Ergenekon, kanlı eylemler planlamaya devam ediyor!
Ergenekon iddianamesi suikastlara ışık tuttu.
Danıştay saldırısını örgütün yaptığı belgelenirken, Rahip Santoro ve Dink cinayetleri için ciddi
şüphelerin bulunduğu kayıtlara geçti. Savcı,
"Ergenekon, kanlı eylemlerini planlamaya devam ediyor."
diye uyardı.
İstanbul
13. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilen ve ekleriyle birlikte
binlerce sayfadan oluşan Ergenekon iddianamesinde Türkiye üzerinde
oynanan kirli oyunlar delilleriyle birlikte sıralanıyor. Zaman
gazetesinin haberine göre, son birkaç yılda, ülkeyi karıştırmak,
toplumda infial
oluşturmak için işlenen suikastlara özel vurgu yapılırken, bunların Ergenekon'la irtibatı ortaya konuluyor. Örgütün gerçekleştirdiği belgelenen Danıştay saldırısı ve Cumhuriyet Gazetesi'nin bombalanması gibi eylemlerin yanında delillendirilemeyen ama Ergenekon izine rastlanan cinayetler
de belirtiliyor. "Rahip Andrea Santoro cinayeti, gazeteci Hrant Dink cinayeti, Malatya'daki Zirve Yayınevi çalışanlarının öldürülmesi, eski YÖK Başkanı Erdoğan Teziç'e suikast girişimi" bu listede bulunuyor. 'Eylemlerin amaç ve neticelerine bakıldığında aynı merkezden yönlendirildiği, kaos, anarşi
çıkarılan Türkiye'nin uluslararası arenada da sıkıntıya sokulmasının hedeflendiği' tespitine yer veriliyor. Ergenekon'u işaret eden ciddi şüphelerin
yeterince delillendirilememesinin sebebi ise şöyle
açıklanıyor: "Örgütün gizlilik prensibi ve hücre yapılanması bunu
engelledi. Tetikçi kanat hücreler şeklinde yapılandırıldığı için ele
geçirilen tetikçilerin diğer hücrelerden hatta kendilerini azmettiren,
yönlendirenlerden bile haberleri olamamaktadır."
Cumhuriyet
savcıları Zekeriya Öz, Mehmet Ali Pekgüzel ve Nihat Taşkın tarafından
hazırlanan iddianamede, Ergenekon terör örgütünün 1999'da re-organize
edilerek sivil açılımlarını gerçekleştirdiği ve faaliyetlerine hız
verdiği anlatıldı. Özellikle 2002 yılında yapılan genel seçimlerinden
sonra Ergenekon dokümanında belirtilen yöntemlerin tek tek uygulamaya
konularak hükümeti ortadan kaldırmak için her türlü yola başvurulduğu,
ülkede ekonomik ve siyasi kriz, terör ve kaos ortamı oluşturacak
eylemlere girişildiği ifade edildi. Bu kapsamda öncelikle
yapılanmasındaki bir hücreye
5-10-11 Mayıs 2006 tarihlerinde üç defa Cumhuriyet Gazetesi'ne el bombası attırıldığı ve arkasından da 17 Mayıs 2006 tarihinde de Danıştay 2.
Dairesi'nde görev yapan yüksek yargıçlara yönelik silahlı bir eylem gerçekleştirildiği dile getirildi. Ancak bu eylemlerin yanı sıra Rahip Santoro,
gazeteci Hrant Dink, Malatya Zirve Yayınevi cinayeti, eski YÖK Başkanı Erdoğan Teziç'e suikast girişiminin de Ergenekon terör örgütünün faaliyetleri
arasında olduğu ileri sürüldü. İddianamede, "Ülkemizde son birkaç yılda meydana gelen benzer olaylara bakıldığında, Danıştay saldırısından önce
ve kısa bir süre sonra benzer olayların zincirleme bir şekilde devam ettiği ve hemen hemen birçok olayda Ergenekon terör örgütünü işaret eden
ciddi şüphelerin bulunduğu görülmektedir."
denildi.
Fakat örgütün temel prensibi olan gizlilik ve hücre yapılanması nedeniyle olayların birbirleri ile benzerlik gösterdikleri görülse de yeterli delil
edinmesinin mümkün olmadığı kaydedildi. Eylemlerin amaç ve neticelerine bakıldığında ise 'aynı
merkezden yönlendirildiği, ülkede kaos, anarşi, terör, kargaşa, huzursuzluk çıkarmayı ve ülkemizi uluslararası arenada sıkıntıya sokmayı'
hedeflediğinin net olarak görüldüğü vurgulandı. Eylemlere bir bütün olarak bakıldığında, bir an evvel ülkede iç çatışma, anarşi, terör ve kaos
oluşturup askerî müdahale için gerekli ortamın hazırlanmasının amaçlandığı değerlendirmesinde bulunuldu.
"Ergenekon terör örgütü özellikle tetikçi kanadını hücreler şeklinde yapılandırdığı için ele geçirilen tetikçilerin çoğu zaman diğer hücrelerden hatta kendilerini azmettiren, yönlendiren
şahıslardan bile
haberleri olamamaktadır" denilen iddianamede, soruşturma kapsamında
elde edilen diğer delillerden de örgütün darbe zemini oluşturma yolunda
kanlı eylemlerini planlamaya devam ettiği bildirildi.
Mumcu suikastında sahte belgeyle hedef saptırılmış
Ergenekon
terör örgütünün, Uğur Mumcu suikastında hedef saptırmak için sahte
belge düzenlediği ortaya çıktı.
Ergenekon iddianamesinin eklerinde yer alan MİT raporunda, Veli Küçük ve Doğu Perinçek'in evlerinde yapılan aramada ve Tuncay Güney'den elde
edilen dokümanlarda Uğur Mumcu cinayetinde hedef saptırmak için hazırlanan iki adet sahte MİT belgesinin bulunduğu belirtildi. İstanbul
Cumhuriyet Başsavcılığı'na 23 Haziran 2008 tarihinde gönderilen MİT raporu, Ergenekon iddianamesinin ek klasörlerinde yer aldı. Raporun dikkat
çeken bölümlerinden biri de, Uğur Mumcu cinayetinin failleri hakkında hazırlanan sahte MİT belgeleri. Sönmez Köksal imzası kullanılarak, 2 Şubat
2003 tarihinde hazırlanan sahte belgeyle ilgili, "Bahse konu yazıda, MİT başlıklı kağıda MİT eski Müsteşarı Sönmez Köksal imzasıyla sahte tarih ve
sayı kullanılarak 'CIA denetiminde İsrail'de eğitim gören bir timin MİT'in haber kaynaklarından Uğur Mumcu ve Mehmet Ali Birand'ı öldürme göreviyle
Türkiye'ye girdiği' ifade edilmektedir. Yapılan incelemede; bu belgede geçen imzanın doğru olduğu, ancak başka bir belgeden alınarak bu yazının
altına monte edildiği tespit edilmiştir. Mumcu suikastıyla ilgili hazırlanan iki adet sahte belgenin MİT tarafından yazıldığı izleniminin verilmeye
çalışıldığı, dezenformasyon çalışmasının Mumcu suikastının gerçekleştirildiği tarih itibarıyla faillerin tespitine ilişkin hedef saptırmak amacıyla ortaya
çıkarıldığı izlenimi edinilmiştir." denildi. Diğer sahte MİT belgesinde ise; yine Sönmez Köksal imzasının kullanıldığı, Uğur Mumcu cinayetinde İran
istihbarat örgütü SAVAMA'nın bazı kollarının kullanıldığı bilgisi yer alıyor.
Cemalettin Çandır, İstanbul
Dink'i bizim arkadaşlar öldürdü
Hrant
Dink, 19 Ocak 2007'de genel yayın yönetmeni olduğu Agos Gazetesi'nin
bulunduğu Şişli Caddesi'nde öldürüldü.
VKGB Derneği Konya Şube
Başkanı Vehbi Şanlı, Nejat Mete adlı kişiyle yaptığı telefon görüşmesinde,
'Bizim arkadaşların işi mi dün zıbartılan adam?' sorusuna şöyle diyordu:
"Bizim arkadaşlar."


laleler günü 1 mayıs









download 200 MB oldu







GÜÇLÜ DEĞERLİ TÜRK LİRA'SINDAN KORKMAK NE DEMEK bozun bütün ezberleri !!!
Bu yıl da Lira’nın değeri Amerikan doları ve Avro karşısında hızla artıyor.
Bir Amerikan doları 1 lira 14 kuruşa kadar indi.
Hatta bir Lira’nın da altına inebilir.
Dolar'ın 1 YTL düzeyine inmesi halinde ekonomide nelerle karşılaşılacağını anlatıyor bu yazı
Ülke paralarının gerçek değişim oranları emek verimliliğine göre belirlenir.
Hangi ülkenin emek verimliliği yüksekse o ülkenin parası daha değerli olur.
Piyasalarda ise ülkelerin paralarının fiyatları “o ülkenin döviz rezervleri, reel faiz hadleri, dış ticaret
hadleri, ülke riski” gibi bir çok farklı değişken tarafından belirlenir.
Türkiye’de emek verimliliği düşük olmasına rağmen Türk Lirası geçen yıl piyasa fiyatlarıyla Amerikan
dolarına karşı yüzde 18.5 oranında değerlendi.
Bu yıl da Lira’nın değeri Amerikan doları ve Avro karşısında hızla artıyor.
Bir Amerikan doları 1 lira 14 kuruşa kadar indi.
Ne mi oldu?
ABD’de enflasyon oranı faiz haddinin üzerine çıktı.
Amerikan dolarının reel faizi negatif olunca, bir Amerikan doları 1 Türk Lirasına da eşit olabilir.
Hatta bir Lira’nın da altına inebilir.
Çünkü Türkiye dünya ülkeleri arasında en yüksek reel faiz veren tek ülke.
Faiz çok yüksek olunca, bunu duyan parasını Türkiye’ye getiriyor.
Türkiye’nin yüksek reel faiz verdiğini kanıtlayan bir uygulamaya geçen hafta şahit olduk.
Avrupa Yatırım Bankası (AYB) yüzde 12 faiz oranıyla Türk Lirası üzerinden iki yıl vadeli tahvil ihraç etti.
Oysa Türkiye’de Hazine tahvillerinin faizi yüzde 16.4 oranında seyrediyor.
AYB’nin yaptığı Türk Lirası tahvil ihracı yüzde 4.4 ilave faiz ödemenin anlamsızlığını ortaya koyuyor.
Hatta bu ilave faiz oranını gerçek piyasa fiyatının üzerinde ödenen bir rant olarak değerlendirebiliriz.














