|
İran, Bin Ladin'in oğlunu rehin tutarak Kaide'den korunuyor
11/04/2008 (13 kişi okudu)
ABDURRAHMAN ERRAŞİD Kaide'nin Afganistan dışındaki ömrü yaklaşık 16 yıl. Örgüt başından beri ses getiren ve tehlikeli eylemlerde bulundu, Mısır başbakanı ve ardından içişleri bakanına yönelik suikast girişimleri gibi. Suudi Arabistan'daki eylemlerini 1995'te Riyad'da beş kişiyi öldürerek başlattı ve kolları dünyaya uzandı, Yemen, Somali, Cezayir, Fas, Rusya, Endonezya, Filipinler, Tayland, Pakistan, Avrupa ve ABD'yi kapsadı.Bu durumda mantıksal soru şu: Kaide niçin en önemli iki düşmanı olarak gösterdiği İsrail ve İran'a saldırmadı? Örgütün ikinci lideri Eyman el Zevahiri 'elektronik basın toplantısı'nda yanıt olarak, Irak'taki savaşla meşgul olduklarını ve sonrasında İsrail'i vuracaklarını söyledi. Bu yanıt ikna edici değil. Çünkü örgüt geçen 20 ayda Pakistan'da onlarca eylem gerçekleştirdi ve Suudi Arabistan'da da petrol bölgeleriyle Mekke'yi hedef alan tehlikeli eylemleri başarısız oldu. En zor mekânlara erişmesine dair şaşırtıcı gücünü görürken, Kaide'nin aciz olduğunu doğrulamamız mümkün değil. Tıpkı Afrika'nın doğusundaki üç eş zamanlı saldırıda, ABD'deki 'bomba-uçaklar'da veya Pakistan'daki Benazir Butto suikastında her türlü koruma önlemi aşarak yaptığı gibi... Örgütün eylemlerinin çoğu, üzerinde iyi çalışılmış, sabırla planlanmış ve uzaklık veya zorluğa rağmen hedefe ulaşma özellikleriyle belirginlik kazanıyor. Bu durum örgütün, kendisine daha fazla halk desteği verecek iki hedefi -İran ve İsrail'i- niçin istisna kıldığı sorusuna götürüyor bizleri. İsrail'i vurmak imkânsız değil. Filistinlilerin ve Hizbullah'ın başarısı bunun kanıtı. İran'ın hedef alınmasıysa daha kolay. Kaide aklını yitirmiş vahşi bir hayvan görüntüsü veriyor ancak aslında öncelikle siyasi bir örgüt ve liderleri araçlarını yüce hedefler için kullanmak isteyen birer siyasetçi gibi düşünüyor. Bir defasında ileri gelen İranlı şahsiyetlerden birine, Tahran'ın neden ABD güçlerinin Afganistan'dan kendilerini kovması sonrası İran'a kaçan Seyf el Adl, Saad Bin Usame Bin Ladin ve diğerleri gibi çok sayıda Kaide yöneticisine topraklarında kalma izni verdiğini sormuştum. Verdiği şu açık yanıt beni şaşırtmıştı: "Onlar İran'ı Kaide eylemlerinden korumak için orada'. Ne demek istediğini anlamadığımı düşünerek, "Onlar rehin mi yani" diye sordum. Soğukkanlılıkla ve net bir ifadeyle "Evet onlar rehin" diye cevap verdi.
Yeni Ebu Nidal olma olasılığı da mevcut
|


laleler günü 1 mayıs









download 200 MB oldu







GÜÇLÜ DEĞERLİ TÜRK LİRA'SINDAN KORKMAK NE DEMEK bozun bütün ezberleri !!!
Bu yıl da Lira’nın değeri Amerikan doları ve Avro karşısında hızla artıyor.
Bir Amerikan doları 1 lira 14 kuruşa kadar indi.
Hatta bir Lira’nın da altına inebilir.
Dolar'ın 1 YTL düzeyine inmesi halinde ekonomide nelerle karşılaşılacağını anlatıyor bu yazı
Ülke paralarının gerçek değişim oranları emek verimliliğine göre belirlenir.
Hangi ülkenin emek verimliliği yüksekse o ülkenin parası daha değerli olur.
Piyasalarda ise ülkelerin paralarının fiyatları “o ülkenin döviz rezervleri, reel faiz hadleri, dış ticaret
hadleri, ülke riski” gibi bir çok farklı değişken tarafından belirlenir.
Türkiye’de emek verimliliği düşük olmasına rağmen Türk Lirası geçen yıl piyasa fiyatlarıyla Amerikan
dolarına karşı yüzde 18.5 oranında değerlendi.
Bu yıl da Lira’nın değeri Amerikan doları ve Avro karşısında hızla artıyor.
Bir Amerikan doları 1 lira 14 kuruşa kadar indi.
Ne mi oldu?
ABD’de enflasyon oranı faiz haddinin üzerine çıktı.
Amerikan dolarının reel faizi negatif olunca, bir Amerikan doları 1 Türk Lirasına da eşit olabilir.
Hatta bir Lira’nın da altına inebilir.
Çünkü Türkiye dünya ülkeleri arasında en yüksek reel faiz veren tek ülke.
Faiz çok yüksek olunca, bunu duyan parasını Türkiye’ye getiriyor.
Türkiye’nin yüksek reel faiz verdiğini kanıtlayan bir uygulamaya geçen hafta şahit olduk.
Avrupa Yatırım Bankası (AYB) yüzde 12 faiz oranıyla Türk Lirası üzerinden iki yıl vadeli tahvil ihraç etti.
Oysa Türkiye’de Hazine tahvillerinin faizi yüzde 16.4 oranında seyrediyor.
AYB’nin yaptığı Türk Lirası tahvil ihracı yüzde 4.4 ilave faiz ödemenin anlamsızlığını ortaya koyuyor.
Hatta bu ilave faiz oranını gerçek piyasa fiyatının üzerinde ödenen bir rant olarak değerlendirebiliriz.














