Hamas olmadan barış sağlanamaz
|
|
30/04/2008 (158 kişi okudu)
JImmy Carter
Washington'ın son yıllardaki ters tepen politikalarından biri de, ABD'nin vasiliğini kabul etmeyen siyasi gruplar ve hükümetleri boykot edip cezalandırmak. Bu tavır karşıt liderlerin politikalarını yumuşatma olasığını zorlaştırıyor. Buna dair iki önemli örnek Nepal ve Ortadoğu. Yaklaşık 12 yıl önce Maocu gerillalar monarşiyi devirmek, ulusun siyasal ve toplumsal yaşamını değiştirmek amacıyla silaha sarıldı. ABD Nepalli devrimcileri terörist ilan etse de, Carter Merkezi ülkedeki üç büyük cephe olan kraliyet ailesi, eski siyasi partiler ve Maocular arasındaki arabuluculuk faaliyetlerine yardımcı olmayı kabul etti.2006'da, baskıcı monarşinin yetkilerinin alınmasından altı ay sonra ateşkes imzalandı. Maocu gerillalar silahlarını bırakırken, Nepal ordusu da kışlasında kalmayı kabul etti. Merkezimiz girişimlerini sürdürdü ve ABD olmasa bile çeşitli ülkelerle uluslararası örgütler soruna uzlaşı getirmek ve seçimleri düzenlemek için tüm taraflarla birlikte çalışmaya başladı.
Hamas'ın desteği hâlâ artıyor
ABD Esad'a da kulak vermeli
(Eski ABD başkanı, Carter Merkezi'nin kurucusu ve 2002 Nobel
Barış Ödülü sahibi, 28 Nisan 2008)
Maocular başlıca amaçlarının gerçekleştiğini görüyor; monarşinin
yıkıldığını, demokratik bir cumhuriyet kurulduğunu ve vatandaşlık
hakları tarih boyunca kısıtlanan dokunulmazlarla diğerlerine yönelik
ayrımcılığın son bulduğunu. 10 Nisan'daki seçimlerde sürpriz bir zafer
kazandıktan sonra Maocular önümüzdeki yaklaşık iki yıl boyunca
anayasanın yazımında ve hükümette önemli rol oynayacaklar. ABD'ye
göreyse onlar hâlâ terörist.
Nepal seçimlerini izledikten sonra yurda dönerken karım ve oğlumla
birlikte İsrail'e uğradım. Amacım Başkan Bush ve Dışişleri Bakanı
Condoleezza Rice'ın desteklediği, tekleyen barış girişimine yardımcı
olmak için ne mümkünse öğrenmekti. ABD'nin resmi politikasının Suriye
hükümetini ve Hamas liderlerini boykot etmek olduğunu bilmeme rağmen,
Gazze'ye gitmenin tehlikeli olabileceğini belirten bir tanesi dışında
gezime ilişkin herhangi bir olumsuz mesaj ya da uyarı almadım.
Carter Merkezi 2006'da parlamento için yapılanı da dahil olmak
üzere üç Filistin seçimini gözetledi. Daha öncesinde bazı belediye
seçimlerinden galip çıkan, etkin ve dürüst yönetimiyle ün salan Hamas,
parlamento seçimlerinden sürpriz biçimde lider çıkıp iktidardaki
Fetih'i yerinden etti. Muzaffer Hamas, Fetih lideri Mahmud Abbas'ın
devlet başkanı olduğu, dışişleri ve maliye dahil bazı kilit
bakanlıkların Fetih'e sunulduğu bir birlik hükümeti önerdi.
Hamas, ABD ve İsrail tarafından terör örgütü ilan edildiğinden
seçilmiş Filistin hükümeti zorla dağıtıldı. O zamandan beri Hamas
Gazze'nin denetimini ele geçirirken, Fetih de İsrail hâkimiyetindeki
Batı Şeria'yı 'yönetiyor'. Kamuoyu anketleriyse Hamas'ın desteğini
düzenli bir biçimde artırdığını göstermekte. Filistinliler bölündüğü
sürece barış olamayacağına inandığımızdan, Carter Merkezi'ndeki bizler
Hamas'ın
tekrardan barışçıl bir yöntemle tartışma zeminine çekilmesine
imkân tanıyacak şartların araştırılmasının önemli olduğuna inanıyoruz.
(Güncel bir anket de, olayların seyrini bilen İsraillilerin yüzde
64'ünün İsrail'le Hamas arasındaki doğrudan görüşmeleri desteklediğini
gösterdi).
Aynı şekilde Golan Tepeleri sorunu çözülmeden İsrail Suriye'yle
barış yapamaz. ABD'nin politikası burada da Suriye hükümetini görmezden
gelme
ve İsrailli üst düzey yetkililerin arzusunun aksine ikili barış görüşmelerini engelleme yönünde.
Gazze, Batı Şeria ve Suriye'deki Hamaslı liderlerle görüşüp iki
günlük yoğun tartışmalarda bulunduktan sonra barış umutlarını
güçlendirmeyi amaçlayan önerilerimize şu yanıtları aldık:
yalanlasa da, Hamas lideri Halid Meşal yeniden teyin etti.
Bunlara ek olarak Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad da Golan
Tepeleri'ne ilişkin açmazı sonlandırmak için İsrail'le müzakerelere
başlama istediği duyurdu. Sadece ABD'nin de buna müdahil olmasını ve
barış görüşmelerinin kamuya açık yürütülmesini talep ediyor.
Yasaklanan söz konusu liderlerle daha fazla resmi istişarede
bulunarak İsrail'le komşuları arasında açmaza giren barış görüşmelerini
yeniden canlandırmak ve hızlandırmak mümkün olabilir. Tıpkı Nepal'deki
gibi Ortadoğu'da da barışa giden yol dışlamadan değil, müzakereden
geçiyor.


laleler günü 1 mayıs









download 200 MB oldu







GÜÇLÜ DEĞERLİ TÜRK LİRA'SINDAN KORKMAK NE DEMEK bozun bütün ezberleri !!!
Bu yıl da Lira’nın değeri Amerikan doları ve Avro karşısında hızla artıyor.
Bir Amerikan doları 1 lira 14 kuruşa kadar indi.
Hatta bir Lira’nın da altına inebilir.
Dolar'ın 1 YTL düzeyine inmesi halinde ekonomide nelerle karşılaşılacağını anlatıyor bu yazı
Ülke paralarının gerçek değişim oranları emek verimliliğine göre belirlenir.
Hangi ülkenin emek verimliliği yüksekse o ülkenin parası daha değerli olur.
Piyasalarda ise ülkelerin paralarının fiyatları “o ülkenin döviz rezervleri, reel faiz hadleri, dış ticaret
hadleri, ülke riski” gibi bir çok farklı değişken tarafından belirlenir.
Türkiye’de emek verimliliği düşük olmasına rağmen Türk Lirası geçen yıl piyasa fiyatlarıyla Amerikan
dolarına karşı yüzde 18.5 oranında değerlendi.
Bu yıl da Lira’nın değeri Amerikan doları ve Avro karşısında hızla artıyor.
Bir Amerikan doları 1 lira 14 kuruşa kadar indi.
Ne mi oldu?
ABD’de enflasyon oranı faiz haddinin üzerine çıktı.
Amerikan dolarının reel faizi negatif olunca, bir Amerikan doları 1 Türk Lirasına da eşit olabilir.
Hatta bir Lira’nın da altına inebilir.
Çünkü Türkiye dünya ülkeleri arasında en yüksek reel faiz veren tek ülke.
Faiz çok yüksek olunca, bunu duyan parasını Türkiye’ye getiriyor.
Türkiye’nin yüksek reel faiz verdiğini kanıtlayan bir uygulamaya geçen hafta şahit olduk.
Avrupa Yatırım Bankası (AYB) yüzde 12 faiz oranıyla Türk Lirası üzerinden iki yıl vadeli tahvil ihraç etti.
Oysa Türkiye’de Hazine tahvillerinin faizi yüzde 16.4 oranında seyrediyor.
AYB’nin yaptığı Türk Lirası tahvil ihracı yüzde 4.4 ilave faiz ödemenin anlamsızlığını ortaya koyuyor.
Hatta bu ilave faiz oranını gerçek piyasa fiyatının üzerinde ödenen bir rant olarak değerlendirebiliriz.














