Olmert’in gidişi barış sürecini iyice zora sokacak
İsrail başbakanının tüm hatalarına rağmen, bağımsız Filistin devletini savunması biraz olsun övgüyü hak ediyor. Olmert’in gidişiyle hem barış yanlısı hem de güçlü bir lider bulmak zorlaştı
İsrail
Başbakanı Olmert’in çöküşü ülkeyi (ve Ortadoğu barışına dair zaten
sönük olan umutları) yeni bir akıntıya sürüklüyor. Halefi neredeyse
imkânsız bir görevle karşı karşıya: Hükümetin dibe vurmuş meşruiyetini
yeniden tesis etmek ve İsraillilerle Filistinliler arasında barışa
giden zorlu yolda müzakere etmek. Olmert’in istifası, Lübnan’daki
Hizbullah’a karşı felaket bir savaşa giriştiği anda kaçınılmaz hale
gelmişti. Bu kötü düşünülüp yetersiz ifa edilmiş çatışmadan, onarılmaz
hasar görmüş bir itibarla çıktı. Onca hasara rağmen iki yıl daha
koltukta oturabilmesi siyasi bir mucize. Hiçbir şeyle suçlanmasa da,
bir dizi yolsuzluk soruşturmasının sonuncusu onu o kadar lekeledi ki,
koltukta oturmaya devam edemedi.
Olmert başarısızlıkla damgalanıp koltuğu terk eden ilk başbakan olmayacak. Fakat ayrılma tarzı, diplomatik başarılarını gölgede bırakıyor. Yedi yıldır ilk defa Filistinlilerle ciddi barış girişimi başlatması ve bağımsız Filistin devletinin kurulmasının İsrail’in çıkarına olduğunu savunması biraz olsun övgüyü hak ediyor. Suriye’yle dolaylı görüşme başlatmasının saikleri sorgulanabilir. Fakat desteğe sahip güçlü bir lider bir anlaşmaya ancak bu kadar yaklaşabilirdi.
Olmert’in muhtemel haleflerinden Dışişleri Bakanı Tzipi Livni makul bir tercih olur. Yolsuzluk iddiasıyla lekenmemiş olan Livni ilerleme sağlayabilir. Ama önce iki müzakere cephesinde biraz durup soluklanmak zorunda kalacak. Bu zor olacak: Filistinlilerle görüşmeler tıkandı, Şam’la yürütülenler güçbela ayakta. Dahası, ölmekte olan bir yönetimi devralmak cazip değil. Şimdi seçim kararı almak, hükümetin daha güçlü destekle dönüşünü sağlayabilir ki, bu da kuşkulu. İktidardaki Kadima zayıflıgı karşısında Netanyahu’nun partisi Likud (geçmişte barış sürecini baltalamıştı) kolay bir zafer kazanabilir. Yeni Kadima liderinin seçime girmeden merkezci koalisyon güçlerini toparlamaya çalışması daha hayırlı olur. Olmert’in istifası İsrail’in parçalanmış siyasi sisteminde, Filistinliler ve Arap komşularla yapması gereken anlaşmaları tamama erdirebilecek bir lider bulmanın ne kadar zorlaştığını gösteriyor. Bu anlaşmalara dair fırsat penceresi hızla kapanıyor.
(Başyazı, 31 Temmuz 2008)


laleler günü 1 mayıs









download 200 MB oldu







GÜÇLÜ DEĞERLİ TÜRK LİRA'SINDAN KORKMAK NE DEMEK bozun bütün ezberleri !!!
Bu yıl da Lira’nın değeri Amerikan doları ve Avro karşısında hızla artıyor.
Bir Amerikan doları 1 lira 14 kuruşa kadar indi.
Hatta bir Lira’nın da altına inebilir.
Dolar'ın 1 YTL düzeyine inmesi halinde ekonomide nelerle karşılaşılacağını anlatıyor bu yazı
Ülke paralarının gerçek değişim oranları emek verimliliğine göre belirlenir.
Hangi ülkenin emek verimliliği yüksekse o ülkenin parası daha değerli olur.
Piyasalarda ise ülkelerin paralarının fiyatları “o ülkenin döviz rezervleri, reel faiz hadleri, dış ticaret
hadleri, ülke riski” gibi bir çok farklı değişken tarafından belirlenir.
Türkiye’de emek verimliliği düşük olmasına rağmen Türk Lirası geçen yıl piyasa fiyatlarıyla Amerikan
dolarına karşı yüzde 18.5 oranında değerlendi.
Bu yıl da Lira’nın değeri Amerikan doları ve Avro karşısında hızla artıyor.
Bir Amerikan doları 1 lira 14 kuruşa kadar indi.
Ne mi oldu?
ABD’de enflasyon oranı faiz haddinin üzerine çıktı.
Amerikan dolarının reel faizi negatif olunca, bir Amerikan doları 1 Türk Lirasına da eşit olabilir.
Hatta bir Lira’nın da altına inebilir.
Çünkü Türkiye dünya ülkeleri arasında en yüksek reel faiz veren tek ülke.
Faiz çok yüksek olunca, bunu duyan parasını Türkiye’ye getiriyor.
Türkiye’nin yüksek reel faiz verdiğini kanıtlayan bir uygulamaya geçen hafta şahit olduk.
Avrupa Yatırım Bankası (AYB) yüzde 12 faiz oranıyla Türk Lirası üzerinden iki yıl vadeli tahvil ihraç etti.
Oysa Türkiye’de Hazine tahvillerinin faizi yüzde 16.4 oranında seyrediyor.
AYB’nin yaptığı Türk Lirası tahvil ihracı yüzde 4.4 ilave faiz ödemenin anlamsızlığını ortaya koyuyor.
Hatta bu ilave faiz oranını gerçek piyasa fiyatının üzerinde ödenen bir rant olarak değerlendirebiliriz.














