www.blogmedya.deriz.biz
http://ssorulmayansorular.bloggum.com
sıksorulmayansorular sorar ya siz
ayrılmayın
böyle
ayrılık
olmaz
Kuzey Kore’nin nükleer beyanatı yeterli değil
03/07/2008
ABD
Başkanı Bush’un, Kuzey Kore’nin gecikmiş nükleer beyanını fazla
önemseyip bu noktaya gelinmesine yol açan diplomasiyi övmesi, ‘şer
ekseni’ne ve ‘pigme’ diktatör Kim Jong-Il’e karşı koymaya yönelik sert
konuşmasını hatırlayan şahin destekçilerini ürkütmüş olmalı. Kuzey
Kore’yi ‘terörü destekleyen ülkeler’ listesinden çıkarma planını
açıklayan Bush, beyanın atılacak pekçok adımdan sadece biri olduğunu
itiraf etti. Başkan, ABD’nin Kim’in rejimiyle ilgili hayal kurmadığını
da belirtti.
Fakat, Bush yönetimi umutsuzca bir dış politika başarısı arayışında
olmasaydı, başkanı Kuzey Kore’ye böylesine önemsiz bir belge için
siyasi kredi verirken tahayyül edemezdiniz. Kuzey Kore bir silahı
infilak ettirdi. İki yıl önceki bu test, ABD ve altılı görüşmelerdeki
ortaklarını ülkenin nükleer silahtan arındırılması için harekete
geçirdi ve şu anlaşmanın önünü açtı: Akaryakıt ve diğer yardımlar
karşılığı, Kuzey Kore Yongbyon’daki ana nükleer tesislerini 60 günde
kapatmayı ve tüm nükleer faaliyetlerini beyan edip durdurmayı kabul
etti. Bu arzulanır sonuçtan çok uzaktayız. ABD, beyanın bilmediği
birşeyi ifşa etmesini beklemiyor. Belge, müfettişlerin gördüğü veya var
olduğu sonucuna vardığı tesislerin ayrıntılarını verecek. Bu minik adım
bile ilerleme kaydedilmemesinden iyidir. Fakat kimse, bunun harika bir
diplomatik başarı olduğunu veya Kuzey Kore’nin cidden nükleer
silahlarını bırakmayı düşündüğünü zannetmesin.
www.blogmedya.deriz.biz
http://ssorulmayansorular.bloggum.com
sıksorulmayansorular sorar ya siz
ayrılmayın
böyle
ayrılık
olmaz
İran’ı vurmak felaket yaratır
01/07/2008
Nükleer
programı nedeniyle İran’a düzenlenecek bir saldırı, bu ülkenin nükleer
bomba elde etme ihtimalini bir gecede yüzde 100’e çıkarır
İran’ı
uranyum zenginleştirme programını dondurmaya ikna etme çabaları, yeni
ve tehlikeli bir aşamaya giriyor. Tahran’dan bakılacak olursa, Batı
yine mutat iyi polis-kötü polis oyununu oynuyor. İyi polis rolündeki AB
Dış Politika Yüksek Temsilcisi Javier Solana, zenginleştirme işlemini
durdururlarsa kendilerine verilebilecek bir teşvik paketinin hâlâ
masada beklediğini söylüyor. Kötü polisi oynayan İsrail’se, uzun
menzilli bir saldırıya ne kadar hazır olduklarını gösteren bir
tatbikatla, 100 savaş uçağını doğu Akdeniz’in 1400 kilometre içine
gönderiyor, ki bu da İsrail’le İran’ın Natanz’daki ana uranyum
zenginleştirme tesisi arasındaki mesafeye eşit.
İsrail sadece savaş uçakları göndermekle de kalmıyor. Sağlam
istihbaratlı analizciler devreye sokularak, İsrailli bakanların İran’ın
gizli nükleer bomba programı söylentisiyle ilgili uyarıları açığa
kavuşturmak üzere görevlendiriliyor. Bulgular şöyle: Suriye İran’a,
İsrail’in eylül ayında bombalamış olduğu el Kibar’dan kullanılmış
nükleer yakıt tedarik etmeyi planlıyordu; Kuzey Kore’nin (el Kibar’ın
inşaatında Suriye’nin danışmanıydı) beyan ettiği nükleer bölünebilir
malzemeyle üretmiş olabileceği miktar arasında bulunan uyuşmazlıkların,
İran’ın bir nükleer bomba yapmak için gereken malzemeyi ne kadar kısa
sürede elde edebileceğine dair istihbarat tahminlerini büyük ölçüde
değiştirmesi; Tahran’ın bomba programında dönüşü olmayan noktanın şu an
itibarıyla 2010 olması; ve evet, İran’ın nükleer tesislerini
bombalamanın muhakkak bölgesel sonuçlara yol açacağı, ama bunların yine
de öbür ihtimale kıyasla, nispeten daha hayırlı olacağı. Bir İsrail
başbakanı istihbaratına sadece yüzde 70 güvense, bu bile düğmeye
basması için yeterli olacaktır.
Irak’taki istikrar yerle bir olur
Bu iddialar Washington’un istihbarat çevrelerinde bile tartışmalı. Ama
İsrail’in mesajı gayet açık: Siz harekete geçmezseniz biz geçeceğiz,
hem de çok yakında.
İran’ın meclis sözcüsü ve eski nükleer müzakerecisi Ali Laricani geçen
gün, İran’ın nükleer tesislerine yapılacak bir saldırının bomba
programı için sağlam bir gerekçe oluşturacağını söyleyerek cevap verdi.
Diğer bir deyişle, İran’ın gizli nükleer bomba programının ihtimali,
bir gecede yüzde 70’ten yüzde 100’e fırlayacak. İsrail Natanz ve diğer
tesisleri bombalayarak biraz vakit kazansa da, neticeyi tümüyle
değiştirmesi mümkün olmayacak.
Hangi ABD başkanı olursa olsun, İran’ın devrim muhafızlarının Irak’ta
zar zor sağlanabilmiş ve bedelini başkomutan olarak 4 bin 106 Amerikan
askerinin hayatıyla ödediği ilerlemeyi mahvetme gücü hakkında oturup
adam gibi düşünmesi gerekir. Ayrıca Körfez petrollerinin yüzde 90’ının
geçtiği Hürmüz Boğazı ve Afganistan meseleleri de var. Hizbullah’ın
uzun menzilli roketleriyse cabası. İsrailliler saldırırsa bunun
yaratacağı sonuçları tasvir etmede, Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu
başkanı Muhammed Baradey’in ‘ateşten bir top’ ifadesi bile hafif
kalacak.
www.blogmedya.deriz.biz
http://ssorulmayansorular.bloggum.com
sıksorulmayansorular sorar ya siz
ayrılmayın
böyle
ayrılık
olmaz
İran’ı vurmak felaket yaratır
01/07/2008
Nükleer
programı nedeniyle İran’a düzenlenecek bir saldırı, bu ülkenin nükleer
bomba elde etme ihtimalini bir gecede yüzde 100’e çıkarır
İran’ı
uranyum zenginleştirme programını dondurmaya ikna etme çabaları, yeni
ve tehlikeli bir aşamaya giriyor. Tahran’dan bakılacak olursa, Batı
yine mutat iyi polis-kötü polis oyununu oynuyor. İyi polis rolündeki AB
Dış Politika Yüksek Temsilcisi Javier Solana, zenginleştirme işlemini
durdururlarsa kendilerine verilebilecek bir teşvik paketinin hâlâ
masada beklediğini söylüyor. Kötü polisi oynayan İsrail’se, uzun
menzilli bir saldırıya ne kadar hazır olduklarını gösteren bir
tatbikatla, 100 savaş uçağını doğu Akdeniz’in 1400 kilometre içine
gönderiyor, ki bu da İsrail’le İran’ın Natanz’daki ana uranyum
zenginleştirme tesisi arasındaki mesafeye eşit.
İsrail sadece savaş uçakları göndermekle de kalmıyor. Sağlam
istihbaratlı analizciler devreye sokularak, İsrailli bakanların İran’ın
gizli nükleer bomba programı söylentisiyle ilgili uyarıları açığa
kavuşturmak üzere görevlendiriliyor. Bulgular şöyle: Suriye İran’a,
İsrail’in eylül ayında bombalamış olduğu el Kibar’dan kullanılmış
nükleer yakıt tedarik etmeyi planlıyordu; Kuzey Kore’nin (el Kibar’ın
inşaatında Suriye’nin danışmanıydı) beyan ettiği nükleer bölünebilir
malzemeyle üretmiş olabileceği miktar arasında bulunan uyuşmazlıkların,
İran’ın bir nükleer bomba yapmak için gereken malzemeyi ne kadar kısa
sürede elde edebileceğine dair istihbarat tahminlerini büyük ölçüde
değiştirmesi; Tahran’ın bomba programında dönüşü olmayan noktanın şu an
itibarıyla 2010 olması; ve evet, İran’ın nükleer tesislerini
bombalamanın muhakkak bölgesel sonuçlara yol açacağı, ama bunların yine
de öbür ihtimale kıyasla, nispeten daha hayırlı olacağı. Bir İsrail
başbakanı istihbaratına sadece yüzde 70 güvense, bu bile düğmeye
basması için yeterli olacaktır.
Irak’taki istikrar yerle bir olur
Bu iddialar Washington’un istihbarat çevrelerinde bile tartışmalı. Ama
İsrail’in mesajı gayet açık: Siz harekete geçmezseniz biz geçeceğiz,
hem de çok yakında.
İran’ın meclis sözcüsü ve eski nükleer müzakerecisi Ali Laricani geçen
gün, İran’ın nükleer tesislerine yapılacak bir saldırının bomba
programı için sağlam bir gerekçe oluşturacağını söyleyerek cevap verdi.
Diğer bir deyişle, İran’ın gizli nükleer bomba programının ihtimali,
bir gecede yüzde 70’ten yüzde 100’e fırlayacak. İsrail Natanz ve diğer
tesisleri bombalayarak biraz vakit kazansa da, neticeyi tümüyle
değiştirmesi mümkün olmayacak.
Hangi ABD başkanı olursa olsun, İran’ın devrim muhafızlarının Irak’ta
zar zor sağlanabilmiş ve bedelini başkomutan olarak 4 bin 106 Amerikan
askerinin hayatıyla ödediği ilerlemeyi mahvetme gücü hakkında oturup
adam gibi düşünmesi gerekir. Ayrıca Körfez petrollerinin yüzde 90’ının
geçtiği Hürmüz Boğazı ve Afganistan meseleleri de var. Hizbullah’ın
uzun menzilli roketleriyse cabası. İsrailliler saldırırsa bunun
yaratacağı sonuçları tasvir etmede, Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu
başkanı Muhammed Baradey’in ‘ateşten bir top’ ifadesi bile hafif
kalacak.