"...UNUTMAYIN MİLLET DE YOK SAYAR"
KAYSERİ
-
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye ve dünya tarihinde '
'kendi halkına, kendi milletine rağmen ayakta kalabilen bir siyasetçi olmadığını''
söyledi.
Erdoğan,
''Milleti yok sayanlar; unutmayın, millet de yok sayar''
dedi.
Başbakan Erdoğan, Kayseri Büyükşehir Belediyesi'nin yaptırdığı 41
tesisin ortak açılışını yaptı ve TOKİ konutlarının anahtar teslimi
törenine katıldı.
Türkiye'nin her yerinde güzel şeyler olduğunu dile getiren Erdoğan, şöyle devam etti:
''Bunu çekemedikleri için çelme takmaya çalışıyorlar.
Bunu anlayamadıkları, bunu kavrayamadıkları için engel olmaya çalışıyorlar.
'Biz yapamadık onlar yapsın' demiyorlar.
'Biz yapamadık madem, onlar da yapmasın' diyorlar.
Nasıl bir siyasi zihniyetle uğraştığımızı görüyorsunuz.
Şunu lütfen unutmayınız;
ne bizim tarihimizde ne de dünya tarihinde kendi halkına, kendi milletine rağmen ayakta kalabilen bir siyasetçi olmamıştır.
Millete tepeden bakanlar, millete rağmen ayakta kalmaya çalışanlar olmamış mı?
Elbette olmuş. Ama bugün adlarını, sanlarını bilen, hatırlayan yok.
Çünkü geriye bıraktıkları eserleri yok.
Hep söylüyorum; Ziya Paşa'nın güzel bir sözü var,
'Eşek ölür kalır semeri, insan ölür kalır eseri'.
Olay bu...
Milleti yok sayanlar; unutmayın, millet de yok sayar.
Üç gün, beş gün saltanat sürerler ama ardından millet hesabını keser.
Tarih boyunca bu böyle olmuştur, bundan sonra da olacak olan budur.
Onun için durmadan, duraksamadan hizmete devam edeceğiz.
Kim ne derse desin, kim ne yaparsa yapsın, biz bu millete hizmetkarlık yapmaya
devam edeceğiz. Geriye bizden bir eser kalsın yeter. Geriye hayır dualarınız kalsın bize yeter.
Geriye gelecek nesillerin teşekkürü, minnet duyguları kalsın bize yeter.''


EMRE AKÖZ Davanın tek iyi yanı
Geçen sene, Birey Yayınları, 28 Şubat (1997) darbesinin 10'uncu yılı vesilesiyle bir derleme yayınlamıştı: "28 Şubat: Postmodern Bir Darbenin Sosyal ve Siyasal Analizi."
O kitaba yazdığım makalenin başlığı şuydu: 28 Şubat Darbesinin Tek 'İyi' Yanı.
28 Şubat darbecileri, hükümeti devirdi. Refah Partisi kapatıldı.
Necmettin Erbakan, AB karşıtı, ekonomide devletçi, kültür alanında ise dayatma yanlısı bir İslamcıydı .
' Milli Görüş'ün ulusalcılıktan farkı, dindir. Deniz Baykal'a dini ekleyin, karşınıza Erbakan çıkar. Erbakan'daki dinci boyutu kaldırın, geriye bir Kemalist kalır.
28 Şubat darbecilerinin, 'farkında olmadan' yaptığı tek iyi şey... RP'deki 'serbest piyasacı' ve 'AB yanlısı' genç kadronun önünü açmak oldu.
Anadolu sermayesini temsil eden bu kadro 2002'de hükümet oldu.
AKP'ye 22 Temmuz 2007 seçimlerini ezici bir üstünlükle kazandıran olumlu icraatından bahsetmeyeceğim.
Amacım yukarıdaki soruyu tekrar formüle etmek: " Bu kapatma davasının iyi yanı nedir? "
Ama önce biraz tarih... Atatürk, 1937'de başbakanlığı Celal Bayar'a verirken şöyle demişti: " Ordu komutanlarını ben atarım. Vali atamalarını da ben yaparım. Gerisi sana kalmış... "
İşte iki başlı 'siyasi yapı' bu... Bir yanda: Halkın oyuyla hükümete gelen siyasetçiler ki onların işi ekonomiyle uğraşmaktır... Öte yanda: Devlet alanında konumlanıp 'yüksek siyasetle' (?) uğraşan bürokratik elit...
İki grubu ayıran hudut da laikliktir . Bürokratik elit, alttan gelerek, maddi ve manevi çıkarlarını tehdit edenlerin önünü laiklik ilkesini bir öyle, bir böyle yorumlayarak keser.
Aynı şeyi sık sık yapabilmesinin sırrı şudur: Halkın büyük çoğunluğu Müslüman'dır. Geleneksel kültür din ile yoğrulmuştur. Kitle partisi oluşturmak isteyen hemen her politikacı; dini temalara başvurmak, kendini o terimlerle anlatmak zorundadır.
Ancak politikacı dinden söz ettiği anda... " Dini siyasete alet ediyor " yaygarası ile karşılaşır: Aynı Menderes'in, Demirel'in, Özal'ın başına geldiği gibi...
İki siyasetçi hariç: 1973'teki Ecevit dine ağırlık vermeden kitleselleşti; çünkü dönem uygundu. Erbakan ise zaten hep 'dinci' oldu.
Bizdeki sistemin diğer kırılgan noktası Kürtlerdir . Kürt vatandaşların en sıradan, en normal talepleri dahi " bölücülük " olarak adlandırılmıştır.
Kürtlerin demokratik taleplerini dile getireceği partiler kapatılmıştır.
Şimdi tekrar AKP'ye dönebiliriz...
AKP ekonomideki başarısıyla gelen devasa oy oranına dayanarak "özgürlükçü siyaseti " boşladı.
Mesela ... 301'i uykuya yatırdı... Anayasa'da ve Siyasi Partiler Kanunu'nda gerekli değişiklikleri yapmadı... AB sürecini yavaşlattı... Alevi açılımını kısa keserek, " Canım, zaten bunlar Sünni partisi " dedirtti... Van savcısı Ferhat Sarıkaya'yı yalnız bıraktı... DTP'ye kapatma davası açıldığında sessiz kaldı.... Hrant Dink davasını daha fazla zorlamadı...
Misalleri çoğaltabiliriz.
Sonucu hep birlikte görüyoruz: Antidemokratik güçler atağa geçti.
Özetle: Türkiye'nin hukuk devleti olamadığını apaçık gösteren bu 'siyasi' davanın tek olumlu yanı, AKP'yi kendine getirmesi olacak. Tekrar demokrasinin ipine sarılacak. Kendini kuyudan yukarı çekerken, hakkı yenilen diğerlerini de beraberinde sürükleyecek.
Yapmazsa, boğarlar








download 200 MB oldu