www.blogmedya.deriz.biz
http://ssorulmayansorular.bloggum.com
sıksorulmayansorular sorar ya siz
ayrılmayın
böyle
ayrılık
olmaz
Bush'un pis işlerinin gerçek boyutu ortaya çıkarılmalı
Amerikan halkı, Bush
ekibinin tutuklulara işkence yapılmasına izin veren ve buna yasal kılıf
uyduran kararına dair gerçeği öğrenmeli. Bush'un pis işlerinin gerçek
boyutu ortaya çıkarılmazsa insan haklarına verdiği hasar da onarılamaz
22/04/2008 (46 kişi okudu)
Amerikalıların ABD askerlerinin ve
istihbarat ajanlarının tutuklulara işkence yaptığını öğrenmesinden bu
yana ortada rahatsız edici bir soru duruyor: ABD hukukunu, uluslararası
antlaşmaları, Cenevre Sözleşmeleri'ni ve temel ahlakı görmezden gelen
bu karar hangi üst makama kadar uzanıyordu?
Geçenlerde cevabı öğrendik: Sahada görevli en yüksek düzeydeki
bazı yetkililer (Başkan Bush'un da açık bilgisi ve desteği dahilinde)
tutuklulara işkence yapılmasını onaylamakla kalmayıp sert sorguların
planlanmasına da katılmış ve emirlere uyanları adaletten koruyacak
yasal bir yapının kurulmasına da yardım etmişti.
Uzun zamandır Adalet Bakanlığı'nın işkenceden geçen insanlara
Orwellyan hayır dualarını göndermek için hukuka işkence yaptığını ve
dönemin savunma bakanı Rumsfeld'in tutuklulara kötü muamele yollarını
gösteren bir listeyi onayladığını biliyoruz. Fakat ABC News ve
Associated Press'in son haberleri başkanın o dönemdeki bütün üst düzey
ulusal güvenlik danışmanlarının sorgulama politikasının oluşturulmasına
katıldığını söylüyor: Başkan Yardımcısı Cheney, Rumsfeld, ulusal
güvenlik danışmanı Rice, dışişleri bakanı Powell, adalet bakanı
Ashcroft ve CIA şefi Tenet.
Bu yetkililerin Irak işgalinin sonrasını planlayacak zamanı veya
öngörüsü, ya da Usame bin Ladin'e yönelik avı tamamlayacak azmi yoktu.
Fakat Beyaz Saray'daki onlarca toplantıda tutuklulara yönelik uygar
ulusların işkence addettiği kötü muameleyi örgütleyip sorumlularına
yasal koruma sağlamayı becerdiler. Bush bu ay ABC'ye bu toplantıları
bildiğini ve sonuçlarına onay verdiğini söyledi.
Yönetimin tutuklulara yönelik politikalarının hikâyesini takip
edenler şok olmamıştır belki. Adalet Bakanlığı'nın Bush'un hukuka
uyması gerekmedi iddiasıyla işkenceyi yeniden tarif eden ve tutuklulara
kötü muamele edenleri yargıdan muaf tutan bir yasal çerçeve öneren
bilgi notlarını okuyoruz. Bu gizli mesaiye yönetimin en üst
düzeylerinde hasredilen zaman ve enerjinin miktarı, Bush ve ekibinin
Amerikan yaşam tarzını korumak adına hukuku hangi yollardan
zedelediğine, çarpıttığına ve ihlal ettiğine dair gerçekleri ne kadar
bildiğini hatırlatıyor bize.
Soracak sorularımız var: Özellikle de Bush'un ulusal güvenlik
danışmanıyken alınan bu felaket kararlardan dolayı suçlanmaktan
yakasını sıyırmayı beceren Rice'ın ve deneyimli bir subay olarak bu tür
sorgulama yöntemlerinin pek bir işe yaramadığını ve esir Amerikalıları
daha da fazla tehlikeye attığını bilmesi gereken Powell'ın rolünü
sormak istiyoruz. İtiraz ettiler mi veya Amerika'nın dünya karşısındaki
konumu açısından yol açabileceği vahim sonuçlar konusunda uyarıda
bulundular mı? Bunu yapan kimse oldu mu?
Bush, pis işlerinin boyutunu ve derinliğini ortaya çıkarmak
yönündeki her çabayı bertaraf veya inkâr etti. Kongre Bush'un 11 Eylül
sonrasında onay verdiği yasadışı dinlemenin boyutunu da muhtemelen
örtecek ve giderek azalan umutlarla, Bush ekibinin Irak işgali
öncesinde bir türlü bulunamayan (ama var olduğu iddia edilen) kitle
imha silahları hakkında aslında ne bildiğine dair çok önceleri söz
verilen raporu bekliyoruz hâlâ.
Görünen o ki, cevap için yeni bir Kongre'yi ve yeni bir başkanı
beklemek zorundayız. İdeal olan hem gerçeklerin açıklanması hem de
hesap sorulmasıdır. Kamuoyu en azından gerçeği tam olarak bilmeli.
Bazıları buna geriye dönük bir dikkat dağıtma çabası diyecektir, fakat
Amerikalıların hasarı onarabilmesi ve bunların bir daha yaşanmamasını
sağlayabilmesi ancak, Bush'un sekiz yıl boyunca hukukun üstünlüğünü
hiçe sayıp sivil hakları ve insan haklarını ihlal edecek şekilde neler
yaptığının bilinmesinden geçiyor.