Erken kalkmayan avrat, söz dinlemeyen evlat, mahbuzla gitmeyen at kapında varsa kaldır at.
Çin Atasözü
Bir yerde küçük insanların gölgeleri büyüyorsa orada güneş batıyor demektir.
Çin Atasözü
Evlilik bir kale gibidir. Dışardakiler oraya girmek için, içerdekiler de çıkmak için uğraşır dururlar.
Çin Atasözü
Neden birbirimizi öldürüyoruz ki biraz beklesek zaten kendiliğimizden öleceğiz.
Çin Atasözü
Sorun kuyunun derinliği değil hedefe ulaştırmayan ipin kısalığıdır.
Çin Atasözü
Fazilete giden kapıyı açmak güçtür.
Çin Atasözü
Sevinçli anında kimseye vaatte bulunma. Öfkeli anında kimseye cevap verme.
Çin Atasözü
Çok neşeli anınızda kimseye bir şey vaadetmeyin. Çok öfkeli anınızda kimseye yanıt vermeyin.
Çin Atasözü
Gülerken göbeği oynamayan adama güvenmem.
Çin Atasözü
Zenginlik gübredir. Yalnızca saçıldığında yararlı olur.
Çin Atasözü
Dağın tepesine hangi yoldan çıkarsan çık,manzara aynıdır.
Çin Atasözü
Satın alırken kulaklarını değil,gözlerini kullan.
Çin atasözü
Bütün dünyada bir tek güzel çocuk vardır. Bütün annelerde ona sahiptir.
Çin atasözü
Kadına inanan, kendini aldatır. İnanmayan da kadını aldatır.
Çin Atasözü
Bir iş açmak çok kolaydır; onu açık tutmak ise çok zordur.
Çin Atasözü
Dünyada kusursuz iki insan vardır. Biri ölmüştür, biri de doğmamıştır.
Çin Atasözü
Ağaç ne kadar yüksek olursa olsun, yaprakları yine de yere dökülür.
Çin Atasözü
Gelenler korkmayanlardır. Korkanlar gelmediler.
Çin Atasözü
Dostunun alnındaki sineği baltayla kovalama.
Çin Atasözü
Gül sunan bir elde daima bir miktar gül kokusu kalır.
Çin Atasözü
Duvar yapıldıktan sonra duvarcı unutulur.
Çin Atasözü
Başarı belki insana çok şey öğretmez, fakat başarısızlık çok şey öğretir.
Çin atasözü
Bir yılı planlıyorsaniz pirinç yetiştirin.Yirmi yılı planlıyorsaniz agaç yetiştirin.Yüzyillari planlıyorsanız insan yetiştirin.
Çin Atasözü
Başkalarını azarlar gibi kendini azarla, kendini affeder gibi başkalarını affet.
Çin Atasözü
Çok keyifli zamanınızda kimseye birşey vaad etmeyin. Çok öfkeli anınızda da kimseye yanıt vermeyin.
Çin Atasözü



EMRE AKÖZ Davanın tek iyi yanı
Geçen sene, Birey Yayınları, 28 Şubat (1997) darbesinin 10'uncu yılı vesilesiyle bir derleme yayınlamıştı: "28 Şubat: Postmodern Bir Darbenin Sosyal ve Siyasal Analizi."
O kitaba yazdığım makalenin başlığı şuydu: 28 Şubat Darbesinin Tek 'İyi' Yanı.
28 Şubat darbecileri, hükümeti devirdi. Refah Partisi kapatıldı.
Necmettin Erbakan, AB karşıtı, ekonomide devletçi, kültür alanında ise dayatma yanlısı bir İslamcıydı .
' Milli Görüş'ün ulusalcılıktan farkı, dindir. Deniz Baykal'a dini ekleyin, karşınıza Erbakan çıkar. Erbakan'daki dinci boyutu kaldırın, geriye bir Kemalist kalır.
28 Şubat darbecilerinin, 'farkında olmadan' yaptığı tek iyi şey... RP'deki 'serbest piyasacı' ve 'AB yanlısı' genç kadronun önünü açmak oldu.
Anadolu sermayesini temsil eden bu kadro 2002'de hükümet oldu.
AKP'ye 22 Temmuz 2007 seçimlerini ezici bir üstünlükle kazandıran olumlu icraatından bahsetmeyeceğim.
Amacım yukarıdaki soruyu tekrar formüle etmek: " Bu kapatma davasının iyi yanı nedir? "
Ama önce biraz tarih... Atatürk, 1937'de başbakanlığı Celal Bayar'a verirken şöyle demişti: " Ordu komutanlarını ben atarım. Vali atamalarını da ben yaparım. Gerisi sana kalmış... "
İşte iki başlı 'siyasi yapı' bu... Bir yanda: Halkın oyuyla hükümete gelen siyasetçiler ki onların işi ekonomiyle uğraşmaktır... Öte yanda: Devlet alanında konumlanıp 'yüksek siyasetle' (?) uğraşan bürokratik elit...
İki grubu ayıran hudut da laikliktir . Bürokratik elit, alttan gelerek, maddi ve manevi çıkarlarını tehdit edenlerin önünü laiklik ilkesini bir öyle, bir böyle yorumlayarak keser.
Aynı şeyi sık sık yapabilmesinin sırrı şudur: Halkın büyük çoğunluğu Müslüman'dır. Geleneksel kültür din ile yoğrulmuştur. Kitle partisi oluşturmak isteyen hemen her politikacı; dini temalara başvurmak, kendini o terimlerle anlatmak zorundadır.
Ancak politikacı dinden söz ettiği anda... " Dini siyasete alet ediyor " yaygarası ile karşılaşır: Aynı Menderes'in, Demirel'in, Özal'ın başına geldiği gibi...
İki siyasetçi hariç: 1973'teki Ecevit dine ağırlık vermeden kitleselleşti; çünkü dönem uygundu. Erbakan ise zaten hep 'dinci' oldu.
Bizdeki sistemin diğer kırılgan noktası Kürtlerdir . Kürt vatandaşların en sıradan, en normal talepleri dahi " bölücülük " olarak adlandırılmıştır.
Kürtlerin demokratik taleplerini dile getireceği partiler kapatılmıştır.
Şimdi tekrar AKP'ye dönebiliriz...
AKP ekonomideki başarısıyla gelen devasa oy oranına dayanarak "özgürlükçü siyaseti " boşladı.
Mesela ... 301'i uykuya yatırdı... Anayasa'da ve Siyasi Partiler Kanunu'nda gerekli değişiklikleri yapmadı... AB sürecini yavaşlattı... Alevi açılımını kısa keserek, " Canım, zaten bunlar Sünni partisi " dedirtti... Van savcısı Ferhat Sarıkaya'yı yalnız bıraktı... DTP'ye kapatma davası açıldığında sessiz kaldı.... Hrant Dink davasını daha fazla zorlamadı...
Misalleri çoğaltabiliriz.
Sonucu hep birlikte görüyoruz: Antidemokratik güçler atağa geçti.
Özetle: Türkiye'nin hukuk devleti olamadığını apaçık gösteren bu 'siyasi' davanın tek olumlu yanı, AKP'yi kendine getirmesi olacak. Tekrar demokrasinin ipine sarılacak. Kendini kuyudan yukarı çekerken, hakkı yenilen diğerlerini de beraberinde sürükleyecek.
Yapmazsa, boğarlar








download 200 MB oldu