Obama Küba’dan önce kendi ülkesine baksın
document.write(); Fıdel Castro
ABD’de?en ilerici başkan adayı olan Obama, ‘insan hakları açısından eksik’ dediği Küba’ya uygulanan ambargoyu sürdüreceğini söyledi. Peki, ABD’nin insan haklarına saygısını ifade etme yolu, önleyici saldırı düzenlemek veya masumları devlet terörüyle öldürmek mi?
Demokratların
başkan aday adaylarından Barack Obama’nın geçen cuma Kübalı
Amerikalılar Vakfı’nda yaptığı konuşmayı dinledikten sonra sessiz
kalmak benim için dürüstçe olmazdı. Ona karşı bir kızgınlığım yok, zira
kendisi Küba’ya ve insanlığa karşı işlenen suçlardan sorumlu değil.
Ancak onu savunsaydım, rakiplerine bir kıyak yapmış olurum. Bu nedenle
kendisini eleştirmekten ve kendimi açık açık ifade etmekten
sakınmayacağım.
Obama’nın açıklamaları nelerdi? “Tüm hayatım boyunca, Küba’da
adaletsizlik ve baskı vardı. Hayatım süresince Küba halkı demokrasiyi
hiç bilmedi. İki kuşak boyunca Kübalılar demokrasiyi hiç göremedi. Söz
konusu adaletsizliğin yanında olmayacağım... Ambargoyu sürdüreceğim”
dedi.
Sosyal ve insani bakış açısından hiç şüphesiz ABD başkanlık seçiminin
en ilerici adayı olan bu adam, Küba Devrimi’ni anti-demokratik
niteleyip, özgürlük ve insan hakları açısından eksik gösteriyor. Bu,
Amerikan yönetimlerince ülkemize karşı işlenen suçları haklı göstermek
için tekrar tekrar kullanılan bir iddiadır. Ambargo bir soykırım
eylemidir. Amerikalı çocukların beyninin bu yüzkarası değerlerle
dolduruluşunu görmek istemiyorum.
Küçük ve ambargo altındaki hiçbir ülke, komşusunun hırsı, kibri,
hilekârlığı ve gücü kötüye kullanması karşısında bizimki kadar
direnemezdi. Aksini iddia etmek kahraman halkımızın zekasına hakaret
olur.
Obama’nın zekasını, tartışma becerisini veya iş ahlakını
sorgulamıyorum. Kendisi yetenekli bir hatip ve yarışt rakiplerinin
önünde gidiyor. Yine de, birkaç nazik soruyu gündeme getirmek
zorundayım. Cevap beklediğimden değil, sadece kayıtlara geçmesi
arzusuyla...
Hangi gerekçeyle olursa olsun, ABD başkanının dünyadaki herhangi
birinin öldürülmesini emretmesi doğru mudur? ABD başkanının insanlara
işkence edilmesini emretmesi ahlaki midir? Devlet terörü ABD kadar
güçlü gibi bir ülke tarafından gezegene barış getirmenin aracı olarak
kullanılmalı mı?
Sadece tek bir ülkeye, Küba’ya karşı, onu istikrarsızlaştırmak için
ceza olarak uygulanan Tasfiye Yasası, masum çocukların ve annelerin
hayatına mal olmasına rağmen yerinde ve namusluca mıdır? Beyin göçü ve
yoksul ülkelerdeki en iyi biliminsanlarıyla entelektüel zihinlerin
devamlı çalınması ahlaki ve meşru mudur?
Önleyici saldırı düzenlemek adil mi? Dünya üzerindeki hayatı birkaç kez
yok edebilecek silahları üretmesi için askeri-sanayi komplekse
milyonlar yatırmak meşru ve akıllıca mı? ABD’nin özgürlük, demokrasi ve
insan haklarına saygısını ifade etme yolu bu mu?
Küba ilişkiye ideolojik koşul dayatmıyor
Bizim ülkemizi yargılamadan önce Obama ekonomik ve finansal ambargoya,
kendi güçlü ülkesinin saldırganlığına rağmen Küba’nın sadece kendi
topraklarında değil, diğer yoksul ülkelerde de uygulanan eğitim,
sağlık, spor, kültür ve bilim programlarıyla çok fazla çok şey
yapılabileceğinin kanıtı olduğunu bilmeli. Küba diğer ülkelerle
işbirliğini hiçbir zaman ideolojik koşullara tabi kılmadı. Katrina
kasırgası New Orleans’ı vurduğunda ABD’ye yardım önerdik. Bizim
devrimimiz onbinlerce doktor ve sağlık teknisyenini seferber edebilir.
Dünyanın her yerine hakları gasp etmek veya hammaddeleri ele geçirmek
için değil de, soylu bir amaç için seyahat etmeye istekli aynı derecede
fazla öğretmen ve vatandaşı da seferber edebilir.
Halkın iyi niyet ve kararlılığı bankanın kasasına sığmayacak kadar
sınırsız bir kaynak oluşturur. İmparatorluğun ikiyüzlü politikalarını
bunlara kaynak olamaz.
(Eski Küba devlet başkanı, 29 Mayıs 2008)


laleler günü 1 mayıs









download 200 MB oldu







GÜÇLÜ DEĞERLİ TÜRK LİRA'SINDAN KORKMAK NE DEMEK bozun bütün ezberleri !!!
Bu yıl da Lira’nın değeri Amerikan doları ve Avro karşısında hızla artıyor.
Bir Amerikan doları 1 lira 14 kuruşa kadar indi.
Hatta bir Lira’nın da altına inebilir.
Dolar'ın 1 YTL düzeyine inmesi halinde ekonomide nelerle karşılaşılacağını anlatıyor bu yazı
Ülke paralarının gerçek değişim oranları emek verimliliğine göre belirlenir.
Hangi ülkenin emek verimliliği yüksekse o ülkenin parası daha değerli olur.
Piyasalarda ise ülkelerin paralarının fiyatları “o ülkenin döviz rezervleri, reel faiz hadleri, dış ticaret
hadleri, ülke riski” gibi bir çok farklı değişken tarafından belirlenir.
Türkiye’de emek verimliliği düşük olmasına rağmen Türk Lirası geçen yıl piyasa fiyatlarıyla Amerikan
dolarına karşı yüzde 18.5 oranında değerlendi.
Bu yıl da Lira’nın değeri Amerikan doları ve Avro karşısında hızla artıyor.
Bir Amerikan doları 1 lira 14 kuruşa kadar indi.
Ne mi oldu?
ABD’de enflasyon oranı faiz haddinin üzerine çıktı.
Amerikan dolarının reel faizi negatif olunca, bir Amerikan doları 1 Türk Lirasına da eşit olabilir.
Hatta bir Lira’nın da altına inebilir.
Çünkü Türkiye dünya ülkeleri arasında en yüksek reel faiz veren tek ülke.
Faiz çok yüksek olunca, bunu duyan parasını Türkiye’ye getiriyor.
Türkiye’nin yüksek reel faiz verdiğini kanıtlayan bir uygulamaya geçen hafta şahit olduk.
Avrupa Yatırım Bankası (AYB) yüzde 12 faiz oranıyla Türk Lirası üzerinden iki yıl vadeli tahvil ihraç etti.
Oysa Türkiye’de Hazine tahvillerinin faizi yüzde 16.4 oranında seyrediyor.
AYB’nin yaptığı Türk Lirası tahvil ihracı yüzde 4.4 ilave faiz ödemenin anlamsızlığını ortaya koyuyor.
Hatta bu ilave faiz oranını gerçek piyasa fiyatının üzerinde ödenen bir rant olarak değerlendirebiliriz.














