Yasemin Çongar
Körleştiren simetri, kapatma davası ve Ergenekon
Dağların siluetini, binaların cephesini, insanların yüzünü, aynadaki
görüntümüzü simetrilerine indirgeyerek algılıyoruz çoğu zaman.
İlk resimlerimizi çizdiğimiz o erken yaşlardan itibaren inatla bize öğretilen simetri arayışından kurtulamıyoruz çünkü.
Giderek marazi bir hal alıyor bu arayış; öyle bir hastalık ki bu,
zamanla bulunduğumuz mekândaki asimetrilere tahammülsüz hale getiriyor
bizi.
Her yerde simetri kurma, her ilişkiyi simetrik kılma derdine düşüyoruz.
Simetriyle sınırlanmış bir algının tembelliğine alıştığımızdan, hayatın
kaçınılmaz asimetrisini es geçebildiğimiz ölçüde rahat ediyoruz.
Asimetriyi yok etmeye çalıştıkça ilişkilerimizde doğallığı, mekânlarımızda estetiği yitirdiğimiz hiç aklımıza gelmiyor.
Simetrinin hayatın olasılıklarını sınırlama, algımızı daraltma işlevi gördüğünü anlamıyoruz.
* * *
Simetri tembelliği siyasi algımızı sınırladığında aslında siyaseten körleşiyoruz.
Ak Parti aleyhine açılan kapatma davası ile Ergenekon soruşturmasına
ilişkin kimi haber ve yorumlara sinmiş simetrik bakış tam da bunu
hedefliyor.
Bu haber ve yorumlar simetriye olan zaafımızdan yararlanıp bizi körleştiriyor.
Ergenekon ve Ak Parti arasında simetrik bir ilişki kurmamız, çete
soruşturması ile parti kapatma davasını eşdeğer hukuki süreçlermiş gibi
algılamamız, devletin içine uzanan bir suç örgütü ile yasal bir siyasi
partiyi aynı kefede değerlendirmemiz hedefleniyor.
* * *
Ergenekon’un kollarının, başının deşifre olmasını nedense istemediği
izlenimi veren, Ak Parti’nin kapatılmasındansa rahatsız olmayacakmış
gibi gözüken bir çevrenin yazıp söyledikleri karşısında basit mi basit
bazı gerçekleri kendimize hatırlatmamız gerekiyor belki de.
En ilerisinden anaokulu seviyesinde bir egzersiz bu, ama galiba yapmalıyız.
Basit soruların basit cevaplarını zihnimizin kayıtlarına geçirmeliyiz.
Ak Parti nedir?
Bir siyasi parti; kendisine siyaset kulvarında muhalefet edilebilecek,
yaptıklarının hesabını sandıkta vermesi gereken yasal bir örgüt;
silahlı değil ve şiddet uygulamıyor.
Ergenekon nedir?
Bir suç örgütü; silahlı eylemlerle, cinayetlerle ülkenin gidişatını, siyasetin akışını değiştirmeye çalışan gizli bir çete.
Ak Parti’nin kapatılması davası nedir?
Şiddeti yöntem olarak benimsemeyen her siyasi partinin kapatılmasında
olduğu gibi demokratik siyasete karşı bir girişim; siyasetin akışını
yargı eliyle değiştirmeye çalışan bir darbe denemesi.
Ergenekon soruşturması nedir?
Şiddet kullanıp istikrarsızlık yaratarak siyasetin akışını değiştirmeyi
ve darbe zemini hazırlamayı denediğinden, bu amaçla bugüne dek birçok
suikastı, saldırıyı planlayıp gerçekleştirdiğinden kuşkulanılan,
sivil-asker bürokraside, siyasette, iş dünyasında, medyada uzantıları
olduğu sanılan bir çetenin ortaya çıkarılması çabası.
Ak Parti aleyhindeki iddianame nedir?
Partinin ve yetkililerinin ‘laiklik karşıtı eylemlerin odağı’ haline
geldiği iddiasını eylemlerden ziyade kamuoyu önünde söylenmiş ve
söylendiğinde kovuşturmaya uğramamış sözlere dayandıran bir kupürler
manzumesi.
Ergenekon aleyhindeki iddianame nedir?
Henüz yazımı tamamlanmadı ve içeriğini bilmiyoruz; ama soruşturmadan
yansıyanlara bakarak birilerinin meşru platformda verdiği demeçlerle
sınırlı kalmayacak, doğrudan şiddet eylemlerini kapsayacak ithamlara
yer vereceğini kolaylıkla tahmin edebiliyoruz.
* * *
Her ilişki simetrik değildir.
Ak Parti’yi kapatma davası ile Ergenekon soruşturmasının simetrik
süreçler olmaması, aralarında hiçbir ilişki olmadığı anlamına gelmiyor.
Ak Parti aleyhindeki iddianamenin, henüz dava açılmadan, Ergenekon’un
fikir babası olduğu gerekçesiyle yargılanabileceği belirtilen bir
yazara ve çetede üst düzey yöneticilik yaptığı iddiasıyla tutuklanan
bir siyasi parti liderine gönderilmiş olduğu bilgisi basbayağı bir
ilişkiyi ima ediyor.
Öte yandan, içinde emekli ve muvazzaf subayların, gazetecilerin, en üst
kademelerde görev yapmış bürokratların ve siyasetçilerin olduğu
söylenen bir derin devlet yapılanmasının üstüne gitmek, sadece kararlı
bir yargıcı değil, hiç kuşkusuz o yargıcın elini tutmayacak kararlı bir
siyasi iradeyi de gerektiriyor.
Ergenekon soruşturmasının ilerlemesini istemeyenlerin bu siyasi iradenin kırılmasından memnun olacağı aşikâr.
Aynı şekilde siyasetin rotasının yargı darbesiyle değiştirilmeye
çalışıldığı bir ortamda, siyasi iradenin darbecileri azmettirdiğinden
kuşkulandığı bir çetenin üzerine gitmekte daha kararlı davranmasına da
şaşırmamak gerek.
Bu bakışla, Ak Parti aleyhindeki davayla Ergenekon soruşturması arasında bir ilişki kurmak mümkün, hatta kaçınılmaz.
Ama bu ilişkiyi simetrik taraflar arasında bir düello gibi algılamamızı isteyenlerin derdi başka.
“Biz Ergenekon’a da Ak Parti’ye de karşıyız” deyip köşenize çekileceğimizi umuyor onlar.
Yanılıyorlar.
Çünkü biz bu hesaplaşmanın, esasen rejimin demokratikleşmemesine bel
bağlamış bir azınlıkla, çıkarını istikrar ve demokraside gören çoğunluk
arasında olduğunu biliyoruz.
Biliyoruz ki evrensel anlamda bir hukuk devleti olabilmemiz çetenin çökertilmesine,
bu asimetrik savaşı demokrasinin kazanmasına bağlı.
25.03.2008



EMRE AKÖZ Davanın tek iyi yanı
Geçen sene, Birey Yayınları, 28 Şubat (1997) darbesinin 10'uncu yılı vesilesiyle bir derleme yayınlamıştı: "28 Şubat: Postmodern Bir Darbenin Sosyal ve Siyasal Analizi."
O kitaba yazdığım makalenin başlığı şuydu: 28 Şubat Darbesinin Tek 'İyi' Yanı.
28 Şubat darbecileri, hükümeti devirdi. Refah Partisi kapatıldı.
Necmettin Erbakan, AB karşıtı, ekonomide devletçi, kültür alanında ise dayatma yanlısı bir İslamcıydı .
' Milli Görüş'ün ulusalcılıktan farkı, dindir. Deniz Baykal'a dini ekleyin, karşınıza Erbakan çıkar. Erbakan'daki dinci boyutu kaldırın, geriye bir Kemalist kalır.
28 Şubat darbecilerinin, 'farkında olmadan' yaptığı tek iyi şey... RP'deki 'serbest piyasacı' ve 'AB yanlısı' genç kadronun önünü açmak oldu.
Anadolu sermayesini temsil eden bu kadro 2002'de hükümet oldu.
AKP'ye 22 Temmuz 2007 seçimlerini ezici bir üstünlükle kazandıran olumlu icraatından bahsetmeyeceğim.
Amacım yukarıdaki soruyu tekrar formüle etmek: " Bu kapatma davasının iyi yanı nedir? "
Ama önce biraz tarih... Atatürk, 1937'de başbakanlığı Celal Bayar'a verirken şöyle demişti: " Ordu komutanlarını ben atarım. Vali atamalarını da ben yaparım. Gerisi sana kalmış... "
İşte iki başlı 'siyasi yapı' bu... Bir yanda: Halkın oyuyla hükümete gelen siyasetçiler ki onların işi ekonomiyle uğraşmaktır... Öte yanda: Devlet alanında konumlanıp 'yüksek siyasetle' (?) uğraşan bürokratik elit...
İki grubu ayıran hudut da laikliktir . Bürokratik elit, alttan gelerek, maddi ve manevi çıkarlarını tehdit edenlerin önünü laiklik ilkesini bir öyle, bir böyle yorumlayarak keser.
Aynı şeyi sık sık yapabilmesinin sırrı şudur: Halkın büyük çoğunluğu Müslüman'dır. Geleneksel kültür din ile yoğrulmuştur. Kitle partisi oluşturmak isteyen hemen her politikacı; dini temalara başvurmak, kendini o terimlerle anlatmak zorundadır.
Ancak politikacı dinden söz ettiği anda... " Dini siyasete alet ediyor " yaygarası ile karşılaşır: Aynı Menderes'in, Demirel'in, Özal'ın başına geldiği gibi...
İki siyasetçi hariç: 1973'teki Ecevit dine ağırlık vermeden kitleselleşti; çünkü dönem uygundu. Erbakan ise zaten hep 'dinci' oldu.
Bizdeki sistemin diğer kırılgan noktası Kürtlerdir . Kürt vatandaşların en sıradan, en normal talepleri dahi " bölücülük " olarak adlandırılmıştır.
Kürtlerin demokratik taleplerini dile getireceği partiler kapatılmıştır.
Şimdi tekrar AKP'ye dönebiliriz...
AKP ekonomideki başarısıyla gelen devasa oy oranına dayanarak "özgürlükçü siyaseti " boşladı.
Mesela ... 301'i uykuya yatırdı... Anayasa'da ve Siyasi Partiler Kanunu'nda gerekli değişiklikleri yapmadı... AB sürecini yavaşlattı... Alevi açılımını kısa keserek, " Canım, zaten bunlar Sünni partisi " dedirtti... Van savcısı Ferhat Sarıkaya'yı yalnız bıraktı... DTP'ye kapatma davası açıldığında sessiz kaldı.... Hrant Dink davasını daha fazla zorlamadı...
Misalleri çoğaltabiliriz.
Sonucu hep birlikte görüyoruz: Antidemokratik güçler atağa geçti.
Özetle: Türkiye'nin hukuk devleti olamadığını apaçık gösteren bu 'siyasi' davanın tek olumlu yanı, AKP'yi kendine getirmesi olacak. Tekrar demokrasinin ipine sarılacak. Kendini kuyudan yukarı çekerken, hakkı yenilen diğerlerini de beraberinde sürükleyecek.
Yapmazsa, boğarlar








download 200 MB oldu