Nihayet Türk lokumu
Ne zamandır iyi bir haberin gelmediği Türkiye’de AKP’nin kapatılmaması memnuniyet verici. Ankara artık liberal, AB yönelimli bir Müslüman demokrasi inşa etmeye dönebilir
Türkiye’den
ne zamandır iyi haberler gelmiyordu, fakat bu durum Anayasa
Mahkemesi’nin iktidar partisini kılpayı bir farkla kapatmama kararıyla
değişti. Belki de Ankara artık önemli bir işe geri dönebilir: Liberal
bir Müslüman demokrasi inşa etmeye.
Yasadışı ‘laiklik karşıtı faaliyetler’ yürütmekle suçlanan AKP adeta
direkten döndü. Anayasa Mahkemesi’nin 11 yargıcının altısı, bir yıl
önceki seçimlerde büyük çoğunluk elde eden partinin kapatılması yönünde
oy kullandı.
Bereket versin ki kapatma kararı için yedi oy gerekiyordu. Mahkeme,
AKP’yi iktidardan düşürmek ve ülkedeki siyasi karışıklığı dizginsiz bir
kaosa dönüştürmek yerine, hazine yardımının yarı yarıya kesilmesine
karar verdi.
Daha birkaç gün önce Türkiye tam anlamıyla uçurumun eşiğine gelmişti.
Mahkemenin görüşmelere başlamasından önceki akşam, İstanbul’un yoksul
semtlerinden birinde artarda iki bomba patladı. Türkiye’de son beş
yıldır düzenlenen bu en vahim terör saldırısında 17 insan öldü, 150’den
fazlası yaralandı.
Terör tehdidinden kurtulamıyor
Saldırının arkasında kimlerin olduğu hâlâ belirsiz. Fakat patlamalar,
yeni-İslamcı AKP’yle eski laik yapı arasındaki mücadelenin ötesine
geçerek derinleşen bölünmeleri açığa vurdu.
Parmakların çoğu PKK adlı terörist grubu işaret ediyor.
Pazar günkü patlamaların PKK açısından hem tipik hem de alışılmadık özellikleri var;
örgütse saldırıyla ilgisi olmadığını açıkladı.
Fakat PKK kendi içinde bölünmüş durumda ve bir fraksiyonunun diğerinin haberi olmadan eyleme girişmiş olması mümkün.
Diğer potansiyel sorumlular arasında Kaide var; örgüt bu ay
İstanbul’daki ABD Konsolosluğu’na yönelik bir silahlı saldırıyla
bağlantılandırılıyor. Bir diğer şüpheliyse aşırı Türk milliyetçilerinin
kurduğu bir yeraltı şebekesi Ergenekon. Akla gelen şüphelilerin bu
kadar çok tehlikeli unsuru içermesi, Türkiye’nin hâlâ karşı karşıya
bulunduğu sorunların çokluğunu da gösterir nitelikte.
Laiklik Türk hukuku açısından adeta kutsal bir ilke ve AKP’nin Anayasa
Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç’ın açıklamasına kulak vermesi akıllıca
olur.
Kılıç, kararın partiye yönelik ‘ciddi bir uyarı’ olduğunu söyledi.
Yargıtay başsavcısını kapatma davası açmaya sevk eden
‘laiklik karşıtı’
faaliyetlerden biri, AKP’nin üniversitelerde başörtüsüne imkân tanıyacak bir yasaya verdiği destekti.
Eski laik yapının kalesi olarak görülen Anayasa Mahkemesi, başörtüsü yasasını iptal etti.
Dün verdiği kararda da başsavcının AKP’nin laiklik karşıtlığının ‘odak noktası’ olduğu iddiasını benimsedi, fakat henüz ‘o kadar ciddi boyutta’ olmadığına hükmetti.
Tenkitçilerin Türkiye’yi ‘İslamileştirdiği’ iddialarına karşın AKP,
ülkenin uzun yıllardır güttüğü AB üyeliği hedefine ulaşmak için yerine
getirmesi gereken liberal reformların başlıca taraftarı.
Fakat Başbakan Erdoğan Türkiye’yi Avrupa rotasında yürütmeye devam edecekse, dini motiflerin modernleşme çabalarının önüne çıkarıldığına dair soru işaretleri yaratmaktan kaçınmalı.
Benzer şekilde, mahkemenin kararı AB liderlerine de büyük Müslüman
komşularını tekrar kucaklama fırsatı sunuyor. Türkiye’nin bazı temel
sorunlarını çözmek bakımından AB üyeliği umudu başka her şeyden daha
faydalı oldu.
Genişleme, AB’nin Doğu Avrupa’daki rejimleri siyasi özgürlük, hukukun
üstünlüğü ve kalkınmaya yöneltmek için kullandığı en önemli itici güç
olageldi. Bunun en yeni örneği, AB’nin gözüne girmek isteyen Sırp
yönetiminin eski Bosnalı Sırp lider Radovan Karaciç’i yakalamasıydı.
Merkel ve Sarkozy hata yapıyor
Ancak mesele, stratejik açıdan Balkanlar’dan daha önemli olan Türkiye
geldiğinde, Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy ve Almanya Başbakanı Merkel
gibi liderler ellerindeki en etkili siyasi aracı bir kenara bırakmakta
hiçbir beis görmüyor.
Türkiye’yi belli bir uzaklıkta tutmalarının, bu ülkenin sorunlarından
etkilenmelerini bir şekilde engelleyeceğini istedikleri kadar
düşünsünler.
Oysa tam tersinin geçerli olması daha yüksek ihtimal.
(Başyazı, 31 Temmuz 2008)


laleler günü 1 mayıs









download 200 MB oldu







GÜÇLÜ DEĞERLİ TÜRK LİRA'SINDAN KORKMAK NE DEMEK bozun bütün ezberleri !!!
Bu yıl da Lira’nın değeri Amerikan doları ve Avro karşısında hızla artıyor.
Bir Amerikan doları 1 lira 14 kuruşa kadar indi.
Hatta bir Lira’nın da altına inebilir.
Dolar'ın 1 YTL düzeyine inmesi halinde ekonomide nelerle karşılaşılacağını anlatıyor bu yazı
Ülke paralarının gerçek değişim oranları emek verimliliğine göre belirlenir.
Hangi ülkenin emek verimliliği yüksekse o ülkenin parası daha değerli olur.
Piyasalarda ise ülkelerin paralarının fiyatları “o ülkenin döviz rezervleri, reel faiz hadleri, dış ticaret
hadleri, ülke riski” gibi bir çok farklı değişken tarafından belirlenir.
Türkiye’de emek verimliliği düşük olmasına rağmen Türk Lirası geçen yıl piyasa fiyatlarıyla Amerikan
dolarına karşı yüzde 18.5 oranında değerlendi.
Bu yıl da Lira’nın değeri Amerikan doları ve Avro karşısında hızla artıyor.
Bir Amerikan doları 1 lira 14 kuruşa kadar indi.
Ne mi oldu?
ABD’de enflasyon oranı faiz haddinin üzerine çıktı.
Amerikan dolarının reel faizi negatif olunca, bir Amerikan doları 1 Türk Lirasına da eşit olabilir.
Hatta bir Lira’nın da altına inebilir.
Çünkü Türkiye dünya ülkeleri arasında en yüksek reel faiz veren tek ülke.
Faiz çok yüksek olunca, bunu duyan parasını Türkiye’ye getiriyor.
Türkiye’nin yüksek reel faiz verdiğini kanıtlayan bir uygulamaya geçen hafta şahit olduk.
Avrupa Yatırım Bankası (AYB) yüzde 12 faiz oranıyla Türk Lirası üzerinden iki yıl vadeli tahvil ihraç etti.
Oysa Türkiye’de Hazine tahvillerinin faizi yüzde 16.4 oranında seyrediyor.
AYB’nin yaptığı Türk Lirası tahvil ihracı yüzde 4.4 ilave faiz ödemenin anlamsızlığını ortaya koyuyor.
Hatta bu ilave faiz oranını gerçek piyasa fiyatının üzerinde ödenen bir rant olarak değerlendirebiliriz.














