Temiz devlet
Yolsuzluğa, kirliliğe açıkça savaş açmıştı.
Yapan Umur Talu olduğu için çok ciddi ses getirmiş, yankı uyandırmıştı.
Bugün geldiğimiz noktada "Temiz Toplum"un, "Temiz Devlet"ten geçtiği açıkça ortaya çıktı.
Yolsuzluktan silah kaçakçılığına, faili meçhulden siyasetin kirliliğine kadar savaş açan bir kampanyaydı.
Çok etkili, parti programlarına girmiş bir çağrı olmuştu.
Talu'nun başlattığı kampanya elbette askeri ihalelerden siyasi rant dağıtımına kadar her alanı kapsıyordu ve Türkiye'de bir ilkti.
Onun ayrılmasından sonra bu konuya sahip çıkan pek olmadı.
Şimdi önümüzde bir Ergenekon davası ve onun uzantıları var.
Olayın sadece ihale, rant dağıtımıyla ilgili olmadığı net bir şekilde ortaya çıkıyor.
Türkiye'nin çağdaş, demokratik, laik bir hukuk devleti olması için ön şartın "Temiz Devlet"ten geçtiğini bize ders gibi anlatan bir iddianame bu.
Kendi yurttaşına "hain" diye bakmayan, yurttaşlarını kıyafetine göre, etnik kökenine göre, Alevi veya Sünni olmasına göre ayırmayan, buna göre planlar kurup harekete geçirmeyen bir devlete ihtiyacımız var.
Ermeni asıllı olması ve fikrini dile getirmesinden dolayı bir yurttaşının öldürülmesine göz yummayan, yumanı alıp yargı önüne çıkarabilen bir devlet anlayışı hakim olmalı artık.
Bunun Avrupa Birliği ile falan ilgisi yok.
2009'a girmeye hazırlanan Türkiye Cumhuriyeti'nin yurttaşlarına açık borcu bu aynı zamanda.
Devleti kirli unsurlarından temizlemeyi, yasadışı yollara sapanlardan anında hesap sormayı gerektiren bir anlayışa ihtiyacımız var.
Eğer Türkiye'nin en temel istihbarat kurumu, kendi içinde "teşkilat yapısına" uymayan bir kuruluşun var olduğunu itiraf ediyorsa, durum vahim demektir.
Teşkilatın yapısına uymayan bu organizasyonu kimler kurmuştur, bu yapı neler yapmıştır, bunun cevabının verilmesi gerekir.
Geçmişe ilişkin bir özeleştiri yetmez.
Devlet içinde "teşkilat yapısına" uymayan yapıların tamamının açığa çıkarılması, buna cesaret edenlerden yargı önünde hesap sorulması gerekir.
Bunu yaparsak çağdaş, demokratik, hukuka saygılı bir ülke oluruz..
Yapamazsak üçüncü dünya ülkelerinden farkımız kalmaz.
Bu ülkede artık hiçbir kamu görevlisinin hukukun kendisine tanıdığı hakların milim dışına çıkamayacağını bilmesi gerekir.
Bu ister cezaevinde bir sanığı işkenceyle öldüren gardiyan, ister kamu yararı adına bir yurttaşının imhasını gerekli gören bir kamu görevlisi olsun.
Herkesin kendini hukukla sınırlaması, hukukun dışına çıkma cesareti gösteremeyeceği bir sistemin temellerini atmamız şart.
Ülkenin birliği ve beraberliği kadar, laikliğini de sağlayacak olan budur.


laleler günü 1 mayıs









download 200 MB oldu







GÜÇLÜ DEĞERLİ TÜRK LİRA'SINDAN KORKMAK NE DEMEK bozun bütün ezberleri !!!
Bu yıl da Lira’nın değeri Amerikan doları ve Avro karşısında hızla artıyor.
Bir Amerikan doları 1 lira 14 kuruşa kadar indi.
Hatta bir Lira’nın da altına inebilir.
Dolar'ın 1 YTL düzeyine inmesi halinde ekonomide nelerle karşılaşılacağını anlatıyor bu yazı
Ülke paralarının gerçek değişim oranları emek verimliliğine göre belirlenir.
Hangi ülkenin emek verimliliği yüksekse o ülkenin parası daha değerli olur.
Piyasalarda ise ülkelerin paralarının fiyatları “o ülkenin döviz rezervleri, reel faiz hadleri, dış ticaret
hadleri, ülke riski” gibi bir çok farklı değişken tarafından belirlenir.
Türkiye’de emek verimliliği düşük olmasına rağmen Türk Lirası geçen yıl piyasa fiyatlarıyla Amerikan
dolarına karşı yüzde 18.5 oranında değerlendi.
Bu yıl da Lira’nın değeri Amerikan doları ve Avro karşısında hızla artıyor.
Bir Amerikan doları 1 lira 14 kuruşa kadar indi.
Ne mi oldu?
ABD’de enflasyon oranı faiz haddinin üzerine çıktı.
Amerikan dolarının reel faizi negatif olunca, bir Amerikan doları 1 Türk Lirasına da eşit olabilir.
Hatta bir Lira’nın da altına inebilir.
Çünkü Türkiye dünya ülkeleri arasında en yüksek reel faiz veren tek ülke.
Faiz çok yüksek olunca, bunu duyan parasını Türkiye’ye getiriyor.
Türkiye’nin yüksek reel faiz verdiğini kanıtlayan bir uygulamaya geçen hafta şahit olduk.
Avrupa Yatırım Bankası (AYB) yüzde 12 faiz oranıyla Türk Lirası üzerinden iki yıl vadeli tahvil ihraç etti.
Oysa Türkiye’de Hazine tahvillerinin faizi yüzde 16.4 oranında seyrediyor.
AYB’nin yaptığı Türk Lirası tahvil ihracı yüzde 4.4 ilave faiz ödemenin anlamsızlığını ortaya koyuyor.
Hatta bu ilave faiz oranını gerçek piyasa fiyatının üzerinde ödenen bir rant olarak değerlendirebiliriz.














