document.write(); MUHAMMED NUREDDİN
Aktütün saldırısı, Türkiye’nin Kürt sorununu sırf askeri yöntemlerle ele almasındaki yanlışı gösterdi. Askeri yaklaşım, sorunu devam ettiriyor
PKK’nın
düzenlediği Aktütün saldırısının önemi, kullanılan yöntemde yatıyor.
Türk askerleri her gün Türkiye içinde pusuya düşüyor ve bazen onlarcası
ölüyor. Bununla birlikte hiç kimse diğer saldırılar üzerinde Aktütün
saldırısı kadar durmadı.
Aktütün saldırısı Türk askeri caydırıcılığı teorisinin büyük
yenilgisidir. İçinde onlarca asker ve güvenlik görevlisi bulunan sınır
karakolu dört bir yanından saldırıya maruz kalıyor. 400 silahlı PKK
üyesi Irak sınırlarından girdikleri Türkiye içlerinde 4 km. ilerliyor
ve adı geçen mevkiye ulaşana kadar hayalet gibi hiç kimse tarafından
tespit edilemiyor. Sonrasındaysa 17 askeri kolaylıkla öldürüyorlar ve
onlarcasını da yaralıyorlar. PKK’lıların saflarındaki kayıplarsa Türk
kaynaklarına göre 23’ü geçmiyor.
O zaman niye kara harekâtı yapıldı?
Bu durum Türk ordusunun, Türk istihbarat organlarının, pilotsuz
uçaklarla gelişmiş teknolojinin, gece görüş aletlerinin ve Ankara’yla
Washington arasındaki istihbarat işbirliğinin yenilgisidir. Fakat
saldırı aynı zamanda, Türkiye’nin Kürt sorununa yönelik yaklaşımına
hükmeden askeri mantığın yenilgisidir.
Aktütün saldırısı, Türkiye’nin geçen kış PKK’nın Kuzey Irak’taki
üslerine yönelik kapsamlı saldırısını gerçekleştiren felsefenin bir
gecede vurulmasıdır. Bütün bu gürültünün PKK faaliyetlerini sona
erdirmediği ve örgütü zayıflatmadığı açıkça görüldü.
Geçen kış yapılan kapsamlı Türk operasyonu sonuç getirmediyse, bu durum
yeni misillemenin kış operasyonundan daha kapsamlı ve sert olmasını
gerektirdiği anlamına geliyor. Türkiye’nin vereceği yanıtın, Kuzey
Irak’ta PKK’yı destekleyen bütün çevrelere güçlü bir mesaj olacağı
öngörülüyor. Fakat böyle bir operasyon askeri ve siyasi açıdan büyük
bir hazırlık gerektiriyor; bu tür bir operasyon ancak, Türkiye’nin Irak
Kürtleriyle uzun vadeli askeri çatışmaya hazır olduğu ve ABD’yle
ilişkilerini önemsemediği bir zaman öngörülebilir. Bu da uzak bir
ihtimal.
Temel desteği Türkiye içinden alıyor
Fakat PKK kesinlikle bu yöntemle ortadan kaldırılamaz. Zira örgüte
temel destek Türkiye içinden gelmekte. Dahası, PKK Kürt sorununun yerel
ifadesinden başka bir şey değil.
Bugün PKK ortadan kalksa da, Türkiye’de Kürt sorunu sona ermeyecektir.
Sorunu ele alma noktasındaki askeri üslubun hiçbir şeyi çözmediği ve
aksine kronikleşmesine destek olduğu görüldü.
Bu durum şu soruya yol açıyor: Kürt gençler niçin 1984’ten bu yana
silah taşıyor? Mustafa Kemal Atatürk’e karşı 1920 ve 1930’lardaki Kürt
isyanları niçin yaşandı? Bu sorun, sadece İslamcısı ve laikiyle Türk
siyasetçileri bu sorulara yanıt verdiği zaman sona erebilir. İşin
kötüsü, kendileri yanıtı biliyorlar fakat yanıtlamak veya yanıtın
gereklerini yerine getirmek istemiyorlar.
(Birleşik Arap Emirlikleri gazetesi El Haliç, Beyrut Stratejik Araştırmalar Merkezi Direktörü, 10 Ekim 2008)


laleler günü 1 mayıs









download 200 MB oldu







GÜÇLÜ DEĞERLİ TÜRK LİRA'SINDAN KORKMAK NE DEMEK bozun bütün ezberleri !!!
Bu yıl da Lira’nın değeri Amerikan doları ve Avro karşısında hızla artıyor.
Bir Amerikan doları 1 lira 14 kuruşa kadar indi.
Hatta bir Lira’nın da altına inebilir.
Dolar'ın 1 YTL düzeyine inmesi halinde ekonomide nelerle karşılaşılacağını anlatıyor bu yazı
Ülke paralarının gerçek değişim oranları emek verimliliğine göre belirlenir.
Hangi ülkenin emek verimliliği yüksekse o ülkenin parası daha değerli olur.
Piyasalarda ise ülkelerin paralarının fiyatları “o ülkenin döviz rezervleri, reel faiz hadleri, dış ticaret
hadleri, ülke riski” gibi bir çok farklı değişken tarafından belirlenir.
Türkiye’de emek verimliliği düşük olmasına rağmen Türk Lirası geçen yıl piyasa fiyatlarıyla Amerikan
dolarına karşı yüzde 18.5 oranında değerlendi.
Bu yıl da Lira’nın değeri Amerikan doları ve Avro karşısında hızla artıyor.
Bir Amerikan doları 1 lira 14 kuruşa kadar indi.
Ne mi oldu?
ABD’de enflasyon oranı faiz haddinin üzerine çıktı.
Amerikan dolarının reel faizi negatif olunca, bir Amerikan doları 1 Türk Lirasına da eşit olabilir.
Hatta bir Lira’nın da altına inebilir.
Çünkü Türkiye dünya ülkeleri arasında en yüksek reel faiz veren tek ülke.
Faiz çok yüksek olunca, bunu duyan parasını Türkiye’ye getiriyor.
Türkiye’nin yüksek reel faiz verdiğini kanıtlayan bir uygulamaya geçen hafta şahit olduk.
Avrupa Yatırım Bankası (AYB) yüzde 12 faiz oranıyla Türk Lirası üzerinden iki yıl vadeli tahvil ihraç etti.
Oysa Türkiye’de Hazine tahvillerinin faizi yüzde 16.4 oranında seyrediyor.
AYB’nin yaptığı Türk Lirası tahvil ihracı yüzde 4.4 ilave faiz ödemenin anlamsızlığını ortaya koyuyor.
Hatta bu ilave faiz oranını gerçek piyasa fiyatının üzerinde ödenen bir rant olarak değerlendirebiliriz.














