Türkiye, Taş Devri'ne döndürülemez: Eski hal, muhaldir!
16 Mart 2008
Tamer Korkmaz
tkorkmaz@yenisafak.com.tr
Türkiye, Taş Devri'ne döndürülemez:
Eski hal, muhaldir!
Sezer'in giderayak atadığı Yargıtay Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya, yüzde 47 oyla iktidara gelen AK Parti'ye kapatma davası açtı…
Davanın açıldığı tarihin özenle seçilmiş olduğu anlaşılıyor…
Erdoğan'ın Başbakan oluşunun beşinci yıldönümünde/14 Mart'ta iktidar partisine hareket çekilerek “laikçi mesaj” veriliyor…
Ben de bu vesileyle bir hatırlatma yapayım…
Siirt'te şiir okuduğu için siyasi yolu kesilmek istenen Erdoğan, Siirt'ten seçilerek Başbakan olmuştu:
Bu asla bir tesadüf değildi…
“Eski Statüko” medyadaki işbirlikçilerine Erdoğan'ın “muhtar bile olamayacağını” söyletiyordu…
Sonrasında neler olduğunu hep birlikte gördük…
“Taş Devri” nostaljisi yapan şu son filmin finalini de inşallah hep birlikte göreceğiz…
Kimse sakın bir yerlere kaçmasın, ha!
367 ve 27 Nisan atraksiyonlarının nasıl berhava edildiğini hep birlikte yaşamıştık, değil mi?
“Statüko” kalıntılarının bütün engellemelerine rağmen Abdullah Gül'ün Çankaya'ya çıkmış olduğu gerçeğini unutmuş görünenlere özellikle söylüyorum!
* * *
Yargıtay Başsavcılığı'nın dava açması yaklaşık bir yıldır bekleniyordu…
24 Nisan 2007'de, Gül'ün adaylığı açıklandıktan sonraki süreçte alttan alta kapatma davası hazırlıkları yapılmıştı…
O vakit açamadılar. Bugünlere kaldı…
İşaretleri yok değildi…
Cumhuriyet gazetesinin reklam kampanyası…
Tansel Çölaşan'ın darbe çığırtkanlığı yapıp türbanla ilgili konuşması…
“Morrison Süleyman”ın “Türban şeriat devletinin arayışıdır” şeklindeki “Vural Sayaç Tarzı” çıkışı…
Tabii en başta “367 Sabih”in “AKP kapatılmalıdır” diye kapı kapı, ekran ekran dolaşması…
* * *
Kapatma davasındaki gerekçeler o denli dayanaksız ve geçersiz ki, bu durum bünyesinde Eski Statüko'nun kalıntılarını taşıyan Yargıtay'ın ne denli siyasileştiğini gösteriyor…
Meclis'te grubu bulunan dört partiden ikisi hakkında kapatma davası açan Yargıtay, türbana özgürlük istediği için pekala MHP'yi de şarampole yuvarlamak isteyebilir.
Böylelikle CHP'ye iktidar yolu açılmış olur!
Yargıtay'dan kelepir; hilesi hurdası üzerinde özel formüllü “Tek Parti'ye Dönüş” formülü!
Sonu? Çıkmaz Sokak!
* * *
Kapatma davası, bu topraklarda demokrasiyi benimsemiş herkesi derinden yaraladı, çok üzdü…
Buna mukabil, Yargıtay Başsavcısının TBMM hakkında, dahası milleti hakkında kapatma davası açamadığı için üzgün olduğunu düşünüyorum!
Yalçınkaya'nın “siyaset yapmayan, siyaset üstü” konumdaki Cumhurbaşkanı'na siyaset yasağı konulmasını istemesi ise yargı erkinin ne denli çürüdüğünün açık göstergesidir…
Bu dava, Başsavcı'nın milletinin iradesine ve demokrasimize karşı duyduğu nefretin de kanıtıdır!
Yalçınkaya, aslında “laik-demokratik sisteme” kapatma davası açmış bulunuyor.
* * *
Anayasa Mahkemesi bu büyük ayıp hakkında nasıl bir karar verebilir?
Kapatma kararı çıkabilmesi için 11 üyenin 7'sinin oyu gerekiyor: Mahkeme'deki üyelerden 8'ini Sezer'in atadığı biliniyor…
Tam da bu noktada, 2007'de yaşadıklarımızı hatırlatmakta fayda görüyorum…
Mahkeme, 1 Mayıs'ta “367 şart” demişti…
Ancak aynı mahkeme 5 Temmuz'da –Sezer ve CHP'nin anayasa değişikliği paketinin iptali için yaptığı başvuruyu reddederken- bu kez 367 Şartı'nı gerekli görmemişti!
Yani, iki ay sonra 367 konusunda üyelerden dördü farklı bir karara imza atmıştı: 9-2'lik netice 6-5'le tersine dönüvermişti…
Anayasa Mahkemesi, 22 Ekim'de de yine 6-5'lik bir sonuçla Haşim Kılıç'ı başkan seçmişti…
Bu hatırlatmaları, mahkemenin AKP'yi kapatma ihtimalini çok yüksek görenler için yaptım…
* * *
Kapatma davası, neticesi ne olursa olsun iktidar partisinin oylarında yeni bir patlamaya yol açacak bir sürecin başlangıcıdır…
Başta CHP'liler olmak üzere -dava açıldığı için sevinenler “siyasi yenilgiler”den fal tutmaya devam edeceklerdir…
Kapatma davasına bakıp eski korkuları depreşen, yelkenlerini indirenler veya Türkiye'de yaşanan tarihi “eksen değişimi” hakkında kuşkuya düşenler ise ancak kendilerine gece yaparlar…
Eski Statüko'nun devletin içinde yer tutmuş kimi bildik parçalarının kapatma davası açmış olması, asla “Türkiye'nin Yeni Gidişatı”nın önünü kesemez…
367'nin finalinde ne olduğunu unutmayınız…
27 Nisan'dan sonra darbe bekleyenler havalarını almadılar mı?
“Gül asla Çankaya'ya çıkamaz, yolda elektrikler kesilir, kaza olur, tomruk düşebilir” diye babalananlar neredeler şimdi?
Her defasında söylüyorum: Eski hal, muhaldir…
HASAN CEMÂL
Anayasa Mahkemesi, kapatma davasını reddetmeli!
16 Mart 2008
Anayasa Mahkemesi, kapatma
davasını reddetmeli!
27 Mayıs’ta kapattınız. Ne oldu? 12 Mart’ta kapattınız.
Ne oldu?
12 Eylül’de kapattınız.
Ne oldu?
28 Şubat’ta kapattınız.
Ne oldu?
Askeri rejimler eliyle, Anayasa Mahkemesi eliyle kapattınız da partileri ne oldu?
Kürtçülük dediniz kapattınız.
Komünistlik dediniz kapattınız.
Şeriatçılık dediniz kapattınız.
Bölücülük dediniz kapattınız.
Millet oy verdi!
Devlet kapattı!
Siyasi partiler mezarlığı haline geldi de ne oldu Türkiye?..
Demokrasi mi olduk?
Hayır.
Hukuk devleti mi olduk?
Hayır.
Özgürlükler düzeni mi geldi?
Hayır.
İnsan hakları düzeni mi geldi?
Hayır.
Türkiye kalkındı mı, insanlarımız hayat kalitesi basamaklarında yükseldi mi, daha ileri mi gittik?
Hayır.
Kalkınma yarışına birlikte başladığımız Yunanistan’ı, Portekiz’i, İspanya’yı ya da Güney Kore’yi mi geçtik?
Hayır.
Öyleyse... Şimdi de halktan yüzde 47 oy alarak iktidara gelen bir partiyi, AKP’yi mi kapatacaksınız? Aklınızı ekmek peynirle mi yediniz?..
Soruyorum:
Bu devlet bu halka layık mı?
Hayır.
Bu halka yeni bir devlet lazım, evet aynen öyle. Bu devlete yeni bir halk bulamayacağımıza göre, bu halka yeni bir devlet yapmaktan başka çaremiz yok.
Öyle bir devlet ki, demokratik olsun.
Öyle bir devlet ki, hukuk devleti olsun.
Öyle bir devlet ki, özgürlüklere saygılı olsun.
Öyle bir devlet ki, insan haklarına saygılı olsun.
Ancak böyle bir devlet, halka layık yeni bir yeni devlet olur.
Son söz:
Anayasa Mahkemesi, AKP hakkındaki bu kapatma davasını reddederek, Türkiye’nin siyasi partiler mezarlığı haline gelmesine noktayı koymalı ve siyasal bir kaos ihtimalini önlemelidir.
Yoksa Türkiye’ye yazık olur!
İyi pazarlar!


laleler günü 1 mayıs









download 200 MB oldu







GÜÇLÜ DEĞERLİ TÜRK LİRA'SINDAN KORKMAK NE DEMEK bozun bütün ezberleri !!!
Bu yıl da Lira’nın değeri Amerikan doları ve Avro karşısında hızla artıyor.
Bir Amerikan doları 1 lira 14 kuruşa kadar indi.
Hatta bir Lira’nın da altına inebilir.
Dolar'ın 1 YTL düzeyine inmesi halinde ekonomide nelerle karşılaşılacağını anlatıyor bu yazı
Ülke paralarının gerçek değişim oranları emek verimliliğine göre belirlenir.
Hangi ülkenin emek verimliliği yüksekse o ülkenin parası daha değerli olur.
Piyasalarda ise ülkelerin paralarının fiyatları “o ülkenin döviz rezervleri, reel faiz hadleri, dış ticaret
hadleri, ülke riski” gibi bir çok farklı değişken tarafından belirlenir.
Türkiye’de emek verimliliği düşük olmasına rağmen Türk Lirası geçen yıl piyasa fiyatlarıyla Amerikan
dolarına karşı yüzde 18.5 oranında değerlendi.
Bu yıl da Lira’nın değeri Amerikan doları ve Avro karşısında hızla artıyor.
Bir Amerikan doları 1 lira 14 kuruşa kadar indi.
Ne mi oldu?
ABD’de enflasyon oranı faiz haddinin üzerine çıktı.
Amerikan dolarının reel faizi negatif olunca, bir Amerikan doları 1 Türk Lirasına da eşit olabilir.
Hatta bir Lira’nın da altına inebilir.
Çünkü Türkiye dünya ülkeleri arasında en yüksek reel faiz veren tek ülke.
Faiz çok yüksek olunca, bunu duyan parasını Türkiye’ye getiriyor.
Türkiye’nin yüksek reel faiz verdiğini kanıtlayan bir uygulamaya geçen hafta şahit olduk.
Avrupa Yatırım Bankası (AYB) yüzde 12 faiz oranıyla Türk Lirası üzerinden iki yıl vadeli tahvil ihraç etti.
Oysa Türkiye’de Hazine tahvillerinin faizi yüzde 16.4 oranında seyrediyor.
AYB’nin yaptığı Türk Lirası tahvil ihracı yüzde 4.4 ilave faiz ödemenin anlamsızlığını ortaya koyuyor.
Hatta bu ilave faiz oranını gerçek piyasa fiyatının üzerinde ödenen bir rant olarak değerlendirebiliriz.














