TÜSİAD niye fiyat indirimi önermiyor
TÜSİAD’ın (Türk Sanayici ve İş Adamları Derneği) 39. Olağan Genel Kurulu dün yapıldı.
Genel
Kurul’da yapılan konuşmalarda krizin çözülmesi için iki istekte
bulunuldu. Vergiler azaltılmalı, şirketlere devlet para vermeli. Bu iki
öneri yerine getirilirse krizin olumsuz etkilerinin giderileceği ileri
sürüldü.
Anlaşılan TÜSİAD’a göre vergiler azaltılıp,
şirketlere para verilirse kriz ekonomiyi teğet geçecek. Aksi takdirde
kendilerine para verilmezse kriz ekonomiyi yerle bir edecek.
Gelelim
TÜSİAD’ın önerilerinin tutarlılığına... Vergiler azaltıldığı takdirde
bu ortamda bütçe açığı artar ve faizler yükselir. Faizlerin yükselmesi
kriz nedeniyle azalan toplam talebi daha da gerileteceği için kriz
derinleşir ve işsizlik artar. Böyle bir talebin gerçekçi olduğunu
söyleyemeyiz.
TÜSİAD’ın diğer önerisi “Hazine, IMF ve Merkez
Bankası anlaşıp bir fon kurulmalı” olarak ileri sürüldü. Bu fondan dış
borçlarını ödemekte zorlanan şirketlere köprü kredisi verilerek şirket
borçlarının ödenmesi istendi. Anlayacağınız, sorumsuzca dış borç alarak
büyük şehirlerde adım başı alış veriş merkezi, rezidans yapıp yüz
metrekarelik daireyi bir milyon dolara satmaya çalışanların borçlarını
devlete ödetmek isteği yatıyor bu önerinin altında. Çünkü gayrımenkul
sektörünün dış borçları 25 milyar dolara ulaştı. Sorumsuzca yapılan
lüks konutlar ve alış veriş merkezleri yüksek fiyatlardan satılamayınca
bunun mali yükünü vatandaşın çekmesi isteniyor.
Dün yapılan
TÜSİAD Genel Kurulu’nda vergi indirimi ve devlet yardımı istenmesine
rağmen, konuşmacılar kendi ürünlerinde “fiyat indiriminden” hiç söz
etmediler. Petrol ve emtia fiyatları yaklaşık yüzde 70 oranında azaldı.
O halde ürün fiyatları da gerilemeli. Fakat konuşmacıların önerileri
arasında kullandığımız girdiler ucuzladı “biz de ürettiğimiz
arabaların, konutların fiyatlarını indirip bu krizi aşalım” önerisi yer
almadı. Oysa krizi aşmanın en gerçekçi yolu aşırı kârdan vazgeçip
fiyatları düşürmekten geçiyor.
Ayrıca TÜSİAD devlet parası
isteyeceğine TOBB, sendika ve diğer derneklerle konuşup anlaşmalı.
Çünkü TOBB, sendika ve derneklerin üzerine oturduğu 20 milyar dolar
var. TÜSİAD bu paraların şirketlere kredi olarak verilmesini sağlasın.
Böylece devlet parası yerine kendi paralarıyla işlerini halletmiş
olurlar. Kaldı ki Türkiye’de 14 milyon insan fakirlik sınırının altında
yaşarken devletin parası niye size verilecek?
TÜSİAD ekonomiyi
gerçekten kurtarmak istiyorsa ABD’nin yeni başkanı Barack Obama’nın
ekonomik planını dikkatle okumalı. Başkan Obama’nın, ekonomik krizin
düşük gelir gruplarına verilecek destekle nasıl aşılacağını öneren
ekonomik planını gözardı etmemeli.
Gelelim TÜSİAD’ın haklı
önerisine... AB’ye 2014’te tam üyelik ve 2018’de parasal birliğe üyelik
hedefinin gerçekleştirilmesi için dün genel kurulda hükümetin
uyarılması iyi oldu. Hükümet, AB’ye 2014’te tam üyelik hedefinden artık
hiç söz etmiyor ve AB tam üyeliğine sanki açık uçlu bir anlaşma gibi
bakıyor. AB tam üyeliği ve parasal birliğe üyelik Türkiye ekonomisinin
tek kurtuluş yoludur. Hükümet TÜSİAD’ın bu uyarısını dikkate almalı ve
2014 yılında AB’ye tam üyelik hedefinden kesinlikle sapmamalı.
Diğer Süleyman Yaşar Makaleleri:
- 22.01.2009 - 20 milyar doları soran yok
- 21.01.2009 - Nükleer fiyatı 6 sent olmalı
- 20.01.2009 - Obamanomics
- 19.01.2009 - Ekonomi olduğundan kötü gösteriliyor
- 16.01.2009 - Özelleştirme öldürüyor
- 15.01.2009 - Bankalar nasıl karapara akladı
- 14.01.2009 - Sorunlu bankalar var mı
- 13.01.2009 - IMF’nin kaynakları yeterli mi
- 02.12.2008 - Ümüğümüzü sıktırmayız derken
- 12.01.2009 - IMF üzerinden yeni oyun
- 09.01.2009 - Şimdi konut alınır mı
- 08.01.2009 - Eczaneler süper marketlere mi verilecek
- 07.01.2009 - İstanbul soğukta kalır mı
- 06.01.2009 - TOBB ne iş yapar
- 05.01.2009 - Gazze’de işsizlik yüzde 30
- Tüm yazıları


laleler günü 1 mayıs









download 200 MB oldu







GÜÇLÜ DEĞERLİ TÜRK LİRA'SINDAN KORKMAK NE DEMEK bozun bütün ezberleri !!!
Bu yıl da Lira’nın değeri Amerikan doları ve Avro karşısında hızla artıyor.
Bir Amerikan doları 1 lira 14 kuruşa kadar indi.
Hatta bir Lira’nın da altına inebilir.
Dolar'ın 1 YTL düzeyine inmesi halinde ekonomide nelerle karşılaşılacağını anlatıyor bu yazı
Ülke paralarının gerçek değişim oranları emek verimliliğine göre belirlenir.
Hangi ülkenin emek verimliliği yüksekse o ülkenin parası daha değerli olur.
Piyasalarda ise ülkelerin paralarının fiyatları “o ülkenin döviz rezervleri, reel faiz hadleri, dış ticaret
hadleri, ülke riski” gibi bir çok farklı değişken tarafından belirlenir.
Türkiye’de emek verimliliği düşük olmasına rağmen Türk Lirası geçen yıl piyasa fiyatlarıyla Amerikan
dolarına karşı yüzde 18.5 oranında değerlendi.
Bu yıl da Lira’nın değeri Amerikan doları ve Avro karşısında hızla artıyor.
Bir Amerikan doları 1 lira 14 kuruşa kadar indi.
Ne mi oldu?
ABD’de enflasyon oranı faiz haddinin üzerine çıktı.
Amerikan dolarının reel faizi negatif olunca, bir Amerikan doları 1 Türk Lirasına da eşit olabilir.
Hatta bir Lira’nın da altına inebilir.
Çünkü Türkiye dünya ülkeleri arasında en yüksek reel faiz veren tek ülke.
Faiz çok yüksek olunca, bunu duyan parasını Türkiye’ye getiriyor.
Türkiye’nin yüksek reel faiz verdiğini kanıtlayan bir uygulamaya geçen hafta şahit olduk.
Avrupa Yatırım Bankası (AYB) yüzde 12 faiz oranıyla Türk Lirası üzerinden iki yıl vadeli tahvil ihraç etti.
Oysa Türkiye’de Hazine tahvillerinin faizi yüzde 16.4 oranında seyrediyor.
AYB’nin yaptığı Türk Lirası tahvil ihracı yüzde 4.4 ilave faiz ödemenin anlamsızlığını ortaya koyuyor.
Hatta bu ilave faiz oranını gerçek piyasa fiyatının üzerinde ödenen bir rant olarak değerlendirebiliriz.














