100 gün içinde, dış politikayla ilgili ilk ciddi konuşmasını ya Ankara’dan yapacak ya da Kahire’den
Obama, İslam dünyasına Ankara’dan seslenebilir!
ABD’yle
İslam Dünyası arasında, Bush döneminde açılan uçuruma köprü olmak
amacıyla Barack Obama, Beyaz Saray’a oturduktan sonra, ilk 100 gün
içinde, dış politikayla ilgili ilk ciddi konuşmasını ya Ankara’dan
yapacak ya da Kahire’den.
New York Times gazetesinde,
‘atlatma haberleriyle ünlü’, Helene Cooper, aralarında diplomatların ve
Beyaz Saray danışmanlarının da bulunduğu birçok kişiyle görüştükten
sonra bu kanıya varmış:
Obama’nın beyin takımı uzun uzun düşündükten sonra, İslam Dünyası’na seslenmek için en uygun başkenti, aramaya başlamış.
İlk
olarak Bağdat demiş biri. Ama Obama’nın Bağdat’tan, İslam ülkelerine
seslenmesi, karşı çıktığı bir savaşı destekler anlamına
gelebileceğinden rededilmiş. Sonra Tahran denmiş. Bunun için de daha
çok erken olduğunu karar verilmiş.
Ya Şam? Filistin’deki
Amerikan Görev Gücü Başkanı Ziad Asali olmazlanmış, ‘Suriye’yi gereksiz
yere ödüllendirmek anlamına gelir bu’ demiş.
Asali ayrıca, ‘Amman da olmaz’ diye haber salmış. Ya İslamabad? Çok tehlikeli bi yer! N’olacağı önceden kestirilemez.
Ankara, Türkiye?
‘Son derece önemli bir başkent.
‘Türkiye,
demokrasiyle yönetiliyor. İslam Dünyası’nda sözü dinlenen, her geçen
gün ağırlığı artan bir ülke. Suriye’den, İran’a... Tahran’dan Kabil’e,
İslamabad’a değin her ülkenin kulak verdiği bir konuma geldi.’
‘Ama fazla güvenli bir yer (ne demekse)’ diye karşı çıkanlar olmuş danışman tayfası arasında!
Ya
Cakarta, Endonezya? Obama çocukken bu ülkede yaşamıştı ya? Asali demiş
ki: Hiç önemli değil. Yeni başkan orada konuşsa millet esner dinlerken!
Riyad ya da Körfez ülkelerinin başkentleri gündeme bile gelmemiş.
Peki
ya Kahire.... Pek fazla karşı çıkan olmamış. Yeterince Müslüman,
yeterince kalabalık, yeterince etkili. ‘Ancak, demokrasiyle
yönetilmiyor!’
Sonunda, Ankara ve Kahire kalmış listede.
Bu iki başkentin adı sunulacakmış Obama’ya. Ve kararı o verecekmiş.
Obama yeni Dışişleri Bakan adayı Hillary Clinton’a sorarsa onun ‘Ankara’ya gidelim’ demesine kesin gözüyle bakılmakta.
Bunu niye yazdım?
Çünkü bundan on yıl önce, yeni seçilmiş bir ABD Başkanı, İslam Dünyası’na seslenmeyi düşünse, herhalde Ankara listede bile olmazdı!
Bilmem
kaçıncı kez yineliyorum: Türk dış politikasında çok önemli işler
yapıldı ve yapılmakta! Salt Ortadoğu’da değil, bütün dünyada Ankara
konuştu mu, kulak kabartanların sayısı gün geçtikçe artıyor! Bu kadar
basit!
Roberto Carlos’la Edu’ya sünnet önerisi
İşimiz gücümüz kalmadı ya?
Bu saçmalıklarla uğraşıyoruz artık!
Fenerli Carlos’la Edu, özel bir hastanede tedavi gören böbrek hastalarını ziyarete gitmiş.
Hastaları birer birer ziyaret etmişler, imzalı formalar dağıtmışlar.
Ne güzel. Ne kadar insanca bir yaklaşım.
Ama hastane ziyaretinden önce, yönetim kurulu başkanının odasında ağırlanırken bu iki topçu, doktorlardan biri:
‘Ben Fenerli’yim. Müslüman olursanız sünnetinizi ben yapacağım!’ demez mi?
Carlos’la Edu dönüp birbirlerine bakmışlar... Sonra da gülmüşler.
Be adam doktor musun fenni sünnetçi mi?!
YALANLAR VE YiNE YALANLAR
Büyükbabası geçerken, torunu Celal’in çalıştığı şirkete uğramış ‘Şu bizim toruna bi merhaba diyeyim’ diye düşünmüş. Müdüre:
‘Merhaba Ben Hamdi Gürcan. Torunum Celal’i görmeye gelmiştim’ demiş.
Müdür gülmüş:
‘Şu anda burada yok. Yanılmıyorsam sizin cenazenize gitti!’
(Semih Bardakçı’ya teşekkürler)
AROG’dan sonra sırada var Muro!
‘Muro: Nalet Olsun İçimdeki İnsan Sevgisine’ adlı
film gösterime girdi. Muro karman çorman bi adam. Önünde boyun kırdığı
terör örgütünün kent sorumlusu. Ama öte yandan içi ‘insan sevgisi
dolu’; hem gergin, hem de hayli üzgün bi adam, bolca da tedirgin!
Muro, mahpus damından yardımcısı Çeto’yla birlikte çıkınca, devrimi
silahla değil, daha uzun vadede yapmaya karar verir. Bu nedenle köye
dönecek, çoluğa çocuğa karışacak, devrimi bebelerine anlatarak
soyunacak bu işe! Sonra da devrim, köy yerinden filizlenip yayılacak
tüm dünyaya!
Ama köye varınca bi bakarlar, muhtar ve eski bi
arkadaşları, bu ikiliyi, Türkiye’de kalmak için koca aranan Rus
kadınlarla, para karşılığı nikahlamış! Yani haberleri olmadan. Bunun
üzerine kalkar İstanbul’a gelir, hem kendilerine bu tezgahı açan
arkadaşlarını hem de ‘evli oldukları’ Rus kadınları, pavyon pavyon
aramaya başlarlar!
Film bu kadar.
Keyifli, insanı alıp da başka dünyalara iki saatliğine de olsa, götürmüyor.
Güldüğünüz bi iki sahne ya var ya yok.
Boşunuza harcamayın, ne paranızı, ne de vaktinizi!
SEÇiMLER VE SiYASiLER
Seçim öncesi gazeteciler Belediye Başkan adaylarından birinin başına üşüşmüş. Soru üstüne soru soruyorlarmış.
Ama adam sürekli yan çiziyormuş.
Hiçbir soruya düzgün yanıt vermiyormuş.
Gazetecilerden biri dayanamamış: ‘Bari en sevdiğiniz renk hangisi onu söyleyin!’
Belediye Başkan Adayı göğsünü şişirmiş, başını arkaya atmış: ‘En sevdiğim renk... Gökkuşağının bütün renkleridir arkadaşlar!’
(Kerem Can’a teşekkürler)
Zerdari’ye telefon şakasıyla Pakistan alarma geçti!
Pakistan
Devlet Başkanı Asıl Arif Zerdari’ye bi telefon gelmiş, Hindistan’daki
saldırılardan iki gün sonra. Yani 28 Kasım’da, kendisini, Pırnap
Mukherzee olarak tanıtan biri, telefonla arayarak, tehdit üstüne tehdit
savurmuş.
Pakistan ordusu o saat alarma geçmiş. Pakistan Hava Kuvvetleri, 24 saat süreyle ‘en yüksek düzeyde teyakkuz’ konumunda beklemiş.
Ancak
telefon edip, kendisini Hindistan Dışişleri Bakanı Mukherzee olarak
tanıtan kişinin, Condoleeza Rice’ı da aradığı ama ulaşamadığı
anlaşılmış sonunda.
Hani boşuna dememişler, ‘Adam can derdinde köpekse kemik’ diye!
BAYRAM KUTLAMASI-BENDEN SİZE!
Mutluluğunuz
ABD işsizlik rakamları kadar yüksek, üzüntünüz AB’nin büyüme rakkamları
kadar düşük, paranız ABD’de satılamayan konutlar kadar çok, tatiliniz
de ekonomik kriz kadar uzun olsun!


laleler günü 1 mayıs









download 200 MB oldu
Aziz ÜSTEL







GÜÇLÜ DEĞERLİ TÜRK LİRA'SINDAN KORKMAK NE DEMEK bozun bütün ezberleri !!!
Bu yıl da Lira’nın değeri Amerikan doları ve Avro karşısında hızla artıyor.
Bir Amerikan doları 1 lira 14 kuruşa kadar indi.
Hatta bir Lira’nın da altına inebilir.
Dolar'ın 1 YTL düzeyine inmesi halinde ekonomide nelerle karşılaşılacağını anlatıyor bu yazı
Ülke paralarının gerçek değişim oranları emek verimliliğine göre belirlenir.
Hangi ülkenin emek verimliliği yüksekse o ülkenin parası daha değerli olur.
Piyasalarda ise ülkelerin paralarının fiyatları “o ülkenin döviz rezervleri, reel faiz hadleri, dış ticaret
hadleri, ülke riski” gibi bir çok farklı değişken tarafından belirlenir.
Türkiye’de emek verimliliği düşük olmasına rağmen Türk Lirası geçen yıl piyasa fiyatlarıyla Amerikan
dolarına karşı yüzde 18.5 oranında değerlendi.
Bu yıl da Lira’nın değeri Amerikan doları ve Avro karşısında hızla artıyor.
Bir Amerikan doları 1 lira 14 kuruşa kadar indi.
Ne mi oldu?
ABD’de enflasyon oranı faiz haddinin üzerine çıktı.
Amerikan dolarının reel faizi negatif olunca, bir Amerikan doları 1 Türk Lirasına da eşit olabilir.
Hatta bir Lira’nın da altına inebilir.
Çünkü Türkiye dünya ülkeleri arasında en yüksek reel faiz veren tek ülke.
Faiz çok yüksek olunca, bunu duyan parasını Türkiye’ye getiriyor.
Türkiye’nin yüksek reel faiz verdiğini kanıtlayan bir uygulamaya geçen hafta şahit olduk.
Avrupa Yatırım Bankası (AYB) yüzde 12 faiz oranıyla Türk Lirası üzerinden iki yıl vadeli tahvil ihraç etti.
Oysa Türkiye’de Hazine tahvillerinin faizi yüzde 16.4 oranında seyrediyor.
AYB’nin yaptığı Türk Lirası tahvil ihracı yüzde 4.4 ilave faiz ödemenin anlamsızlığını ortaya koyuyor.
Hatta bu ilave faiz oranını gerçek piyasa fiyatının üzerinde ödenen bir rant olarak değerlendirebiliriz.














