Blog nedir? . . . Kendine blog oluştur ;)
ezberbozan şirin cumhurreisi ayed hadis en birinci bila kayd u şard nufüs huviyet cuzdanıkagıt 50 kurus sabim 184 alo Banner Makerlambadan vazo bırakın da çalışalım analar günü duelist filmiEMRE AKÖZ Davanın tek iyi yanı Geçen sene, Birey Yayınları, 28 Şubat (1997) darbesinin 10'uncu yılı vesilesiyle bir derleme yayınlamıştı: "28 Şubat: Postmodern Bir Darbenin Sosyal ve Siyasal Analizi." O kitaba yazdığım makalenin başlığı şuydu: 28 Şubat Darbesinin Tek 'İyi' Yanı. 28 Şubat darbecileri, hükümeti devirdi. Refah Partisi kapatıldı. Necmettin Erbakan, AB karşıtı, ekonomide devletçi, kültür alanında ise dayatma yanlısı bir İslamcıydı . ' Milli Görüş'ün ulusalcılıktan farkı, dindir. Deniz Baykal'a dini ekleyin, karşınıza Erbakan çıkar. Erbakan'daki dinci boyutu kaldırın, geriye bir Kemalist kalır. 28 Şubat darbecilerinin, 'farkında olmadan' yaptığı tek iyi şey... RP'deki 'serbest piyasacı' ve 'AB yanlısı' genç kadronun önünü açmak oldu. Anadolu sermayesini temsil eden bu kadro 2002'de hükümet oldu. AKP'ye 22 Temmuz 2007 seçimlerini ezici bir üstünlükle kazandıran olumlu icraatından bahsetmeyeceğim. Amacım yukarıdaki soruyu tekrar formüle etmek: " Bu kapatma davasının iyi yanı nedir? " Ama önce biraz tarih... Atatürk, 1937'de başbakanlığı Celal Bayar'a verirken şöyle demişti: " Ordu komutanlarını ben atarım. Vali atamalarını da ben yaparım. Gerisi sana kalmış... " İşte iki başlı 'siyasi yapı' bu... Bir yanda: Halkın oyuyla hükümete gelen siyasetçiler ki onların işi ekonomiyle uğraşmaktır... Öte yanda: Devlet alanında konumlanıp 'yüksek siyasetle' (?) uğraşan bürokratik elit... İki grubu ayıran hudut da laikliktir . Bürokratik elit, alttan gelerek, maddi ve manevi çıkarlarını tehdit edenlerin önünü laiklik ilkesini bir öyle, bir böyle yorumlayarak keser. Aynı şeyi sık sık yapabilmesinin sırrı şudur: Halkın büyük çoğunluğu Müslüman'dır. Geleneksel kültür din ile yoğrulmuştur. Kitle partisi oluşturmak isteyen hemen her politikacı; dini temalara başvurmak, kendini o terimlerle anlatmak zorundadır. Ancak politikacı dinden söz ettiği anda... " Dini siyasete alet ediyor " yaygarası ile karşılaşır: Aynı Menderes'in, Demirel'in, Özal'ın başına geldiği gibi... İki siyasetçi hariç: 1973'teki Ecevit dine ağırlık vermeden kitleselleşti; çünkü dönem uygundu. Erbakan ise zaten hep 'dinci' oldu. Bizdeki sistemin diğer kırılgan noktası Kürtlerdir . Kürt vatandaşların en sıradan, en normal talepleri dahi " bölücülük " olarak adlandırılmıştır. Kürtlerin demokratik taleplerini dile getireceği partiler kapatılmıştır. Şimdi tekrar AKP'ye dönebiliriz... AKP ekonomideki başarısıyla gelen devasa oy oranına dayanarak "özgürlükçü siyaseti " boşladı. Mesela ... 301'i uykuya yatırdı... Anayasa'da ve Siyasi Partiler Kanunu'nda gerekli değişiklikleri yapmadı... AB sürecini yavaşlattı... Alevi açılımını kısa keserek, " Canım, zaten bunlar Sünni partisi " dedirtti... Van savcısı Ferhat Sarıkaya'yı yalnız bıraktı... DTP'ye kapatma davası açıldığında sessiz kaldı.... Hrant Dink davasını daha fazla zorlamadı... Misalleri çoğaltabiliriz. Sonucu hep birlikte görüyoruz: Antidemokratik güçler atağa geçti. Özetle: Türkiye'nin hukuk devleti olamadığını apaçık gösteren bu 'siyasi' davanın tek olumlu yanı, AKP'yi kendine getirmesi olacak. Tekrar demokrasinin ipine sarılacak. Kendini kuyudan yukarı çekerken, hakkı yenilen diğerlerini de beraberinde sürükleyecek. Yapmazsa, boğarlarezberbozan okuryazarbezmi alemTRT LOGO ginseng çicekgökyüzü kadar kırmızı 2006

orfeonrecord13289.bloggum Glitter Photos
karar millendirlee young ae duelist filmnaruto shippudenFree Image Hosting - Photolava.com Free Image Hosting - Photolava.compeygamberimizin doğduğu evsalıncakta ata sirinler Srebrenica_Inferno.mp3 BİR (  1  )    İHRACAAT DOLARINDAN
SAĞLANAN TOPLAM GELİR kırmızı beyazsosyalguvenligi tam turkey poem poetry TRT LOGO

Yazılar arşiv 03.2008 Other entries in 2008-03 resimler , videolar
 
Mar
30
    
EZBERBOZAN RekLam
download 200 MB oldu
EZBERBOZAN RekLam
www.blogmedya.deriz.biz http://ssorulmayansorular.bloggum.com sıksorulmayansorular sorar ya siz ayrılmayın böyle ayrılık olmaz

 

 

Obama benzersiz bir değişim yaratır

Obama benzersiz bir değişim yaratır

Başkanlık yarışında Hillary yalan söylüyor, McCain İran'a pazu gösteriyor.

Obama'nın farkıysa ortada:

w21. yüzyılı idrak eden siyahi

adayın İran, Çin, Rusya,

terörle savaş ve Filistin'de

yaratacağı değişimi bir

düşünün...

30/03/2008 (27 kişi okudu)

 

Roger Cohen 

Hillary Clinton'a duyurulur:

Bosna savaşı 1996'da sona erdi. Benim gibi savaşın başladığı 1992'de ve 1994 ve 1995'te Bosna'ya gidip, kuşatma altındaki Saraybosna'da hamile kadınların Sırp topçularının açtığı ateşte paramparça oluşunu seyrederken Başkan Bill Clinton'ın kaçamaklı sözlerine dişlerini gıcırdatarak katlananlar, savaşın bittiğini biliyoruz.

Clinton, "500 yıl, bazıları neredeyse 1000 yıl öncesine uzanan husumetler" gibi laflar gevelerken Bosna'nın alev alev yandığını biliyoruz.

995 yıl öncesine uzanan sorunlara dair edilen lafların şu anla-ma geldiğini de biliyoruz:

Balkan çukurunda hiçbir Batı müdahalesi hiçbir şey başaramaz.

Hillary belki de suçlu hissediyor


Sırpların Bosnalılara yönelik 1992'deki ilk katliamlardan ancak üç yıl sonra, Srebrenitsa'daki toplu katliamın ardından (durup seyrettiği Ruanda soykırımının da bir yıl sonrasında), ABD Başkanı tavır koyabildi. NATO bombaladı, Hoolbroke Kasım 1995'te Dayton'da parlak bir iş çıkardı ve silahlar sustu.

Yani, Hillary 25 Mart 1996'da Bosna'nın kuzeybatısındaki Tuzla'ya vardığında savaş bitmişti. Ama Hillary o günleri, 'keskin nişancı ateşi altında Bosna'ya indiğini' söyleyerek yad etti. Onlar 'araçlara binmek için başlarını eğmiş koşarken' savaş falan yoktu.

Hillary'nin anlattıkları çok şaşırtıcı:

Acı içindeki Saraybosnalılar, bizzat kocasının cerahatlenmesini hızlandırdığı savaşta keskin nişancılardan kaçıyordu. İcat edilen tehlike, bu sözüm ona cesaret gösterisi, suçluluk duygusundan kaynaklanıyor olmasın sakın.


Fakat Clintonları psikanalizden geçirmeye niyetim yok. Bu iflah olmaz hırsı derinlemesine ele almak için yeterli yerim de yok. Nasıl olsa Hillary şimdi Tuzla konusunda 'yanlış konuştuğunu' söylüyor.

Hikâye burada biter diyebilirsiniz. Fakat ben de bu noktada başka bir hikâyenin, hem de daha önemli bir hikâyenin başladığını söyleyeceğim.


Clinton, Bosnalı nişancılar hikâyesini, (başkan adaylığındaki rakibi) Obama'dan daha cesur olduğunu göstermek çabasıyla uydurdu; 'kırmızı telefonu'nun felaket tellalı zili çaldığında krize yanıt vermeye hazır sert, görmüş geçirmiş, muteber başkomutan olduğunu söylüyor yani. (Cumhuriyetçi aday) McCain'in de (Sünni) Kaide'yi (Şii) İran'a yerleştirip 'yanlış konuşması' da pazu göstermekten başka bir şey değildi:

Obama'nın diyalog kurmaya çalışacağını söylediği molallara nasıl katı bir lider olduğunun sinyalini veriyordu aklı sıra.


Fakat ABD'nin ve gözünü ABD'ye çevirmiş bekleyenlerin ihtiyaç duyduğu şey, Beyaz Saray'dan gelen yeni kahramanca palavralar değil. Bundan yedi yıllık bir doz aldık.

Tam tersine, ihtiyaç duyulan şey, otoriterliğin dirilmenin keyfini çıkardığı ve ABD'yle müttefiklerinin barışı, refahı, özgürlüğü,
eşitliği, güvenliği ve evet, demokrasiyi yaymak için birlikte çalışmak zorunda olduğu değişen bir dünyada biraz olsun yeni, yaratıcı düşünmek. ABD'nin kaba gücü işe yaramadı. Irak işgalini yüzümüze gözümüze bulaştırdık. Avrupa'nın yumuşak gücüyse yeterli değil.


Alman Marshall Fonu'ndan Stelzenmuller 'Transatlantik Gücün Başarısızlıkları' başlıklı makalesinde, '27 üyenin, 1.8 milyon askere sahip AB'nin İsviçre'nin dörtte biri büyüklüğündeki Kosova'yı huzura kavuşturamadığına' dikkat çekiyordu. Soğuk Savaş'ın transatlantik bağı ilelebet bitti. İttifak daha gevşek, daha pragmatik olacak. Fakat 'idealizmle realizmin doğru bileşimini' bulmak zorunda. Yoksa, tek boru hatlı Rusya ve Tibet'e eziyet eden tek partili Çin, ihraca hazır oldukları baskıcılıklarıyla başarı edecekler. Bu seçimdeki dış politika tartışması geri planda kalıyor. ABD'nin ulusal güvenlik stratejisinin kalbindeki 'Terörle Küresel Savaş' (TKS) hakkında bir şeyler duymak istiyorum. Bu süreç sonsuz bir savaşa gidiyor, zira 'terör' bir taktik ve taktikler teslim olmuyor. Vazgeçilmeli: Dışarıda bölücü, içeride kalleş bir politika bu.

Kaide ancak TKS olmadan mağlup edilebilir.

Ahlaki otorite şart


NATO'nun Irak'taki yükün

paylaşılması ve ABD askerlerinin çoğunun aşamalı olarak çekilmesi için neler yapabileceğine dair biraz olsun tartışma duymak istiyorum.

Sınır ötesi meselelerde (terör, finans piyasalarının zayıflaması, küresel ısınma, İran, İsrail-Filistin, Afganistan, Pakistan ve Irak) üç şey olmazsa olmaz:

Beyaz Saray'da yeni bir ahlaki otorite, orijinal stratejik düşünce kapasitesi ve sınırları aşan ağların insanlığa yeni ilişkiler getirdiğine dair 21. asra uygun bir idrak.


Obama ırkla ilgili konuşmasında önemli şeyler söyledi.

Gerçekle yüzleşti, büyük düşündü, yakınlaşmanın anahatlarını çizdi.

Amerikalılara ve ABD dışındaki birçok insana farklı bir mantıktan söz etti. TKS, İran, Rusya, Çin ve İsrail-Filistin'e bu kapasitenin uygulandığını bir düşünün. Kulağınıza hoş gelmiyorsa, hayali keskin nişancılardan medet ummanız her daim mümkün.


(27 Mart 200

 

EkleBunu RSS Ekle Butonu EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu


 
Mar
30
    
EZBERBOZAN RekLam
download 200 MB oldu
EZBERBOZAN RekLam
www.blogmedya.deriz.biz http://ssorulmayansorular.bloggum.com sıksorulmayansorular sorar ya siz ayrılmayın böyle ayrılık olmaz

 

  Cumhurbaşkanı Gül'ün temasları sürüyor
  BUGÜN ERDOĞAN İLE GÖRÜŞECEK


Haberler  
Resim
 "NÜFUSUMUZUN ARTMASINDAN YANAYIM"

ResimİSTANBUL - Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Türkiye'de Türk ailesinin en az 3 yavruya sahip olması gerektiğini'' belirterek, ''Ben ülkemi, milletimi seviyorum ve nüfusumuzun artmasından yanayım. Kim ne derse desin'' dedi.
Anadolu Aslanları İş Adamları Derneği'nin (ASKON) 5. Olağan Genel Kurulu toplantısında konuşan Erdoğan, 2007 yılı sonu itibarıyla Türkiye'ye gelen küresel sermaye miktarının 22 milyar dolar olduğunu söyledi.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, işsizlik sorununa da değindiği konuşmasında, "Gelişmiş ülkelerin içinde işsizlik sorunu olmayan bir tane ülkeyi gösterebilir misiniz? Bizim dönemimizde işsizlik artmamıştır en azından, işsizlik oranı korunmuştur" diye konuştu.
Türkiye'nin nüfusu artan bir ülke olduğunu anlatan Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:
''Geçenlerde söyledim, yine söylüyorum: En az Türkiye'de Türk ailesinin 3 yavruya sahip olması lazım, nüfusun 5 olması lazım, bunun üzerinden birçok spekülasyonlar yapılıyor. Ekonomistlere de sesleniyorum; hesaplarınızı iyi yapın, eğer Türkiye'yi seviyorsanız, bu milleti seviyorsanız. 3 tane çocuğu olursa bir ailenin, bu ülkenin nüfusunu diri tutarsınız, genç tutarsınız. Aksi taktirde batının şu anda ağladığı gibi yarın biz de ağlamaya başlarız. Sene 2037, Türkiye ağlamaya başlar.
'Efendim imkansızlıklar, işte çok çocuk olursa tinerci olur...' Bunu diyen siyasiler, cumhurbaşkanları var bu ülkede. Onlara diyorum ki, siz niye tinerci olmadınız? Yoksa sizlerde mi yolsuzluklara bulaştınız? Ben ülkemi milletimi seviyorum ve nüfusumuzun artmasından yanayım. Kim ne derse desin...''
Başbakan Erdoğan'ın konuşmasından öne çıkan ifadeler şöyle:
*"Sivil toplum örgütlerinin bu çalışması güzeldir, bir şeyi sanki böyle ıskalıyorlar. Kızmasınlar, her zaman faturasını böyle kesiyorlar ama maalesef bir siyasi zihniyetin yanlısı olan medya bu işi teşvik etmiştir ve bugünlere getirmiştir.
*(Germeyelim, germeyelim) diye diye geriyorsunuz. Bakıyoruz ki, sağdan, soldan, karşıdan, arkadan... Size serbest, bize sus. Yok öyle bir şey.
*Kimse bize laiklik konusunda bir olumsuzluk yaftası yapıştıramaz. Kimse bize demokrasi konusunda bir yanlışlık, bir yanlış yaklaşım yaftası yakıştıramaz.
*Aramızda ne yazık ki siyasetin içinde olup veya dışından katkı sağlayıp darbe çığırtkanları var.  Bu ülke bunların hiçbirinden bugüne kadar bir şey kazanmadı ve bundan sonra da kazanmayacak.
*Bu tür adımlarda kaybeden Tayyip Erdoğan olmaz, o çığırtkanlar olur.
*Hiçbir zaman gerilimin taraftarı olmadık.

Cumhurbaşkanı Gül'ün temasları sürüyor BUGÜN ERDOĞAN İLE GÖRÜŞECEK

 Cumhurbaşkanı Gül'ün temasları sürüyor
  BUGÜN ERDOĞAN İLE GÖRÜŞECEK

ResimANKARA - Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, TBMM'de temsil edilen siyasi partilerin liderleriyle yaptığı görüşmelerin ardından bugün AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile bir araya gelecek.


Alınan bilgiye göre, Cumhurbaşkanı Gül, yarın Türkiye'yi ziyaret edecek Kuveyt Emiri Şeyh Sabah El Ahmet El Cabir El Sabah onuruna vereceği akşam yemeğinin ardından Başbakan Erdoğan ile görüşecek.

GÖRÜŞMELERİ YARARLI BULDU


Bu arada, Cumhurbaşkanlığı Basın Merkezi'nden yapılan yazılı açıklamada Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün TBMM'de temsil edilen siyasi partilerin liderleri ve bazı sivil toplum kuruluşları temsilcileri ile yaptığı görüşmelerde, başta güvenlik ve terörizmle bağlantılı konular olmak üzere, Türkiye'yi ilgilendiren iç ve dış ekonomik ve siyasi gelişmelerin ele alındığı bildirildi.


Açıklamada, bu görüşmelerde, başta güvenlik ve terörizm ile bağlantılı konular olmak üzere, Türkiye'yi ilgilendiren iç ve dış siyasi ve ekonomik gelişmelerin ele alındığı belirtilerek, şöyle denildi:


''Sayın Cumhurbaşkanımız bu vesileyle, yakın bölgemizde ve dünyada meydana gelmekte olan gelişmelerin ülkemiz için fırsatlar ve riskler yarattığı tespitinde bulunmuşlar, dolayısıyla kritik ve belirleyici bir süreçten geçilmekte olduğuna dikkat çekmişlerdir.


Sözkonusu gelişmelerin olası sonuçları gözönüne alındığında, böyle bir dönemde Türkiye'nin daha da güçlü kılınmasına olan ihtiyacın ortaya çıktığına işaret eden Sayın Cumhurbaşkanımız, bu noktanın ülkemizin geleceği ve bölgelerimizin istikrarı bakımından hayati önem taşıdığı değerlendirmesini yapmışlardır.


Sayın Cumhurbaşkanımız, bu çerçevede demokrasimizin güçlendirilmesi sürecinin devamına ve ülkemizde mevcut siyasi-ekonomik istikrarın korunup pekiştirilmesine hepimizce özen gösterilmesinde yarar gördüklerini vurgulamışlardır.''
TBMM'de temsil edilen siyasi parti liderlerinin yanı sıra bazı sivil toplum kuruluşlarının temsilcileriyle de görüşen Cumhurbaşkanı Gül, bu kapsamda DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi'yi de 2 Nisan Çarşamba günü kabul edecek.

 AK Parti hakkındaki kapatma davası
'BRÜKSEL MÜZAKERE SÜRECİNİ GÖZDEN GEÇİREBİLİR'

ResimBRDO -

AB Komisyonunun genişlemeden sorumlu üyesi Olli Rehn, AK Parti'nin kapatılması davasıyla ilgili olarak, "AB kriterlerinin ciddi ihlali durumunda", Brüksel'in müzakere sürecini gözden geçirme mecburiyetinde kalabileceğini söyledi.


Rehn, AB dönem başkanı Slovenya'nın ev sahipliğinde yapılan gayri resmi dışişleri bakanları toplantısının ardından düzenlenen basın toplantısında, bu olayın Türkiye'nin anayasal çerçevesinde değişiklik gerektirebilecek

"bir sistem hatası"

bulunduğunu ortaya koyduğunu savundu.

 


Olli Rehn, normal bir Avrupa demokrasisinde bu tür siyasi meselelerin mecliste tartışılması ve bu meseleler hakkında mahkemelerde değil, sandıkta karar verilmesi gerektiğini kaydetti.


"Mahkemenin AK Parti'yi kapatma, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile Başbakan Recep Tayyip Erdoğan gibi siyasilere yasak getirme kararı almasının ne gibi etkileri olabileceğinin"

sorulması üzerine Rehn,

"Brüksel'in, AB'nin siyasi ve insan hakları kriterlerinin ısrarlı

ve ciddi ihlali durumunda müzakere sürecini gözden

geçirmeye mecbur kalabileceğini"

söyledi.


Rehn,

"Türk hükümetinin sükunetini koruması ve sinirlerine hakim

olması ve bu kargaşaya rağmen reform sürecindeki ivmeyi

sürdürmesinin önemli olduğunu"

belirtti.


Olli Rehn, Anayasa Mahkemesi hakimlerinin Türkiye'nin AB'ye

katılma ve işleyen bir Avrupa demokrasisi olma konusundaki

"uzun dönemli hedefini göz önüne alacaklarını" ümit ettiğini

söyledi.

 DERBİNİN GALİBİ FENERBAHÇE

ResimİSTANBUL - Turkcell Süper Lig'deki derbi maçında Fenerbahçe, Beşiktaş'ı 2-1 yenerek liderliğini sürdürdü.
Karşılaşmanın ilk bölümü her iki takımının karşılıklı ataklarıyla geçildi. Özellikle Colin Kazım'la sağ kanadı çok etkili kullanan sarı-lacivertli ekip 11. dakikada Alex'in golüyle 1-0 öne geçti. Mücadelenin ilk yarısı da bu skorla tamamlandı.
Maçın ikinci bölümünde daha etkili olan siyah-beyazlı ekip üst üste bulduğu pozizyonlardan yararlamazken 74. dakikada Rüştü ile başlayan atakta topla buluşan Serdar Özkan skoru 1-1'e getirdi.
80. dakikada oyuna sonradan giren Semih'in asistinde topla buluşan Aex kendisinin ve takımının 2. golünü kaydetti. Bu dakikadan sonra haer iki takımın çabası skoru değiştirmeye yetmedi ve Fenerbahçe sahadan 2-1 galip ayrılarak şampiyonluk yolunda önemli bir avantaj sağladı.
Fenerbahçe Teknik Direktörü Zico, maçtan sonra yaptığı açıklamada, Beşiktaş'ı 2-1 yendikleri derbi maçta kazanmayı daha çok isteyen taraf kendilerinin olduğunu belirterek, ''Maçı istedik ve aldık'' dedi.
Beşiktaş Teknik Direktörü Ertuğrul Sağlam da derbide istedikleri sonucu alamadıklarını, bu nedenle üzgün olduklarını söyledi.
Sağlam, ''Fenerbahçe'yi yenip, şampiyonluk yolunda önemli üç puanı almak istiyorduk. Ama bizi hiç mutlu etmeyecek bir sonuç aldık. Fenerbahçe'yi tebrik ediyorum'' dedi.

 ''ERGENEKON SORUŞTURMASI''NDA 3 KİŞİ DAHA TUTUKLANDI

''Ergenekon soruşturması'' kapsamında gözaltına alınarak

mahkemeye sevk edilen, aralarında İşçi Partisi (İP) Genel

Sekreteri Nusret Senem'in de bulunduğu 3 kişi tutuklandı.


   29.03.2008 - 23:06:00

 

EkleBunu RSS Ekle Butonu EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu


 
Mar
29
    
okuryazarhay | 29 Mart 2008 15:50 | 0 fav | etiket:  
EZBERBOZAN RekLam
download 200 MB oldu
EZBERBOZAN RekLam
www.blogmedya.deriz.biz http://ssorulmayansorular.bloggum.com sıksorulmayansorular sorar ya siz ayrılmayın böyle ayrılık olmaz

 

Can Atilla & Ask-i Hurrem





01 - Barbarosa & Denizlerin Efendisi
02 - Ask-I Hurrem
03 - Haremde Ilk Dans
04 - Gul Bahcesi
05 - Mahidevran
06 - Muhibbi
07 - Muhtesem Suleyman
08 - Rodos Korsanlari
09 - Mum Isiginda Hayaller
10 - Akdenizde Gun Batimi
11 - Piri Reisin Hatirasi
12 - Kitab-I Bahriye
13 - Kefe & Insan Pazari
14 - Gayri Resmi Hurrem (Orkestral Vers.)
15 - Ask-I Hurrem (Radio Edit)


http://rapidshare.com/files/72751737...ask_-hur_-.rar

 

EkleBunu RSS Ekle Butonu EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu


 
Mar
29
    
EZBERBOZAN RekLam
download 200 MB oldu
EZBERBOZAN RekLam
www.blogmedya.deriz.biz http://ssorulmayansorular.bloggum.com sıksorulmayansorular sorar ya siz ayrılmayın böyle ayrılık olmaz

 

İlhan İrem - cennet ilahileri (full albüm)

Cennet İlahileri



1.Aşk Kapıları
2.Hu
3.Müjde
4.Yılan Isırığı
5.Tören
6.Dem
7.Mahşerin Dört Atlısı
8.Bile Bile… Bilmezcesine
9.Sis a. Şatlup b. Sis c. Sekiz Bulut Dağının Prensesi

http://rapidshare.com/files/74662022..._Ilahileri.rar



bir teşekkürü çok görmeyin

 

EkleBunu RSS Ekle Butonu EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu


 
Mar
29
    
okuryazarhay | 29 Mart 2008 15:41 | 0 fav | etiket:  
EZBERBOZAN RekLam
download 200 MB oldu
EZBERBOZAN RekLam
www.blogmedya.deriz.biz http://ssorulmayansorular.bloggum.com sıksorulmayansorular sorar ya siz ayrılmayın böyle ayrılık olmaz
Daumen hoch Eurovision 2008 [25.03.2008]



http://rapidshare.com/files/10234490...ision_2008.rar

 

 

EkleBunu RSS Ekle Butonu EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu


 
Mar
29
    
okuryazarhay | 29 Mart 2008 15:40 | 0 fav | etiket:  
EZBERBOZAN RekLam
download 200 MB oldu
EZBERBOZAN RekLam
www.blogmedya.deriz.biz http://ssorulmayansorular.bloggum.com sıksorulmayansorular sorar ya siz ayrılmayın böyle ayrılık olmaz

 

 Ege Yöresi Türküleri (200



01 - Mezarımın Taşı
02 - Cevizin Yaprağı
03 - Beyaz Giyme
04 - Kütahyanın Pınarları
05 - Hastane Önünde İncir Ağacı
06 - Ormancı
07 - Zahidem (Nar Tanesi)
08 - Zeytin Yağlı
09 - Kesik Çayır
10 - Ahirim Sensin (Yalan Dünya)
11 - Zülüf
12 - Birini Seviyorum
13 - Karaova Düğünü
14 - Kerimoğlu



.
http://rapidshare.com/files/82210926...uerkueleri.rar

 

EkleBunu RSS Ekle Butonu EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu


 
Mar
29
    
okuryazarhay | 29 Mart 2008 15:37 | 0 fav | etiket:  
EZBERBOZAN RekLam
download 200 MB oldu
EZBERBOZAN RekLam
www.blogmedya.deriz.biz http://ssorulmayansorular.bloggum.com sıksorulmayansorular sorar ya siz ayrılmayın böyle ayrılık olmaz

 

 

Oya & Bora-Best Of 2007

01. Seni Bana Yazmışlar
02. Ara Beni
03. Gurbette
04. Sevme Zamanı
05. Saraylı
06. Miskin
07. Gel Vefasız
08. Yalancı Sevgilim
09. Bana Bir Masal Anlat Baba
10. Kıskanır Seni

http://rapidshare.com/files/10228211..._Of__2007_.rar

EkleBunu RSS Ekle Butonu EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu


 
Mar
29
    
EZBERBOZAN RekLam
download 200 MB oldu
EZBERBOZAN RekLam
www.blogmedya.deriz.biz http://ssorulmayansorular.bloggum.com sıksorulmayansorular sorar ya siz ayrılmayın böyle ayrılık olmaz

 

 

Balkan Türküleri - Çalın Davulları (200

01 Arzu-Kamber
02 Kircali'yle Arda Arasi
03 Bahcalarda Biberiye
04 Manastir'in Ortasinda
05 Mayadag'dan Kalkan Kazlar
06 Gider Oldum Padisahim Ben Islimye Sehrine
07 Bir Firtina Tuttu Bizi
08 Derya Kardi
09 Kircalilar
10 Su Vardar'in Suyuna Bak
11 Sefo'nun Evi Kaleye Karsi
12 Potinimin Tabani
13 Pirin'in Koprusu
14 Rodop Daglari
15 Cikayim Gideyim Urumeli'ne
16 Yildizdagi
17 Calin Davullari

http://rapidshare.com/files/10307137...uerkueleri.rar

 

EkleBunu RSS Ekle Butonu EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu


 
Mar
29
    
EZBERBOZAN RekLam
download 200 MB oldu
EZBERBOZAN RekLam
www.blogmedya.deriz.biz http://ssorulmayansorular.bloggum.com sıksorulmayansorular sorar ya siz ayrılmayın böyle ayrılık olmaz

 

 

İki kere sarhoş oldum diye beni damgalı eşek yaptılar Alkol problemi ile bir dönem sıkça gündeme gelen Nurseli İdiz, bu konuda günah keçisi ilan edilmesinden dolayı çok üzgün: Bir kere sarhoş oldum yıllardır bunu silmeye çalışıyorum

Uzun zamandır ortalıklarda görünmeyen Nurseli İdiz sessizliğini AKŞAM için bozdu:

Niçin bu sezon dizilerde rol almadınız?

İstikrarlı bir dizi istediğim için şu an bekleme aşamasındayım. Çünkü benim her dizim uzun soluklu oldu. Tiyatroda fizik ikinci planda. Ama sinemada kendi fiziğinize kendi yaşınıza ve kendi birikiminize uygun rol peşinde koşuyorsunuz. Bu da her zaman denk gelmiyor. Denk gelene kadar da beklemek zorundasınız. Bu yıl benim için çok yoğun değil. Sadece bir tiyatro oyunum var.

Peki, yan rollerde oynamaktan hiç rahatsızlık duyuyor musunuz?

Yan karakter teklif edilmesi beni hiç üzmüyor. 27 yıl süren bir geçmişim var. Önemli olan her gün parlama yapmak değil, mesleki kariyeri uzun süre götürebilmek. Biz bu yaştan sonra yan rol oynayacağız ve gelen her rolün de hakkını vereceğiz. Her zaman yalnız kovboydum. Beni koruyacak ne bir ekibim ne de güçlü bir adam sembolüm oldu.

SANKİ DİĞERLERİ SÜT İÇİYOR

Adınız alkolle yan yana yazılıyordu. Hatta sette kavga çıkardığınız bile söylenmişti...

Artık çok yoruldum ve sessiz kalmanın doğru olacağını düşündüm. Her sanatçı gibi benim de alkolle başım derde girdi. Ama 27 yıllık bir kariyer ve hiç ara verilmeyen bir tiyatroda hayatım var. Bunalım dönemim oldu ancak bu yıllarca sürmedi. 47 yaşına geldim. Eğer alkol sorunum olsaydı AMATEM’e yatmış olmam lazımdı. Sırf alkol sorunu benim başıma gelmiş gibi sürekli bu konu konuşuluyor. Alkolikler, alkolsüz bir hayat yaşayamazlar. İşinizi yapamazsınız, yapsanız da yaptığınız işten hayır gelmez. 27 yıl bir fiil çalışamazsınız. Bir insanın iki kere sarhoş olması, bağımlılığın göstergesi değildir. Damgalı eşek olmuş vaziyetteyim. Sanırsınız tiyatro ve sinema camiasında herkes süt içiyor, tek alkol alan, sarhoş olan benim.

BAĞIMLI OLSAM İSVİÇRE’DE TEDAVİ OLUP DÖNERDİM

Bu dedikodular işlerinize sekte vurdu mu?

İki kere oldu. Bu şehir efsanesine döndü. Büyük bir kanalın kurşun geçirmez camlarını yere indirmişim sözde! Nasıl kurşun geçirmez camları yere indirdiysem. Setteki dekorları kırıp dökmüşüm, ona buna saldırmışım. Beni bir eroinman yapmadıkları kaldı. Benim bir ailem, çocuğum, komşularım var. Bağımlı olsam, İsviçre’de tedavi olup gelirdim.

Alkolle tanışmanız nasıl oldu?

Ekonomik sıkıntılarımdan dolayı bir dönem alkol sorunum oldu. İflas ettim. 4 milyon YTL kadar borç ödedim. Malımın, mülkümün yüzde 90’ı gitti. Yaşanılan sıkıntılardan dolayı alkol alıp sarhoş olduğum dönem oldu. Bir kere sarhoş yakalandım, yıllardır bunu silmeye çalışıyorum. Artık borcum yok, ama kaybettiklerimi yerine koyamadım. Çok şükür bir evim var. Araba sevmediğim için araba almadım.

Ciddi zorluklar yaşamışsınız. Peki o zor dönemlerde yalnız kaldığınız oldu mu?

Popülerken herkes yanımızda ama sonra kimse olmuyor. Yapımcılar, yeteneğimizi kaybettiğimizi sanıyor. Halbuki içimdeki enerji ve kabiliyet yok edilemez. Bizler hancıyız, onlar yolcu.




Kızım yapımcı kapısında beklemesin

KIZIM Elif’i sinemadan uzak tutmaya çalışıyorum. Allah’tan başka bir bölümü kazandı. İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde Karşılaştırmalı Edebiyat okuyor. Bir mesleği olsun, arzu ederse yan dal olarak sinema ile ilgilenebilir. Çünkü Türkiye’deki şartları söylemeye gerek yok. Çocuğumun yapımcı kapılarında bana bir dizi çıksın diye beklemesini istemem. Hayatını sinemaya bağlamasını istemem.




Hiçbir zaman erkek bağımlısı olmadım

1999 yılında boşandım. Sonrasında evlenmeyi de hiç düşünmedim. 21 yıllık evlilikten sonra, sil baştan aynı şeyleri yaşamak çok zor. Tekrar evlenmem için mucize olması gerekiyor. Ben evliliği çok ciddiye alıyorum. Ayrıca ikili ilişkilerde başarılı olduğum söylenemez. Çok yakışıklı işadamları tanıyorum ama adamla üçüncü kelimeden sonrasını konuşamazsınız, bu tarz da bir adam istemiyorum. Zeki ve güçlü kadınların kaderi yalnız olmaktır. Müjde Ar’ı, Hale Soygazi’yi çok takdir ediyorum. Milyonda bir böyle evlilikler de çıkıyor. Hiçbir zaman erkek bağımlısı olmadım, olmasa da olur. 10 yıl bile hayatımda biri olmazsa, umrum olmaz. Bir erkeğin ihtiyacını da çok hissetmiyorum.

 

EkleBunu RSS Ekle Butonu EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu


 
Mar
29
    
okuryazarhay | 29 Mart 2008 11:26 | 0 fav | etiket:  
EZBERBOZAN RekLam
download 200 MB oldu
EZBERBOZAN RekLam
www.blogmedya.deriz.biz http://ssorulmayansorular.bloggum.com sıksorulmayansorular sorar ya siz ayrılmayın böyle ayrılık olmaz

 

  29 Mart 2008


 huluengin@hurriyet.com.tr

Bir Ergenekon avukatı


BEN "Ergenekon Çetesi"ni "savunuyormuşum"! Avukatlığını yapıyormuşum.

En azından, "yukarıdan" (!) aldığım talimatla şebekeyi kasten küçümsüyormuşum.

Dolayısıyla da, "ortalığın temizlenmesine" (!) çomak sokmuş oluyormuşum.

Elektronik postama yağan bu ithamların gerekçesini çarşamba günkü yazım oluşturdu.

* * *

ÇÜNKÜ orada demiştim ki, çoğulcu rejimi hep "cici demokrasi" diye reddeden ve hep darbeye oynayan İlhan Selçuk; artı, "kifayetsiz muhteris" travmasını her kisveye ve her kılığa bürünerek gidermeye çalışan malûm Doğu Perinçek dahil, geçen cuma sabahından itibaren gözaltına alınan "ulusalcı" zevatın adı geçen çeteyle organik bağı yoktur ve olamaz.

Zira, o "ulusalcı" ideolojinin en lumpen, en maceracı, en hoyrat kesimini barındıran "teşkilát" (!), dehşet ilkelliğinden dolayı sen, ben, bizim oğlan dışında kimseyi cezbedemez.

Vay sen misin bunu söyleyen, işte bendeniz de "Ergenekoncu" konumuna düştüm.

Fesuphanallah ve de dilin bir nebzecik kemiği olmalı!

* * *

EN önce bir; bu satırlar yazarı ne "yukarı"dan, ne de "aşağı"dan talimat alır.

Vermeye kalkışacak olanın da alnını karışlar. Kimseye kiralanacak kalemi yoktur.

Ama bilhassa iki; eğer herhangi bir şahsa "Ergenekon sempatizanı" suçlaması yöneltilecekse, yine bu satırlar yazarı Türkiye’deki "son on"un içine girer!

Nitekim, Halep oradaysa arşiv buradadır, daha "ulusalcılık" kelimesi zuhur etmeye başladığı andan itibaren, "Modern Zamanlar" sütunu söz konusu cinnet, paranoya ve nefret ideolojisine karşı mücadelede bir nevi öncü işlev görmüştür ve hálen de görmektedir.

* * *

ZATEN de üç; bundan dolayıdır ki, başta "Ergenekon"la ilişkisi şimdi ortaya çıkan yayınlar, o bilûmum "ulusalcılar" bana karşı háyásız bir iftira kampanyası yürütmüştür.

Yürütmeye de devam etmektedir. Onların sayfaları ve siteleri şu an bunlarla doludur.

Ve nihayet dört; bırakın şebeke mensuplarının tutuklanmasından sonraki dönemi, daha çeteciler Ali kıran baş kesen melánetlerini ortalıkta açık açık saçarken, aynı "Modern Zamanlar"da böyle bir fütursuzluğa nasıl göz yumulduğuna dair sayısız yazı yayınlanmıştır.

Ama sen, mantıktan şaşmıyor ve zıt kutuptakiler gibi "Ergenekon"a ilişkin komplo teorilerine de tınmıyor diye, böyle bir insanı o "Ergenekon’u savunmakla" suçlayacaksın.

Aslında insaf kelimesi yerine argotik bir ünlem kullanmak gerekiyor ama, geçiyorum.

* * *

İMDİİ, mevcut "komplo teorilerine" kapılmamak için şu gerçeği görmek gerekiyor:

Türkiye’deki statüko st-ra-te-jik açıdan ri-cat konumundadır. Bu, bir vakıadır!

Ve biline ki, kendisi de durumun bal gibi farkındadır. Dolayısıyla, cidden paniktedir.

Kabul, AKP’yi kapatmak türü tak-tik çıkışlarla mevzi korumaya çalışmaktadır.

Daha da çalışacaktır ama, her panik sürecinde olduğu gibi, hem o taktiklerde kurmay yanlışlara düşmektedir; hem de o çıkışlarda bir eşgüdüm ve bir karargah oluşturamamaktadır.

İşte "Ergenekon Çetesi" de, ricat paniğinin şimdi bir avara kasnak gibi döndürdüğü aynı statükonun içinde, taktik fukarası bir "çarıklı erkán-ı harp"ten başka bir şey değildir

* * *.

EVET öyledir ve de bırakın "karargah" (!) olup taarruz yönetmeyi, ilkelliğinden ve çapaçulluğundan dolayı, statükonun "biraz daha akıllı" (!) zaptiyeleri için bile ayak bağıdır.

Başka bir deyişle, şebekeyi buzdağının görünür sathı sanıp altından çok şey çıkacağını düşünmek, o "biraz daha akıllı" statükodaki esas tehlikeyi göz ardı etmek anlamına gelir.

Ve bu gerçeği saptayarak uyarıda bulunmak da "Ergenekon’u savunmak" değildir.

Tam tersine, çoğulcu demokratik rejimi en u-y-a-n-ı-k biçimde savunmaktır!

 

EkleBunu RSS Ekle Butonu EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu