Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)
cumhurreisi ayed hadis en birinci bila kayd u şard kagıt 50 kurus sabim 184 alolambadan vazo bırakın da çalışalım analar günü duelist filmiEMRE AKÖZ Davanın tek iyi yanı Geçen sene, Birey Yayınları, 28 Şubat (1997) darbesinin 10'uncu yılı vesilesiyle bir derleme yayınlamıştı: "28 Şubat: Postmodern Bir Darbenin Sosyal ve Siyasal Analizi." O kitaba yazdığım makalenin başlığı şuydu: 28 Şubat Darbesinin Tek 'İyi' Yanı. 28 Şubat darbecileri, hükümeti devirdi. Refah Partisi kapatıldı. Necmettin Erbakan, AB karşıtı, ekonomide devletçi, kültür alanında ise dayatma yanlısı bir İslamcıydı . ' Milli Görüş'ün ulusalcılıktan farkı, dindir. Deniz Baykal'a dini ekleyin, karşınıza Erbakan çıkar. Erbakan'daki dinci boyutu kaldırın, geriye bir Kemalist kalır. 28 Şubat darbecilerinin, 'farkında olmadan' yaptığı tek iyi şey... RP'deki 'serbest piyasacı' ve 'AB yanlısı' genç kadronun önünü açmak oldu. Anadolu sermayesini temsil eden bu kadro 2002'de hükümet oldu. AKP'ye 22 Temmuz 2007 seçimlerini ezici bir üstünlükle kazandıran olumlu icraatından bahsetmeyeceğim. Amacım yukarıdaki soruyu tekrar formüle etmek: " Bu kapatma davasının iyi yanı nedir? " Ama önce biraz tarih... Atatürk, 1937'de başbakanlığı Celal Bayar'a verirken şöyle demişti: " Ordu komutanlarını ben atarım. Vali atamalarını da ben yaparım. Gerisi sana kalmış... " İşte iki başlı 'siyasi yapı' bu... Bir yanda: Halkın oyuyla hükümete gelen siyasetçiler ki onların işi ekonomiyle uğraşmaktır... Öte yanda: Devlet alanında konumlanıp 'yüksek siyasetle' (?) uğraşan bürokratik elit... İki grubu ayıran hudut da laikliktir . Bürokratik elit, alttan gelerek, maddi ve manevi çıkarlarını tehdit edenlerin önünü laiklik ilkesini bir öyle, bir böyle yorumlayarak keser. Aynı şeyi sık sık yapabilmesinin sırrı şudur: Halkın büyük çoğunluğu Müslüman'dır. Geleneksel kültür din ile yoğrulmuştur. Kitle partisi oluşturmak isteyen hemen her politikacı; dini temalara başvurmak, kendini o terimlerle anlatmak zorundadır. Ancak politikacı dinden söz ettiği anda... " Dini siyasete alet ediyor " yaygarası ile karşılaşır: Aynı Menderes'in, Demirel'in, Özal'ın başına geldiği gibi... İki siyasetçi hariç: 1973'teki Ecevit dine ağırlık vermeden kitleselleşti; çünkü dönem uygundu. Erbakan ise zaten hep 'dinci' oldu. Bizdeki sistemin diğer kırılgan noktası Kürtlerdir . Kürt vatandaşların en sıradan, en normal talepleri dahi " bölücülük " olarak adlandırılmıştır. Kürtlerin demokratik taleplerini dile getireceği partiler kapatılmıştır. Şimdi tekrar AKP'ye dönebiliriz... AKP ekonomideki başarısıyla gelen devasa oy oranına dayanarak "özgürlükçü siyaseti " boşladı. Mesela ... 301'i uykuya yatırdı... Anayasa'da ve Siyasi Partiler Kanunu'nda gerekli değişiklikleri yapmadı... AB sürecini yavaşlattı... Alevi açılımını kısa keserek, " Canım, zaten bunlar Sünni partisi " dedirtti... Van savcısı Ferhat Sarıkaya'yı yalnız bıraktı... DTP'ye kapatma davası açıldığında sessiz kaldı.... Hrant Dink davasını daha fazla zorlamadı... Misalleri çoğaltabiliriz. Sonucu hep birlikte görüyoruz: Antidemokratik güçler atağa geçti. Özetle: Türkiye'nin hukuk devleti olamadığını apaçık gösteren bu 'siyasi' davanın tek olumlu yanı, AKP'yi kendine getirmesi olacak. Tekrar demokrasinin ipine sarılacak. Kendini kuyudan yukarı çekerken, hakkı yenilen diğerlerini de beraberinde sürükleyecek. Yapmazsa, boğarlarezberbozan okuryazarTRT LOGO ginseng çicek Glitter Photos
karar millendirlee young ae duelist filmFree Image Hosting - Photolava.com Free Image Hosting - Photolava.compeygamberimizin doğduğu evsalıncakta ata sosyalguvenligi tam turkeyTRT LOGOsirinler Srebrenica_Inferno.mp3 BİR (  1  )    İHRACAAT DOLARINDAN
SAĞLANAN TOPLAM GELİR
Yazılar
 
Haz
10
    
EZBERBOZAN RekLam
download 200 MB oldu
EZBERBOZAN RekLam
www.blogmedya.deriz.biz http://ssorulmayansorular.bloggum.com sıksorulmayansorular sorar ya siz ayrılmayın böyle ayrılık olmaz

 

"AKP paranoyak oldu"
MHP'li Bölükbaşı: "39 kişiyi feda etmeyeyim derken tümünüz gideceksiniz!"

10.06.2008 11:09

Türban mutabakatı olmasaydı kapatma davası açılmazdı’ diyen AKP’lilere MHP’li Bölükbaşı’nın cevabı sert: AKP bu kadar basiretsiz bir parti mi? Sayın Bahçeli’nin klonlama önerisi de iyi niyetli. 39 kişiyi feda etmeyeyim derken tümünüz gideceksiniz!

MHP Ankara Milletvekili Deniz Bölükbaşı, TBMM Başkanı Köksal Toptan’ın önerilerini Akşam Gazetesi'nden Deniz Güçer'e “Krizi çözmeye yönelik değil” sözleriyle değerlendirdi. Bahçeli’nin ‘AKP klonlansın’ önerisini anlatan Bölükbaşı, “Bu iyi niyetli bir öneridir. AKP kapatma davasından sonra herkesin kendilerine tuzak kurduğu paranoyasına kapılmıştır” yorumunu yaptı.

Anayasa Mahkemesi üyelerine yönelik "tutuklanmalılar" çıkışına da sert yanıt veren Bölükbaşı bu öneriyi yapanların "acilen tıbbi gözetim altına alınması" gerektiğini söyledi. .

İşte MHP'li Bölükbaşı'nın açıklamaları...


‘AKP klonlansın’ önerisi bir çözüm olur mu?

Türkiye’de bir kriz ortamı, tüm unsurlarıyla oluşmuştur. Karşımızdaki en önemli tehlike rejimin bunalımıdır. Burada önemli olan demokratik rejimin geleceğini kurtarmak. Bu AKP’nin geleceğinden çok daha önemlidir. Kapatma davasıyla birlikte hükümet Türkiye’yi idare etme kabiliyetini kaybetmiştir. Önce anayasa sonra da bir rejim bunalımı olmaması için Türkiye’nin süratle bir normalleşme sürecine girmesi lazım. Mahkeme önündeki bir parti ve hükümetle bu mümkün görünmüyor.


Klonlama önerisini biraz açabilir misiniz?

AKP’de siyasi yasak istenen 39 kişi var. Diğer 301 kişi sanık değil. Bu durumda onlar ayrı bir siyasi oluşum oluştursunlar ve hükümeti kursunlar. Önerimiz budur. Erdoğan ve 38 arkadaşı mahkeme sürecinin sonunu beklesin. Parti kapatılmazsa 301 kişi tekrar AKP’ye dönebilir. Ama sarsıntılı dönemi en az zararla atlatırız.


AKP’liler bu öneriyi pek sevmedi...

AKP ‘Kapatılırsak yeni parti kurarız’ diyorsa sorun var. Çünkü Anayasa’nın 69’uncu maddesine göre kapatılan bir partinin devamı niteliğinde bir parti kurulamaz. Kapatılan partinin milletvekillerinin yoğun bir şekilde yeni bir partiye katılması, partinin devamı olduğunun karinesidir. Yeni bir davaya muhatap olabilirler. Sayın Bahçeli’nin önerdiği bir düşüncedir. Bunu kabul ederler, etmezler; kendi bilecekleri iş. ‘Başbakan ve 38 kişiyi niye feda edelim?’ diyorlar. O zaman bekleyin. Partiniz kapatılmazsa ne ala. Kapatılırsa bütün teşkilatlarınızı, üyelerinizi milletvekillerini mağdur etmiş olacaksınız. 39 kişiyi feda etmeyeyim derken tümünüz gideceksiniz.


AKP bu önerinin altında bir şey mi arıyor?

AKP kapatma davası sürecinde kendisi her bakımdan haklı ve masum, dışındakiler komplo kuruyor gibi bir paranoyaya girdi. Bu paranoya hali önerinin altında da başka şeyler aramalarına neden olur mu bilemem. Ama iyi niyetli olduğumuz kesin.

Çiçek ve Kuzu basiretsiz mi

AKP milletvekillerinin ‘Başörtüsü düzenlemesi olmasaydı dava açılmazdı. MHP bizi itti’ gibi beyanları var. İktidar yanlısı basının paranoya taşıyan yazıları var. Bendenizin de ismi bu büyük tuzağın mimarı gibi geçmekte. Bana hak etmediğim bir değer ve önem atfediliyor. AKP tuzağa düştü diyenler ne anlama geldiğini hesap edemiyorlar. İnanıyorlarsa iki sonucu var: Birincisi, AKP siyasi basiretten yoksun bir parti demek ki. Eski Adalet Bakanı Cemil Çiçek, Anayasa Profesörü Burhan Kuzu, iki hukukçu grup başkanvekili var Komisyon’da. Ben düz bir hukuk fakültesi mezunuyum. Diğerleri kendi alanlarında önemli insanlar. Bu kadar basiretten uzaklar mı?

İkincisi: Ortada bir samimiyetsizlik var. AKP, başörtüsü sorununu siyasi istismar aracı olarak kullanıyordu. Ne tuzak kuran var ne de tuzağa düşen. MHP’ye karşı benim üzerimden başlatılan basındaki bazı köşe yazarlarının başını çektiği bu çirkin kampanya, başka amaçlara yöneliktir.

Mahkeme türbanı kangren yaptı


MHP’nin Anayasa Mahkemesi’ne tepkisi sert oldu. Mahkeme üyeleri ise, “20 yıl seçim yok deseler sessiz mi kalacağız” diye tartışmış...

Mahkeme maalesef Anayasa’da çizilen yetkilerini aşmıştır. Öyle uç sayılacak örneklerle bunu haklı göstermeye çalışmak ne derece doğrudur? Mahkeme, Türkiye’nin kanayan yarası olan üniversitelerde başörtüsü sorununu kangrene çevirmiştir. Bunları söylemek saygısızlık ya da hakaret değildir.


AKP’nin olası anayasa değişikliği krizi derinleştirir mi?

AKP önce ne düşündüğünü ortaya koymalıdır. 340 milletvekili, referandumlu anayasa değişikliğine yeterlidir. Türkiye’nin hayrına olacağını düşünüyorsa istediğini yapmakta serbest. Ama sonuçlarına katlanır.


MHP destek verir mi?

Anayasa’nın neresini değiştireceklerine bağlı.


TBMM Başkanı Toptan’ın senato önerisine nasıl bakıyorsunuz?

Krize çıkış yolu aranıyorsa Sayın Toptan’ın önerileri bu nitelikte değildir.


AKP kapatılırsa Türkiye’yi ne bekliyor?

Biz partilerin değil bireylerin cezalandırılması önerisini de sunduk. AKP buna da itibar etmedi. AKP kapatılmazsa demokrasi açısından memnuniyet duyarız. Bir açıdan da seviniriz çünkü AKP’yle seçim sandığında hesaplaşacağız. Ama kapatılırsa da dünyanın sonu değildir. TBMM görevinin başındadır ve bir hükümet çıkarır. Hiçbir siyasi parti, genel başkan vazgeçilmez değildir. AKP kapatılırsa dünyanın sonu olmayacaktır.


Bazı köşe yazarları ‘9 mahkeme üyesi yargılansın’ dedi...

Saçmalığın da bir sınırı vardır. O kişilerin acilen tıbbi gözetim altına alınması lazım.

 

EkleBunu RSS Ekle Butonu EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu


 
Haz
10
    
okuryazarhay | 10 Haziran 2008 08:56 | 0 fav | etiket:  
EZBERBOZAN RekLam
download 200 MB oldu
EZBERBOZAN RekLam
www.blogmedya.deriz.biz http://ssorulmayansorular.bloggum.com sıksorulmayansorular sorar ya siz ayrılmayın böyle ayrılık olmaz

 

 

MHP'den Vakit yazarına sert tepki
"Acilen tıbbi gözetim altına alınması gerek"

‘Türban mutabakatı olmasaydı kapatma davası açılmazdı’ diyen AKP’lilere MHP’li Bölükbaşı’nın cevabı sert: AKP bu kadar basiretsiz bir parti mi? Sayın Bahçeli’nin klonlama önerisi de iyi niyetli. 39 kişiyi feda etmeyeyim derken tümünüz gideceksiniz!

MHP Ankara Milletvekili Deniz Bölükbaşı, TBMM Başkanı Köksal Toptan’ın önerilerini Akşam Gazetesi'nden Deniz Güçer'e “Krizi çözmeye yönelik değil” sözleriyle değerlendirdi. Bahçeli’nin ‘AKP klonlansın’ önerisini anlatan Bölükbaşı, “Bu iyi niyetli bir öneridir. AKP kapatma davasından sonra herkesin kendilerine tuzak kurduğu paranoyasına kapılmıştır” yorumunu yaptı.

Anayasa Mahkemesi üyelerine yönelik "tutuklanmalılar" çıkışına da sert yanıt veren Bölükbaşı bu öneriyi yapanların "acilen tıbbi gözetim altına alınması" gerektiğini söyledi.

Vakit Gazetesi yazarı Hasan Karakaya dün yayınlanan, "Hukuk öldü... Toprağı bol olsun!" başlıklı köşe yazısında "Üniversitelerde türban serbestisine" karşı oy kullanan 9 Anayasa Mahkemesi üyesinin yargılanması gerektiğini savunmuştu.

İşte MHP'li Bölükbaşı'nın açıklamaları...


‘AKP klonlansın’ önerisi bir çözüm olur mu?

Türkiye’de bir kriz ortamı, tüm unsurlarıyla oluşmuştur. Karşımızdaki en önemli tehlike rejimin bunalımıdır. Burada önemli olan demokratik rejimin geleceğini kurtarmak. Bu AKP’nin geleceğinden çok daha önemlidir. Kapatma davasıyla birlikte hükümet Türkiye’yi idare etme kabiliyetini kaybetmiştir. Önce anayasa sonra da bir rejim bunalımı olmaması için Türkiye’nin süratle bir normalleşme sürecine girmesi lazım. Mahkeme önündeki bir parti ve hükümetle bu mümkün görünmüyor.


Klonlama önerisini biraz açabilir misiniz?

AKP’de siyasi yasak istenen 39 kişi var. Diğer 301 kişi sanık değil. Bu durumda onlar ayrı bir siyasi oluşum oluştursunlar ve hükümeti kursunlar. Önerimiz budur. Erdoğan ve 38 arkadaşı mahkeme sürecinin sonunu beklesin. Parti kapatılmazsa 301 kişi tekrar AKP’ye dönebilir. Ama sarsıntılı dönemi en az zararla atlatırız.


AKP’liler bu öneriyi pek sevmedi...

AKP ‘Kapatılırsak yeni parti kurarız’ diyorsa sorun var. Çünkü Anayasa’nın 69’uncu maddesine göre kapatılan bir partinin devamı niteliğinde bir parti kurulamaz. Kapatılan partinin milletvekillerinin yoğun bir şekilde yeni bir partiye katılması, partinin devamı olduğunun karinesidir. Yeni bir davaya muhatap olabilirler. Sayın Bahçeli’nin önerdiği bir düşüncedir. Bunu kabul ederler, etmezler; kendi bilecekleri iş. ‘Başbakan ve 38 kişiyi niye feda edelim?’ diyorlar. O zaman bekleyin. Partiniz kapatılmazsa ne ala. Kapatılırsa bütün teşkilatlarınızı, üyelerinizi milletvekillerini mağdur etmiş olacaksınız. 39 kişiyi feda etmeyeyim derken tümünüz gideceksiniz.


AKP bu önerinin altında bir şey mi arıyor?

AKP kapatma davası sürecinde kendisi her bakımdan haklı ve masum, dışındakiler komplo kuruyor gibi bir paranoyaya girdi. Bu paranoya hali önerinin altında da başka şeyler aramalarına neden olur mu bilemem. Ama iyi niyetli olduğumuz kesin.

Çiçek ve Kuzu basiretsiz mi

AKP milletvekillerinin ‘Başörtüsü düzenlemesi olmasaydı dava açılmazdı. MHP bizi itti’ gibi beyanları var. İktidar yanlısı basının paranoya taşıyan yazıları var. Bendenizin de ismi bu büyük tuzağın mimarı gibi geçmekte. Bana hak etmediğim bir değer ve önem atfediliyor. AKP tuzağa düştü diyenler ne anlama geldiğini hesap edemiyorlar. İnanıyorlarsa iki sonucu var: Birincisi, AKP siyasi basiretten yoksun bir parti demek ki. Eski Adalet Bakanı Cemil Çiçek, Anayasa Profesörü Burhan Kuzu, iki hukukçu grup başkanvekili var Komisyon’da. Ben düz bir hukuk fakültesi mezunuyum. Diğerleri kendi alanlarında önemli insanlar. Bu kadar basiretten uzaklar mı?

İkincisi: Ortada bir samimiyetsizlik var. AKP, başörtüsü sorununu siyasi istismar aracı olarak kullanıyordu. Ne tuzak kuran var ne de tuzağa düşen. MHP’ye karşı benim üzerimden başlatılan basındaki bazı köşe yazarlarının başını çektiği bu çirkin kampanya, başka amaçlara yöneliktir.

Mahkeme türbanı kangren yaptı


MHP’nin Anayasa Mahkemesi’ne tepkisi sert oldu. Mahkeme üyeleri ise, “20 yıl seçim yok deseler sessiz mi kalacağız” diye tartışmış...

Mahkeme maalesef Anayasa’da çizilen yetkilerini aşmıştır. Öyle uç sayılacak örneklerle bunu haklı göstermeye çalışmak ne derece doğrudur? Mahkeme, Türkiye’nin kanayan yarası olan üniversitelerde başörtüsü sorununu kangrene çevirmiştir. Bunları söylemek saygısızlık ya da hakaret değildir.


AKP’nin olası anayasa değişikliği krizi derinleştirir mi?

AKP önce ne düşündüğünü ortaya koymalıdır. 340 milletvekili, referandumlu anayasa değişikliğine yeterlidir. Türkiye’nin hayrına olacağını düşünüyorsa istediğini yapmakta serbest. Ama sonuçlarına katlanır.


MHP destek verir mi?

Anayasa’nın neresini değiştireceklerine bağlı.


TBMM Başkanı Toptan’ın senato önerisine nasıl bakıyorsunuz?

Krize çıkış yolu aranıyorsa Sayın Toptan’ın önerileri bu nitelikte değildir.


AKP kapatılırsa Türkiye’yi ne bekliyor?

Biz partilerin değil bireylerin cezalandırılması önerisini de sunduk. AKP buna da itibar etmedi. AKP kapatılmazsa demokrasi açısından memnuniyet duyarız. Bir açıdan da seviniriz çünkü AKP’yle seçim sandığında hesaplaşacağız. Ama kapatılırsa da dünyanın sonu değildir. TBMM görevinin başındadır ve bir hükümet çıkarır. Hiçbir siyasi parti, genel başkan vazgeçilmez değildir. AKP kapatılırsa dünyanın sonu olmayacaktır.


Bazı köşe yazarları ‘9 mahkeme üyesi yargılansın’ dedi...

Saçmalığın da bir sınırı vardır. O kişilerin acilen tıbbi gözetim altına alınması lazım.

 

 

Hukuk öldü... Toprağı bol olsun!

 

 

 

 

İşte Vakit Gazetesi yazarı Hasan Karakaya'nın "Anayasa Mahkemesi üyelerinin tutuklanmasını" talep ettiği o köşe yazısı...


Bir kadın... "Başı açık" bir kadın... Hem de, "ilkokul mezunu" bir kadın... "çok sinirliyim!.. Acayip derecede öfkeliyim!.. çıldırma noktasındayım!" diyor ve ekliyordu: "Anayasa Mahkemesi'nin başörtüsü aleyhinde aldığı karar, sadece başörtülü hanımları değil, bütün kadınları aşağılayan, horlayan, dışlayan ve hatta yok sayan erkek egemen bir karardır!.. Ben, bir kadın olarak alınan bu karardan incindim!.. Bu kararın; Cahiliye Dönemi Arapları'nın kız çocuklarından utanç duymalarından ve onları diri diri toprağa gömmelerinden hiçbir farkı yoktur!"

TOPLUMSAL öFKE çIĞ GİBİ!

Evet, bunu söyleyen; 50 yaşlarında, ilkokul mezunu ve hem de "başı açık bir kadın"dı!..
Ancak, "öfkeli" olan, "sinir"den tir tir titreyen sadece bu kadın değildi... Vakit'in dünkü manşetinde de ifade ettiğimiz gibi, "toplumsal öfke çığ gibi"ydi ve millet "topyekûn tepki"liydi.
İstanbul, Kocaeli, Sakarya, Konya ve Ankara başta olmak üzere, yurdun birçok şehrinde düzenlenen "protesto gösterileri"nde deniliyordu ki;
"Bizler, hep sokaklarda olacağız ve haykıracağız...
Yargı, Yürütme'ye tahakküm etmiştir.
Yargıçlar oligarşisi ile, yeni bir darbe hamlesi yapılmıştır.
Yargıçlar, adalet terazisini oduncu kantarı gibi kullanamazlar.
Başörtüsü serbestliğine tahammül edemeyen bir zihniyet, ancak Hitler ve Şaron gibilere ilham verebilir.
Kararı alan yargıçları yok sayıyoruz.
Bu karar gayrimeşrudur."
Protesto gösterilerinde taşınan "pankart" ve atılan "slogan"larda ise şu ifadeler dikkat çekiyordu:
"Gitti postallı darbe, geldi cüppeli darbe!"
"Cumhur, yargının oyuncağı mı?"
"Egemenlik, kayıtsız şartsız yargınınmış!"
"Allah'ın emrini kaldırmaya Mahkeme'nin gücü yetmez!"
"Cüppeli darbeye hayır!"
"Yargı despotizmine hayır!"
"İşte hukuk, işte adalet!..
"11 büyüktür 411'den!"
"Başörtüsü onurumuzdur, koruyacağız!"
"Hukuk öldü, toprağı bol olsun!"

"9'U DA YARGILANMALIDIR!"

Bu son slogan, bir "öfke ifadesi" olduğu kadar, aslında bir "durum tesbiti"ydi!..
Gerçekten de "hukuk öldü" Türkiye'de!..
Hem de, bir "cinayet" sonucu öldü!..
"Kanına girildi" hukukun!..
çünkü, "Anayasa'nın 148. maddesi"nde aynen şöyle deniliyor:
"Kanunların şekil bakımından denetlenmesi, son oylamanın, öngörülen çoğunlukla yapılıp yapılmadığı; Anayasa değişikliklerinde ise, teklif ve oylama çoğunluğuna ve ivedilikle görüşülemeyeceği şartına uyulup uyulmadığı hususları ile sınırlıdır."
Görüldüğü gibi;
Anayasa Mahkemesi; "Anayasa değişiklikleri"ni ancak ve ancak "şekil" bakımından denetlemeye yetkilidir!..
Anayasa Mahkemesi Raportörü Doç. Dr. Osman Can'ın da "rapor"unda ifade ettiği gibi;
- Anayasa Mahkemesi, kurucu iktidarı denetleyemez ve kendini Meclis yerine koyamaz!..
- Anayasa Mahkemesi, yorumlu ret kararı veremez!.. Yorumlu ret kararı vermek, bir irade gaspıdır!
- Anayasa Mahkemesi'nin, Anayasa değişikliklerini esastan denetlemesi mümkün değildir.
- Mahkeme, Anayasa değişikliklerini ancak şekil bakımından denetleyebilir!
- Mevcut Anayasa değişikliklerinde yok sayılmak için gerekli hiçbir şart bulunmuyor!
Peki, "Anayasa Mahkemesi" ne yapmıştır?..
"Millî iradenin tecelligâhı" olan Meclis tarafından Anayasa'nın 10. ve 42. maddelerinde yapılan değişiklikleri, hem de "raportörün uyarısı"na rağmen "esas"tan incelemiş, kendini "Meclis'in yerine koymuş" ve hatta "Meclis'in de üstüne çıkarak" adeta bir "kanun koyucu" gibi hareket edip, "Anayasa değişikliklerini yok hükmünde saymış"tır!..
Mahkeme; bu "ilkel" kararıyla, sadece "yetkilerini aşmak"la kalmamış, sadece "hukuku dinamitlemek"le kalmamış, aynı zamanda Türkiye'de bir "ilk"i gerçekleştirerek, "cüppeli darbe" yapmıştır!..
Evet, bu karar bir "cüppeli darbe"dir!..
çünkü, "TBMM'nin görev yapması" engellenmiş ve aldığı karar "yok" sayılmıştır!..
Bu tavır da, Türk Ceza Kanunu'nun 311-1. maddesi uyarınca "müebbet hapislik bir suç"tur!..
TCK 311-1. madde der ki;
"... TBMM'nin görevlerini kısmen veya tamamen yapmasını engellemeye teşebbüs edenler, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla cezalandırılırlar!"
İşte Vakit, Cumartesi günkü manşetinde bu "ihlâl"lere dikkat çekti!..
çünkü Anayasa Mahkemesi'nin 9 üyesi; "Anayasa'nın 148. maddesini ihlâl" ederek, 10. ve 42. maddelerdeki değişiklikleri "şekil" yönünden değil, "esas"tan inceledi!.. Böylece, bir "yetki gaspı"na imza atıp kendisini "Meclis'in üstüne" koydu!..
"Meclis'in görev yapmasını kısmen veya tamamen engellemek" ise, TCK'nın 311-1. maddesine göre "müebbetlik suç"tu!.. İşte biz, Cumartesi günü bu iki maddeden hareketle attık o manşeti!..
Dedik ki;
"9'u da yargılanmalı!"

MECLİS'İN "TUTUKLAMA" YETKİSİ VAR!

Anayasa Mahkemesi'nin 9 üyesi hakkında böyle bir "dâvâ" açılır mı, bu maddelerden bir "yargılama" yapılır mı bilinmez...
Fakat, bilinen bir şey var;
"Keser döner, sap döner,
Bir gün hesap döner!"
Aslında, "beklemeye" de hiç gerek olmadığı kanaatindeyiz... Bazı kalem erbabının da ifade ettiği gibi; bu karar "Meclis'e karşı bir darbe"dir ve bunu bertaraf etmek de "Meclis'in elinde"dir!..
çünkü, bu yapılan "çok ciddi bir suç"tur!..
Kendilerine, "yasaların Anayasa'ya uygunluğunu denetleme görevi" verilenler, çok vahim bir iş yaptılar ve türban konusundaki düzenlemeyi "esastan" inceleyip karara bağlayarak, hem "anayasayı ilga" ettiler, hem de "yasama yetkisini" ortadan kaldırdılar.
Bu çok ciddi bir suçtur. Normal ülkelerde bu suçun karşılığı polis marifetiyle derdest edilmek ve anayasayı ilga suçundan yargılanmaktır."
O halde, "Meclis" ne yapmalıdır?..
Parlamento, "tutuklama" dahil, her türlü yetkiye sahiptir...

YA TUTUKLAMA, YA DA İSTİFA!

Evet, "gücünü milletten alan" ve tamamı, "seçilmişler"den oluşan Meclis, ya "9 üyeyi tutuklatıp yargılatmalı" veya "cüppeliler darbesi"ne boyun eğip; "Meclis'in işlevi kalmadı" diyerek "istifa" etmelidir!..
"Meclis'in kapısına kilit" vurulmalı, "anahtar"ı da; "Yüce 11'ler Meclisi" haline gelen Anayasa Mahkemesi'ne teslim edilmelidir!..
öyle ya; bir ülkede "iki meclis" olmaz!.. Bir yanda hiçbir işlevi kalmayan ve paspas gibi çiğnenen "Türkiye Büyük Millet Meclisi", bir yanda "Meclis'in iradesi"ni yok sayan "Yüce 11'ler Meclisi!"
Eğer bu iki Meclis'ten biri "lâğvedilmez" ise; Türkiye, bunun bedelini ağır öder!..
Kim, ne derse desin;
"Bu, 367 kararından da beter bir sonuçtur.
Artık TBMM'nin bir fonksiyonu kalmamıştır.
Artık egemenlik kayıtsız şartsız yargınındır.
411 milletvekili istifa etmeli ve Türkiye tek parti dönemine dönmelidir.
TBMM'nin artık Anayasa değişikliği yapma hakkı kalmamıştır.
Bu, hukuki değil, siyasi bir karardır.
Yüce Mahkeme tartışılır hale gelmiştir.
Meclis'in yasama yetkisi gasbedilmiştir.
Anayasa ihlâl edilmiştir."

BU, MİLLETE YAPILMIŞ BİR TECAVüZDüR!

Kim, ne derse desin;
Bu, bir "tecavüz"dür!..
Evet, "millete tecavüz!"
Şimdi, soru şu:
"Tecavüzün iğrençliği"ni mi, yoksa bu tecavüzden doğacak "çocuğun cinsiyeti"ni mi tartışacağız?..
Değirmen sele gitmiş iken, şakşağını aramanın âlemi var mıdır?..
Soru ve sorun budur!..
Vakit olarak, bu "soru"ları sormaya ve "sorun"ları ortaya koymaya, inşaallah bundan sonra da devam edeceğiz!..
Selâm, saygı ve gönül dolusu muhabbetlerimizle!..
EkleBunu RSS Ekle Butonu EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu


 
Haz
10
    
EZBERBOZAN RekLam
download 200 MB oldu
EZBERBOZAN RekLam
www.blogmedya.deriz.biz http://ssorulmayansorular.bloggum.com sıksorulmayansorular sorar ya siz ayrılmayın böyle ayrılık olmaz

 

NİÇİN GİZLİCE DARBE HAZIRLIĞINDAKİ ERUYGUR'U ZİYARET EDİYORLAR

Kimdir bu 15 rektör?
9 Eylül 2003'te, 15 rektör, Jandarma Genel Komutanı Şener Eruygur'u ziyaret ediyorlar...

Nazlı Ilıcak 15 rektörün peşine düştü.



Ahmet Altan yönetiminde Taraf, başarılı gazeteciliğini sürdürüyor. Türkiye'de gelişen olaylardan haberdar olmak isteyenler, mutlaka Taraf'ı okumalı. Keşke Türkiye'de, sol, bu çizgide olabilse. Bir yandan, kaza sonucu ölen tersane işçisinin hesabını Tayyip Erdoğan'dan soruyor; bir yandan, "yargı darbesi" diyerek, yetkisini aşan Anayasa Mahkemesi'ne çatıyor; bir yandan da, tehdit gibi gösterilen Kürt kimliğine ve İslâmi kimliğe, hoşgörüyle bakıyor. Türkiye, bu anlayışta bir sol partiye kavuştuğu zaman, rahatlayacak ve demokrasi yolunda hızla ilerleyecektir. CHP'ye baksanıza, sadece "rejim tehdit altında" söylemine sarılıyor ve ister istemez benzer görüşlere sahip çıkan askerle dirsek teması kurmuş oluyor.

Taraf'ta, üç gün üst üste, Jandarma Genel Komutanlığı'na ait bazı gizli belgeler açıklandı. Meğer, Org. Şener Eruygur, Jandarma Genel Komutanı

olunca, Batı Çalışma Grubu gibi, Jandarma bünyesinde "Cumhuriyet Çalışma Grubu" nu (CÇG) kurmuş. Ve bu grup hâlâ faaliyetteymiş. CÇG de,

Ulusal Birlik Hareketi (UBH) isimli bir sivil toplum örgütü oluşturmuş. Başına da, eski İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Bülent Berkarda'yı geçirmiş.

Berkarda, Cumhuriyet Çalışma Grubu'ndan aldığı direktifler doğrultusunda görev yapmış.


Jandarma Genel Komutanı Şener Eruygur, emekli olduktan sonra, Cumhuriyet Çalışma Grubu faaliyetini sürdürüyor. Nitekim, 2007'de düzenlenen

cumhuriyet mitinglerinin, CÇG tarafından yönlendirildiği, Genelkurmay'dan sızan ve Taraf'a ulaşan bilgiler arasında.

CÇG, bazı rektörlerle işbirliği yapıyor: 19 Eylül 2003'te, 15 rektör, Jandarma Genel Komutanı Şener Eruygur'u ziyaret ediyorlar.

O tarihteki gazeteleri karıştırdım. Hükûmet, Yüksek Öğretim Kanunu'nda değişiklik yapmaya hazırlanıyor. Rektörlerin Genelkurmay Başkanı Org.

Hilmi Özkök ve Kara Kuvvetleri Komutanı Aytaç Yalman ile görüşmeleri medyaya yansımış. Ama, Şener Eruygur ile bir araya gelmeleri, herhalde

kamuoyuna duyurulmamış olacak ki, basında böyle bir habere rastlamadım. O toplantıya ilişkin gizli belgede, "Rektörlerden 1520'sinin Kubilay

olmaya hazırız" dedikleri belirtiliyor.

Bu ne biçim iş! Kimdir bu 15 rektör?

Niçin gizlice, o tarihte darbe hazırlığı içinde olduğunu bildiğimiz Jandarma Genel Komutanı Şener Eruygur'u ziyaret ediyorlar? Herhalde aralarından

biri, Dokuz Eylül Üniversitesi Rektörü Emin Alıcı. Çünkü arşivi karıştırdığımızda Emin Alıcı'nın "Herhangi bir siyasi düşüncenin egemenliğini sağlamak

için araç olmayacağız. Bu uğurda yeni Kubilaylar gerekiyorsa, biz yeni Kubilay olmaya hazırız" dediğini görüyoruz.

Keşke hükûmet, bu 15 rektörün peşine düşecek cesareti gösterebilse.

NAZLI ILICAK SABAH


10.Haziran.2008

EkleBunu RSS Ekle Butonu EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu


 
Haz
10
    
EZBERBOZAN RekLam
download 200 MB oldu
EZBERBOZAN RekLam
www.blogmedya.deriz.biz http://ssorulmayansorular.bloggum.com sıksorulmayansorular sorar ya siz ayrılmayın böyle ayrılık olmaz

 

* “Kafamızdan hiç kapatma diye bir şeyi geçirmiyoruz”

diye devam ediyor Denemeç;

“Ortak aklın buna izin vermeyeceğine inanıyoruz.

Ama öyle bir

şey olursa yeniden organize olmamız çok kolay.

Kapatma, bizim için de, Türkiye için yalnızca enerji kaybı olacak.”

 

KAPATILMA İHTİMALİNE KARŞI 2 İHTİYAT PLANI HAZIR

İşte AK Parti'nin B ve C planları
AK Parti’de kimse kapatılmayı ağzına almak istemese de, kapatılma ihtimaline karşı hazırlıklar devam ediyor. "B ve C Planları" adlı iki ihtiyat planı hazır.

Radikal gazetesi yazarı Murat Yetkin'in köşe yazısı: AK Parti’de B-planı hazırlıkları

AK Parti’de kimse kapatılmayı ağzına almak istemese de, kapatılma ihtimaline karşı hazırlıklar devam ediyor. Önceki hafta sonu Kızılcahamam’da yapılan altı aylık danışma toplantılarında Başbakan Tayyip Erdoğan’a dayandırılan, daha sonra da partinin iki numarası Dengir Fırat tarafından dile getirilen ihtiyat planları şekillenmeye başladı. Kamuoyunda ‘B ve C planları’ diye adlandırılan ihtiyat planlarında, partinin yeniden örgütlenerek yola devam etmesi önemli bir yer tutuyor.

Üst düzey parti kaynaklarından edinilen bilgilere göre, Anayasa Mahkemesi’nin kapatma kararı vermesi durumunda atılması muhtemel adımlar arasında şunlar bulunuyor:

* Meclis kulisinde yarı şaka dile getirilen ‘PAK Parti, ya da HAK Parti’ isimlerine karşın, yeni partinin ismi henüz konulmuş değil. Ancak bir parti yetkilisi bu durumu doğmamış çocuğa isim koyulmasına benzetiyor ve belki de en az önemli konu olduğunu söylüyor. Yetkili, “Çünkü kapatılmayı aklımıza bile getirmek istemiyoruz” diyor. Öte yandan AK Parti’nin, mevcut ama aktif olmayan bir partinin çatısını devralarak yola devam etmesindense, sıfırdan yeni bir parti kurma eğiliminin yüksek olduğu görülüyor.

* Kapatılma durumunda, parti malvarlıklarının Hazine’ye devri söz konusu. Buna, açılışı yeni yapılan Ankara-Söğütözü’ndeki modern parti genel

merkezi dahil. Parti yönetimi ise bu konuda da hazırlıklara başlamış görünüyor. Bir yetkili, “Bu partiyi kiralık binalarda kurduk. Partimiz internet ve

diğer telekomünikasyon imkânlarını en iyi kullanan parti. Her bir başkanlık bir binaya geçmek zorunda kalsak bile, kısa sürede aynı binadaymış gibi

çalışmalarımıza devam ederiz”

diyor.

* Partideki en kötü durum senaryosu, kapatılma ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’nın iddianamesi doğrultusunda Başbakan Tayyip Erdoğan dahil

71 kişiye beş yıl partili siyaset yasağı getirilmesi üzerine kurulu. Bu durumda bazı isimlerin parti yönetimlerinde yer alması, il ve ilçe teşkilatlarında

görev alması mümkün olmayacak. Bu durumda kimlerin yeni kurulacak partide o görevleri üstleneceği, yeni il ve ilçe teşkilatlarının mevcut yapıdan

kimler tarafından kurulacağı dahi isim isim saptanma aşamasında.

* Bütün hazırlıklar, AK Parti’nin kapatılması durumunda, devamcısı partinin iki, en geç üç hafta içinde ‘bugün AK Parti’nin çalıştığı gibi çalışır halde

olması’ üzerine sürdürülüyor.

* Bunun nasıl mümkün olacağının cevabını, teşkilatlanma, ya da seçim çalışmalarından değil, ama kurumsal kimlik ve eğitim çalışmalarından sorumlu

isim olan AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Reha Denemeç, şu günlerde nadir rastlanacak şekilde ‘ismimi kullanmayın’ kalkanının arkasına

sığınmadan şöyle veriyor:

“Bu partiyi 14 Ağustos 2001’de kurduk ve gerekli şartları yerine getirir hale 6-7 ayda geldik. Kurulduktan 14 ay sonra da

genel seçim kazandık.

O zamandan bu yana iki genel seçim, bir yerel seçim, iki kongre ve çok sayıda il kongresi, kadın ve gençlik kolu kongresi

tecrübemiz oldu. Şimdi kurulu ve kurumsal kimliği oturmuş bir partimiz var.

O yüzden sistemi kısa sürede yeniden kaldığı yerden işler hale

getirmemiz hiç zor değil.”

* Türk siyasetinde AK Parti’den çok önce kurulmuş, çok daha fazla sayıda seçim ve kongre yaşamış partiler var.

Denemeç,

‘Bu rahatlığın nereden

geldiği’ sorusuna ilginç bir yanıt veriyor:

“Eğitimden geliyor. 2007 seçimleri öncesinde 450 eğitmenimiz Türkiye’yi ilçe ilçe dolaşarak ve 12 bölgesel

merkezde, tam 42 bin kişiye ekonomi, iç politika, dış politika ve parti kurumsal kimliği konusunda eğitim verdi.

Halen 35 ilde yerel seçimlere yönelik

olarak yerel yönetimler, kişisel gelişim ve başarılı belediyecilik örnekleri başlıkları altında binlerce kişiye yönelik eğitim çalışmalarımız devam ediyor.

Üstelik sembolik bir ücret de aldığımız bu çalışmalarımıza yalnızca parti üyelerimiz değil, zaman zaman muhalif partilerden vatandaşlar da katılıyor.



* “Kafamızdan hiç kapatma diye bir şeyi geçirmiyoruz”

diye devam ediyor Denemeç;

“Ortak aklın buna izin vermeyeceğine inanıyoruz.

Ama öyle bir

şey olursa yeniden organize olmamız çok kolay.

Kapatma, bizim için de, Türkiye için yalnızca enerji kaybı olacak.”


10.Haziran.2008 11:34:19

EkleBunu RSS Ekle Butonu EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu


 
Haz
10
    
EZBERBOZAN RekLam
download 200 MB oldu
EZBERBOZAN RekLam
www.blogmedya.deriz.biz http://ssorulmayansorular.bloggum.com sıksorulmayansorular sorar ya siz ayrılmayın böyle ayrılık olmaz

 

Sendikal Kanunlar MUTABAKAT VAR, KOLAY YASALAŞABİLİR 

ÇOCUĞUNU SOKAKTA ÇALIŞTIRAN AİLELERE CEZA

 

Sendikal Kanunlar
"MUTABAKAT VAR, KOLAY YASALAŞABİLİR"

ResimCENEVRE - Göksel Yıldırım -

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, sendikal kanunlarla ilgili değişiklik çalışmalarının TBMM Genel Kurul

gündemine gelmesinin, Türkiye'nin ILO Aplikasyon Komitesi'ne alınmamasında çok önemli etkisi olduğunu belirtti.


Çelik, ILO'nun, çalışma hayatına ilişkin normları düzenlemesi açısından önem arz ettiğini söyledi. Türkiye'nin, uzun yıllar

sendikal hayatla ilgili düzenlemeleri gerçekleştirme konusunda ILO'ya taahhütlerde bulunduğuna işaret eden Çelik, ancak bugüne kadar bu konuda istenilen adımların atılamadığını ifade etti.


Sendikalar Kanunu ve Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Kanunu ile ilgili değişiklikleri kısa sürede TBMM'ye sevk ettiklerini anlatan Çelik,

''Değişiklik çalışmalarının genel kurul gündemine gelmesi, Türkiye'nin Aplikasyon Komitesi'ne alınmamasında çok önemli etkisi oldu'' dedi.


Çelik ayrıca, istihdam paketiyle gençlerin, kadınların istihdamının teşvik edilmesi, mesleki eğitimin yaygılaştırılması ve bu konuya ilişkin kaynak

tahsisi ile sosyal güvenlik reformunun çıkarılmasının ILO tarafından önemsendiğini kaydetti.


Meclisin haziran ayı gündeminde Türk Ticaret Kanunu, TRT Kanunu, yabancılara mülk satışı, belediye gelirlerinin artırılması gibi konular bulunduğunu dile getiren Çelik, şunları kaydetti:


''Biz sendikalarla ilgili düzenlemeyi, sıkışan trafiğe gelmeden çıkarmak istiyorduk ama maalesef haziran ayına kaldı. Haziran ayında yoğun bir

gündem olunca Meclis'in gündemine ancak getirebildik. Fırsat olursa şimdi, olmazsa yeni yasama yılında yasalaşması, çok büyük mutabakat olduğu için, çok kolay olsa gerek.''

 

 ÇOCUĞUNU SOKAKTA ÇALIŞTIRAN AİLELERE CEZA

Mersin'de mayıs ayında, yapılan tebligata rağmen çocuklarını sokakta çalıştıran 9 aileye bin 125 YTL ceza uygulandı.


   10.06.2008 - 11:16:00

EkleBunu RSS Ekle Butonu EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu


 
Haz
10
    
EZBERBOZAN RekLam
download 200 MB oldu
EZBERBOZAN RekLam
www.blogmedya.deriz.biz http://ssorulmayansorular.bloggum.com sıksorulmayansorular sorar ya siz ayrılmayın böyle ayrılık olmaz

 

 

BAŞBAKAN "HÜLYA AVŞAR STÜDYOSU"NUN KONUĞU

ResimANKARA -

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, yaşamında şu ana kadar ''yorulmak nedir bilmediğini''

belirterek, ''Çünkü siyasetteki ömrüm kısa değil.

18 yaşından itibaren gençlik kollarından, bugüne siyasetten

adeta hiç ayrılmaksızın iç içe oldum ve böyle geldim.

Halkımın teveccühü her zaman güç kaynağımız oldu.

Şu anda da o güç kaynağıyla geleceğe çok daha kararlı bir şekilde yürüyoruz ''

dedi.


Başbakan Erdoğan, Türkmax'te yayınlanan,

''Hülya Avşar Stüdyosu''

programına konuk oldu.


Program sunucusu Sanatçı Hülya Avşar'ın sorularını yanıtlayan Erdoğan,

''Eski zamanlarla kıyaslarsak, saçınız biraz daha mı beyazladı?

Çok mu yorduk sizi''

sorusuna,

''Koşan, dertli olan, düşünen ya saçlarından dökülerek bir

şeyleri kaybeder ya da saçlarının aklaştığını hisseder''

yanıtını verdi.


''Gerçekten çok yoruluyor musunuz, yoksa etrafınızdaki kişiler

sizin yükünüzü üzerinizden alabiliyorlar mı?''

sorusu üzerine Erdoğan,

''Ben hizmet etmeyi bir güç kaynağı olarak görüyorum. O benim için ayrı bir güç kaynağı. Tabii ki bu gücü oluştururken yanınızdaki mesai arkadaşlarınızın size olan katkıları çok çok önemli''

dedi.


Başbakan Erdoğan,

''En çok Türkiye'nin hangi sorunlarıyla bizzat ilgileniyorsunuz?

sorusuna Erdoğan, ''ben '4 tane temel taş üzerinde

Türkiye'yi yükselteceğiz' dedim. Birincisi eğitim, ikincisi sağlık,

üçüncüsü adalet, dördüncüsü emniyet'' diye konuştu.


Bir başka soru üzerine

''bazı şeylerin halkın gözünden kaçırıldığını''

ifade eden Erdoğan,

''Bizim nezdimizde 'açık-kapalı ayırımı' diye bir şey söz konusu

değil. Fakat, Başbakanlık konumuna gelmiş bir insan olarak.

Size bu konuda bir soru, hele hele yurt dışında yabancı

gazeteci tarafından sorulduğunda, siz 'hayır ben bunun

cevabını vermiyorum' diyemezsiniz. Kaldı ki bunun cevabı ilk

defa orada verilmedi.

Bunu çok kez konuştuk.

Orada sorulan

bir soru ve Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı olarak ben de

orada her zaman verdiğim cevabı verdim'' diye konuştu.

 

 TBMM Başkanı Toptan'ın senato önerisi
"SENATOLAR FİLTRE GÖREVİ GÖREBİLİR"

ResimATİNA - Coşkun Ergül bildiriyor -

TBMM Başkanı Köksal Toptan, ''Yeni bir anayasa yapımı yanında çift kamaralı sistemi, yani senatoyu da tartışmalıyız'' fikrini ortaya attığı için, ''sağlı sollu yumruk'' atılmasını anlamadığını söyledi.


Karadeniz Ekonomik İşbirliği Parlamenterler Asamblesi (KEİPA) üyesi ülkeler parlamento başkanları zirvesine katılmak için Atina'da bulunan Toptan, bir gazetecinin, ''Yeni bir anayasa yapımı yanında belki çift kamaralı sistemi, yani senatoyu da tartışmalıyız'' şeklindeki sözlerini hatırlatması üzerine ''Tam da istediğim gibi bu konu tartışılıyor'' dedi. Toptan, ''Bu tartışılsın'' derken, herhangi bir amaç ya da hedefe dönük olarak bunu söylemediğini de belirtti.


Senatoların, AB üyesi ülkelerin bir çoğunda bulunduğuna işaret eden Toptan, Türkiye'de 1980 öncesi uygulamasının çok verimli olmadığı fikrinin yanlış bir fikir olmadığını söyledi. Toptan, sözlerini şöyle sürdürdü:


''Bence, Anayasa Mahkemesine giden yolda senatolar bir filtre görevi görebilir. Bu bakımından hem yasa yapımına katkı sağlarlar hem de Anayasa Mahkemesinin önüne çok fazla işin, sorunun gitmemesini sağlayabilirler. Bunu söylerken, 'Anayasa Mahkemesinin görev alanına giren bir takım hususlar, oradan alınıp, senatoya verilsin' demiyorum, zaten öyle bir şey olamaz.


Anayasa Mahkemesi, bugün kendilerinin de şikayetçi olduğu gibi çok ağır iş yükü altında. Bu nedenle 'ihtilaflar oraya ne kadar az giderse, o kadar iyi olur' diye düşünüyorum. Ama ihtilaf derken, gidecek olan konuların sınırlanmasını kast etmiyorum, gitme gereği duyulmamasını kast ediyorum.

'Senato süzgecinden geçecek yasaların -kim götürecekse-, Anayasa Mahkemesine götürme ihtiyacını hissetmemesini, senatolar sağlayabilir' diyorum.''

 

EkleBunu RSS Ekle Butonu EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu


 
Haz
10
    
EZBERBOZAN RekLam
download 200 MB oldu
EZBERBOZAN RekLam
www.blogmedya.deriz.biz http://ssorulmayansorular.bloggum.com sıksorulmayansorular sorar ya siz ayrılmayın böyle ayrılık olmaz

 

 İRAN'IN AVRUPA BANKALARINDAKİ PARASINI ÇEKME KARARI

ResimTAHRAN -

Nükleer programı yüzünden Batılı ülkelerin ağır yaptırım tehdidiyle karşı karşıya bulunan İran, hesaplarının bloke edilmesi

ihtimaline karşı Avrupa bankalarındaki paralarını çekme kararı aldı.


Reformcu İtimad-ı Milli ve Kargüzaran gazetelerinde yer alana habere göre, Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad

yetkililere, Avrupa'daki büyük bankalarda bulunan hesapların İran Merkez Bankası'na aktarılması yönünde talimat verdi.


İran Dışişleri Bakanı Manuçehr Mutteki'nin yardımcılarından Muhsin Telai, söz konusu haberi teyit ederken, İran'ın Avrupa'daki büyük bankalarla

ilişkisini keseceğini ve bundan sonra ''dünyadaki küçük bankalarla'' çalışacağını söyledi.


İran'ın Avrupa'daki para işlemlerinin yüzde 60'ını HSBC ile yaptığını ifade eden Telai, bu banka ile ilişkiyi kestiklerini bildirdi.


Hükümetin konuya ilişkin özel bir çalışma grubu oluşturduğunu, döviz rezervlerinin bir bölümünün altın ve hisse senedine dönüştürülmesi, bir

bölümünün de Asya bankalarına aktarılmasının kararlaştırıldığını ifade eden Telai, bunu döviz rezervlerinin güvenliğini sağlamak için yaptıklarını

belirtti.


İran'ın 80 milyar dolar civarındaki döviz rezervinin 35 milyar dolarının yurt dışında olduğu ifade ediliyor.

 

EkleBunu RSS Ekle Butonu EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu


 
Haz
10
    
EZBERBOZAN RekLam
download 200 MB oldu
EZBERBOZAN RekLam
www.blogmedya.deriz.biz http://ssorulmayansorular.bloggum.com sıksorulmayansorular sorar ya siz ayrılmayın böyle ayrılık olmaz

 

 


   

 

EkleBunu RSS Ekle Butonu EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu


 
Haz
10
    
EZBERBOZAN RekLam
download 200 MB oldu
EZBERBOZAN RekLam
www.blogmedya.deriz.biz http://ssorulmayansorular.bloggum.com sıksorulmayansorular sorar ya siz ayrılmayın böyle ayrılık olmaz

 

 

TACİZ ATEŞİ AÇAN TERÖRİSTLERE OPERASYON

ResimDÖRTYOL -

Hatay'ın Dörtyol ilçesinde Karahasan Paşa Kışlası'na sabaha karşı roketatarla taciz ateşi açan teröristleri yakalamak için operasyon başlatıldı.


Numuneevler Mahallesi, Karakese Otoban Köprüsü

yakınlarındaki Karahasan Paşa Kışlası'na sabaha karşı

roketatarla taciz ateşi açıldı ve teröristler dağlık kesimlere

kaçtı.


İl Jandarma Alay Komutanı Kurmay Albay Hacı İlbaş'ın

Karahasan Paşa Kışlası'na giderek bilgi aldığı, yaralanan

askerin bulunmadığı ve olayın hemen ardından, teröristleri

yakalamak amacıyla Amanos Dağları'nda operasyon

başlatıldığı bildirildi.

 BAŞKAN ADAYLARININ DANIŞMANLARIYLA GÖRÜŞTÜ

ResimWASHINGTON -

Dışişleri Bakanı ve Başmüzakereci Ali Babacan, ABD başkanlık yarışının Cumhuriyetçi Partili ve Demokrat Partili adaylarının danışmanlarıyla ayrı ayrı bir araya geldi. Amerikalı muhataplarıyla görüşmek ve çeşitli temaslar yapmak üzere Washington'da bulunan Babacan, hafta sonunda başkan adaylığı yarışından çekildiğini açıklayan New York Senatörü Hillary Clinton'ın danışmanlarıyla biraraya geldi.

Babacan, daha sonra Demokrat Parti'nin başkan adaylığını

garantileyen Illinois Senatörü Barack Obama'nın

danışmanlarıyla bir toplantıya katıldı.

Ardından Babacan, Cumhuriyetçi Parti'nin başkan adaylığını

garantileyen Senatör John McCain'in ekibiyle bir araya

geldi. Babacan'ın, Clinton ve Obama'nın ekibiyle

gerçekleştirdiği görüşmede, İran, Suriye, Türk-Amerikan

ilişkilerindeki gelişmeler ve ağırlıklı olarak Irak konularının

ele alındığı öğrenildi.

Ayrıca Babacan'ın, kapatma davasıyla ilgili soruları

yanıtladığı ve Anayasa Mahkemesi'nin ne zaman ve nasıl

bir karar vereceğini bilmediği, ancak kararın ''nihai'' olacağı

yönünde görüş belirttiği, ayrıca genel olarak laiklik

konusunda görüşlerini aktardığı ifade edildi.

Görüşmelerde ayrıca enerji konuları ve Türk ekonomisinin

durumunun ele alındığı öğrenildi. Bakan Babacan, Ermeni

meselesinin, Türk-Amerikan ilişkilerinde pürüz olmaktan

çıkarılması gerektiği görüşünü muhataplarına iletti.


WASHINGTON'DAN AYRILDI


Ali Babacan, ABD'deki temaslarını tamamlamasının ardından Washington'dan ayrıldı. Babacan ve beraberindeki heyet, Afganistan için düzenlenen uluslararası bir konferansa katılmak üzere Paris'e gitti.

 

EkleBunu RSS Ekle Butonu EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu


 
Haz
09
    
EZBERBOZAN RekLam
download 200 MB oldu
EZBERBOZAN RekLam
www.blogmedya.deriz.biz http://ssorulmayansorular.bloggum.com sıksorulmayansorular sorar ya siz ayrılmayın böyle ayrılık olmaz

 

Trakya Senfonik Süiti The Trace Symphonic Suite  (2008)

 







1. Intro
2. Mondilatos
3. Zonaradikos
4. Bayduşka
5. Singathistos
6. Şarkı
7. Hicaz Mandra
8. Tris Hari
9. Yüksek Yüksek Tepeler
10. Racenica
11. Milo Mu Niranco
12. Kavakliotika




 şifresi:www.paylas.de

 

EkleBunu RSS Ekle Butonu EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu