Arapların umudu Türkiye
Verimsiz bir kuruma dönüşen Arap Birliği, BM Güvenlik Konseyi geçici üyesi olan Türkiye’yle yakınlaşarak daha fazla nüfuz elde edebilir
Arap
Birliği Genel Sekreteri Emir Musa temsil ettiği kurumun işe yarar
hiçbirşey yapamadığına dair algıyı tersine çevirmenin yollarını
arıyorsa, Türkiye’ye
bir ziyaret gerçekleştirmeyi düşünmeli. Türkiye hükümeti son yıllarda
Arap Birliği’ninkinin tam zıt yönünde bir itibar kazanmakta; Türkiye,
ihtilaf yorgunu Kafkaslar ve Ortadoğu’da etkili bir diplomasi ve barış
gücü olarak ortaya çıkıyor. Aslında, Türkiye’nin geçen hafta BM
Güvenlik Konseyi’nin geçici üyelerinden biri seçilmesi, hem ülkenin
dünya sahnesindeki artan nüfuzunu, hem de uluslararası toplumun kendi
bölgelerinde olumlu bir rol oynama noktasında Türklere artan güvenini
yansıtıyor. Bu güçlü dünya kurumundaki koltuğuna oturduğunda
Türkiye’nin nüfuzunun olsa olsa daha da artacağı göz önünde
bulundurulduğunda, Musa Türkiye’yle Arap Birliği arasında barış
sağlamaya yönelik bir ortaklık inşa etmeye başlasa iyi eder.
Türkiye başarılı bir aracı
Bölgedeki istikrarsızlık, Türk liderleri ihtilaf çözümü çabalarında
daha aktif olmaya, dolayısıyla eskiden ABD tarafından üstlenilen fakat
son yıllarda göz ardı edilen bir dış politika rolünü yerine getirmeye
yönlendirdi. Örneğin, ABD’nin hâlâ Suriye’yi tecrit etmek için
çalıştığı bir zamanda, Ankara Suriye’yle İsrail arasındaki barış
müzakerelerini yeniden başlatma çabalarına liderlik ediyordu.
Bu görüşmeler henüz meyve vermemiş olsa da, iki tarafa sıkıntılarını
birbirlerine aktarma, Türkiye’ye de Ortadoğu’ya iktidar getirme
noktasındaki muazzam potansiyelini gösterme fırsatı sundu.
Musa son aylarda kendi başına becerdiği birkaç diplomatik başarıyla
puan topladı; bunların en önemlisi, Arap Birliği’nin Lübnan’daki
uzlaşma sürecine katılımıydı. Fakat bu gibi göreli başarılara rağmen,
Arap Birliği eylemsizlikten menkul itibarını henüz tersine çevirmiş
değil.
Veya bölgenin en önemli sorunu olan Arap-İsrail ihtilafını çözmek
yönünde ilerleme kaydetmiş değil. Arap Birliği’nin bu konuda
denemelerde bulunmadığı da söylenemez: 2002’de, birliğin tüm üyeleri
toplu olarak, İsrail’e Arap topraklarından çekilmesi karşılığında tam
ve normal ilişkiler önerdi. Fakat bu tarihi barış önerisi kısmen,
devamının getirilmemesi ve destekçilerinin halkla ilişkiler
faaliyetlerinde bulunmaması nedeniyle başarısız oldu.
İsrail’in de bahanesi kalmaz
Bunlar, tam da Türkiye’nin doldurulmasına yardımcı olacağı türde
boşluklar; özellikle de ülkenin, uluslararası toplumun dikkatini doğal
olarak çekecek Güvenlik Konseyi koltuğuna oturmasının ardından... Ve
onyıllar süren Ortadoğu ihtilafına son vermek için bastırmaya hazır bir
Türk-Arap ittifakının varlığında, İsrail ‘barış için gerçek bir ortak
bulamadığına’ dair artık bıkkınlık getiren bahanesini tekrar tekrar
dile getiremeyecektir.
(Lübnan’da İngilizce yayımlanan gazete, başyazı, 21 Ekim 2008)


laleler günü 1 mayıs









download 200 MB oldu







GÜÇLÜ DEĞERLİ TÜRK LİRA'SINDAN KORKMAK NE DEMEK bozun bütün ezberleri !!!
Bu yıl da Lira’nın değeri Amerikan doları ve Avro karşısında hızla artıyor.
Bir Amerikan doları 1 lira 14 kuruşa kadar indi.
Hatta bir Lira’nın da altına inebilir.
Dolar'ın 1 YTL düzeyine inmesi halinde ekonomide nelerle karşılaşılacağını anlatıyor bu yazı
Ülke paralarının gerçek değişim oranları emek verimliliğine göre belirlenir.
Hangi ülkenin emek verimliliği yüksekse o ülkenin parası daha değerli olur.
Piyasalarda ise ülkelerin paralarının fiyatları “o ülkenin döviz rezervleri, reel faiz hadleri, dış ticaret
hadleri, ülke riski” gibi bir çok farklı değişken tarafından belirlenir.
Türkiye’de emek verimliliği düşük olmasına rağmen Türk Lirası geçen yıl piyasa fiyatlarıyla Amerikan
dolarına karşı yüzde 18.5 oranında değerlendi.
Bu yıl da Lira’nın değeri Amerikan doları ve Avro karşısında hızla artıyor.
Bir Amerikan doları 1 lira 14 kuruşa kadar indi.
Ne mi oldu?
ABD’de enflasyon oranı faiz haddinin üzerine çıktı.
Amerikan dolarının reel faizi negatif olunca, bir Amerikan doları 1 Türk Lirasına da eşit olabilir.
Hatta bir Lira’nın da altına inebilir.
Çünkü Türkiye dünya ülkeleri arasında en yüksek reel faiz veren tek ülke.
Faiz çok yüksek olunca, bunu duyan parasını Türkiye’ye getiriyor.
Türkiye’nin yüksek reel faiz verdiğini kanıtlayan bir uygulamaya geçen hafta şahit olduk.
Avrupa Yatırım Bankası (AYB) yüzde 12 faiz oranıyla Türk Lirası üzerinden iki yıl vadeli tahvil ihraç etti.
Oysa Türkiye’de Hazine tahvillerinin faizi yüzde 16.4 oranında seyrediyor.
AYB’nin yaptığı Türk Lirası tahvil ihracı yüzde 4.4 ilave faiz ödemenin anlamsızlığını ortaya koyuyor.
Hatta bu ilave faiz oranını gerçek piyasa fiyatının üzerinde ödenen bir rant olarak değerlendirebiliriz.














