Batı’nın gözü Hizbullah’ta
İsrail işgaline tek başına karşı koyan Hizbullah Batı’da endişe yaratıyor.
ABD?direnişin nereden kaynaklandığını teslim etmedikçe endişe dinmez
Batılı istihbarat çevreleri gelişen Venezüella-İran ilişkileri karşısında şiddetli kaygı duyuyor.
Endişenin kaynağıysa Hizbullah. Los Angeles Times, Batılı bir istihbarat yetkilisinin sözlerine dayanarak, ‘Hizbullah’ın kapsamlı ağlarına dair
endişenin askeri yetkili İmad Mugniye’ye geçen şubatta Şam’da düzenlenen suikast sonrası ikiye katlandığını ve
örgütün ağlarının Latin Amerika’daki Yahudi iş adamlarını kaçırması veya saldırı düzenlemesinden endişe duyulduğunu’ ifade etti.
Bu endişeler haklı. Zira bütün suçlarını Lübnan ve Filistin’de işleyen
İsrail, Filistinli örgütlerin barış girişimine yönelmesi ve çoğu Arap
hükümetinin işgal altındaki toprakları almak için askeri tercihi
bırakması sebebiyle, intikam eylemleri yapmayacağından emin. Hizbullah,
direniş eylemleri kanalıyla Arap topraklarını kurtarma başarısı
gösteren tek güç. İsrail’i 2000’de Güney Lübnan’dan mecbur bıraktı.
Hizbullah Arap orduları arasında 2006 yazında İsrail işgaline karşı
direnen, saldırgan güçlere yenilgi tattıran tek güç.
İsrail’in Mugniye suikastı, Filistin halkına abluka dayatması ve
uluslararası topluma üye Suriye’nin egemenliğini hava saldırılarıyla
ihlal etmesi gibi maceraları bölgeyi aşırılıkçılığa sürüklüyor, şiddet
yanlısı ve terörist örgütleri intikama teşvik ediyor. Hizbullah’ın
ağının Venezüella veya başka ülkelere ulaşmasına yönelik Batılı endişe,
bu blokun İsrail katliamlarının Venezüella, Arjantin ve diğerleri gibi
Ortadoğu dışında meydana getireceği
güvenlik tehlikesini idrak ettiğini yansıtıyor.
İsrail, uluslararası meşruiyete yönelik ihlalleri karşısında Batılı
müttefikleri üzerinde büyük yük oluşturuyor. Acı veren noktaysa, Batılı
müttefiklerinin İsrail’in suçlarına diplomatik
kılıf ve uluslararası koruma sağlaması. Bu suçları durdurmaları, barış
yönünde sorumlu adımlar atmaları ve İsrail’in Batı Şeria ve Gazze’de
abluka altındaki Araplara uyguladığı devlet terörünü bırakması için
baskı yapmaları gerekiyordu.
Terör gerek devlet kaynaklı olsun, gerekse örgütsel ve bireysel olsun
her şekliyle kınanmalı. Terörle mücadele ve teröre başvuran örgüt ve
devletlerin tecrid edilmesi konusunda ortak bir uluslararası strateji
gerekmekte.
Fakat uluslararası ve meşru kararlara yoğunlaşan çözümler kanalıyla
terörün genişlemesine ve silahsız sivilleri hedef almasına yol açan
sebeplerin de ortadan kalkması gerekiyor.
Hizbullah meşru bir direniş hareketi. Bazı Avrupa ülkeleri İsrail
baskısına boyun eğip Hizbullah’ı terör listesine koyarak büyük hata
yaptı.
Hizbullah
Lübnan dışında tek eylem düzenlemedi ve sivil örgütleri hedef almadı.
Tam tersi yaşandı. İsrail Lübnan’ı ve güney köylerini bir kereden fazla işgal
etti, Kana’da bir değil iki kez sivillere karşı çirkin katliamlar işledi.
Hizbullah lideri Nasrallah İsrail’i ülkesine yönelik herhangi bir
saldırıda bulunmaması yönünde uyaran ve böyle bir saldırı tekrarlanırsa
görülmemiş
intikam tehdidinde bulunan tek Arap lideri oldu. Nasrallah, İsrailli generaller bu tür tehditlerde bulunmasaydı böyle bir uyarıya başvurmazdı.
ABD ülkesini terör eylemlerinden uzak tutmak istiyorsa, tehlikenin saklı olduğu yere, yani üzeri örtülen ve teşvik edilen İsrail saldırısını destekleyen
dış politikasına bakmalı. Amerika bu saldırılara destek vermeden önce yüz milyonlarca Arap ve Müslüman’ın kalbine daha yakın bir ülkeydi.
(Londra’da Arapça yayımlanan Kuds ül Arabi gazetesi, başyazı, 28 Ağustos 2008)


laleler günü 1 mayıs









download 200 MB oldu







GÜÇLÜ DEĞERLİ TÜRK LİRA'SINDAN KORKMAK NE DEMEK bozun bütün ezberleri !!!
Bu yıl da Lira’nın değeri Amerikan doları ve Avro karşısında hızla artıyor.
Bir Amerikan doları 1 lira 14 kuruşa kadar indi.
Hatta bir Lira’nın da altına inebilir.
Dolar'ın 1 YTL düzeyine inmesi halinde ekonomide nelerle karşılaşılacağını anlatıyor bu yazı
Ülke paralarının gerçek değişim oranları emek verimliliğine göre belirlenir.
Hangi ülkenin emek verimliliği yüksekse o ülkenin parası daha değerli olur.
Piyasalarda ise ülkelerin paralarının fiyatları “o ülkenin döviz rezervleri, reel faiz hadleri, dış ticaret
hadleri, ülke riski” gibi bir çok farklı değişken tarafından belirlenir.
Türkiye’de emek verimliliği düşük olmasına rağmen Türk Lirası geçen yıl piyasa fiyatlarıyla Amerikan
dolarına karşı yüzde 18.5 oranında değerlendi.
Bu yıl da Lira’nın değeri Amerikan doları ve Avro karşısında hızla artıyor.
Bir Amerikan doları 1 lira 14 kuruşa kadar indi.
Ne mi oldu?
ABD’de enflasyon oranı faiz haddinin üzerine çıktı.
Amerikan dolarının reel faizi negatif olunca, bir Amerikan doları 1 Türk Lirasına da eşit olabilir.
Hatta bir Lira’nın da altına inebilir.
Çünkü Türkiye dünya ülkeleri arasında en yüksek reel faiz veren tek ülke.
Faiz çok yüksek olunca, bunu duyan parasını Türkiye’ye getiriyor.
Türkiye’nin yüksek reel faiz verdiğini kanıtlayan bir uygulamaya geçen hafta şahit olduk.
Avrupa Yatırım Bankası (AYB) yüzde 12 faiz oranıyla Türk Lirası üzerinden iki yıl vadeli tahvil ihraç etti.
Oysa Türkiye’de Hazine tahvillerinin faizi yüzde 16.4 oranında seyrediyor.
AYB’nin yaptığı Türk Lirası tahvil ihracı yüzde 4.4 ilave faiz ödemenin anlamsızlığını ortaya koyuyor.
Hatta bu ilave faiz oranını gerçek piyasa fiyatının üzerinde ödenen bir rant olarak değerlendirebiliriz.














