Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)
cumhurreisi ayed hadis en birinci bila kayd u şard nufüs huviyet cuzdanıkagıt 50 kurus sabim 184 alolambadan vazo bırakın da çalışalım analar günü duelist filmiEMRE AKÖZ Davanın tek iyi yanı Geçen sene, Birey Yayınları, 28 Şubat (1997) darbesinin 10'uncu yılı vesilesiyle bir derleme yayınlamıştı: "28 Şubat: Postmodern Bir Darbenin Sosyal ve Siyasal Analizi." O kitaba yazdığım makalenin başlığı şuydu: 28 Şubat Darbesinin Tek 'İyi' Yanı. 28 Şubat darbecileri, hükümeti devirdi. Refah Partisi kapatıldı. Necmettin Erbakan, AB karşıtı, ekonomide devletçi, kültür alanında ise dayatma yanlısı bir İslamcıydı . ' Milli Görüş'ün ulusalcılıktan farkı, dindir. Deniz Baykal'a dini ekleyin, karşınıza Erbakan çıkar. Erbakan'daki dinci boyutu kaldırın, geriye bir Kemalist kalır. 28 Şubat darbecilerinin, 'farkında olmadan' yaptığı tek iyi şey... RP'deki 'serbest piyasacı' ve 'AB yanlısı' genç kadronun önünü açmak oldu. Anadolu sermayesini temsil eden bu kadro 2002'de hükümet oldu. AKP'ye 22 Temmuz 2007 seçimlerini ezici bir üstünlükle kazandıran olumlu icraatından bahsetmeyeceğim. Amacım yukarıdaki soruyu tekrar formüle etmek: " Bu kapatma davasının iyi yanı nedir? " Ama önce biraz tarih... Atatürk, 1937'de başbakanlığı Celal Bayar'a verirken şöyle demişti: " Ordu komutanlarını ben atarım. Vali atamalarını da ben yaparım. Gerisi sana kalmış... " İşte iki başlı 'siyasi yapı' bu... Bir yanda: Halkın oyuyla hükümete gelen siyasetçiler ki onların işi ekonomiyle uğraşmaktır... Öte yanda: Devlet alanında konumlanıp 'yüksek siyasetle' (?) uğraşan bürokratik elit... İki grubu ayıran hudut da laikliktir . Bürokratik elit, alttan gelerek, maddi ve manevi çıkarlarını tehdit edenlerin önünü laiklik ilkesini bir öyle, bir böyle yorumlayarak keser. Aynı şeyi sık sık yapabilmesinin sırrı şudur: Halkın büyük çoğunluğu Müslüman'dır. Geleneksel kültür din ile yoğrulmuştur. Kitle partisi oluşturmak isteyen hemen her politikacı; dini temalara başvurmak, kendini o terimlerle anlatmak zorundadır. Ancak politikacı dinden söz ettiği anda... " Dini siyasete alet ediyor " yaygarası ile karşılaşır: Aynı Menderes'in, Demirel'in, Özal'ın başına geldiği gibi... İki siyasetçi hariç: 1973'teki Ecevit dine ağırlık vermeden kitleselleşti; çünkü dönem uygundu. Erbakan ise zaten hep 'dinci' oldu. Bizdeki sistemin diğer kırılgan noktası Kürtlerdir . Kürt vatandaşların en sıradan, en normal talepleri dahi " bölücülük " olarak adlandırılmıştır. Kürtlerin demokratik taleplerini dile getireceği partiler kapatılmıştır. Şimdi tekrar AKP'ye dönebiliriz... AKP ekonomideki başarısıyla gelen devasa oy oranına dayanarak "özgürlükçü siyaseti " boşladı. Mesela ... 301'i uykuya yatırdı... Anayasa'da ve Siyasi Partiler Kanunu'nda gerekli değişiklikleri yapmadı... AB sürecini yavaşlattı... Alevi açılımını kısa keserek, " Canım, zaten bunlar Sünni partisi " dedirtti... Van savcısı Ferhat Sarıkaya'yı yalnız bıraktı... DTP'ye kapatma davası açıldığında sessiz kaldı.... Hrant Dink davasını daha fazla zorlamadı... Misalleri çoğaltabiliriz. Sonucu hep birlikte görüyoruz: Antidemokratik güçler atağa geçti. Özetle: Türkiye'nin hukuk devleti olamadığını apaçık gösteren bu 'siyasi' davanın tek olumlu yanı, AKP'yi kendine getirmesi olacak. Tekrar demokrasinin ipine sarılacak. Kendini kuyudan yukarı çekerken, hakkı yenilen diğerlerini de beraberinde sürükleyecek. Yapmazsa, boğarlarezberbozan okuryazarTRT LOGO ginseng çicek Glitter Photos
karar millendirlee young ae duelist filmFree Image Hosting - Photolava.com Free Image Hosting - Photolava.compeygamberimizin doğduğu evsalıncakta ata sosyalguvenligi tam turkeyTRT LOGOsirinler Srebrenica_Inferno.mp3 BİR (  1  )    İHRACAAT DOLARINDAN
SAĞLANAN TOPLAM GELİR
Mart 2008 tarihli yazilar (sayfa 5)Mart 2008 tarihli diger ogeler resimler , videolar
 
Mar
31
    
EZBERBOZAN RekLam
download 200 MB oldu
EZBERBOZAN RekLam
www.blogmedya.deriz.biz http://ssorulmayansorular.bloggum.com sıksorulmayansorular sorar ya siz ayrılmayın böyle ayrılık olmaz

 

 KİŞİ BAŞINA GELİR 9333 DOLARA YÜKSELDİ


Bu arada, 2007 yılında kişi başına GSYH değeri, bir başka

değişle kişi başına milli gelir, cari fiyatlarla 12 bin 132 YTL,

ABD Doları cinsinden ise 9 bin 333 dolara yükseldi.


2007 yılı büyüme hedefi yüzde 5 olarak belirlenmişti.

 

 

2007 BÜYÜME HIZI %4,5

ResimANKARA - Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Türkiye'nin 2007 yılı büyüme hızını 4,5 olarak açıkladı.


Büyüme, geçen yılın son çeyreğinde ise yüzde 3,4 oldu.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), üretim yöntemiyle hesaplanan gayri safi yurtiçi hasıla (GSYH) 2007 yılı ve dördüncü dönem geçici sonuçlarını açıkladı.


Buna göre 2007 yılı GSYH değeri cari fiyatlarla yüzde 12,9'luk artışla 856 milyar 387 milyon YTL, ABD Dolar cinsinden ise yüzde 25,1 artışla 658 milyar 786 milyon dolar olarak hesaplandı.


GSYH değeri, sabit fiyatlarla ise yüzde 4,5 'lik artışla 101 milyar 46 milyon YTL oldu.

KİŞİ BAŞINA GELİR 9333 DOLARA YÜKSELDİ


Bu arada, 2007 yılında kişi başına GSYH değeri, bir başka

değişle kişi başına milli gelir, cari fiyatlarla 12 bin 132 YTL,

ABD Doları cinsinden ise 9 bin 333 dolara yükseldi.


2007 yılı büyüme hedefi yüzde 5 olarak belirlenmişti.

 

Resim

İZMİR İÇİN TARİHİ GÜN

PARİS - Uluslararası Sergiler Bürosu (BIE), "EXPO 2015"e ev sahipliği yapmak için aday olan İzmir ve Milano arasındaki kararını bugün verecek.


BIE üyeleri son kez, önce Milano'nun, daha sonra İzmir'in sunumunu dinleyecek. İki kentin sunumundan sonra salon boşaltılacak ve oylamaya

geçilecek. Oylama sonucunun yerel saatle 17.00'de açıklanması bekleniyor. Oylama kararının ardından BIE yöneticileri ve ev sahipliği yapma şansı

elde edecek kentin temsilcileri ortak basın toplantısı düzenleyecek.


Türkiye, EXPO'ya ev sahipliği yapabilmek için 2004'te 98 üyeli Uluslararası Sergiler Bürosuna katılmış, bir yıl gibi kısa sürede büronun yönetim kurulu üyeliğine seçilmişti.


İzmir'in başvuru temasını, "Daha İyi Bir Dünya İçin Yeni Yollar-Herkese Sağlık", Milano'nun başvuru temasını ise "Gezegende Herkesin Doyurulması, Yaşam İçin Enerji" konusu oluşturuyor.


İtalyan hava yollarının içinde bulunduğu mali krizin, Milano için önemli ölçüde dezavantaj teşkil etmesi bekleniyor. Yine Milano'nun daha önce bu

fuara ev sahipliği yapması da İtalyanlar için olumsuz puan olarak görülüyor.


İzmir'i şu ana kadar 40'in üzerinde ülke destekleyeceğini resmen ilan etti.

CUMHURBAŞKANI GÜL FRANSA'YA GİTTİ


Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Uluslararası Sergiler Bürosu'nun (BIE) EXPO 2015'e ev sahipliği yapacak kentin belirleneceği Genel Kurul toplantısına

katılmak üzere özel uçak ANA ile saat 10.20'de Fransa'nın başkenti Paris'e gitti.


Cumhurbaşkanı Gül ile Dışişleri Bakanı ve Başmüzakereci Ali Babacan da Paris'e gitti.

 

EkleBunu RSS Ekle Butonu EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu


 
Mar
31
    
okuryazarhay | 31 Mart 2008 10:38 | 0 fav | etiket: ,  
EZBERBOZAN RekLam
download 200 MB oldu
EZBERBOZAN RekLam
www.blogmedya.deriz.biz http://ssorulmayansorular.bloggum.com sıksorulmayansorular sorar ya siz ayrılmayın böyle ayrılık olmaz

 

2007 BÜYÜME HIZI %4,5



ResimANKARA - Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Türkiye'nin 2007 yılı büyüme hızını 4,5 olarak açıkladı.
Büyüme, geçen yılın son çeyreğinde ise yüzde 3,4 oldu.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), üretim yöntemiyle hesaplanan gayri safi yurtiçi hasıla (GSYH) 2007 yılı ve dördüncü dönem geçici sonuçlarını açıkladı.
Buna göre 2007 yılı GSYH değeri cari fiyatlarla yüzde 12,9'luk artışla 856 milyar 387 milyon YTL, ABD Dolar cinsinden ise yüzde 25,1 artışla 658 milyar 786 milyon dolar olarak hesaplandı.
GSYH değeri, sabit fiyatlarla ise yüzde 4,5 'lik artışla 101 milyar 46 milyon YTL oldu.

KİŞİ BAŞINA GELİR 9333 DOLARA YÜKSELDİ
Bu arada, 2007 yılında kişi başına GSYH değeri, bir başka değişle kişi başına milli gelir, cari fiyatlarla 12 bin 132 YTL, ABD Doları cinsinden ise 9 bin 333 dolara yükseldi.
2007 yılı büyüme hedefi yüzde 5 olarak belirlenmişti.

Resim

İZMİR İÇİN TARİHİ GÜN

PARİS - Uluslararası Sergiler Bürosu (BIE), "EXPO 2015"e ev sahipliği yapmak için aday olan İzmir ve Milano arasındaki kararını bugün verecek.
BIE üyeleri son kez, önce Milano'nun, daha sonra İzmir'in sunumunu dinleyecek. İki kentin sunumundan sonra salon boşaltılacak ve oylamaya geçilecek. Oylama sonucunun yerel saatle 17.00'de açıklanması bekleniyor. Oylama kararının ardından BIE yöneticileri ve ev sahipliği yapma şansı elde edecek kentin temsilcileri ortak basın toplantısı düzenleyecek.
Türkiye, EXPO'ya ev sahipliği yapabilmek için 2004'te 98 üyeli Uluslararası Sergiler Bürosuna katılmış, bir yıl gibi kısa sürede büronun yönetim kurulu üyeliğine seçilmişti.
İzmir'in başvuru temasını, "Daha İyi Bir Dünya İçin Yeni Yollar-Herkese Sağlık", Milano'nun başvuru temasını ise "Gezegende Herkesin Doyurulması, Yaşam İçin Enerji" konusu oluşturuyor.
İtalyan hava yollarının içinde bulunduğu mali krizin, Milano için önemli ölçüde dezavantaj teşkil etmesi bekleniyor. Yine Milano'nun daha önce bu fuara ev sahipliği yapması da İtalyanlar için olumsuz puan olarak görülüyor.
İzmir'i şu ana kadar 40'in üzerinde ülke destekleyeceğini resmen ilan etti.

CUMHURBAŞKANI GÜL FRANSA'YA GİTTİ
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Uluslararası Sergiler Bürosu'nun (BIE) EXPO 2015'e ev sahipliği yapacak kentin belirleneceği Genel Kurul toplantısına katılmak üzere özel uçak ANA ile saat 10.20'de Fransa'nın başkenti Paris'e gitti.
Cumhurbaşkanı Gül ile Dışişleri Bakanı ve Başmüzakereci Ali Babacan da Paris'e gitti.

 BAKANLAR KURULU TOPLANDI
Bakanlar Kurulu, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın başkanlığında toplandı. Başbakanlık Merkez Bina'daki toplantı, saat 11.30'da başladı.
   31.03.2008 - 11:37:00 
 İSRAİL'DE OLMERT-BARAK GERGİNLİĞİ
İsrail'de savaşta çocuklarını yitiren ailelerin kurduğu dernekle bir araya gelen Savunma Bakanı Ehud Barak'ın, Başbakan Ehud Olmert'i hedef alan sözleri, Olmert ve Barak arasında gerginliğe yol açtı. Barak'ın açıklaması, Olmert yerine yardımcılarından sert tepki buldu. İsrail Savunma Bakanı Ehud Barak, ailelerle yaptığı toplantıda, Olmert'in, İkinci Lübnan savaşının başarısızlıklarının sorumluluğunu üzerine alarak, Winograd raporu sonrasında görevinden ayrılması gerektiğini söyledi.
   31.03.2008 - 11:36:00

 

EkleBunu RSS Ekle Butonu EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu


 
Mar
30
    
okuryazarhay | 30 Mart 2008 22:29 | 0 fav | etiket:  
EZBERBOZAN RekLam
download 200 MB oldu
EZBERBOZAN RekLam
www.blogmedya.deriz.biz http://ssorulmayansorular.bloggum.com sıksorulmayansorular sorar ya siz ayrılmayın böyle ayrılık olmaz

 

 

endikatör merkez

EkleBunu RSS Ekle Butonu EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu


 
Mar
30
    
EZBERBOZAN RekLam
download 200 MB oldu
EZBERBOZAN RekLam
www.blogmedya.deriz.biz http://ssorulmayansorular.bloggum.com sıksorulmayansorular sorar ya siz ayrılmayın böyle ayrılık olmaz

 

lee young ae duelist film

duelist filmi muhteşem

bu film kaçmaz

EkleBunu RSS Ekle Butonu EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu


 
Mar
30
    
okuryazarhay | 30 Mart 2008 22:26 | 0 fav | etiket:  
EZBERBOZAN RekLam
download 200 MB oldu
EZBERBOZAN RekLam
www.blogmedya.deriz.biz http://ssorulmayansorular.bloggum.com sıksorulmayansorular sorar ya siz ayrılmayın böyle ayrılık olmaz

 

 bir çözüm daha

 çözümlerin blogu ezberbozan 

 

future motosiklet

EkleBunu RSS Ekle Butonu EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu


 
Mar
30
    
okuryazarhay | 30 Mart 2008 22:22 | 0 fav | etiket:  
EZBERBOZAN RekLam
download 200 MB oldu
EZBERBOZAN RekLam
www.blogmedya.deriz.biz http://ssorulmayansorular.bloggum.com sıksorulmayansorular sorar ya siz ayrılmayın böyle ayrılık olmaz

 

 

 

 

 

A Volkswagen Polo is loaded in the car towers of the VW Autostadt in Wolfsburg, northern Germany on Wednesday.

The Autostadt, situated next to Volkswagen’s headquarter, is the company’s theme park, and distribution centre where daily 5500 visitors view

Volkswagen brands lile Bentley, Audi, Lamborghini.


Volkswagen Polo Parking In Germany

future garaj

 

 

 

EkleBunu RSS Ekle Butonu EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu


 
Mar
30
    
EZBERBOZAN RekLam
download 200 MB oldu
EZBERBOZAN RekLam
www.blogmedya.deriz.biz http://ssorulmayansorular.bloggum.com sıksorulmayansorular sorar ya siz ayrılmayın böyle ayrılık olmaz

 

 

Çanlar sabit diskler için çalıyor

Bilgisayar tarihinin en uzun soluklu bileşenlerinden sabit diskler, ucuzlayan flaş bellekler yüzünden son dönemlerini yaşıyor olabilir.

Rakibi SSD sürücüler pazar oluşturmaya başladı bile...

 


 

Halen kullandığımız geleneksel sabit diskler (solda) eski pikaplarla aynı mantığı taşıyan hareketli bir sisteme sahip. SSD platformuysa çip teknolojisini kullanıyor ve hiçbir hareketli parça bulunmuyor.


Dünyanın ilk sabit diski hayatımıza tam 27 yıl önce girdi. Klavye ve ekran gibi harici bileşenler hariç o günden bu güne pek az parça varlığını ve önemini korumayı başardı. Elbette geçirdikleri evrimi de göz ardı etmemek gerekiyor. İlk sabit disk tam 15,8 metre metre çapındaydı ve sadece 5 megabayt veri taşıyabiliyordu. Oysa bugünün diskleri sadece 7,9 santimetre çapında ve 1 terabayt; başka bir deyişle ilk sabit diskten 200 bin kat daha fazla veri taşıyabiliyor.


Mikro bilgisayarlar için ilk sabit diski ST506 koduyla 1980 yılında üreten Seagate aynı zamanda endüstri standardı haline gelen ve bugün hala kullanılan boyuttaki sabit diski geliştirdi. Firma devamında 1997 yılında dünyanın dakikada 15 bin devir yapan ilk sabit diskini tanıttı.


Gelinen noktaya karşılaştırmalı bakmak gerekirse, dünyanın ilk 1 GB kapasiteli sabit diski 1980 yılında 250 kg ağırlığında, boyut olaraksa bir buzdolabı kadardı ve IBM 3380 ismiyle 40 bin dolara satılıyordu. Aynı IBM şu an bir madeni para büyüklüğündeki sabit diske aynı kapasiteyi sığdırmayı başarmış durumda.

Artan ihtiyaçlar
Bugün oyunların bile 10 GB kapasiteli DVD sürücülerde geldiği, yeni nesil DVD formatı Blu-Ray'in disk kapasitesinin 50 GB, güncel işletim sistemlerinin kapladığı yerin 10 GB üstünde olduğu bir dönemde sabit disklerin önemi de her zamankinden daha belirgin hale geliyor.
Özellikle taşınabilir bilgisayarlar satışlarının masaüstü sistemlerinkiyle eşitlendiği bu günlerde küçük boyutta, az pil harcayan ve yüksek kapasite sunan sabit disk sürücülerin yarışının gerekçeleri daha iyi anlaşılıyor.


Bu alanda öne çıkan seçeneklerden biri de açılımı Solid State Drive olan SSD oldu. Son dönemde adını daha sık duymaya başladığımız bu teknoloji aslında özellikle USB portu üstünden bilgisayarlarımıza bağlanan flaş belleklerle aynı mantığı taşıyor. Geleneksel sabit disklerde aynen pikaplarda olduğu gibi bir ya da birden fazla metal disk dakikada binlerce tur atarak dönerken iğne benzeri bir uç diskin üstündeki yüzeye bilgi yazıyor ya da okuyor. Kapasite olarak büyük alan sunsalar da bu tip diskler sürekli hareket ettikleri için hem sesli çalışıp hem de pil tüketimine olumsuz etki yaparken aynı zamanda sarsıntılara karşı hassasiyetlerinden dolayı veri kayıplarına da daha meyilli oluyorlar. Oysa SSD diskler hiçbir hareketli parça içermediği için hem sessiz, hem daha az enerji harcıyor hem de veri kaybına karşı daha dirençliler.


SSD'nin kullanıldığı hayatımızdaki en popüler örnekler IBM X300, Apple Macbook Air ve Asus EeePC oldu. Her üç bilgisayar da hafiflik ve uzun pil ömrü konusundaki şöhretlerini aslında SSD disklere borçlu.

Fiyatlar el yakıyor
Ne var ki bunca tercih edilir yapısına rağmen teknolojinin istisnasız her alanında olduğu gibi yeni bir kulvar olduğundan dolayı fiyat rekabetinde geleneksel sabit disklere karşı SSD'ler heveslileri kara kara düşündürüyor. Örneğin Apple'ın dünyanın en ince bilgisayarı olarak satışa sunduğu Macbook Air'in 80 GB sabit diskli sürümü 1800 dolarken 64 GB kapasiteli SSD sürücülü olanı 3100 dolara satılıyor. Yani daha az kapasiteli bir model için neredeyse iki katı bedel ödemek zorunda kalıyorsunuz. Bunun da anlamı bir süre için SSD disklerin sadece hevesliler ve bütçesi bol olanlar için tercih edilebilir olacağı. Ancak sektör uzmanları geleceğin teknolojisinin SSD olduğunda hemfikir.


Geleneksel sabit disk dünyasının en büyük markası 1979 yılından bu yana bu alanda hizmet veren ve rakiplerinin hemen hepsini satın alarak liderlik koltuğuna oturan Seagate. Firma yetkilileri şu an en büyük rakipleri lan SSD sürücülerinin en büyük üreticisi Samsung ve Intel'in kendilerine ait birçok patenti izinsiz kullandığını ve günü geldiğinde dava açacaklarını söyleyerek aba altından sopayı gösteriyor.


Bu yıl özellikle Intel'in SSD üstüne yoğunlaşacağı biliniyor. Samsung ve SanDisk gibi rakipler de avantajı kaybetmemek için siperlerinde bekliyor.

 

EkleBunu RSS Ekle Butonu EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu


 
Mar
30
    
EZBERBOZAN RekLam
download 200 MB oldu
EZBERBOZAN RekLam
www.blogmedya.deriz.biz http://ssorulmayansorular.bloggum.com sıksorulmayansorular sorar ya siz ayrılmayın böyle ayrılık olmaz

 

 

 

Mahfi Eğilmez Ekonomi dışı konular


30/03/2008 (1052 kişi okudu)

Türkiye, yeniden bir anayasa değişikliğinin öncesinde bulunuyor.

Bu kez değişikliğe bizi götüren konu iktidar partisine yönelik laiklik karşıtlığı iddialarıyla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı tarafından açılan kapatma davası.

Bu davanın açıldığı kamuoyuna açıklandıktan sonra toplumun her kesiminde konuyla ilgili tartışmalar yapılmaya başlandı. Kimileri demokrasilerde parti kapatmanın yanlış olduğunu, kimileri düşünce açıklamanın suç oluşturmayacağını ileri sürdüler.

 

Bazıları da parti kapatmanın başka ülkelerde de geçerli olduğunu ve cumhuriyetin ve demokrasinin temel ilkelerine aykırı davranışlar nedeniyle parti kapatmanın doğru olduğunu savundular.

 

Her iki tarafın da haklı argümanları olabilir.

Ne var ki konunun başka yönleri de var. Örneğin Anayasa, öyle sık değiştirilecek bir hukuk metni olmamalı.

Çünkü Anayasalar genellikle büyük bir takım olaylar veya dönüşümlerden sonra çıkarılmış yasalardır. Bunların en tipik olanı yazılı olmadığı ileri sürülen İngiliz Anayasası'dır.

 

 

İngiliz soyluları 1215 yılında kral Yurtsuz John'a uyması gereken kuralları gösteren kısa, özlü bir senet (Manga Carta) imzalattılar.

 

 

İngiltere'nin Anayasası budur ve aslında yazılıdır.

 

O tarihten bu yana yargı kararlarıyla zenginleşmiş olan Magna Carta, kendisinde yazılı olmayan birçok kararla bugüne gelmiştir.

 

 

Kimse dönüp de 1215 tarihli Magna Carta'nın yerine yeni bir Anayasa yapıp da her şeyi kendi içinde yazılı hale getirmeye uğraşmamıştır.

 

İngilizler, demokrasinin getirdiği zenginliği ve değişikliği yargı kararlarıyla uygulamaya katmaya devam etmişler ve dünyanın en ileri demokrasilerinden birini yaratmışlardır.

 


Amacım Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı tarafından AKP ile ilgili olarak yapılan kapatma davası başvurusunun içeriğini tartışmak değil.

 

Bu başvuru şu anda Anayasa Mahkemesi'nde inceleme ve değerlendirilme aşamasında bulunuyor.

 

Ben başka bir şey söylemek istiyorum. Bana kalırsa iktidar partisinin bu davayı öne sürerek Anayasa değişikliğini gündeme getirmesi ve parti kapatmayı zorlaştırmaya yönelik girişimlerde bulunması doğru değil.

 

Eğer iktidardaki çoğunluk partisi bunu yapabilirse başka şeylerin de yolu açılabilir.

 

 

Demokrasilerde bu işin doğrusu aleyhte açılan bir davadan aklanmak ve gerekiyorsa ondan sonra Anayasa değişikliği yaparak bu tür kapatma davalarının kapsamını değiştirmektir.

 

Aksi takdirde çoğunluğu ele geçiren herkes önce kendi aleyhindeki sorunları yasa değişikliği yoluyla çözümlemeye gider.

 

Ki bunun af yasası çıkarmaktan hiçbir farkı yoktur. Yasa değişikliği yaparak olası bir davayı önlemenin demokrasilerde açıklaması bulunmaz. Demokraside esas olan önce hesabı verip sonra gerekiyorsa değişiklik yapmaktır.
Geçtiğimiz günlerde Vakıfbank Güneş Sigorta bayan voleybol takımı Avrupa Challenge Cup şampiyonu oldu.

 

Vakıfbank Güneş Sigortalı kızların elde ettiği başarı iki açıdan çok önemli: İlk olarak bu uluslararası bir başarı olduğu için önemli. Kızlar da olsa erkekler de olsa bu başarının elde edilmesi gurur verici. Ama bana sorarsanız erkek egemen bir toplumda giderek ikinci sınıf insan olmaya itildikleri bir ortamda kızların bu tür başarılar elde etmesi erkeklerin aynı başarıyı elde etmesinden çok daha önemli.

 

 

Çünkü erkeklerin ikinci sınıf insan olmaya ittiği kadınların bir bölümü bu davranışın kendi tercihleri olduğunu söyleyecek kadar zayıf ve savunmasız bir konumdalar. İşte o nedenle Vakıfbank Güneş Sigortalı voleybolcu kızların bu başarısı çok önemli. Bu kızlar, bütün bir topluma kadınların ikinci sınıf insan olmaya mahkûm edilemeyeceklerinin ve fırsat verildiğinde dünya çapında başarılara ulaşabileceklerinin canlı kanıtını sunuyor. Gelecek yıllarda diğer kulüplerin bayan basketbol ve voleybol takımlarının da benzer uluslar arası başarılar elde edeceğini ve Türk kızları için gerçek rol modeller oluşturabileceklerini umut ediyorum.

 

EkleBunu RSS Ekle Butonu EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu


 
Mar
30
    
EZBERBOZAN RekLam
download 200 MB oldu
EZBERBOZAN RekLam
www.blogmedya.deriz.biz http://ssorulmayansorular.bloggum.com sıksorulmayansorular sorar ya siz ayrılmayın böyle ayrılık olmaz

 

 


Öldürtmezseniz namertsiniz
Tercüman gazetesi, Ahmet Altan, Fehmi Koru, Ergun Babahan ve Şamil Tayyar'ı kara kalem diye gazetesinde hedef gösterdi. Tayyar'ın tepkisi sert oldu.
Tercüman Gazetesi 2005 yılında 4 ay yazarlık yaptığım, çocukluğumda evimize giren iki gazeteden biriydi. O tarihte inançlı ve idealist insanların yönettiği gazeteydi. Halkın sesi, sivil siyasetin temsilcisi, darbelere ve muhtıralara dirençli bir yapısı vardı. Bugün sahip olduğum demokrasi kültüründe izleri vardır Tercüman’ın.

Allah aşkına bir de bugünkü haline bakın. Neredeyse her gün darbe çığırtkanlığı yapıyor, toplumun temel değerleriyle çatışıyor, çeteleri savunuyor. Bir dönem milliyetçi-muhafazakar kesimin simgesiyken bugün içine düşürüldüğü hale, inanın çok üzülüyorum.

Üzüntüm bununla sınırlı değil. Bu mübarek gazeteye bir ‘kara leke’ daha sürdüler. 12 Eylül’den önce ülkücülerin isimleri ve adreslerini yayınlayarak sol örgütlere hedef gösteren gazetenin sahibi Doğu Perinçek’i savunmak adına Perinçek usulüne yöneldiler. Ergenekon çetesini deşifre eden yazarlar, ‘İşte vuracağınız adamlar bunlar’ dercesine terör örgütlerine hedef gösterildi.

Tercüman gazetesinin Ahmet Altan, Fehmi Koru, Ergun Babahan ve şahsımın fotoğraflarını dün sürmanşete yerleştirip ‘Kim bunlar?’ diye soran, iç sayfada ise ‘kara kalemler’ olarak tanımlayan haberi iğrençti, bir o kadar tehditkardı.

Neymiş suçum?

Tercüman’daki dünkü habere göre;
Ergenekon hakkında en fazla yazıyı yazmışım, Ergenekon operasyonunu ‘hayırlı ve çok önemli gelişme’ olarak nitelendirmişim, Ergenekon soruşturmasını yürüten savcıların bu ülke için çok büyük hizmet verdiklerini ve bu insanlara sahip çıkılması gerektiğini söylemişim, Ergenekon’un darbe planını deşifre etmişim...

Bunun için hedef tahtasına konuyorum ve neredeyse ‘öldürülmem’ isteniyor.

Sözüm Tercüman okurlarına

Türbanla ilgili kararı veren Danıştay üyelerinin fotoğrafları bir gazetede yayınlandığında ‘hedef gösteriyorsunuz’ diye ayağa kalkanlar, Danıştay üyesini makamında katleden Alpaslan Arslan’ın otosunda bu gazete kupürü çıktığında gazeteyi hedef tahtasına koyanlar, şimdi sessiz.

Onlar sessiz kalabilirler. Çünkü onlar için sadece kendilerinin hukuku vardır. İlhan Selçuk gözaltına alındığında ‘Bu yaşta adam gece yarısı evinden alınır mı?’ diye soranlar, ilerleyen yaşı ve hastalığı nedeniyle çişini bile tutmakta zorlanan 83 yaşındaki Salih Kunter pijamasıyla evinden alındığında sessizlerdi.

Hadi, o muhafazakardı.

Ya Vedat Yenerer ya Güler Kömürcü? Gazeteciyse

onlar da gazeteci. Üstelik aynı iddialara muhatap oldular, Ergenekon soruşturması kapsamında gözaltına alındılar. Hatta biri hala cezaevinde. İlhan Selçuk için kıyamet kopartanlar, bu gazeteciler için ağızlarını açmadılar.

Çünkü onlar, yine de farklılardı.

Eminim, Tercüman okurları, bu yaşananları daha iyi anlamaya başlamıştır. Rahmetli Gün Sazak’ı unutacaklarını sanmıyorum. Gazete manşetleriyle kaybettikleri dava arkadaşlarının acısını yüreklerinde yaşıyorlardır. Eminim, bu gazeteyi satın alarak ödedikleri her kuruşun Doğu Perinçek’e ‘kalkan’ olduğunu, gerçek vatanseverlere ‘silah’ olarak döndüğünü görüyorlardır.

PKK’lıları Atatürkçü gösterdi

Daha vahimi, Tercüman, tüm çetecileri ‘Atatürkçü’ ilan etti. Ergenekon haberleriyle Atatürkçüler, Cumhuriyetçiler hedef haline getiriliyormuş. Sormak lazım, Doğu Perinçek ne zamandan beri Atatürkçü oldu? Teröristbaşı Abdullah Öcalan’la Bekaa Vadisi’nde sarmaş dolaş pozlar veren, bir dönem teröristlere ‘gerilla’ diyen, PKK eylemlerini ‘Kürtlerin ulusal kurtuluş mücadelesi’ olarak gören, 1974 Kıbrıs Barış Harekatı’nı ‘Türk ordusunun işgali’ olarak nitelendiren kimdi, kimlerdi?

Kusura bakmayın, ben Doğu Perinçek’le aynı safta yer alamam. Kimse de beni aynı safta yer almaya zorlamasın. PKK, benim için bir terör örgütüdür. PKK’ya terör örgütü demeyen Atatürkçü ise ben değilim.

Kusura bakma Tercüman, ben Perinçek’i almayım. Siz, bir dönem başka ülkelerin bayrağını sallayanlarla ‘Ergenekon kardeşliği’ yapmaya devam edin.

Ben ülkemi seviyorum, bölme çabalarına şiddetle karşı çıkıyorum, çetelerden arındırılmasını istiyorum, herkesin kardeşçe ve barış içinde yaşaması, demokrasiyle yönetilmesi için mücadele ediyorum.

Anlaşılıyor ki, bu mücadelem, birilerini rahatsız etti. Buradan ilan ediyorum, fotoğrafım yetmez evimin krokisini de verin! Nereden bulacağınızı çok düşünmeyin, Ergenekon kardeşliği yaptığınız adamlara sorun, Yargıtay binasının krokisini nasıl çizdilerse, size de çizip versinler. Yayınlamak ise çok kolay. Dün bu becerinizi gösterdiniz.

Öldürtmezseniz namertsiniz! Unutmayın, Allah’ın verdiği canı ancak Allah alır.

Star

 

EkleBunu RSS Ekle Butonu EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu


 
Mar
30
    
EZBERBOZAN RekLam
download 200 MB oldu
EZBERBOZAN RekLam
www.blogmedya.deriz.biz http://ssorulmayansorular.bloggum.com sıksorulmayansorular sorar ya siz ayrılmayın böyle ayrılık olmaz

 

  28.03.2008 17:13
İstanbul'da Sahte Para Operasyonu
Piyasaya sahte para süren 23 kişi gözaltına alındı.

İstanbul'da piyasaya sahte para süren şebeke ortaya çıkarıldı.

Daha önce yapılan bir operasyonu genişleten mali şube polisleri piyasaya sahte para süren bir başka şebekeye ulaştı.

Yapılan bir dizi operasyon sonucu şebekenin 23 elemanı yakalandı.

Yakalananların sorgusu sonucu kalpazanların yöntemleri ortaya çıktı.

Şebeke elemanı şık giyimli kadınların alış veriş merkezlerinde sahte paralarla büyük miktarlarda alış veriş yaptıkları anlaşıldı.

Kalpazanların bugene kadar 336 bin YTL bastıkları ortaya çıktı.

Aramalarda bir miktar sahte Amerikan dolarları ile sahte para yapımında kullanılan malzeme de ele geçirildi.

 

 

EkleBunu RSS Ekle Butonu EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu