Devlet için bile olsa caiz değil
Yeni yargı yılı açılışında konuşan Yargıtay Başkanı Gerçeker, Ergenekon davasına değindi,
“Devleti kurtarmak için bile olsa hukuktan çıkılamaz”
dedi.
Gerçeker, konuşmasının basına dağıtılan metninde yer alan ama okumadığı bölümünde ise teoloji tartışmalarına girdi, İslam’da reform
çağrısı yaptı.
Yargıtay Başkanı Hasan
Gerçeker, yeni adli yılın açılış konuşmasında hukuk devleti ilkesinden
uzaklaşmanın doğurduğu boşluğu çetelerin doldurduğunu belirtti.
Ergenekon soruşturmasını ad vermeden gündeme getiren Gerçeker, “Devleti
kurtarma düşüncesi ile olsa bile yanlışı yanlışla düzeltme olgusunun
topluma ne denli zarar verdiği ortadadır. Dilerim, gecikmeden, hukuk
siyasallaştırılmadan gerçek suçlular cezalandırılır” dedi. Laiklik
konusunda da mesajlar veren Gerçeker, erkler arasında süren çatışmanın
sona ermesi temennisinde bulundu.
BARIŞ TEMENNİSİ • Devletin
zirvesi Yargıtay’da düzenlenen adli yılın açılış töreninde bir araya
geldi. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, TBMM Başkanı Köksal Toptan, Başbakan
Tayyip Erdoğan, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal ile yargı mensuplarının
katıldığı törende konuşan Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker gündemdeki
konulara ilişkin önemli mesajlar verdi. Yasama, yürütme ve yargı
arasında çatışmalı bir yılın geride kaldığına dikkat çeken Başkan
Gerçeker, tüm kurumlar arasında barış, kardeşlik, huzur ve güven tesis
edilerek çatışmaların sona erdirilmesi dileğinde bulundu.
TÜRBAN DEMEDEN • Türban
ve sonuçlanan AKP davasına değinmeyen ve yeni bir gerginlik yaratmamaya
özen gösterdiği hissedilen Gerçeker, laiklik değerlendirmeleri şöyle:
“Laik bir devlette dinin kişilerin özel yaşamı kapsamında vicdani bir
inanç konusudur. Dinsel kuralların devlet ve kamusal kurumların
çalışmalarına dayanak oluşturamaz. Devlet tüm dini inançlar karşısında tarafsızdır. Laiklik ile din ve vicdan hürriyeti kavramlarının bu noktada kesişir...
GÜVENCE LAİK CUMHURİYET •
Çeşitli din ve mezhep inanışlarının bulunduğu ülkelerde milli birliği,
üniter devlet yapısını koruma konusunda laiklik çok önem taşımaktadır.
Ülkemizde de milli birliğin, tek millet, üniter devlet ilkesinin en
önemli güvencesi laik cumhuriyet olmuştur.”
ERGENEKONA DOKUNDU • Yargıtay
Başkanı, Ergenekon davası ve ekinde süren soruşturma konusuna da îsim
vermeden girdi: “...Yaşanan son olaylar, hukuk devleti ilkesinden
uzaklaşmanın yarattığı boşluğun mafya türü çeteleşmelerle nasıl
doldurulduğunu çok açık bir biçimde göstermiştir.
DEVLET ADINA DA OLSA HAYIR • Devleti
kurtarma düşüncesi ile olsa bile yanlışı yanlışla düzeltme olgusunun
topluma ne denli zarar verdiği de bu olaylarla açıkça ortaya çıkmıştır.
Kimin suçlu, kimin suçsuz olduğunu tespit etmek ve suçlu görülenlere
yasaların öngördüğü yaptırımları uygulamak yargıya ait bir görevdir.
DİLERİM CEZALANDIRILIRLAR • Herkesin,
hukuk devleti olmanın doğal sonucu olan bu kurala saygılı olması
gerekir. Dilerim ki mümkün olan en kısa sürede, hukuki süreç içinde,
yanlışlar doğrular birbirine karıştırılmadan, hukuk
siyasallaştırılmadan, yargılama tamamlanarak, gerçek ve doğru bir
çözüme ulaşılır, gerçek suçlular cezalandırılır. Böylece hukuk devleti
olmanın hukukun üstünlüğü ilkesinin anlamı bir kez daha ortaya konulmuş
olur.”
DİNE YENİ YORUM İSTEDİ • Yargıtay
Başkanı Hasan Gerçeker, açılış töreni için hazırladığı 62 sayfalık
konuşma metninin tümünü okumadı. Gerçeker’in yazdığı ama konuşmasında
değinmediği bölümde Laik devletin koyduğu kurallar ile dini inançların
çatışması durumunda çözümün ne şekilde olacağına dair öneriler yer
alıyor. “Dini kurallar insan eşitliğine yönelik evrimin amaçlarına göre
yeniden yorumlanabilir” diyen Gerçeker şunları belirtiyor:
AKIL İLE İMAN • “Laik
devletin koyduğu kurallar ile dini inançlar bağdaşmıyor ise ne
olacaktır. Hristiyanlıkta böyle bir sorun yoktur. Musevilik ve
İslamiyette ise böyle bir ikilem olduğu, akıl ile iman arasındaki bu
ikilemin, İslami inancın yaygın olduğu toplumlarda ciddi sorunlar
yarattığı söylenebilir. Bu sorunları çözmek teoloji bilimine ilişkin
bir iş olup, bu konuda şu değerlendirme öne sürülmektedir:
ZAMANA UYARLAMALI • ‘Ayet
ve hadisler, insan eşitliğini sağlamaya yönelik bir evrimin başlangıcı,
ilk aşaması sayılırsa, zamanın şartlarına da uyulmasına cevaz
bulunduğuna göre, kurallar bu evrimin amacına uygun yorumlanabilir ve o
zaman laikliğin İslam inancı ile çelişmesi zaten sözkonusu olamaz.”


laleler günü 1 mayıs









download 200 MB oldu







GÜÇLÜ DEĞERLİ TÜRK LİRA'SINDAN KORKMAK NE DEMEK bozun bütün ezberleri !!!
Bu yıl da Lira’nın değeri Amerikan doları ve Avro karşısında hızla artıyor.
Bir Amerikan doları 1 lira 14 kuruşa kadar indi.
Hatta bir Lira’nın da altına inebilir.
Dolar'ın 1 YTL düzeyine inmesi halinde ekonomide nelerle karşılaşılacağını anlatıyor bu yazı
Ülke paralarının gerçek değişim oranları emek verimliliğine göre belirlenir.
Hangi ülkenin emek verimliliği yüksekse o ülkenin parası daha değerli olur.
Piyasalarda ise ülkelerin paralarının fiyatları “o ülkenin döviz rezervleri, reel faiz hadleri, dış ticaret
hadleri, ülke riski” gibi bir çok farklı değişken tarafından belirlenir.
Türkiye’de emek verimliliği düşük olmasına rağmen Türk Lirası geçen yıl piyasa fiyatlarıyla Amerikan
dolarına karşı yüzde 18.5 oranında değerlendi.
Bu yıl da Lira’nın değeri Amerikan doları ve Avro karşısında hızla artıyor.
Bir Amerikan doları 1 lira 14 kuruşa kadar indi.
Ne mi oldu?
ABD’de enflasyon oranı faiz haddinin üzerine çıktı.
Amerikan dolarının reel faizi negatif olunca, bir Amerikan doları 1 Türk Lirasına da eşit olabilir.
Hatta bir Lira’nın da altına inebilir.
Çünkü Türkiye dünya ülkeleri arasında en yüksek reel faiz veren tek ülke.
Faiz çok yüksek olunca, bunu duyan parasını Türkiye’ye getiriyor.
Türkiye’nin yüksek reel faiz verdiğini kanıtlayan bir uygulamaya geçen hafta şahit olduk.
Avrupa Yatırım Bankası (AYB) yüzde 12 faiz oranıyla Türk Lirası üzerinden iki yıl vadeli tahvil ihraç etti.
Oysa Türkiye’de Hazine tahvillerinin faizi yüzde 16.4 oranında seyrediyor.
AYB’nin yaptığı Türk Lirası tahvil ihracı yüzde 4.4 ilave faiz ödemenin anlamsızlığını ortaya koyuyor.
Hatta bu ilave faiz oranını gerçek piyasa fiyatının üzerinde ödenen bir rant olarak değerlendirebiliriz.














