www.blogmedya.deriz.biz
http://ssorulmayansorular.bloggum.com
sıksorulmayansorular sorar ya siz
ayrılmayın
böyle
ayrılık
olmaz
Disiplin
Perihan Mağden
27/04/2008 (4013 kişi okudu)
"Sezgilerime göre bu işte bir sorun var:
Askerlikte, en kusursuz düzene ulaştığımız bu kurumda nasıl oluyor da
her an can vermeye hazır olmak zorunda oluşumuzu normal karşılıyoruz?
Nedenini, niçinini ifade edemiyorum. Düzen, bir biçimde ölme ve öldürme
ihtiyacına dönüşüyor."
Robert Musil 'Niteliksiz Adam'
(Çev.: Ahmet Cemal, Yapı Kredi Yayınları)
"Fabrikasyon asker üretimi, sadece bedenin şartlandırılıp
yönlendirilmesiyle gerçekleştirilmeyip aynı zamanda, en az bu eğitim
kadar, askere alınmadan çok önceleri başlayan ve aktif askeri hizmetten
ayrıldıktan sonra da sürüp giden manevi, zihinsel seferberliğe de
ihtiyaç duyar; bu ikinci olgu, günümüzde modern orduların olağan ve
genel geçer karakteristik özelliklerinden birini temsil etmektedir.
Kendini askeri eğitim ve yetiştirmenin zorlayıcı, karşılanması imkânsız
taleplerine teslim etmeye ve bir savaşta kullanılmanın tehlikelerini
göze almaya hazır ve istekli olma hali, askeri hizmeti eziyet verici,
can sıkıcı bir zorlama olarak değil de kahramanca bir fedakârlık, bir
yurtseverlik erdemi ve erkekliğin ispatı olarak gösterme başarısıyla
doğru orantılı olarak artacaktır.
Bu bağlamda, ideolojik düzlemde homojen bir 'biz'in üretilmesi
kilit rol oynar. Savaşmak, savaşı sevk ve idare etmek isteyenler, ister
ulusun, ister bir dinin, isterse de etnik köken mitlerinin
simgeselliğinde 'hayali bir cemaat' kurmadan bu işin altından
kalkamazlar. İşte bu nedenle, ordular kolektif şiddetin etkili bir
tehdit oluşturmasını sağlayan ve bu şiddeti uygulayan organizasyonlar
olmanın da ötesinde ulusun büyüklüğünün ve devletin bağımsızlığının
sembolik temsilidirler de.
Örneğin birliklerin resmi geçit törenlerinde olduğu gibi askeri
gücün kamunun gözü önünde sahnelenmesi, bizzat askerleri de etkilemeyi
hedef alan bir gösteridir. Silahların gösteriş ve pırıltısından bir
şeylerin onlara da geçmesi ve hem kudretli hem de aynı ölçüde şanlı
şöhretli bir makinenin parçası oldukları duygusunu paylaşmaları
istenir.
Askerlerin bir vatana ihtiyaçları vardır, ama aynı zamanda da bir düşmana.
Bu nedenle zihinsel ve manevi seferberlik; bir tehdit ediliyor olma
duygusu yaratma ve kin ile nefreti, dış ya da iç düşman olarak teşhis
edilenlerin üzerine yönlendirme anlamına da gelir.
Askeri itaat üretiminin genel alameti farikaları arasında
kendiliğinden, resmi formaliteye dayanmadan oluşan mekanizmalar da yer
almaktadır. Askerlerin savaşıp savaşmayacakları ve nasıl savaşacakları,
en başta hiyerarşik olmayan arkadaşlık ilişkilerine bağlıdır. Bu
ilişkiler tek tek askerlere, özellikle bir muharebenin koşulları
altında ortaya çıkabilecek aşırı zorluklar karşısında, hiçbir eğitim ve
talim programının ve tepeden gelme hiçbir emir ve komutanın
sağlayamayacağı destek ve kuvveti verir. Arkadaş grupları sadece
dayanışma ve karşılıklı desteğe dayalı bir sığınma ve himaye kolektifi
değil; aynı zamanda, kimileyin acımasız bile olabilen kolektife kabul
ritüellerinin ve kural ihlallerinin de ortamıdır.
Savaş durumlarında kendi başına buyruk kararlarla gerçekleştirilen
hunharlıklar ve şiddet uygulamaları, zorbalık ve yağmalar, üstler
tarafından zaman zaman savaşta görev almış olmanın getirdiği tehlike ve
zorlukların bir telafisi, bir tür tazminat olarak görülüp bunlara ses
çıkarılmadığı gibi, düşmanın sivil halkının terörize edilmesi amacıyla
bizzat kışkırtılsalar bile, bu tür taşkınlıklar askeri disiplin
bakımından da sürekli bir tehdit anlamına gelir; çünkü bu 'çığırından
çıkmış şiddeti' askerin ne zaman kendi subaylarına yönelteceği hiç
bilinmez."
NOT: Yazımı oluşturan kısmi alıntılar Ulrich Bröckling'in
'Disiplin-Askeri İtaat Üretiminin Sosyolojisi ve Tarihi' kitabının
Türkçe basımı için yazdığı ÖNSÖZ'den yapılmıştır.
AYRINTI'dan çıkan bu Ağır Kitap'ın hiç değilse, önsözünden bazı kısımları sizlerle paylaşmadan edemedim.