KİŞİ BAŞINA GELİR 9333 DOLARA YÜKSELDİ
Bu
arada, 2007 yılında kişi başına GSYH değeri, bir başka
değişle kişi başına milli gelir, cari fiyatlarla 12 bin 132 YTL,
ABD Doları cinsinden ise 9 bin 333 dolara yükseldi.
2007 yılı büyüme hedefi yüzde 5 olarak belirlenmişti.
|
|
![]() |
İZMİR İÇİN TARİHİ GÜN
PARİS
- Uluslararası Sergiler Bürosu (BIE), "EXPO 2015"e ev sahipliği yapmak
için aday olan İzmir ve Milano arasındaki kararını bugün verecek.
BIE üyeleri son kez, önce Milano'nun, daha sonra İzmir'in sunumunu
dinleyecek. İki kentin sunumundan sonra salon boşaltılacak ve oylamaya
geçilecek. Oylama sonucunun yerel saatle 17.00'de açıklanması bekleniyor. Oylama kararının ardından BIE yöneticileri ve ev sahipliği yapma şansı
elde edecek kentin temsilcileri ortak basın toplantısı düzenleyecek.
Türkiye, EXPO'ya ev sahipliği yapabilmek için 2004'te 98 üyeli
Uluslararası Sergiler Bürosuna katılmış, bir yıl gibi kısa sürede
büronun yönetim kurulu üyeliğine seçilmişti.
İzmir'in başvuru temasını, "Daha İyi Bir Dünya İçin Yeni Yollar-Herkese
Sağlık", Milano'nun başvuru temasını ise "Gezegende Herkesin
Doyurulması, Yaşam İçin Enerji" konusu oluşturuyor.
İtalyan hava yollarının içinde bulunduğu mali krizin, Milano için
önemli ölçüde dezavantaj teşkil etmesi bekleniyor. Yine Milano'nun daha
önce bu
fuara ev sahipliği yapması da İtalyanlar için olumsuz puan olarak görülüyor.
İzmir'i şu ana kadar 40'in üzerinde ülke destekleyeceğini resmen ilan etti.
CUMHURBAŞKANI GÜL FRANSA'YA GİTTİ
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Uluslararası Sergiler Bürosu'nun (BIE) EXPO
2015'e ev sahipliği yapacak kentin belirleneceği Genel Kurul
toplantısına
katılmak üzere özel uçak ANA ile saat 10.20'de Fransa'nın başkenti Paris'e gitti.
Cumhurbaşkanı Gül ile Dışişleri Bakanı ve Başmüzakereci Ali Babacan da Paris'e gitti.



EMRE AKÖZ Davanın tek iyi yanı
Geçen sene, Birey Yayınları, 28 Şubat (1997) darbesinin 10'uncu yılı vesilesiyle bir derleme yayınlamıştı: "28 Şubat: Postmodern Bir Darbenin Sosyal ve Siyasal Analizi."
O kitaba yazdığım makalenin başlığı şuydu: 28 Şubat Darbesinin Tek 'İyi' Yanı.
28 Şubat darbecileri, hükümeti devirdi. Refah Partisi kapatıldı.
Necmettin Erbakan, AB karşıtı, ekonomide devletçi, kültür alanında ise dayatma yanlısı bir İslamcıydı .
' Milli Görüş'ün ulusalcılıktan farkı, dindir. Deniz Baykal'a dini ekleyin, karşınıza Erbakan çıkar. Erbakan'daki dinci boyutu kaldırın, geriye bir Kemalist kalır.
28 Şubat darbecilerinin, 'farkında olmadan' yaptığı tek iyi şey... RP'deki 'serbest piyasacı' ve 'AB yanlısı' genç kadronun önünü açmak oldu.
Anadolu sermayesini temsil eden bu kadro 2002'de hükümet oldu.
AKP'ye 22 Temmuz 2007 seçimlerini ezici bir üstünlükle kazandıran olumlu icraatından bahsetmeyeceğim.
Amacım yukarıdaki soruyu tekrar formüle etmek: " Bu kapatma davasının iyi yanı nedir? "
Ama önce biraz tarih... Atatürk, 1937'de başbakanlığı Celal Bayar'a verirken şöyle demişti: " Ordu komutanlarını ben atarım. Vali atamalarını da ben yaparım. Gerisi sana kalmış... "
İşte iki başlı 'siyasi yapı' bu... Bir yanda: Halkın oyuyla hükümete gelen siyasetçiler ki onların işi ekonomiyle uğraşmaktır... Öte yanda: Devlet alanında konumlanıp 'yüksek siyasetle' (?) uğraşan bürokratik elit...
İki grubu ayıran hudut da laikliktir . Bürokratik elit, alttan gelerek, maddi ve manevi çıkarlarını tehdit edenlerin önünü laiklik ilkesini bir öyle, bir böyle yorumlayarak keser.
Aynı şeyi sık sık yapabilmesinin sırrı şudur: Halkın büyük çoğunluğu Müslüman'dır. Geleneksel kültür din ile yoğrulmuştur. Kitle partisi oluşturmak isteyen hemen her politikacı; dini temalara başvurmak, kendini o terimlerle anlatmak zorundadır.
Ancak politikacı dinden söz ettiği anda... " Dini siyasete alet ediyor " yaygarası ile karşılaşır: Aynı Menderes'in, Demirel'in, Özal'ın başına geldiği gibi...
İki siyasetçi hariç: 1973'teki Ecevit dine ağırlık vermeden kitleselleşti; çünkü dönem uygundu. Erbakan ise zaten hep 'dinci' oldu.
Bizdeki sistemin diğer kırılgan noktası Kürtlerdir . Kürt vatandaşların en sıradan, en normal talepleri dahi " bölücülük " olarak adlandırılmıştır.
Kürtlerin demokratik taleplerini dile getireceği partiler kapatılmıştır.
Şimdi tekrar AKP'ye dönebiliriz...
AKP ekonomideki başarısıyla gelen devasa oy oranına dayanarak "özgürlükçü siyaseti " boşladı.
Mesela ... 301'i uykuya yatırdı... Anayasa'da ve Siyasi Partiler Kanunu'nda gerekli değişiklikleri yapmadı... AB sürecini yavaşlattı... Alevi açılımını kısa keserek, " Canım, zaten bunlar Sünni partisi " dedirtti... Van savcısı Ferhat Sarıkaya'yı yalnız bıraktı... DTP'ye kapatma davası açıldığında sessiz kaldı.... Hrant Dink davasını daha fazla zorlamadı...
Misalleri çoğaltabiliriz.
Sonucu hep birlikte görüyoruz: Antidemokratik güçler atağa geçti.
Özetle: Türkiye'nin hukuk devleti olamadığını apaçık gösteren bu 'siyasi' davanın tek olumlu yanı, AKP'yi kendine getirmesi olacak. Tekrar demokrasinin ipine sarılacak. Kendini kuyudan yukarı çekerken, hakkı yenilen diğerlerini de beraberinde sürükleyecek.
Yapmazsa, boğarlar








download 200 MB oldu
ANKARA - Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Türkiye'nin 2007 yılı büyüme hızını 4,5 olarak açıkladı.

BAKANLAR KURULU TOPLANDI
Ekonomi dışı konular


