Türkiye’yi kuru kafalardan kim kurtaracak Birleşik Arap Emirlikleri gazetesi Haliç, Beyrut Stratejik Araştırmalar Merkezi Direktörü, 10 Haziran 2008
Türkiye’yi kuru kafalardan kim kurtaracak?
document.write(); MUHAMMED NUREDDİN
Anayasa Mahkemesi’nin türban kararı, istikrar sağlamak bir yana bölünme ve tıkanıklıkları artıracak. Yaşanacak iç bölünmeler de, ülkenin dış politikadaki rolünü engelleyip, Ortadoğu’daki lider rolünün altını oyacak
Türkiye kendisini bir
kez daha tarihin ve çağın dışında bir devlet olarak sundu. Anayasa
Mahkemesi’nin üniversitelerde türban takılmasına izin veren anayasal
düzenlemeyi iptal
kararı bütün anayasal, hukuki, insani ve ahlaki kriterleri, bilinen
laiklik ilkelerini ihlal etti. Evet Türkiye’deki ‘derin devlet’ rejimi,
dünyadaki en baskıcı rejim olduğunu teyit etti. Mahkemenin kararı şunu
gösteriyor: Türkiye’de demokrasiye dair yapılan konuşmalar, asker ve
laik aşırılıkçı güçlerin otorite kaynağının halk olduğu yanılgısını
yaratmak için
kullandığı zekice bir taktikten başka bir şey değil; gerçekte, bir grup komutan ve yargıç devletin eklemlerine hükmediyor.
Türkler ve dünya Türkiye’nin, AKP’nin iktidara gelip bazı yasalarda
daha fazla özgürlük bağlamında yaptığı çeşitli düzenlemelerle modern ve
çağdaş devlet olma yolunda ilerlediğini düşündü. Fakat sonrasında,
asker ve laik çılgınların ‘mühlet verdiği’ ancak ihmal etmediği
görüldü. Bu bağlamdaki ilk işaret, ordunun Abdullah Gül’ün
cumhurbaşkanı seçilmesini engellemek için bir uyarı yönelttiği 27 Nisan
2007’de geldi, Anayasa Mahkemesi bu uyarıyı aldı ve seçim oturumunda
üçte iki çoğunluk şartı gibi benzeri görülmemiş bir karar verdi.
Fakat rüzgâr AKP’nin istediği yönde esti ve parti Gül’ü ağustosta
cumhurbaşkanı seçme başarısı gösterdi. Sonrasında, AKP’nin eğilimlerini
vurma yönündeki ikinci girişim, üniversitede başörtüsüne izin veren
düzenlemeyi mahkemeye götürme yoluyla geldi. İktidara yapılan darbenin
zirve noktasıysa, söz konusu anayasal düzenlemenin meclisten
geçmesinden birkaç gün sonra Yargıtay başsavcısının AKP’nin kapatılması
talebi oldu. Şimdiyse, üniversitelerde başörtüsünü yeniden yasaklayan
karar çıktı. Bir sonraki adımsa, hiç kuşkusuz ‘derin devletin’ siyasi
otoriteye darbesini tamamlamak için partinin birkaç hafta içinde
kapatılması olacak.
Türkiye, ‘demokrasi’nin sistemin şeklinden ibaret olduğunu, hiçbir partinin tek başına hükümet kurup yasa çıkaramayacağını, ordunun ve laik güç odaklarının eğilimleriyle çelişen bir yasamayı uygulama imkânı bulamayacağını, hatta bu yasaların iptalle karşılaşacağını gösteriyor. Araçlar da hazır: Değiştirilemez kararlara sahip Anayasa Mahkemesi.
Türkiye yıllardır başta türban olmak üzere suni iç sorunlara boğulmuş halde. Laikliğin beşiği Fransa’da bile üniversitelerde başörtüsü yasak değil. Öğrenci küçükken aile baskısına maruz kalabileceği için lise sonuna dek okullarda yasaklanıyor, 18 yaşını geçince istediği kıyafeti seçme hakkına sahip oluyor. Bu temelde üniversitelerde başörtüsü yasaklanmıyor. Bu bakışın doğru olduğunu varsayarsak, en azından üniversitede türban takma veya veya takmama özgürlüğü Türkiye’deki öğrencilerin hakkıdır. Anayasa Mahkemesi’nin türbanı yasaklama kararı sonu gelmeyen sosyal ve siyasi gerginliklere kapıları açtı.
Bu yöntemle istikrar mı sağlanır, yoksa çatlaklar, bölünmeler ve tıkanıklıklar daha da mı artar? Böyle bir karar Türkiye’nin AKP döneminde gördüğü istikrar ve kalkınmanın önüne takoz koymaz mı? Bu karar Türkiye’nin dış platformdaki rolünü engeller, AKP’nin Irak ve Ortadoğu’daki Amerikan politikalarına karşı durması sonrası başta ABD ve İsrail olmak üzere düşmanlarının istediği küçülmeye yol açar.
Nasıl bakarsak bakalım, bu karar iç siyasi ve sosyal istikrara sıkılan bir kurşundur. AKP’nin kapatılmasına ilişkin muhtemel kararsa, bu top mermisiyle eşdeğer. Türkiye’yi, kendisine intihar kurşunları sıkan bu kuru kafalardan kim kurtaracak?
(Birleşik Arap Emirlikleri gazetesi Haliç, Beyrut Stratejik Araştırmalar Merkezi Direktörü, 10 Haziran 2008)
*************
kurukafalar "saklı seçilmişler" 1,2,3, seri sinema filmlerde anlatılıyor.


laleler günü 1 mayıs









download 200 MB oldu







GÜÇLÜ DEĞERLİ TÜRK LİRA'SINDAN KORKMAK NE DEMEK bozun bütün ezberleri !!!
Bu yıl da Lira’nın değeri Amerikan doları ve Avro karşısında hızla artıyor.
Bir Amerikan doları 1 lira 14 kuruşa kadar indi.
Hatta bir Lira’nın da altına inebilir.
Dolar'ın 1 YTL düzeyine inmesi halinde ekonomide nelerle karşılaşılacağını anlatıyor bu yazı
Ülke paralarının gerçek değişim oranları emek verimliliğine göre belirlenir.
Hangi ülkenin emek verimliliği yüksekse o ülkenin parası daha değerli olur.
Piyasalarda ise ülkelerin paralarının fiyatları “o ülkenin döviz rezervleri, reel faiz hadleri, dış ticaret
hadleri, ülke riski” gibi bir çok farklı değişken tarafından belirlenir.
Türkiye’de emek verimliliği düşük olmasına rağmen Türk Lirası geçen yıl piyasa fiyatlarıyla Amerikan
dolarına karşı yüzde 18.5 oranında değerlendi.
Bu yıl da Lira’nın değeri Amerikan doları ve Avro karşısında hızla artıyor.
Bir Amerikan doları 1 lira 14 kuruşa kadar indi.
Ne mi oldu?
ABD’de enflasyon oranı faiz haddinin üzerine çıktı.
Amerikan dolarının reel faizi negatif olunca, bir Amerikan doları 1 Türk Lirasına da eşit olabilir.
Hatta bir Lira’nın da altına inebilir.
Çünkü Türkiye dünya ülkeleri arasında en yüksek reel faiz veren tek ülke.
Faiz çok yüksek olunca, bunu duyan parasını Türkiye’ye getiriyor.
Türkiye’nin yüksek reel faiz verdiğini kanıtlayan bir uygulamaya geçen hafta şahit olduk.
Avrupa Yatırım Bankası (AYB) yüzde 12 faiz oranıyla Türk Lirası üzerinden iki yıl vadeli tahvil ihraç etti.
Oysa Türkiye’de Hazine tahvillerinin faizi yüzde 16.4 oranında seyrediyor.
AYB’nin yaptığı Türk Lirası tahvil ihracı yüzde 4.4 ilave faiz ödemenin anlamsızlığını ortaya koyuyor.
Hatta bu ilave faiz oranını gerçek piyasa fiyatının üzerinde ödenen bir rant olarak değerlendirebiliriz.














