GÖRDÜNÜZ MÜ EMLAKÇI ZİHNİYETİNİN TÜRKEYE'Yİ GETİRTİĞİ HÂLİ
GERİYE DOĞRU EN AZ 40 SENEYİ MASAYI YATIRIN.
VE TÜRKEŞ'İN " HÜRRİYET'İN TEMİNATI MÜLKİYET'DİR" abidik gubuduk veciz sözünü ekleyin.
Tapu memuru kendi yerine çalışsın diye memur kiralamış |
|
Çorlu Tapu Müdürlüğü’nde milyoner mal müdüründen sonra “yerine çalışsın diye emekli memur kiralayan memur”a ulaşıldı. Tapu memurunun şoförlü Mercedes’i, 40 kişilik atölyesi ve yüzbinlerce liralık mal varlığı var Tekirdağ’ın Çorlu ilçesi Tapu Sicil Müdürlüğü’nde çalışan görevlilere yönelik rüşvet operasyonunda savcılık çarpıcı bilgilere ulaştı. Operasyon kapsamında tutuklanan Tapu Sicil Müdürlüğü’nde görevli memur Nihat Gençoğlu’nun işe gitmediği ve maaşını kendisinin ödediği emekli bir memuru yerine çalıştırdığı, ayrıca kardeşinin üzerine 40 kişinin çalıştığı kot taşlama atölyesi işlettiği ortaya çıktı. Savcılık talimatı ile el konulan kayıtlarda, son 2 yıl içinde yapılan tüm işlemler tek tek inceleniyor. İlk tespitlere göre, vatandaşa yurt dışında yaşayan kişilerin arsalarının sahte tapularının düzenlendiği ve bunların belirlenmesi için özel bir ekibin çalıştığı belirtildi. ![]() Şoförlü Mercedes’i var Jandarmanın ’Mekan’ operasyonunda tutuklanan memur Nihat Gençoğlu’nun bin YTL maaş almasına karşın işe gitmediği, kendi yerine 800 YTL maaş verdiği daha önce kurumdan emekli olan Süheyla Ü.’yi çalıştırdığı saptandı. Son model Mercedes otomobili ve şoförü ile atölyesine gidip geldiği belirlenen Gençoğlu’nun, sevgilisi ile İstanbul’da geceleği 400 YTL olan bir otele de sık sık gittiği ortaya çıktı. Operasyonu ihbar ettiler Çorlu Jandarma Komutanlığı’nda görevli Uzman Çavuş Mehmet Tekin’in operasyondan bir gün önce Nihat Gençoğlu’nu arayarak bilgi verdiği de teknik takibe takıldı. Bu bilgi üzerine Gençoloğlu apar topar emeklilik dilekçesi verdi. Aldığı rüşvet paralarını sevgilisi Aysun Yıldırım’ın üzerine yatırdığı anlaşılan Gençoğlu’nun hesaplarında yapılan incelemede bir günde 400 bin YTL’lik hareket ortaya çıktı. Gençoğlu’nun kendi ve yakınlarına üzerine 10 araç aldığı da anlaşıldı. PATRON GİBİ MEMUR! Memur Nihat Gençoğlu, şoförlü Mercedes’iyle 40 kişilik atölyesine gidip-geliyor, yerine de emekli memuru gönderiyordu. Zaman zaman da sevgilisi Aysun Yıldırım’la gecesi 400 YTL’lik otellerde İstanbul kaçamağı yapıyordu. |



EMRE AKÖZ Davanın tek iyi yanı
Geçen sene, Birey Yayınları, 28 Şubat (1997) darbesinin 10'uncu yılı vesilesiyle bir derleme yayınlamıştı: "28 Şubat: Postmodern Bir Darbenin Sosyal ve Siyasal Analizi."
O kitaba yazdığım makalenin başlığı şuydu: 28 Şubat Darbesinin Tek 'İyi' Yanı.
28 Şubat darbecileri, hükümeti devirdi. Refah Partisi kapatıldı.
Necmettin Erbakan, AB karşıtı, ekonomide devletçi, kültür alanında ise dayatma yanlısı bir İslamcıydı .
' Milli Görüş'ün ulusalcılıktan farkı, dindir. Deniz Baykal'a dini ekleyin, karşınıza Erbakan çıkar. Erbakan'daki dinci boyutu kaldırın, geriye bir Kemalist kalır.
28 Şubat darbecilerinin, 'farkında olmadan' yaptığı tek iyi şey... RP'deki 'serbest piyasacı' ve 'AB yanlısı' genç kadronun önünü açmak oldu.
Anadolu sermayesini temsil eden bu kadro 2002'de hükümet oldu.
AKP'ye 22 Temmuz 2007 seçimlerini ezici bir üstünlükle kazandıran olumlu icraatından bahsetmeyeceğim.
Amacım yukarıdaki soruyu tekrar formüle etmek: " Bu kapatma davasının iyi yanı nedir? "
Ama önce biraz tarih... Atatürk, 1937'de başbakanlığı Celal Bayar'a verirken şöyle demişti: " Ordu komutanlarını ben atarım. Vali atamalarını da ben yaparım. Gerisi sana kalmış... "
İşte iki başlı 'siyasi yapı' bu... Bir yanda: Halkın oyuyla hükümete gelen siyasetçiler ki onların işi ekonomiyle uğraşmaktır... Öte yanda: Devlet alanında konumlanıp 'yüksek siyasetle' (?) uğraşan bürokratik elit...
İki grubu ayıran hudut da laikliktir . Bürokratik elit, alttan gelerek, maddi ve manevi çıkarlarını tehdit edenlerin önünü laiklik ilkesini bir öyle, bir böyle yorumlayarak keser.
Aynı şeyi sık sık yapabilmesinin sırrı şudur: Halkın büyük çoğunluğu Müslüman'dır. Geleneksel kültür din ile yoğrulmuştur. Kitle partisi oluşturmak isteyen hemen her politikacı; dini temalara başvurmak, kendini o terimlerle anlatmak zorundadır.
Ancak politikacı dinden söz ettiği anda... " Dini siyasete alet ediyor " yaygarası ile karşılaşır: Aynı Menderes'in, Demirel'in, Özal'ın başına geldiği gibi...
İki siyasetçi hariç: 1973'teki Ecevit dine ağırlık vermeden kitleselleşti; çünkü dönem uygundu. Erbakan ise zaten hep 'dinci' oldu.
Bizdeki sistemin diğer kırılgan noktası Kürtlerdir . Kürt vatandaşların en sıradan, en normal talepleri dahi " bölücülük " olarak adlandırılmıştır.
Kürtlerin demokratik taleplerini dile getireceği partiler kapatılmıştır.
Şimdi tekrar AKP'ye dönebiliriz...
AKP ekonomideki başarısıyla gelen devasa oy oranına dayanarak "özgürlükçü siyaseti " boşladı.
Mesela ... 301'i uykuya yatırdı... Anayasa'da ve Siyasi Partiler Kanunu'nda gerekli değişiklikleri yapmadı... AB sürecini yavaşlattı... Alevi açılımını kısa keserek, " Canım, zaten bunlar Sünni partisi " dedirtti... Van savcısı Ferhat Sarıkaya'yı yalnız bıraktı... DTP'ye kapatma davası açıldığında sessiz kaldı.... Hrant Dink davasını daha fazla zorlamadı...
Misalleri çoğaltabiliriz.
Sonucu hep birlikte görüyoruz: Antidemokratik güçler atağa geçti.
Özetle: Türkiye'nin hukuk devleti olamadığını apaçık gösteren bu 'siyasi' davanın tek olumlu yanı, AKP'yi kendine getirmesi olacak. Tekrar demokrasinin ipine sarılacak. Kendini kuyudan yukarı çekerken, hakkı yenilen diğerlerini de beraberinde sürükleyecek.
Yapmazsa, boğarlar








download 200 MB oldu

