Sosyal devlet, laik devlete karşı
Soru: Çok değerli Sivilay Abla! AKP’nin sosyal politikaları devletimizi her gün daha fazla zarara uğratıyor. Cumhuriyet
gazetesi konuyu gündeme getirmese, devlet batacak da haberimiz
olmayacak. Sosyal devlet diye dağıtılan kömürlerin laikliğimizi tehdit
ettiğini zaten biliyorduk. Şimdi de bütçe açığı tehlikesi ile karşı
karşıyayız. Tabii bir taraftan insanlar üşümesin de istiyorum. Acaba
laikliğe zarar vermeyecek, bütçe açığına da yol açmayacak bir kömür
türü geliştirilemez mi? (Çiğdem Aysucan –Bodrum)
Cevap:
Sevgili Çiğdem. Anayasada, Türkiye Cumhuriyeti’nin demokratik, laik,
sosyal bir hukuk devleti olduğu yazıyor.
Demek ki bu anayasayı yapan 12 Eylül askerî cuntası aslında devletin bekasına kasdetmiş ve laikliğin altını dinamit ile döşemiş.
Fitilini yakmak da AKP iktidarına kalmış. Düşünsene; önce demokratik olmak için atılan adımlar ile laikliğin altı oyuldu.
Sonra hukuk devleti olmanın şartı diye dayatılan AB reformları, laik devletin teminatı kurumları hedef aldı.
Sosyal devlet olmak adına yapılan yardımların laiklik karşıtlarını beslediğini ve ısıttığını zaten biliyorduk.
Demek ki şimdi de sosyal yardımlar ile devlet zarara
uğratılarak yerle bir edilmek ve yerine laik olmayan bir devlet
kurulmak isteniyor.
Ne güzel demiş şair:
Demokratik, sosyal hukuk devlet bırakın onların olsun.
Laik devlet bize yeter.
Belediye bursuyla aile geçindiren bilge
Soru:
Sivilay Abla, CHP’nin başvurusu ve Anayasa Mahkemesi’nin kararı ile
belediyeler artık üniversite öğrencilerine burs vermeyecek. Herkes
eleştiriyor ama bir gerekçeleri olmasa böyle bir çabanın içinde olurlar
mıydı? Lütfen kurumları yıpratmayalım. CHP’li ya da Anayasa Mahkemesi
üyesi de olsalar insan insandır. Hepimiz duyuyoruz; bazı öğrenciler o
kadar çok burs topluyorlarmış ki, annelerine babalarına bakıyorlarmış.
Burs paralarıyla araba alanlar bile varmış. Bu durumda bursların
kesilmesi doğru mu değil mi? (Pınar Küre)
Cevap: Sevgili
kızım, anne babalarına bakanlar, araba alanlar bir şey mi ki? Bunu
profesyonel bir iş gibi yapıp emekli olanlar bile oluyormuş.
Babalarımız
yıllarca “gerekirse ceketimi satarım, yine de seni okuturum oğlum
(kızım diyen babalar da var tabii)” demedi mi? Babalarımızın
ceketlerini satarak çocuklarını okutabileceğini zannetmesi ne ise
“gerekirse belediye belediye dolaşır burs toplar yine de size bakarım
baba” cevabı da odur. Buradan hareketle Harvey Nichols mağazasında
sizin için küçük bir araştırma yaptım. Bir babanın söz gelimi Rize
Üniversitesi’nde okuyan çocuğunu okutabilmek için hangi marka
ceketlerinden kaçar tane satması gerektiğini hesap ettim. Yurt parası
için yedi adet Bottega Veneta, harç parası için iki adet Armani, kitap
masrafları için de üç adet Roberto Cavalli ceketi olması ve bunları
ikinci el pazarında iyi fiyata satması gerekiyor. Tabii cekete bu kadar
para veren bir babanın neden çocuğunu okutamadığı ya da Tahtakale
ikinci el kıyafet piyasasında bu ceketlere alıcı bulunup bulunamayacağı
konularına girmiyoruz.
Lafı uzatmayalım.
O halde
“burs toplayarak aile geçindiriyorlar”
diyenlere ne yapmayacağız?
İnanmayacağız.
Bırakın
belediyeler burs dağıtsın. En fazla burs dağıtan belediye olmak için
imkânlarını zorlasın. Rekabet olsun.
Gerçekten de beş belediyeden burs
almayı başaran çocuklar varsa, isimleri tespit edilip, burs komitesine
danışman olarak işe alınsın.
Doğum günü ilanlarına teşekkür
Gazeteye
ilan vererek doğum günümü kutlayan Defne ve Sumru Akter’e, Gökhan
Kantarcıgil ve eşi Berenice’ye çok teşekkür ederim. Kurban bayramımı ve
yeni yılımı da ilan vererek kutlayacaklara şimdiden minnettarlıklarımı
sunarım.
Diğer Dr. Sivilay Genç Makaleleri:
- 20.11.2008 - Atatürk’ün partisinde türbanlılar
- 13.11.2008 - ‘Nation Building’ için ‘body building’ şart
- 06.11.2008 - Obama’nın sonu Erdoğan’a benzemez inşallah
- 30.10.2008 - Maratona marş marş!
- 23.10.2008 - Yassıada’yı mı tercih ederdiniz Silivri’yi mi?
- 16.10.2008 - İlker Paşa’nın Balıkesir nutku, pardon muhtırası
- 09.10.2008 - ‘Terörün suçlusu AB uyum yasaları’
- 02.10.2008 - Mübarek Şeker Bayramınız...
- 25.09.2008 - Gardiyan! Düştüm, yüreğim kanıyor
- 18.09.2008 - Akrediteydim, oradaydım
- 11.09.2008 - Atatürk olmasaydı benim adım ne olurdu?
- 04.09.2008 - Ramazan özel
- 28.08.2008 - Erbakan severse
- 21.08.2008 - Olimpiyatlarda neden döküldük?
- 14.08.2008 - ‘Anıtkabir ile Emperyalizm arasında kaldım’
- Tüm yazıları
SİVİLAY ABLA
Dr. Sivilay Genç


laleler günü 1 mayıs









download 200 MB oldu







GÜÇLÜ DEĞERLİ TÜRK LİRA'SINDAN KORKMAK NE DEMEK bozun bütün ezberleri !!!
Bu yıl da Lira’nın değeri Amerikan doları ve Avro karşısında hızla artıyor.
Bir Amerikan doları 1 lira 14 kuruşa kadar indi.
Hatta bir Lira’nın da altına inebilir.
Dolar'ın 1 YTL düzeyine inmesi halinde ekonomide nelerle karşılaşılacağını anlatıyor bu yazı
Ülke paralarının gerçek değişim oranları emek verimliliğine göre belirlenir.
Hangi ülkenin emek verimliliği yüksekse o ülkenin parası daha değerli olur.
Piyasalarda ise ülkelerin paralarının fiyatları “o ülkenin döviz rezervleri, reel faiz hadleri, dış ticaret
hadleri, ülke riski” gibi bir çok farklı değişken tarafından belirlenir.
Türkiye’de emek verimliliği düşük olmasına rağmen Türk Lirası geçen yıl piyasa fiyatlarıyla Amerikan
dolarına karşı yüzde 18.5 oranında değerlendi.
Bu yıl da Lira’nın değeri Amerikan doları ve Avro karşısında hızla artıyor.
Bir Amerikan doları 1 lira 14 kuruşa kadar indi.
Ne mi oldu?
ABD’de enflasyon oranı faiz haddinin üzerine çıktı.
Amerikan dolarının reel faizi negatif olunca, bir Amerikan doları 1 Türk Lirasına da eşit olabilir.
Hatta bir Lira’nın da altına inebilir.
Çünkü Türkiye dünya ülkeleri arasında en yüksek reel faiz veren tek ülke.
Faiz çok yüksek olunca, bunu duyan parasını Türkiye’ye getiriyor.
Türkiye’nin yüksek reel faiz verdiğini kanıtlayan bir uygulamaya geçen hafta şahit olduk.
Avrupa Yatırım Bankası (AYB) yüzde 12 faiz oranıyla Türk Lirası üzerinden iki yıl vadeli tahvil ihraç etti.
Oysa Türkiye’de Hazine tahvillerinin faizi yüzde 16.4 oranında seyrediyor.
AYB’nin yaptığı Türk Lirası tahvil ihracı yüzde 4.4 ilave faiz ödemenin anlamsızlığını ortaya koyuyor.
Hatta bu ilave faiz oranını gerçek piyasa fiyatının üzerinde ödenen bir rant olarak değerlendirebiliriz.














