Kafkasya’ya KKTC modeli
Evet, Batı Rus doğalgazına ve petrolüne muhtacdır ama Rusya da o sáyede kasasına giren yüzlerce milyar Dolar ve Avro’ya!
Biri müşteriyse öbürü de satıcı.
O bakımdan Moskova’nın Gürcistan Meselesi’nde ipleri aşırı gererek bir kopmaya sebebiyet vereceğini sanmıyorum. Sovyetler Birliği 1990’da tárih sahnesinden silinip Rus İmparatorluğu ‘periferisi’ni, yáni dış kuşağını oluşturan ülkeleri kaybedince Kremlin bu bölgelerde hep bir ‘kontrollü istikrarsızlık’ politikası yürütdü. Baltık Ülkeleri’nde, Moldova’da, Ázerbaycan’da Ortaasya’da ve Moldova’da (Transnistriya Cumhûriyeti!) hep bu oyunu izledik ve izliyoruz. Kremlin hattá Kafkasya’daki tek gerçek yandaşı ve ‘Truva Atı’ Ermenistan’da bile tam bir istikrár hüküm sürmesini istemez. Önler.
Bu bağlamda Moskova’nın, Güney Osetya’da ve Abhazya’da ‘Rus vatandaşları’nı korumak bahánesiyle askerî müdáhalede bulunduğu iddiası; Ukrayna, Kazakistan, Baltık Ülkeleri (Litvanya, Letonya, Estonya) ve Moldova’da pek çok politikacının dehşetle irkilmesine yol açmışdır. Çünki bu devletlerde hatırı sayılır bir Rus nüfus yaşar. Ancak Abhazya ve G. Osetya için bu söylem ‘kör kör parmağım gözüne’ faslına giriyor. Çünki oradaki ‘Rus vatandaşları’ Moskova’nın 1998/99 Yıllarında sebil gibi yerli halka dağıtdığı Rus pasaportları ‘sáyesinde’ bu statüyü kazanmışdır.
Ancak meselá Ukrayna’da durum farklıdır. Doğu Ukrayna ve Kırım’da sáhici Ruslar hakıykaten nüfus çoğunluğunu teşkîl ederler. Moskova’daki Rus Ortodoks Patrikhánesi’ne bağlıdırlar, Batı’ya ve hele NATO’ya şiddetle aleyhdardırlar. Etnik Ukranların büyük bölümü ise Cihanşümûl Konstantinopl, yáni Fener Rum Patriği’ne bağlıdır. Hani şu ‘pek zekî’ bázı sábık başbakan ve dışişleri bakanlarımızın ‘Eyüb Kaymakamı’na bağlıdır!’ şeklinde ‘dáhiyáne’ tesbitlerde bulunduğu záta. Bu sûretle Ukraynalı Ortodokslardan da Eyüb Kaymakamı sorumlu oluyor kendisi farkında olmasa bile.
Ukrayna’nın en batı kesimlerinde ise Roma Katolik Mezhebi’ne bağlı bir nüfus vardır. Ukranlar Batı yanlısıdır ve selámeti NATO’da arıyorlar ama Putin iki yıl önce ‘Ukrayna NATO’ya girerse Rusya da bu ülkenin bütünlüğüne duyduğu ilgiyi kaybedebilir.’ deyince Kiyef yöneticilerinden çoğu hafif miğde ve kalb spazmları geçirmediler desem yalan olur.
Rus güneş sistemi
Görüldüğü üzere Kremlin’in dış politikası, eski ‘uyduları’ bundan böyle de ‘Rus Güneş Sistemi’ içinde tutma hedefine yönelik. Kestirmeden söylersek NATO’ya veyá AB’ye kapağı atan paçayı kurtarıyor ve Gürcistan Cumhurbaşkanı Mihayıl Saakaşvili tam Olimpiyad Oyunları açılışında G. Osetya’yı tekrar Tiflis’in egemenliği altına sokmak amacıyla askerî harekát başlatarak belki de Washington’u bir ‘fait accompli’ (fetakompli, emr-i vákıy/oldu-bitdi) karşısında bırakmak istiyordu. Yáni ortalık karışsın, Rusya asabîleşsin, bunun üzerine Hámîsi Başkan Bush giderayak ve de apar topar Gürcistan’ı NATO’ya alsın istiyordu. Fakat niyeti bu idiyse bunu son derece beceriksizce hazırladığı da bir vákıadır. Çünki meselá G. Osetya ile K. Osetya, yáni Rus sınırı arasında bulunan ve güneye doğru yegáne kara yolunu teşkîl eden ‘Roki Tüneli’ni kolayca tahrîb edebilecekken bunu bile düşünmemişdir. Tabii bu arada acabá generalleri de tavla mı oynuyorlardı sorusu akla gelmektedir. Bu tünel kapansaydı Ruslar karadan Gürcistan’a giremezlerdi.
Netîceten Rus birlikleri ucuz bir zafer kazanarak bütün hedeflerine ulaşmışlardır ama buna Başkan Saakaşvili’nin çanak tutduğu bir gerçekdir. Ruslara záten yıllardır hasretle bekledikleri fırsatı altın tepsi içinde sunmuşdur.
BTC, Hazar petrolü, NABUCCO
Şimdi Kremlin’in BTC Hattı’na apaçık bir tecávüzünü şahsen pek muhtemel görmüyorum. Gerilimi o raddeye vardırmak istemeyeceklerdir. Öte yandan bu feláket Hazar petrollerinin Türkiye üzerinden Batı Avrupa’ya ulaştırılması projesine (NABUCCO) yeni bir ivme kazandırabilir. Ayrıca Batı (ABD ve AB) bu bádireden sonra belki Gürcistan’ı ve hattá Ázerbaycan’ı NATO şemsiyesi altına almakda acele de edebilir. Fransa Devlet Başkanı Bay Sarkozy ve Almanya Başbakanı Bayan Merkel geçen Nisan Ayı Bükreş’de toplanan NATO Zirvesi’nde Tiflis’i (ve iláveten Ukrayna’yı) oyalamayı tercîh etmişlerdi. Şimdi ardı ardına Kremlin’de arz-ı endám ederek batan geminin mallarını kurtarma teláşı içindeler.
Her hal ve kárda alelacele NATO’ya alınacak bir Gürcistan,
Rus neşteriyle budanmış bir Gürcistan olacakdır. Zîrá Kremlin’in bundan böyle Abhazya ve G. Osetya’yı tekrar Tiflis’e geri vereceğini sanmak aşırı bir iyimserlik olur. Rusya’nın bu iki bölgeyi elinde tutmak için başvurabileceği formülün adı ise, henüz açıkça telaffuz edilmese dahî, konuldu bile:
‘KUZEY KIBRIS MODELİ’
Biri müşteriyse öbürü de satıcı.
O bakımdan Moskova’nın Gürcistan Meselesi’nde ipleri aşırı gererek bir kopmaya sebebiyet vereceğini sanmıyorum. Sovyetler Birliği 1990’da tárih sahnesinden silinip Rus İmparatorluğu ‘periferisi’ni, yáni dış kuşağını oluşturan ülkeleri kaybedince Kremlin bu bölgelerde hep bir ‘kontrollü istikrarsızlık’ politikası yürütdü. Baltık Ülkeleri’nde, Moldova’da, Ázerbaycan’da Ortaasya’da ve Moldova’da (Transnistriya Cumhûriyeti!) hep bu oyunu izledik ve izliyoruz. Kremlin hattá Kafkasya’daki tek gerçek yandaşı ve ‘Truva Atı’ Ermenistan’da bile tam bir istikrár hüküm sürmesini istemez. Önler.
Bu bağlamda Moskova’nın, Güney Osetya’da ve Abhazya’da ‘Rus vatandaşları’nı korumak bahánesiyle askerî müdáhalede bulunduğu iddiası; Ukrayna, Kazakistan, Baltık Ülkeleri (Litvanya, Letonya, Estonya) ve Moldova’da pek çok politikacının dehşetle irkilmesine yol açmışdır. Çünki bu devletlerde hatırı sayılır bir Rus nüfus yaşar. Ancak Abhazya ve G. Osetya için bu söylem ‘kör kör parmağım gözüne’ faslına giriyor. Çünki oradaki ‘Rus vatandaşları’ Moskova’nın 1998/99 Yıllarında sebil gibi yerli halka dağıtdığı Rus pasaportları ‘sáyesinde’ bu statüyü kazanmışdır.
Ancak meselá Ukrayna’da durum farklıdır. Doğu Ukrayna ve Kırım’da sáhici Ruslar hakıykaten nüfus çoğunluğunu teşkîl ederler. Moskova’daki Rus Ortodoks Patrikhánesi’ne bağlıdırlar, Batı’ya ve hele NATO’ya şiddetle aleyhdardırlar. Etnik Ukranların büyük bölümü ise Cihanşümûl Konstantinopl, yáni Fener Rum Patriği’ne bağlıdır. Hani şu ‘pek zekî’ bázı sábık başbakan ve dışişleri bakanlarımızın ‘Eyüb Kaymakamı’na bağlıdır!’ şeklinde ‘dáhiyáne’ tesbitlerde bulunduğu záta. Bu sûretle Ukraynalı Ortodokslardan da Eyüb Kaymakamı sorumlu oluyor kendisi farkında olmasa bile.
Ukrayna’nın en batı kesimlerinde ise Roma Katolik Mezhebi’ne bağlı bir nüfus vardır. Ukranlar Batı yanlısıdır ve selámeti NATO’da arıyorlar ama Putin iki yıl önce ‘Ukrayna NATO’ya girerse Rusya da bu ülkenin bütünlüğüne duyduğu ilgiyi kaybedebilir.’ deyince Kiyef yöneticilerinden çoğu hafif miğde ve kalb spazmları geçirmediler desem yalan olur.
Rus güneş sistemi
Görüldüğü üzere Kremlin’in dış politikası, eski ‘uyduları’ bundan böyle de ‘Rus Güneş Sistemi’ içinde tutma hedefine yönelik. Kestirmeden söylersek NATO’ya veyá AB’ye kapağı atan paçayı kurtarıyor ve Gürcistan Cumhurbaşkanı Mihayıl Saakaşvili tam Olimpiyad Oyunları açılışında G. Osetya’yı tekrar Tiflis’in egemenliği altına sokmak amacıyla askerî harekát başlatarak belki de Washington’u bir ‘fait accompli’ (fetakompli, emr-i vákıy/oldu-bitdi) karşısında bırakmak istiyordu. Yáni ortalık karışsın, Rusya asabîleşsin, bunun üzerine Hámîsi Başkan Bush giderayak ve de apar topar Gürcistan’ı NATO’ya alsın istiyordu. Fakat niyeti bu idiyse bunu son derece beceriksizce hazırladığı da bir vákıadır. Çünki meselá G. Osetya ile K. Osetya, yáni Rus sınırı arasında bulunan ve güneye doğru yegáne kara yolunu teşkîl eden ‘Roki Tüneli’ni kolayca tahrîb edebilecekken bunu bile düşünmemişdir. Tabii bu arada acabá generalleri de tavla mı oynuyorlardı sorusu akla gelmektedir. Bu tünel kapansaydı Ruslar karadan Gürcistan’a giremezlerdi.
Netîceten Rus birlikleri ucuz bir zafer kazanarak bütün hedeflerine ulaşmışlardır ama buna Başkan Saakaşvili’nin çanak tutduğu bir gerçekdir. Ruslara záten yıllardır hasretle bekledikleri fırsatı altın tepsi içinde sunmuşdur.
BTC, Hazar petrolü, NABUCCO
Şimdi Kremlin’in BTC Hattı’na apaçık bir tecávüzünü şahsen pek muhtemel görmüyorum. Gerilimi o raddeye vardırmak istemeyeceklerdir. Öte yandan bu feláket Hazar petrollerinin Türkiye üzerinden Batı Avrupa’ya ulaştırılması projesine (NABUCCO) yeni bir ivme kazandırabilir. Ayrıca Batı (ABD ve AB) bu bádireden sonra belki Gürcistan’ı ve hattá Ázerbaycan’ı NATO şemsiyesi altına almakda acele de edebilir. Fransa Devlet Başkanı Bay Sarkozy ve Almanya Başbakanı Bayan Merkel geçen Nisan Ayı Bükreş’de toplanan NATO Zirvesi’nde Tiflis’i (ve iláveten Ukrayna’yı) oyalamayı tercîh etmişlerdi. Şimdi ardı ardına Kremlin’de arz-ı endám ederek batan geminin mallarını kurtarma teláşı içindeler.
Her hal ve kárda alelacele NATO’ya alınacak bir Gürcistan,
Rus neşteriyle budanmış bir Gürcistan olacakdır. Zîrá Kremlin’in bundan böyle Abhazya ve G. Osetya’yı tekrar Tiflis’e geri vereceğini sanmak aşırı bir iyimserlik olur. Rusya’nın bu iki bölgeyi elinde tutmak için başvurabileceği formülün adı ise, henüz açıkça telaffuz edilmese dahî, konuldu bile:
‘KUZEY KIBRIS MODELİ’


laleler günü 1 mayıs









download 200 MB oldu








GÜÇLÜ DEĞERLİ TÜRK LİRA'SINDAN KORKMAK NE DEMEK bozun bütün ezberleri !!!
Bu yıl da Lira’nın değeri Amerikan doları ve Avro karşısında hızla artıyor.
Bir Amerikan doları 1 lira 14 kuruşa kadar indi.
Hatta bir Lira’nın da altına inebilir.
Dolar'ın 1 YTL düzeyine inmesi halinde ekonomide nelerle karşılaşılacağını anlatıyor bu yazı
Ülke paralarının gerçek değişim oranları emek verimliliğine göre belirlenir.
Hangi ülkenin emek verimliliği yüksekse o ülkenin parası daha değerli olur.
Piyasalarda ise ülkelerin paralarının fiyatları “o ülkenin döviz rezervleri, reel faiz hadleri, dış ticaret
hadleri, ülke riski” gibi bir çok farklı değişken tarafından belirlenir.
Türkiye’de emek verimliliği düşük olmasına rağmen Türk Lirası geçen yıl piyasa fiyatlarıyla Amerikan
dolarına karşı yüzde 18.5 oranında değerlendi.
Bu yıl da Lira’nın değeri Amerikan doları ve Avro karşısında hızla artıyor.
Bir Amerikan doları 1 lira 14 kuruşa kadar indi.
Ne mi oldu?
ABD’de enflasyon oranı faiz haddinin üzerine çıktı.
Amerikan dolarının reel faizi negatif olunca, bir Amerikan doları 1 Türk Lirasına da eşit olabilir.
Hatta bir Lira’nın da altına inebilir.
Çünkü Türkiye dünya ülkeleri arasında en yüksek reel faiz veren tek ülke.
Faiz çok yüksek olunca, bunu duyan parasını Türkiye’ye getiriyor.
Türkiye’nin yüksek reel faiz verdiğini kanıtlayan bir uygulamaya geçen hafta şahit olduk.
Avrupa Yatırım Bankası (AYB) yüzde 12 faiz oranıyla Türk Lirası üzerinden iki yıl vadeli tahvil ihraç etti.
Oysa Türkiye’de Hazine tahvillerinin faizi yüzde 16.4 oranında seyrediyor.
AYB’nin yaptığı Türk Lirası tahvil ihracı yüzde 4.4 ilave faiz ödemenin anlamsızlığını ortaya koyuyor.
Hatta bu ilave faiz oranını gerçek piyasa fiyatının üzerinde ödenen bir rant olarak değerlendirebiliriz.














