?) uğraşan bürokratik elit...
İki grubu ayıran hudut da laikliktir . Bürokratik elit, alttan gelerek, maddi ve manevi çıkarlarını tehdit edenlerin önünü laiklik ilkesini bir öyle, bir böyle yorumlayarak keser.
Aynı şeyi sık sık yapabilmesinin sırrı şudur: Halkın büyük çoğunluğu Müslüman'dır. Geleneksel kültür din ile yoğrulmuştur. Kitle partisi oluşturmak isteyen hemen her politikacı; dini temalara başvurmak, kendini o terimlerle anlatmak zorundadır.
Ancak politikacı dinden söz ettiği anda... " Dini siyasete alet ediyor " yaygarası ile karşılaşır: Aynı Menderes'in, Demirel'in, Özal'ın başına geldiği gibi...
İki siyasetçi hariç: 1973'teki Ecevit dine ağırlık vermeden kitleselleşti; çünkü dönem uygundu. Erbakan ise zaten hep 'dinci' oldu.
Bizdeki sistemin diğer kırılgan noktası Kürtlerdir . Kürt vatandaşların en sıradan, en normal talepleri dahi " bölücülük " olarak adlandırılmıştır.
Kürtlerin demokratik taleplerini dile getireceği partiler kapatılmıştır.
Şimdi tekrar AKP'ye dönebiliriz...
AKP ekonomideki başarısıyla gelen devasa oy oranına dayanarak "özgürlükçü siyaseti " boşladı.
Mesela ... 301'i uykuya yatırdı... Anayasa'da ve Siyasi Partiler Kanunu'nda gerekli değişiklikleri yapmadı... AB sürecini yavaşlattı... Alevi açılımını kısa keserek, " Canım, zaten bunlar Sünni partisi " dedirtti... Van savcısı Ferhat Sarıkaya'yı yalnız bıraktı... DTP'ye kapatma davası açıldığında sessiz kaldı.... Hrant Dink davasını daha fazla zorlamadı...
Misalleri çoğaltabiliriz.
Sonucu hep birlikte görüyoruz: Antidemokratik güçler atağa geçti.
Özetle: Türkiye'nin hukuk devleti olamadığını apaçık gösteren bu 'siyasi' davanın tek olumlu yanı, AKP'yi kendine getirmesi olacak. Tekrar demokrasinin ipine sarılacak. Kendini kuyudan yukarı çekerken, hakkı yenilen diğerlerini de beraberinde sürükleyecek.
Yapmazsa, boğarlar








GÜÇLÜ DEĞERLİ TÜRK LİRA'SINDAN KORKMAK NE DEMEK bozun bütün ezberleri !!!
Bu yıl da Lira’nın değeri Amerikan doları ve Avro karşısında hızla artıyor.
Bir Amerikan doları 1 lira 14 kuruşa kadar indi.
Hatta bir Lira’nın da altına inebilir.
Dolar'ın 1 YTL düzeyine inmesi halinde ekonomide nelerle karşılaşılacağını anlatıyor bu yazı
Ülke paralarının gerçek değişim oranları emek verimliliğine göre belirlenir.
Hangi ülkenin emek verimliliği yüksekse o ülkenin parası daha değerli olur.
Piyasalarda ise ülkelerin paralarının fiyatları “o ülkenin döviz rezervleri, reel faiz hadleri, dış ticaret
hadleri, ülke riski” gibi bir çok farklı değişken tarafından belirlenir.
Türkiye’de emek verimliliği düşük olmasına rağmen Türk Lirası geçen yıl piyasa fiyatlarıyla Amerikan
dolarına karşı yüzde 18.5 oranında değerlendi.
Bu yıl da Lira’nın değeri Amerikan doları ve Avro karşısında hızla artıyor.
Bir Amerikan doları 1 lira 14 kuruşa kadar indi.
Ne mi oldu?
ABD’de enflasyon oranı faiz haddinin üzerine çıktı.
Amerikan dolarının reel faizi negatif olunca, bir Amerikan doları 1 Türk Lirasına da eşit olabilir.
Hatta bir Lira’nın da altına inebilir.
Çünkü Türkiye dünya ülkeleri arasında en yüksek reel faiz veren tek ülke.
Faiz çok yüksek olunca, bunu duyan parasını Türkiye’ye getiriyor.
Türkiye’nin yüksek reel faiz verdiğini kanıtlayan bir uygulamaya geçen hafta şahit olduk.
Avrupa Yatırım Bankası (AYB) yüzde 12 faiz oranıyla Türk Lirası üzerinden iki yıl vadeli tahvil ihraç etti.
Oysa Türkiye’de Hazine tahvillerinin faizi yüzde 16.4 oranında seyrediyor.
AYB’nin yaptığı Türk Lirası tahvil ihracı yüzde 4.4 ilave faiz ödemenin anlamsızlığını ortaya koyuyor.
Hatta bu ilave faiz oranını gerçek piyasa fiyatının üzerinde ödenen bir rant olarak değerlendirebiliriz.



multimedya
internet
aşamasındaki
bugünkü
internette
limit ve aşırı
fiyatlar da bir
sansürdür
