İstanbul 2010: Hedefe doğru ilerliyoruz...
document.write(); NURİ M. ÇOLAKOĞLU
İstanbul 2010 için endişeye mahal yok. Projelerimiz İstanbul’un tüm ekonomik, sosyal, kültürel farklılık ve zenginliklerini göz önüne alacak şekilde geliştirildi.
Hiç kuşkusuz böylesine büyük bir çalışmada herkesin desteğine, fikrine ve eleştirisine ihtiyacımız var. Ancak böyle bir katılımcı anlayışla hedeflerimize ulaşabiliriz
Geçtiğimiz
Cuma günü yine bu sayfada yer alan Avrupa Parlamentosu Yeşiller Grubu
Siyasi Danışmanı Sayın Ali Yurttagül’ün yorum yazısı, İstanbul 2010
Avrupa Kültür Başkenti (AKB) çalışmaların geldiği nokta konusunda
önemli bilgi eksikliği olduğunu ortaya koydu. Bu da anlaşılır bir
durum, çünkü İstanbul 2010 AKB projesi ile ilgili olarak kendi altyapı,
planlama ve organizasyon çalışmalarımızı belli bir noktaya getirmeden,
projenin detaylarını kamuoyu ile paylaşmak istemedik. 24 Mayıs
Cumartesi günü, Dolmabahçe Sarayı Muayede Salonu’nda
gerçekleştirdiğimiz ve iş dünyasının önde gelen temsilcileri ile üst
düzey kamu yöneticilerinin katıldığı geniş bir toplantı ile,
bilgilendirme çalışmalarımızı başlattık. Farklı ilgi gruplarına yönelik
olarak düzenleyeceğimiz toplantılarla da projemizin lansman sürecini
devam ettiriyoruz.
Bu toplantılardan üç beklentimiz var: Birincisi, AKB olarak 2010 yılı
ile ilgili hedef ve misyonumuzu paylaşmak; ikincisi, bilgi akışını
sağlamak; üçüncüsü de İstanbulluların AKB projesine katılımını
sağlamak, onları çağırmak, destek ve katkılarını istemek. Bu nedenle de
Sayın Ali Yurttagül yazısını geçen hafta yerine bu hafta yazsaydı,
belki de yanıtlarının çoğunu zaten almış olurdu diye düşünüyorum.
İstanbul’un farkı
Bir defa Sayın Yurttagül’ün de bilebileceği gibi İstanbul diğer
AKB’lerden çok farklı. Diğer AKB’ler bu sıfat için kendi hükümetleri ya
da belediyeleri tarafından aday gösterilir ya da bu ödüle hazırlanırken
belli bir organizasyon, belli bir kadro ve belli bir büktçe ile yola
çıkıyorlardı. İstanbul 2010’un en önemli farkı, arkasında merkezi ya da
yerel bir yönetim olmaksızın, bir grup sivil toplum girişimcisinin yola
kendi başlarına çıkarak yerel yönetimi, hükümeti buna katılmaya ikna
etmek ve giderek dalgalar halinde bu harekete geniş bir destek
yaratmaktı.
Çalışmalarımıza başladığımız zamanı hatırlatarak, endişelendiği gecikme
konusunda Sayın Yurttagül’ü biraz olsun rahatlatmak istiyorum. Girişim
Grubu adıyla 2000 yılından bu yana çalışmalarını büyük bir özveriyle
sürdüren gönüllülerin çabasıyla, Dışişleri Bakanlığı, Kültür ve Turizm
Bakanlığı, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve nihayet 2005
yılında Başbakanlığın desteğini alınarak Avrupa Birliği’ne başvuruldu.
Uluslararası Jüri Mart 2006’da açıkladığı değerlendirmesinde İstanbul’u
oybirliği ile 2010 Avrupa Kültür Başkenti olarak önerdi. Macaristan’dan
Peç, Almanya’dan da Essen’i de bu ünvana layık buldu. Karar 13 Kasım
2006’da Brüksel’de toplanan AB Kültür Bakanları tarafından resmen
onaylandı. Girişim Grubu organizasyonel yapısını da genişleterek,
İstanbul’un AKB olmasıyla ilgili çalışmalarını o tarihten itibaren
hızlandırdı. Türkiye’nin önde gelen kültür sanat insanlarının
katılımıyla oluşturulan Artistik Komite ile kentsel uygulamalar,
restorasyon ve renovasyon çalışmaları ve kültür-sanat çalışmaları
konusunda neredeyse yüzlerce proje üretildi.
İdari altyapı
Bu arada hiç kuşkusuz bir idari altyapının da oluşturulması
gerekiyordu. 2 Kasım 2007 tarihinde TBMM, Girişim Grubu tarafından
hazırlanan ve Bakanlar Kurulu tarafından onaylanan 5706 sayılı İstanbul
2010 Avrupa Kültür Başkenti hakkında Kanun’u onayladı. Oluşturulan
İstanbul 2010 AKB Ajansı, Girişim Grubu’nun yetkilerini devraldı. Yetki
ve sorumlulukları yasayla belirlenen İstanbul 2010 AKB Ajansı , o
günden bu yana, İstanbul’u 2010 yılı Avrupa Kültür Başkentliği’ne
hazırlamak, 2010 yılında yapılacak etkinlikleri planlamak ve yönetmek,
kamu ve sivil kurum ve kuruluşların bu amaçla yapacakları çalışmalarda
koordinasyonu sağlamak üzere çalışmalarını sürdürüyor.
İstanbul 2010 AKB Ajansı;, Koordinasyon Kurulu, Danışma Kurulu ve
Yürütme Kurulu’ndan oluşuyor. Koordinasyon Kurulu Başkanlığını,
Başbakan tarafından görevlendirilen Devlet Bakanı ve Başbakan
Yardımcısı Hayati Yazıcı yürütüyor. Kurulda ayrıca, Dışişleri Bakanı,
İçişleri Bakanı, Maliye Bakanı, Kültür ve Turizm Bakanı ile İstanbul
Valisi, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı da bulunuyor.
Danışma Kurulu Başkanlığına da Istanbul Sayani Odası Meclis Başkanı Hüsamettin Kavi getirildi.
27 Ocak 2008’de ilk toplantısını yapan Danışma Kurulu, Yürütme Kurulu
üyelerini belirledi ve Yürütme Kurulu Başkanlığı için ben
görevlendirildim, Genel Sekreterliğe de Eyüp Özgüç getirildi.
Bunları tek tek izah etmemin nedeni, İstanbul 2010’un önemli bir
iddiasını gündeme getirmek. Bizler bu projede, sivil toplum, yerel
yönetimler ve merkezi yönetimin birlikte çalışıp üreteceği, katılımcı
ve dinamik bir yönetişim modeli oluşturmayı amaçlıyoruz. Eğer bunu
layıkıyla başarabilirsek, İstanbul’un AKB olmasının en önemli
getirilerinden birine kavuşmuş olacağız ve bu model, başka alanlarda da
kullanılabilecek.
Bütçe konusu
Bu süreç içinde halledilmesi gereken önemli konulardan biri de bütçe
konusuydu hiç şüphesiz. Bu çapta bir projenin önemli bir kaynağa
ihtiyacı olduğu çok açık. Biz bu kaynağı oluştururken de devlet, özel
sektör birlikteliğini gözetmek istedik. Dolayısıyla bütçemiz farklı
oranlarda da olsa devlet olmak üzere, özel sektör, yerel yönetim ve
meslek odalarının katkılarıyla oluişuyor. Özel sektör kuruluşlarını
kurumsal ortağımız olmaya çağırıyoruz ve çok da olumlu yanıtlar
alıyoruz. Hedefimiz bu desteğin artarak sürmesi.
Hatırlatmakta da yarar var.
İstanbul 2010 AKB projesine yapılacak her türlü maddi destek, vergiden
düşülebilecek. 24 Mayıs günü gerçekleştirdiğimiz lansman toplantısının
en önemli hedeflerinden biri özel sektör temsilcilerini bu proje için
bilgilendirmekti.
Yukarıda birbirinden değerli kültür sanat insanlarının ürettiği
yüzlerce projeden bahsetmiştim. Bu projelerin AKB kriterlerine göre
değerlendirilmesi, bütçelendirilerek başlamaya hazır hale getirilmesi,
yine geçtiğimiz dönemin belli başlı çalışmalarından birini
oluşturuyordu. İçinde bulunduğumuz yaz aylarında bu projeleri
İstanbullulara tanıtarak, onları da bunlara katılmaya davet edeceğiz.
Bu konudaki yaklaşımımız bu projeleri kamuoyuna dalgalar halinde
duyurmak, böylece ilginin devamını sağlayarak, her seferinde ortaya
konan yeni projelerle toplumda bir heyecan yaratmak ve İstanbul 2010
çalışmalarına ilgiyi 2010 yılında doruğa ulaşacak şekilde kademeli
olarak artırmak.
İlk uygulama
Bu arada, ilk projemizi uyguladık bile. 2010 yılında Avrupa çapında
gerçekleştirmeyi planladığımız Üniversitelerarası Tiyatro Şenliği’nin
ilki olan İstanbul Üniversiteleri Tiyatro Şenliği’nin geçen ay yaptık.
21-30 Nisan tarihleri arasında 17 üniversiteden, 23 topluluğun
katılımıyla 12 üniversite sahnesinde oyunlar sahnelendi, atölye
çalışmaları ve sohbet toplantıları düzenlendi. İlk etkinliğimiz olan
İstanbul Üniversiteleri Tiyatro Şenliği’nin özellikle gençlere yönelik
olması nedeniyle özel bir önemi var bizim için. Bunu gelecek yıl
Türkiye çapında, 2010’da ise Avrupa çapında düzenleyeceğiz.
Projelerimiz arasında birbirinden heyecan verici çok sayıda projemiz
var. Sadece birkaç örnek vermek amacıyla şunları sayabiliriz:
Rami Kışlası’nda İstanbul Kütüphanesi, Genç Sanat ve Tasarım Merkezi,
Ayazağa Kültür Merkezi, Yenikapı Müzesi/İstanbul Kent Müzesi,
İstanbul’da Yaşıyor ve Çalışıyor, Taşınabilir Sanat, İstanbul 2010
“Milli Takım” Gençlik Orkestrası, Tarihin Tanığı Müzik, Contacting the
World (Dünya ile Temas), Geleceğe Perde Açan Gelenek - Promethiade,
Roman Yarışması, İstanbul Edebiyat Haritası, 10 İstanbul filmi,
Engelliler İçin Engelsiz Kent, İstanbul Surları Koruma Master Planı,
AKM’nin yenilenmesi... İstanbul’da yakında bunlar gibi daha birçok
proje tanışacak.
Öte yandan, Sayın Yurttagül’un bazı sorularını ya da endişelerini tek tek değerlendirecek olursak:
- Hazırlıklarımızın zamanlaması konusunda endişelenecek bir durum yoktur. İstanbul gibi büyük bir makinenin ön hazırlığı hiç kuşkusuz Essen’den daha çok zaman alıyor. Ancak İstanbul’da seferber edilebilir çok daha geniş bir insan gücü kaynağı var. Kaldı ki birçok işin ülkemizde çok daha hızlı yapılabildiğini kendi hayatımızdan biliyoruz. Ayrıca önemli bir önceliğimiz merkezi ve yerel yönetimler ile kültür sanat camiasının birlikte oluşturduğu yapılanmanın diğer bir deyişle yeni bir yönetişim modelinin oluşturulması.
- İdari örgütlenmenin yanı sıra profesyonel ekiplerimiz açısından da örgütlenmemizi gerçekleştirdik.
Sayın Yurttagül’ün düşündüğü gibi başlangıçtaki küçük ekiple sınırlı değiliz. Atlas Pasajı binasının üstündeki üç katı kaplayan ofiste şu anda tam 65 kişilik bir kadro büyük bir özveri ile çalışmakta. - İstanbul gibi zengin bir medeniyetler buluşmasından söz ederken, Roma ve Bizans dahil, tüm medeniyetleri kapsamaktan söz ediyoruz doğal olarak. İstanbul 2010 AKB projesi dahilinde, herhangi bir medeniyeti dışlayan bir anlayışın barınması söz konusun olamaz. Bu türden endişelerin yersiz olduğunu düşünüyorum. Ayrıca azınlıkların da yansıtılacağı projelerimizi tanıtmaya başladıkça bu yaklaşımımız çok daha net görülecektir. Ama Sayın Yurttagül www.istanbul2010.org adresindeki web sitemize bakacak olursa burada yer alan başvuru belgemizdeki proje çeşitliliğimiz hakkında daha iyi bir fikir sahibi olacaktır.
- ?Büyükşehir Belediyesi’nin İstanbul 2010 AKB çalışmalarına ilgisiz olduğu doğru değildir. İstanbul Byükşehir Belediye Başkanı Sayın Kadir Topbaş Koordinasyon Kurulumuz’da, Genel Sekreter Yardımcısı Sayın Muammer Erol da Yürütme Kurulumuz’da tüm çalışmalara katılmakta, Belediye de olanaklarını devreye sokmaktadır.
- Merkezi yönetimin ilgisi ise Sayın Yurttagül’ün düşündüğü gibi sadece Sayın Erdoğan’ın ilgisi ile sınırlı değildir. Lansman toplantımıza katılan Sayın Meclis Başkanı, Sayın Başbakan Yardımcıları ve Sayın Bakanların varlığı bunu bir kanıttır. TBMM’de sabah saat 4’te kadar süren çalışmalarla çıkarılan yasa, ayrılan ödenekler ve tabii en her şeyden önce, Koordinasyonu Kurulu Başkanımız ve Devlet Bakanı-Başbakan Yardımcısı Sayın Hayati Yazıcı’nın birkaç kez çok net ifade ettiği görüşleri bunu ortaya koymaktadır.
- İst 2010 AKB’nin İstanbul ile sınırlı kalmaması gerektiği doğrudur. Bu konuda da çalışmalarımız sürüyor. Ayrıca uluslararası jürinin kararını açıklaması ardından İstanbul’un girişimi ile İstanbul’da toplanan 2010 AKB’lerinin toplantısı giderek Avrupa çapında düzenli toplanıp proje geliştiren bir network’e dönüşmüştür.
- Projelerimiz İstanbul’un tüm ekonomik, sosyal, kültürel farklılık ve zenginliklerini göz önüne alacak şekilde geliştirilmiştir. Bu konuda da endişeye mahal yoktur. Elit bir sanat dalı olarak bilinen resim sanatının tırlara yüklenip İstanbul’un en ücra köşelerine taşınacağı “Taşınabilir Sanat” projesi, bu yaz boyunca İstanbul’un parklarında düzenleyeceğimiz farklı türde müziklerden oluşan ücretsiz 30 kadar konser aklıma ilk gelen proje örneklerinden.
Sonuç olarak, hiç kuşkusuz böylesine büyük bir çalışmada herkesin
desteğine, fikrine ve eleştirisine ihtiyacımız var. Ancak böyle bir
katılımcı anlayışla hedeflerimize ulaşabiliriz. Bu nedenle Sayın Ali
Yurttagül’ün endişelerini doğru okuyup, kendimize de sık sık bu ve
benzeri tehlikeleri hatırlatmakta sonsuz yarar var diye düşünüyorum.
Yine de, bu endişeler geldiğimiz noktayı küçümsememizi de
gerektirmemeli. İstanbul 2010 yola çıkmış hedefe doğru ilerlemektedir.
Nuri M. Çolakoğlu: İstanbul 2010 AKB Ajansı Yürütme Kurulu Başkanı


laleler günü 1 mayıs









download 200 MB oldu







GÜÇLÜ DEĞERLİ TÜRK LİRA'SINDAN KORKMAK NE DEMEK bozun bütün ezberleri !!!
Bu yıl da Lira’nın değeri Amerikan doları ve Avro karşısında hızla artıyor.
Bir Amerikan doları 1 lira 14 kuruşa kadar indi.
Hatta bir Lira’nın da altına inebilir.
Dolar'ın 1 YTL düzeyine inmesi halinde ekonomide nelerle karşılaşılacağını anlatıyor bu yazı
Ülke paralarının gerçek değişim oranları emek verimliliğine göre belirlenir.
Hangi ülkenin emek verimliliği yüksekse o ülkenin parası daha değerli olur.
Piyasalarda ise ülkelerin paralarının fiyatları “o ülkenin döviz rezervleri, reel faiz hadleri, dış ticaret
hadleri, ülke riski” gibi bir çok farklı değişken tarafından belirlenir.
Türkiye’de emek verimliliği düşük olmasına rağmen Türk Lirası geçen yıl piyasa fiyatlarıyla Amerikan
dolarına karşı yüzde 18.5 oranında değerlendi.
Bu yıl da Lira’nın değeri Amerikan doları ve Avro karşısında hızla artıyor.
Bir Amerikan doları 1 lira 14 kuruşa kadar indi.
Ne mi oldu?
ABD’de enflasyon oranı faiz haddinin üzerine çıktı.
Amerikan dolarının reel faizi negatif olunca, bir Amerikan doları 1 Türk Lirasına da eşit olabilir.
Hatta bir Lira’nın da altına inebilir.
Çünkü Türkiye dünya ülkeleri arasında en yüksek reel faiz veren tek ülke.
Faiz çok yüksek olunca, bunu duyan parasını Türkiye’ye getiriyor.
Türkiye’nin yüksek reel faiz verdiğini kanıtlayan bir uygulamaya geçen hafta şahit olduk.
Avrupa Yatırım Bankası (AYB) yüzde 12 faiz oranıyla Türk Lirası üzerinden iki yıl vadeli tahvil ihraç etti.
Oysa Türkiye’de Hazine tahvillerinin faizi yüzde 16.4 oranında seyrediyor.
AYB’nin yaptığı Türk Lirası tahvil ihracı yüzde 4.4 ilave faiz ödemenin anlamsızlığını ortaya koyuyor.
Hatta bu ilave faiz oranını gerçek piyasa fiyatının üzerinde ödenen bir rant olarak değerlendirebiliriz.














