Demokrasi, Muhalefet ve MHP
Prof. Dr. Kemal H. Karpat 20 04 2008
Cumhuriyetin ilk yıllarının idealist ruhu tüm ülkeye aittir ve Türkiye siyasi düşüncesini ve kimliğini oluşturur.

Demokrasi sağlam bir muhalefetle gerçekleşir, güçlenir.
Muhalefetin demokrasiye inanması ve onu savunması gerek.
Türkiye’de demokrasinin bu kadar seneden beri rayına oturmamasını geniş çapta muhalefet partilerinden gereken desteği her zaman alamamasına bağlamak mümkün.
Türkiye’nin ana muhalefet partisi CHP’dir.
CHP’nin tek parti yönetimini kurduğu bilinen bir gerçektir.
Bu yönetim tek parti döneminin en azılı sayılabilecek 1938-45 yıllarında uygulanmıştır. Parti Atatürk’ün ismini ileri sürerek bu yöntemi meşrulaştırmak istemiştir.
Fakat İnönü’nün sayesinde CHP, 1945-46 yıllarında demokrasinin yerleşmesine önayak olmuştur.
Bizzat kendisinin koyduğu birçok yasayı değiştirerek demokrasinin önünü açmıştır.
Laikliği, din aleyhtarı pozitivist bir ideoloji olmaktan çıkararak dindarlığın düşmanı olmaktan da kurtarmaya gayret etmiştir.
Buna rağmen bazı eski pozitivistler CHP’li olsun olmasın, dini ve inancı gerici, yobazlık olarak görmekte devam etmektedirler.
Şüphesiz ki 1960 1980 arası CHP’nin sivil idarenin tekrar kurulmasında ve demokrasinin ayakta kalmasında büyük hizmeti olmuştur.
CHP, halka ve demokrasiye yaklaştığı ve demokrasiyi savunduğu sürece halktan destek görmüş ve 1970’lerde iktidar olmuştur.
1981’de parti kapatılmış ve bazı bölünmeler geçirdikten sonra Eylül 1992’de tekrar kurulmuştur. Yeni CHP’nin eski CHP ile ilgisi kalmamıştır.
Bunu ispat etmek kolaydır.
Buna rağmen yeni CHP eski CHP’nin mirasına konmak için elinden geleni yapmış ve şeklen kimsen de olsa başarı sağlamıştır.
Çünkü dünyanın her yerinde olduğu gibi Türkiye’de de bir parti sadakati vardır.
Kurtuluş Savaşı’nın ve Cumhuriyetin ilk yıllarında oluşan idealist, ileriye donuk vatansever ruh ve eski tarihsel kimliği modern ulus kimliğine dönüştürmek çabaları halen sürmektedir.
Fakat CHP bugün bu beklentileri demokrasiye dönüştürecek ve çağına uyduracak bir halkçı ruha ve entelektüel güce sahip olmadığı gibi, demokrasiden de gittikçe uzaklaşmaktadır.
1950’den sonra CHP’ye hayat veren güç onun demokrasiye inancı ve demokrasiyi savunması idi. Bugün CHP bu tarihi tutumunu değiştirerek demokrasinin yok edilmesinden kendine pay çıkarmak ister gibi gözükmektedir.
Türkiye’nin sağlam genç ve demokrasiye inanmış güçlü bir muhalefet partisine can alıcı derecede, acil ihtiyacı vardır.
Bu parti Milliyetçi Hareket Partisi olabilir.
Elli yıl Türkiye’nin iç siyasetini incelemiş bir kimse olarak MHP’nin geçmişini çok iyi biliyorum.
MHP’nin aşırı, tek yanlı bir milliyetçilik ve sert rejim savunan devletçi bir imajı vardır.
MHP’nin AB üyeliği ve Kıbrıs konusundaki tutumu da bilinmektedir.
Fakat bu olumsuz imajı yok olma yolundadır çünkü MHP’nin ideolojik olarak ortaya kayması ve demokrasiyi benimsemesi bir gerçektir.
MHP gerçek demokrasiye doğru yol almıştır.
Kanımca, MHP de AK Parti’ye benzer derin bir değişme içindedir.
AK Parti, Refah Partisi’nin siyasi İslamcılığından uzaklaşarak demokrat, laik bir parti haline gelmiştir ve demokrasiye büyük katkısı olmuştur.
MHP bugün gittikçe demokrat ve kısmen geleneksel bir parti durumuna girmekte ve böylece çok taraftar kazanmaktadır.
Parti başkanı Sayın Devlet Bahçeli ile ancak bir kez ayak ustu konuşabildim fakat onun ve parti ileri gelenlerinin yazdıklarını, söylediklerini ve icraatlarını yakından izledim.
Sayın Bahçeli kanımca Türkiye’nin çok büyük ihtiyacı olan gerçek demokrat, laik ve modernist etkili bir lider olabilir ve milliyetçiliği, vanatseverliğe dönüştürebilir ki bu terimler farklı bir millet anlayışını ifade etmektedirler.
Son olaylar nedeniyle turban ve demokrasi konularinda gösterdiği cesaret ve dirayet halk nazarında ona büyük prestij ve güven kazandırmıştır.
MHP bu demokratik davranışları sürdürür ve programında da gereken değişiklikleri yaparsa CHP’nin yerini alarak ana muhalefet partisi haline gelmesi mümkün ve lüzumludur.
AB konusunda, ekonomik rejim ve başka alanlarda tutumunu yumuşatır, halkçı olur ve dünya koşullarına uygun hareket ederse önümüzdeki seçimlerde belki de MHP iktidar olabilir.
Bunun için şüphesiz ki MHP’nin halk arasında yasayan Cumhuriyet ruhunu, halkçılığı ve demokrasiyi her bakımdan benimsemesi ve programına sokması gerek.
CHP bunu başaramamaktadır.
Cumhuriyetin ilk yıllarının idealist ruhu tüm ülkeye aittir ve Türkiye siyasi düşüncesini ve kimliğini oluşturur.
MHP Cumhuriyet ruhunu ve idealini en iyi şekilde anlayarak canlandırabilirse hem sağdan, hem soldan hem muhafazakârlardan büyük destek görebilir.
Üstelik laiklik konusunda kuşku uyandırmayacağı için bu konuyu siyasi emellere alet olmaktan da kurtarabilir.
Sonuç olarak MHP dünya koşullarını ve Türkiye’nin geçirdiği ve geçirmekte olduğu köklü sosyal ve siyasi değişmeleri doğru değerlendirip ona göre bir politika izlerse yurdun siyasi hayatına ve geleceğine büyük hizmet etmiş olacaktır.
Diğer Prof. Dr. Kemal H. Karpat Makaleleri:
* 29.06.2008 - Türkler, göçebelik, tarih sevgisi ve demokrasi
* 22.06.2008 - Büyük değişime hazır olalım
* 18.05.2008 - Yine MHP üzerine düşünceler
* 27.04.2008 - AK Parti, Atatürk’ü devletçilerin elinden kurtarmak zorunda...
* 09.03.2008 - Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Kimlik Arayışı - 5
* 02.03.2008 - Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Kimlik Arayışı - 4
* 24.02.2008 - Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Kimlik Arayışı - 3
* 17.02.2008 - Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Kimlik Arayışı - 2
* 10.02.2008 - Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Kimlik Arayışı - 1
* 25.11.2007 - Osmanlı’da laiklik olmadan laikleşme vardı
* 16.12.2007 - Ahmet Mithat, Çekov ve orta sınıf edebiyatı
* 02.12.2007 - Mübeccel Kıray’ın ardından
* 25.11.2007 - Osmanlı’da laiklik olmadan laikleşme vardı
* 18.11.2007 - Türkiye’de halk hep demokrasiye oy verdi
* Tüm yazıları


laleler günü 1 mayıs









download 200 MB oldu







GÜÇLÜ DEĞERLİ TÜRK LİRA'SINDAN KORKMAK NE DEMEK bozun bütün ezberleri !!!
Bu yıl da Lira’nın değeri Amerikan doları ve Avro karşısında hızla artıyor.
Bir Amerikan doları 1 lira 14 kuruşa kadar indi.
Hatta bir Lira’nın da altına inebilir.
Dolar'ın 1 YTL düzeyine inmesi halinde ekonomide nelerle karşılaşılacağını anlatıyor bu yazı
Ülke paralarının gerçek değişim oranları emek verimliliğine göre belirlenir.
Hangi ülkenin emek verimliliği yüksekse o ülkenin parası daha değerli olur.
Piyasalarda ise ülkelerin paralarının fiyatları “o ülkenin döviz rezervleri, reel faiz hadleri, dış ticaret
hadleri, ülke riski” gibi bir çok farklı değişken tarafından belirlenir.
Türkiye’de emek verimliliği düşük olmasına rağmen Türk Lirası geçen yıl piyasa fiyatlarıyla Amerikan
dolarına karşı yüzde 18.5 oranında değerlendi.
Bu yıl da Lira’nın değeri Amerikan doları ve Avro karşısında hızla artıyor.
Bir Amerikan doları 1 lira 14 kuruşa kadar indi.
Ne mi oldu?
ABD’de enflasyon oranı faiz haddinin üzerine çıktı.
Amerikan dolarının reel faizi negatif olunca, bir Amerikan doları 1 Türk Lirasına da eşit olabilir.
Hatta bir Lira’nın da altına inebilir.
Çünkü Türkiye dünya ülkeleri arasında en yüksek reel faiz veren tek ülke.
Faiz çok yüksek olunca, bunu duyan parasını Türkiye’ye getiriyor.
Türkiye’nin yüksek reel faiz verdiğini kanıtlayan bir uygulamaya geçen hafta şahit olduk.
Avrupa Yatırım Bankası (AYB) yüzde 12 faiz oranıyla Türk Lirası üzerinden iki yıl vadeli tahvil ihraç etti.
Oysa Türkiye’de Hazine tahvillerinin faizi yüzde 16.4 oranında seyrediyor.
AYB’nin yaptığı Türk Lirası tahvil ihracı yüzde 4.4 ilave faiz ödemenin anlamsızlığını ortaya koyuyor.
Hatta bu ilave faiz oranını gerçek piyasa fiyatının üzerinde ödenen bir rant olarak değerlendirebiliriz.














