GALATASARAYLILARDAN HAKAN'A TAM DESTEK
Allah'a Şükür diyor bunda ne var !
Galatasaray
Kulübü'nün Mayıs Ayı Olağan Divan Kurulu Toplantısı yapıldı.
Toplantının gündemi Fatih Altaylı'nın soruşturma açılmasını istediği
mektup oldu.
Galatasaray
Lisesi Tevfik Fikret Salonu'nda gerçekleştrilen toplantı Divan Kurulu
Başkanı İrfan Aktar'ın gündem maddelerini okumasıyla başladı.
Sarı - kırmızılı kulübün başkanı Adnan Polat ve bazı yönetim kurulu
üyelerinin de katıldığı toplantıda, Divan Kurulu Başkanı İrfan Aktar
genel kurul üyelerinin göndermiş olduğu istek mektuplarını okudu.
Toplantının en önemli gündemi ise, Galatasaray'ın eski yöneticilerinden
Fatih Altaylı'nın, Galatasaraylı futbolcu Hakan Şükür'ün Turkcell Süper
Lig'in 32. haftasında oynanan Fenerbahçe derbi maçı öncesine rastlayan
Kutlu Doğum Haftası nedeniyle yapmış olduğu, 'Kutlu Doğum Haftası'na
yakışır bir derbi olsun. Centilmence geçsin' açıklamaları ve
sonrasındaki tartışmaları gündeme getirerek, tarikat ilişkileri
nedeniyle soruşturma açılmasını istediği mektup oldu.
Divan Kurulu Başkanı Aktar, Fatih Altaylı'nın bu isteğine karşılık
yaptığı konuşmada, ''Galatasaray Kulübü'nün 1350 sporcusu var. Bunların
hangisinin hangi dine mensup olduğu bizi ilgilendirmez, kişisel bir
olay. Bu tür haberler laikliğe sonuna kadar bağlı Galatasaray camiasına
zarar vermekte. Yönetim kurulu zaten bu konuyu gündemine alacaktır. Bu
mektup ve konuyla ilgili daha fazla açıklama yapmayı gerek
görmüyorum.'' dedi.
- POLAT: ''İNANÇLARA SAYGILI OLMAYA DEVAM EDECEĞİM''-
Galatasaray Kulübü Başkanı Adnan Polat da futbolcusu Hakan Şükür'e
destek çıktı. Polat Divan Kurulu Üyeleri'ne hitaben yaptığı konuşmada,
''Gönlünüzü rahat tutun. Söylenenlerin çoğu gerçek değil. Özellikle
inanç konularında çok hassasız. Benimle ilgili bazı yakıştırmalar da
yapılıyor. Açıkcası bu saatten sonra ben şuyum buyum diye kimseye
anlatma ihtiyacı duymuyorum. Ben Atatürk İlke ve İnkılaplarına bağlı ve
onun felsefesini edinmiş bir Galatasaraylıyım. İnsanların inançlarına
saygılı oldum ve bundan sonra da olacağım. Sizden ricam lütfen yapılan
bu spekülasyonlara kulağınızı kapayınız. Galatasaray Laik, Demokrat
Türkiye'nin en önemli bayraktarlarından biridir. Böyle de olmaya devam
edecektir.'' dedi.
Bu arada kürsüde söz alan diğer Divan Kurulu üyeleri de yaptıkları
açıklamalarla Hakan Şükür'e destek verdiler. Bir üyenin yaptığı konuşma
bazı üyelerin tepki göstermesine neden olsa da, yaşlı üye, ''Bu kulübün
kuruluşunda ecnebiler de var. Belki de şimdi burada olan bir arkadaş
Hakan Şükür Avrupa gol kralı olduğu zaman kupa aldı, o arkadaş Hakan
Şükür takonya giysin demişti. Ecnebi oyuncular gol atınca istavroz
çıkarıyor. Hakan Şükür de gol atınca Allah'a şükür diyor bunda ne
var.'' diye konuştu.
Toplantıda ayrıca Futbol Takımı'nın kazanmış olduğu Turkcell Süper Lig
Kupası ile Tekerlekli Sandalye Basketbol Takımı'nın kazandığı Avrupa
Şampiyon Kulüpler Şampiyonası kupası da hazır bulundu.
Hürriyet İnternet 'Kutlu Doğum' mesajını yine speküle etti
Bu arada Hürriyet İnternet sitesi Hakan Şükür'ün derbi maç öncesi
yaptığı açıklamasını speküle etmeyi Galatasaray'ın Divan Kurulu
toplantısında da sürdürdü. Galatasaray Başkanı Adnan Polat'ın,
"İnsanların inançlarına saygılı oldum ve bundan sonra da olacağım.
Sizden ricam lütfen yapılan bu spekülasyonlara kulağınızı kapayınız'
şeklindeki sözlerine rağmen Hürriyet İnternet konuyu 'Galatasaray Divan
Kurulu'nda tarikatçı tartışması' başlığıyla haberleştirdi
14.Mayıs.2008 19:52:41
yârabbi şükür göksel şarkısı



EMRE AKÖZ Davanın tek iyi yanı
Geçen sene, Birey Yayınları, 28 Şubat (1997) darbesinin 10'uncu yılı vesilesiyle bir derleme yayınlamıştı: "28 Şubat: Postmodern Bir Darbenin Sosyal ve Siyasal Analizi."
O kitaba yazdığım makalenin başlığı şuydu: 28 Şubat Darbesinin Tek 'İyi' Yanı.
28 Şubat darbecileri, hükümeti devirdi. Refah Partisi kapatıldı.
Necmettin Erbakan, AB karşıtı, ekonomide devletçi, kültür alanında ise dayatma yanlısı bir İslamcıydı .
' Milli Görüş'ün ulusalcılıktan farkı, dindir. Deniz Baykal'a dini ekleyin, karşınıza Erbakan çıkar. Erbakan'daki dinci boyutu kaldırın, geriye bir Kemalist kalır.
28 Şubat darbecilerinin, 'farkında olmadan' yaptığı tek iyi şey... RP'deki 'serbest piyasacı' ve 'AB yanlısı' genç kadronun önünü açmak oldu.
Anadolu sermayesini temsil eden bu kadro 2002'de hükümet oldu.
AKP'ye 22 Temmuz 2007 seçimlerini ezici bir üstünlükle kazandıran olumlu icraatından bahsetmeyeceğim.
Amacım yukarıdaki soruyu tekrar formüle etmek: " Bu kapatma davasının iyi yanı nedir? "
Ama önce biraz tarih... Atatürk, 1937'de başbakanlığı Celal Bayar'a verirken şöyle demişti: " Ordu komutanlarını ben atarım. Vali atamalarını da ben yaparım. Gerisi sana kalmış... "
İşte iki başlı 'siyasi yapı' bu... Bir yanda: Halkın oyuyla hükümete gelen siyasetçiler ki onların işi ekonomiyle uğraşmaktır... Öte yanda: Devlet alanında konumlanıp 'yüksek siyasetle' (?) uğraşan bürokratik elit...
İki grubu ayıran hudut da laikliktir . Bürokratik elit, alttan gelerek, maddi ve manevi çıkarlarını tehdit edenlerin önünü laiklik ilkesini bir öyle, bir böyle yorumlayarak keser.
Aynı şeyi sık sık yapabilmesinin sırrı şudur: Halkın büyük çoğunluğu Müslüman'dır. Geleneksel kültür din ile yoğrulmuştur. Kitle partisi oluşturmak isteyen hemen her politikacı; dini temalara başvurmak, kendini o terimlerle anlatmak zorundadır.
Ancak politikacı dinden söz ettiği anda... " Dini siyasete alet ediyor " yaygarası ile karşılaşır: Aynı Menderes'in, Demirel'in, Özal'ın başına geldiği gibi...
İki siyasetçi hariç: 1973'teki Ecevit dine ağırlık vermeden kitleselleşti; çünkü dönem uygundu. Erbakan ise zaten hep 'dinci' oldu.
Bizdeki sistemin diğer kırılgan noktası Kürtlerdir . Kürt vatandaşların en sıradan, en normal talepleri dahi " bölücülük " olarak adlandırılmıştır.
Kürtlerin demokratik taleplerini dile getireceği partiler kapatılmıştır.
Şimdi tekrar AKP'ye dönebiliriz...
AKP ekonomideki başarısıyla gelen devasa oy oranına dayanarak "özgürlükçü siyaseti " boşladı.
Mesela ... 301'i uykuya yatırdı... Anayasa'da ve Siyasi Partiler Kanunu'nda gerekli değişiklikleri yapmadı... AB sürecini yavaşlattı... Alevi açılımını kısa keserek, " Canım, zaten bunlar Sünni partisi " dedirtti... Van savcısı Ferhat Sarıkaya'yı yalnız bıraktı... DTP'ye kapatma davası açıldığında sessiz kaldı.... Hrant Dink davasını daha fazla zorlamadı...
Misalleri çoğaltabiliriz.
Sonucu hep birlikte görüyoruz: Antidemokratik güçler atağa geçti.
Özetle: Türkiye'nin hukuk devleti olamadığını apaçık gösteren bu 'siyasi' davanın tek olumlu yanı, AKP'yi kendine getirmesi olacak. Tekrar demokrasinin ipine sarılacak. Kendini kuyudan yukarı çekerken, hakkı yenilen diğerlerini de beraberinde sürükleyecek.
Yapmazsa, boğarlar












