Hasan Cemal
h.cemal@milliyet.com.tr
Ergenekon, demokrasi ve hukuk adına bir dönüm noktasıdır!
Türkiye
darbelere, askeri müdahalelere, muhtıralara, siyasal idam, cinayet ve
suikastlara, bombalı saldırı ve katliamlara, işkencelere fazlasıyla
alışık bir ülke.
Kaç tanesini yaşadık.
Kaç tanesini gördük.
Hepsi çok acıydı. Hepsi derin ve hazin izler bırakarak geçti gitti.
Kimileri, ders çıkardı yaşananlardan. Kimileri, doğru bildiğini okumaya devam etti.
Yakın siyasal tarihimizin kepaze sayfalarını oluşturan tüm bu kopuşlar
herhalde Türkiye’nin demokrasi ve hukuk yolunda ödemek zorunda olduğu
bedellerdi.
Toplumda taşları bazı bedeller ödenmeden yerli yerine oturmuyor.
Farklılıklar, barış içinde bir arada yaşamayı bedelini ödemeden
öğrenemiyor.
Ne yazık ki öyle.
Avrupa’yı düşünün.
Farklı inançlar, farklı mezhepler, farklı milliyetler, farklı
ideolojiler yüzünden yaşlı kıtada yaşanan savaşları, ihtilalleri, iç
savaşları, soykırımları, etnik ve kültürel temizlikleri düşünün...
Avrupa’da gözü dönmüş milliyetçiliklerin yol açtığı iki dünya savaşının
insanlığa yaşattığı o korkunç acı ve kırımları gözünüzün önüne getirin.
Avrupa sahnesine, ancak bütün bu keskin kopuşlardan sonradır ki,
tarihin en büyük demokrasi ve barış projesi olarak çıkabildi Avrupa
Birliği...
Bir başka deyişle:
Bütün farklılıklar birbirlerini tüketemeyeceklerini, yok
edemeyeceklerini, yaşadıkları büyük trajedilerle anladıktan sonradır ki
demokrasi, hukuk ve insan hakları düzeni konusunda bir uzlaşmaya
vardılar.
AB böyle doğdu.
Büyük bedellerin sonunda...
Bizim yaşadıklarımız da az değil. Döktüğümüz bunca kan ve gözyaşıyla
artık olgunlaşmamızın ya da akıllanmamızın zamanı gelmedi mi?..
Ben çoktan geldiğini düşünüyorum.
Olgunlaşmak ya da akıllanmak demek, öncelikle bir toplumda herkesin
kendinden farklı olanı kabullenmesi, farklı olana tahammül etmeyi bir
hayat tarzı haline getirmesidir.
Olgunlaşmak ya da akıllanmak demek, herkesin demokrasiyi, hukukun üstünlüğünü, özgürlükler düzenini içine sindirmesidir.
Olgunlaşmak ya da akıllanmak demek, herkesin devlet ve toplum düzeninde
kaba kuvveti ve zoru değil, hukukun bağlayıcılığını kabullenmesidir.
Kısacası:
Toplum olarak olgunlaşmak ve akıllanmaktan söz ediyorsak, bunun yolu
demokrasiyi herkesin ortak platform olarak benimsemesinden geçiyor.
Bu da kolay olmadı, olmuyor.
İşte Avrupa’nın yaşadıkları...
İşte bizim yaşadıklarımız...
Ergenekon da böyle bir şey. Daha doğrusu Ergenekon olayı da, Türkiye’de
farklı olanı sevmeyenlerin, demokrasiyi içlerine bir türlü
sindiremeyenlerin organize olmalarıdır.
Askeri kışkırtmak üzere örgütlenmeleridir.
Ülkede hükümete karşı askeri darbe ortamı oluşturmak için bombalar
patlatmak, suikastlar düzenlemek, siyasal cinayetler işlemektir.
Bu işler yeni değil ülkemizde.
Sözü uzatmak yersiz.
Ergenekon, özellikle AKP’den kurtulmak için 2002 yılı sonundan beri
işleyen bir darbe sürecinin çok önemli halkası, belki de kendisidir.
Askeri ve sivil boyutları vardır.
Özden Örnek günlükleri vardır.
Şener Eruygur, Hurşit Tolon, Levent Ersöz paşalarla ilgili ek iddianame konusu vardır.
Ve Ergenekon’un 2002 yılı öncesine, elbette Susurluk’a uzanan kökleri vardır.
İddianame‘ye gelince...
Boş gözükmüyor.
Bilgi ve belge açısından zengin...
Mahkemede ne olur bilemem.
Ancak, dünkü yazımda da belirttiğim gibi, Ergenekon bu ülkenin bir demokrasi sorunudur.
Bu davanın açılabilmiş olması bile, Türkiye’de demokrasi ve hukuk açısından bir dönüm noktasıdır.
İyi pazarlar!


laleler günü 1 mayıs









download 200 MB oldu







GÜÇLÜ DEĞERLİ TÜRK LİRA'SINDAN KORKMAK NE DEMEK bozun bütün ezberleri !!!
Bu yıl da Lira’nın değeri Amerikan doları ve Avro karşısında hızla artıyor.
Bir Amerikan doları 1 lira 14 kuruşa kadar indi.
Hatta bir Lira’nın da altına inebilir.
Dolar'ın 1 YTL düzeyine inmesi halinde ekonomide nelerle karşılaşılacağını anlatıyor bu yazı
Ülke paralarının gerçek değişim oranları emek verimliliğine göre belirlenir.
Hangi ülkenin emek verimliliği yüksekse o ülkenin parası daha değerli olur.
Piyasalarda ise ülkelerin paralarının fiyatları “o ülkenin döviz rezervleri, reel faiz hadleri, dış ticaret
hadleri, ülke riski” gibi bir çok farklı değişken tarafından belirlenir.
Türkiye’de emek verimliliği düşük olmasına rağmen Türk Lirası geçen yıl piyasa fiyatlarıyla Amerikan
dolarına karşı yüzde 18.5 oranında değerlendi.
Bu yıl da Lira’nın değeri Amerikan doları ve Avro karşısında hızla artıyor.
Bir Amerikan doları 1 lira 14 kuruşa kadar indi.
Ne mi oldu?
ABD’de enflasyon oranı faiz haddinin üzerine çıktı.
Amerikan dolarının reel faizi negatif olunca, bir Amerikan doları 1 Türk Lirasına da eşit olabilir.
Hatta bir Lira’nın da altına inebilir.
Çünkü Türkiye dünya ülkeleri arasında en yüksek reel faiz veren tek ülke.
Faiz çok yüksek olunca, bunu duyan parasını Türkiye’ye getiriyor.
Türkiye’nin yüksek reel faiz verdiğini kanıtlayan bir uygulamaya geçen hafta şahit olduk.
Avrupa Yatırım Bankası (AYB) yüzde 12 faiz oranıyla Türk Lirası üzerinden iki yıl vadeli tahvil ihraç etti.
Oysa Türkiye’de Hazine tahvillerinin faizi yüzde 16.4 oranında seyrediyor.
AYB’nin yaptığı Türk Lirası tahvil ihracı yüzde 4.4 ilave faiz ödemenin anlamsızlığını ortaya koyuyor.
Hatta bu ilave faiz oranını gerçek piyasa fiyatının üzerinde ödenen bir rant olarak değerlendirebiliriz.














