Ryan’s Daughter İrlandalı Kız (1970 DVDRip MP4 400 MB 2 CD Altyazı
İMDB 7,4User Rating: 7.4/10 (2,232 votes)
Film Hakkında Bilgi / İMDB Linki
http://imdb.com/title/tt0066319/
PHP Kodu:
===== File Info =====
FileSize : 197M
PlayTime : 01:43:28.896
VideoCount : 1
AudioCount : 1
===== Video Info =====
Video 0# Stream
VideoCodec : avc1
VideoWidth : 384 pixels
VideoHeight : 168 pixels
VideoFrameRate : 25fps
VideoFrameCount : 155222
VideoBitRate : 0
===== Audio Info =====
Audio 0# Stream
AudioCodec : mp4a
AudioBitRate : 65208
AudioChannels : 2
AudioSampleRate : 24000
Yapım : 1970, İngiltere
Tür : Dram Romantik
Yönetmen : David Lean
Senaryo : Robert Bolt
Oyuncular :
Trevor Howard, Robert Mitchum,
Leo McKern,
Sarah Miles, John Mills, Barry Jackson,
Tim O’leary,
Gerald Sim, Barry Foster,
Christopher Jones
Görüntü Yönetmeni : Freddie Young
Müzik : Maurice Jarre
Süre : 3 saat, 15 dk.
Gösterim Tarihi : 9 Kasım 1970Film
1.Dünya Savaşı sırasında İrlanda’nın Dingle yarımadasında ıssız bir
köyde geçer.
Köyün İrlanda milliyetçisi yerlileri, yakınlarda üs kurmuş İngiliz askerlerini dışlamışlardır. Öğretmen Charles Shaughnessy (Robert Mitchum),
köyün tek pub’ının sahibi Thomas Ryan (Leo McKern)’ın kızı Rosy (Sarah Miles) ile henüz evlenmiştir. Başlarda Shaughnessy’nin kendisini bu sıkıcı
yerden kurtarabileceğini ve hayatına renk katabileceğini uman Rosy, bir süre sonra hayal kırıklığına uğrar ve cinsel çekiciliği de olmayan
kocasından soğur. Bu sırada İngiliz üssünün komutasını devralan savaş gazisi Binbaşı Randolph Doryan (Christopher Jones)’a aşık olur.
Film Hakkında Notlar
Film 65mm filme 6 ses kanallı olarak Super Panavision 70 tekniği ile
çekildi.
Dağıtım baskıları 70mm, 35mm ve amatör ev gösterimleri için 16mm olarak yapıldı. Bu filmden sonra 1992′de çekilecek olan Far and Away
filmine kadar bir daha konulu bir filmde, ne 65mm çekim ne de Super Panavision 70 tekniği kullanıldı.
Konunun geçtiği köy “Kirrary” tamamen yapay olarak film için inşa
ettirilmiş ve çekimler bittikten sonra da tepedeki okul hariç diğer
binalar
sökülmüştür. Köyün bütün unsurları, kilise, pub, okul vb. bir dekor olarak değil de, tüm iç dekorasyonları hatta elektrik su tesisatları ile gerçek
bir köy gibi taştan imal ettirilmiş.
Zira o yöredeki güçlü Atlantik rüzgarlarına başka bir malzemenin dayanması mümkün değilmiş.
Filmde rolü gereği tek kelime konuşmayan John Mills, 1971′de kendisine
verilen
“En iyi Yardımcı Erkek oyuncu”
Oscar’ını alırken konuşma
yapmayıp bir reverans’la yetinmişti.
Bu da Oscar ödüllerindeki en kısa kabul konuşması olarak rekor kitabına geçmiştir.
Rapid Linkleri
http://rapidshare.com/files/12661159…part1.rar.html
http://rapidshare.com/files/12661846…part2.rar.html
http://rapidshare.com/files/12662497…part3.rar.html
http://rapidshare.com/files/12663663…part4.rar.html
ezberbozan şirin



EMRE AKÖZ Davanın tek iyi yanı
Geçen sene, Birey Yayınları, 28 Şubat (1997) darbesinin 10'uncu yılı vesilesiyle bir derleme yayınlamıştı: "28 Şubat: Postmodern Bir Darbenin Sosyal ve Siyasal Analizi."
O kitaba yazdığım makalenin başlığı şuydu: 28 Şubat Darbesinin Tek 'İyi' Yanı.
28 Şubat darbecileri, hükümeti devirdi. Refah Partisi kapatıldı.
Necmettin Erbakan, AB karşıtı, ekonomide devletçi, kültür alanında ise dayatma yanlısı bir İslamcıydı .
' Milli Görüş'ün ulusalcılıktan farkı, dindir. Deniz Baykal'a dini ekleyin, karşınıza Erbakan çıkar. Erbakan'daki dinci boyutu kaldırın, geriye bir Kemalist kalır.
28 Şubat darbecilerinin, 'farkında olmadan' yaptığı tek iyi şey... RP'deki 'serbest piyasacı' ve 'AB yanlısı' genç kadronun önünü açmak oldu.
Anadolu sermayesini temsil eden bu kadro 2002'de hükümet oldu.
AKP'ye 22 Temmuz 2007 seçimlerini ezici bir üstünlükle kazandıran olumlu icraatından bahsetmeyeceğim.
Amacım yukarıdaki soruyu tekrar formüle etmek: " Bu kapatma davasının iyi yanı nedir? "
Ama önce biraz tarih... Atatürk, 1937'de başbakanlığı Celal Bayar'a verirken şöyle demişti: " Ordu komutanlarını ben atarım. Vali atamalarını da ben yaparım. Gerisi sana kalmış... "
İşte iki başlı 'siyasi yapı' bu... Bir yanda: Halkın oyuyla hükümete gelen siyasetçiler ki onların işi ekonomiyle uğraşmaktır... Öte yanda: Devlet alanında konumlanıp 'yüksek siyasetle' (?) uğraşan bürokratik elit...
İki grubu ayıran hudut da laikliktir . Bürokratik elit, alttan gelerek, maddi ve manevi çıkarlarını tehdit edenlerin önünü laiklik ilkesini bir öyle, bir böyle yorumlayarak keser.
Aynı şeyi sık sık yapabilmesinin sırrı şudur: Halkın büyük çoğunluğu Müslüman'dır. Geleneksel kültür din ile yoğrulmuştur. Kitle partisi oluşturmak isteyen hemen her politikacı; dini temalara başvurmak, kendini o terimlerle anlatmak zorundadır.
Ancak politikacı dinden söz ettiği anda... " Dini siyasete alet ediyor " yaygarası ile karşılaşır: Aynı Menderes'in, Demirel'in, Özal'ın başına geldiği gibi...
İki siyasetçi hariç: 1973'teki Ecevit dine ağırlık vermeden kitleselleşti; çünkü dönem uygundu. Erbakan ise zaten hep 'dinci' oldu.
Bizdeki sistemin diğer kırılgan noktası Kürtlerdir . Kürt vatandaşların en sıradan, en normal talepleri dahi " bölücülük " olarak adlandırılmıştır.
Kürtlerin demokratik taleplerini dile getireceği partiler kapatılmıştır.
Şimdi tekrar AKP'ye dönebiliriz...
AKP ekonomideki başarısıyla gelen devasa oy oranına dayanarak "özgürlükçü siyaseti " boşladı.
Mesela ... 301'i uykuya yatırdı... Anayasa'da ve Siyasi Partiler Kanunu'nda gerekli değişiklikleri yapmadı... AB sürecini yavaşlattı... Alevi açılımını kısa keserek, " Canım, zaten bunlar Sünni partisi " dedirtti... Van savcısı Ferhat Sarıkaya'yı yalnız bıraktı... DTP'ye kapatma davası açıldığında sessiz kaldı.... Hrant Dink davasını daha fazla zorlamadı...
Misalleri çoğaltabiliriz.
Sonucu hep birlikte görüyoruz: Antidemokratik güçler atağa geçti.
Özetle: Türkiye'nin hukuk devleti olamadığını apaçık gösteren bu 'siyasi' davanın tek olumlu yanı, AKP'yi kendine getirmesi olacak. Tekrar demokrasinin ipine sarılacak. Kendini kuyudan yukarı çekerken, hakkı yenilen diğerlerini de beraberinde sürükleyecek.
Yapmazsa, boğarlar















download 200 MB oldu





