Obama, dış politika açığını Biden’la kapatacak
document.write(); Mark J. Penn
Başkan yardımcısı olarak deneyimli Biden’ı seçen Obama, yönetiminin dış politika yeterliliğine dair seçmenlerde var olan bütün kuşkuları ortadan kaldırmayı ve onları gerçek bir değişim yaratabileceğine inandırmayı hedefliyor
Barack
Obama’nın Joe Biden’ı tercih ederken hedeflediği şey çok açık: Bütün
mesele Biden’ın dış politika tecrübesi. Biden, Obama’nın en fazla
ihtiyaç duyduğuna inandığı iki şeyi yapacak: Dış politika deneyimini
öne çıkaracak ve Obama yönetiminde daha barışçı bir dünya hedefine
ulaşılmasına gerçekten katkıda bulunabilen bir ortak görevi görecek.
Obama bu nihai seçiminde bazı çok keskin tercihlerle karşı karşıyaydı.
Üç aday için de olumlu savlar vardı. Fakat sonunda Obama, bu seçimi
kazanmak ve sonrasında yönetmek için gereken başlıca itici gücün dış
politikada tecrübe olduğuna hükmetti. Obama sabahın üçünde ünlü yazılı
açıklamasıyla hepimizi uyandırdı. Beyaz Saray’da sabahın üçünde
uyandıracağı kişi Biden olacaktı.
Al Gore’dan bu yana başkan yardımcısının rolü köklü biçimde değişti. Daha önce kazanan, kaybedeni veya etkisizleştirmek istediği başka bir ismi bu göreve getirirdi. Bugünse, hükümet gücünün Beyaz Saray’da merkezileştirilmesiyle birlikte, başkan yardımcısı esasen bir kabine lideri haline geldi. Gerçekten de son iki başkan yardımcısı gerçek portföylere ve sorumluluklara sahipti ve bir ikinci başkan gibi çalıştı.
Gore Bill Clinton’ı tamamlıyor ve yönetimde yeni bir kuşağın imajını yansıtıyordu. Ülkenin çevre ve teknoloji politikalarının oluşturulmasında büyük rol oynadı. George W. Bush başkanlık için yarışırken, Dick Cheney Beyaz Saray tecrübesiyle Cumhuriyetçi tabanı tatmin ederek Bush’un adaylığını güçlendirdi. Göreve gelir gelmez de, ulusal güvenlikte tartışmalı ve belirleyici roller üstlendi. Bugün görevi, yakın tarihin başkanlığa heves etmeyen, fakat aynı zamanda rüşvet aldığı için istifaya mecbur bırakılan Spiro Agnew’den beri en az sevilen iki numara olarak bırakıyor. Seçilmesi halinde Obama’nın başkan yardımcılığında yine etkili ve önemli bir oyuncu göreceğiz.
Biden’ın seçilmesinin de sorunlu tarafları var ve Cumhuriyetçiler
bunların üzerine atlayacak. Aday belirleme sürecinde Biden Obama’nın
tecrübesizliğiyle ilgili soru işaretleri öne sürmüş ve Obama’nın
başlıca söylemlerinden birinin hilafında, savaştan yana oy kullanmıştı.
Fakat Biden Obama’nın Senato Dış İlişkiler Komitesi’ndeki çalışması
hakkında ilk elden konuşabilir. Ve senatörlerin çoğu savaştan yana oy
kullanmış olsa da, Biden savaşı durdurmak konusunda bir lidere dönüştü.
Uluslararası arenada her gün, bu tercihi akılcı ve başarılı kılan yeni
cepheler açılıyor. Pakistan’daki karmaşa, Biden’ın ön seçimlerde bu
ülkedeki istikrarsızlığın dünya için büyük tehdit olacağına dair sarf
ettiği sözlerin altını çiziyor. Rusya’yla Gürcistan arasındaki çatışma,
yeni başkanın uluslararası ilişkilerde Soğuk Savaş’tan beri en karmaşık
satrancı oynayacağını işaret ediyor.
Obama niye Hillary Clinton’ı seçmedi? Gelecek birkaç günde bazı
seçmenler Obama’ya bunu sorabilir. Ve Obama’nın bu soruya cevap
verebilecek durumda, zira mevcut koşullarda Biden’ı tercih etme
nedenleri bundan daha açık olamazdı.
Politikada şöyle bir teori vardır: İnsanların size dair tüm itirazlarını ortadan kaldırırsanız, geriye insanların bize dair sevdikleri şeyler kalır ve kazanırsınız. Demokrat Parti Kurultayı dış politikaya tahsis edildi ve Obama Biden’ı tercih ederek, yönetiminin dış politika yeterliliğine dair seçmenlerde var olan bütün kuşkuları ortadan kaldırmayı ve onları gerçek bir değişim yaratabileceğine inandırmayı hedefliyor. Obama bugün, bu zorluğun üstesinden gelmek yönünde büyük bir adım atıyor.
(1996 başkanlık seçiminde Bill Clinton’ın, Senato ve başkanlık adaylığı kampanyalarında da Hillary Clinton’ın baş danışmanlığını yürüttü, 23 Ağustos 2008)


laleler günü 1 mayıs









download 200 MB oldu







GÜÇLÜ DEĞERLİ TÜRK LİRA'SINDAN KORKMAK NE DEMEK bozun bütün ezberleri !!!
Bu yıl da Lira’nın değeri Amerikan doları ve Avro karşısında hızla artıyor.
Bir Amerikan doları 1 lira 14 kuruşa kadar indi.
Hatta bir Lira’nın da altına inebilir.
Dolar'ın 1 YTL düzeyine inmesi halinde ekonomide nelerle karşılaşılacağını anlatıyor bu yazı
Ülke paralarının gerçek değişim oranları emek verimliliğine göre belirlenir.
Hangi ülkenin emek verimliliği yüksekse o ülkenin parası daha değerli olur.
Piyasalarda ise ülkelerin paralarının fiyatları “o ülkenin döviz rezervleri, reel faiz hadleri, dış ticaret
hadleri, ülke riski” gibi bir çok farklı değişken tarafından belirlenir.
Türkiye’de emek verimliliği düşük olmasına rağmen Türk Lirası geçen yıl piyasa fiyatlarıyla Amerikan
dolarına karşı yüzde 18.5 oranında değerlendi.
Bu yıl da Lira’nın değeri Amerikan doları ve Avro karşısında hızla artıyor.
Bir Amerikan doları 1 lira 14 kuruşa kadar indi.
Ne mi oldu?
ABD’de enflasyon oranı faiz haddinin üzerine çıktı.
Amerikan dolarının reel faizi negatif olunca, bir Amerikan doları 1 Türk Lirasına da eşit olabilir.
Hatta bir Lira’nın da altına inebilir.
Çünkü Türkiye dünya ülkeleri arasında en yüksek reel faiz veren tek ülke.
Faiz çok yüksek olunca, bunu duyan parasını Türkiye’ye getiriyor.
Türkiye’nin yüksek reel faiz verdiğini kanıtlayan bir uygulamaya geçen hafta şahit olduk.
Avrupa Yatırım Bankası (AYB) yüzde 12 faiz oranıyla Türk Lirası üzerinden iki yıl vadeli tahvil ihraç etti.
Oysa Türkiye’de Hazine tahvillerinin faizi yüzde 16.4 oranında seyrediyor.
AYB’nin yaptığı Türk Lirası tahvil ihracı yüzde 4.4 ilave faiz ödemenin anlamsızlığını ortaya koyuyor.
Hatta bu ilave faiz oranını gerçek piyasa fiyatının üzerinde ödenen bir rant olarak değerlendirebiliriz.














