MUHAMMED NUREDDİN : Lübnan gazetesi Sefir, Beyrut Stratejik Araştırmalar Merkezi Direktörü, 6 Haziran 2008
Anayasa Mahkemesi iptal değil, ‘intihar kararı’ aldı
document.write(); MUHAMMED NUREDDİN
Türban düzenlemesinin iptal edilmesi intihar niteliğinde. Karar demokrasiye, eğitim hakkına ve eşitliğe aykırı olmakla kalmayıp, Türkiye’nin tam da bölgesel rolünü artırdığı bir dönemde içine kapanmasına yol açacak
Anayasa Mahkemesi, meclisin üniversitelerde türbana izin veren anayasal düzenlemelerini reddederek Türkiye’nin yıllardır beslendiği istikrara ve AKP’ye güçlü bir darbe vurdu. Karar Türkiye’yi iç çekişmelere sürükleyecek. CHP ve DSP’nin söz konusu düzenlemelere itirazına onay verilmesi, darbeler sürecindeki duraklardan biri gibi görülebilir. Bu sürecin nihai hedeflerini, aynı mahkemenin iktidar partisini kapatıp, Başbakan Erdoğan ve Cumhurbaşkanı Gül dahil 71 parti üyesine beş yıllık siyaset yasağı getirmesiyle tamamlaması bekleniyor.
Mahkeme cumhurbaşkanının şekil bakımından onay verdiği değişikliği
reddetmekle yetinmedi ve düzenlemenin anayasaya uygun olmadığını
belirtti. Mahkeme düzenlemenin, anayasanın ikinci, dördüncü ve 148.
maddelerine aykırı olduğu görüşünde. Mahkeme bu çerçevede, üniversitede
başörtüsüne izin verilmesinin laiklikle çeliştiğine hükmetti.
Diğer yandan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Türkiye Anayasa
Mahkemesi’nin kararından sadece bir gün önce 2001’de türban taktıkları
için işe alınmayan iki öğretmenin davasını geri çevirerek, Türk
mahkemesinin üniversitelerde türban iznini iptal kararına açıkça
katıldı; hatta işbirliği yapmış oldu. AİHM türbanın engellenmesinin
özgürlükleri ve insan haklarını ihlal etmediğini belirtti. Bu karar
öncelikle Türkiye’deki özgürlüklere ağır darbe vurdu; zira başörtüsü
takmak bireysel özgürlükler kapsamındadır.
İkincisi dini özgürlüklere darbe vurdu. Zira başını örtmek dini bir
yükümlülük ve herkes bu tercihe saygı duymalı. Üçüncüsü, kadınlar
arasındaki eşitliğe ağır darbe vurdu: Bir başörtülünün üniversiteye
alınmaması, başı açık öğrenciyle aynı eğitim hakkını elde etmesini
engeller. Dördüncüsü, bu karar Türkiye’deki demokratik pratiğe ağır bir
darbe. Zira anayasal düzenleme yapmak, halkı temsil eden meclisin
hakkıdır. Anayasa Mahkemesi’nin kanun koyma, anayasayı yorumlama ve
laikleşmenin ne anlama geldiğini açıklama hakkı yoktur.
Beşincisi, karar halkı temsil eden ezici çoğunluğun iradesine saygı
göstermedi. Söz konusu anayasal düzenleme 550 vekilin 411’inin oyuyla
geniş destek elde etmişti. Altıncısı, karar sosyal dürtüleri
körükleyerek ve Türk toplumunun çoğunluğunda azınlığın baskısına maruz
kaldığı hissini uyandırarak, sosyal istikrara ağır darbe vurdu. Karar,
AKP’nin tıkanıklığı kaldırma çabalarını sıfır noktasına götürdü.
Dahası, siyasi bağlamda artık daha büyük bir tıkanıklık söz konusu.
Çoğu İslamcı aynı kronik sorunu -yani, aşırılıkçı laiklerin İslamcıları
bir kez daha çıkmaza soktuklarını- tekrar gündeme getirebilir.
Aşırılıkçı laikler Erbakan’a ‘aşırı’ diye karşı çıkmıştı. Şimdi
‘ılımlı’ Erdoğan’ı kabul etmiyorlar.
Bu durum, Müslümanların haklarını elde etme amacıyla şiddete başvurabilecek aşırılıkçı dini hareketlerin ortaya çıkmasına yol açmaz mı? Sekizincisi, Anayasa Mahkemesi’nin intihar
kararı Türkiye’nin bölgesel ve uluslararası düzlemde ‘küçülmesine’
yeniden kapı açıyor. Ankara’nın farklı dış platformlarda imajının
iyileştiği bir
zamanda karar, Türkiye’nin kendi iç işlerine odaklanmasına yol açacak bölücü sonuçlarıyla geliyor; Türkiye’nin içine kapanmasını, bölgesel ve
uluslararası denklemlerden çıkmasını isteyenlere de en iyi hediyeyi sunuyor.
Son olarak, karar AKP’ya açılan kapatma davasının sonucuna dair güçlü
bir gösterge.
Özellikle de türban düzenlemesi kapatma talebinin temelinde yer alırken...
Dolayısıyla partinin kapatılması an meselesi.
(MUHAMMED NUREDDİN : Lübnan gazetesi Sefir, Beyrut Stratejik Araştırmalar Merkezi Direktörü, 6 Haziran 2008)


laleler günü 1 mayıs









download 200 MB oldu







GÜÇLÜ DEĞERLİ TÜRK LİRA'SINDAN KORKMAK NE DEMEK bozun bütün ezberleri !!!
Bu yıl da Lira’nın değeri Amerikan doları ve Avro karşısında hızla artıyor.
Bir Amerikan doları 1 lira 14 kuruşa kadar indi.
Hatta bir Lira’nın da altına inebilir.
Dolar'ın 1 YTL düzeyine inmesi halinde ekonomide nelerle karşılaşılacağını anlatıyor bu yazı
Ülke paralarının gerçek değişim oranları emek verimliliğine göre belirlenir.
Hangi ülkenin emek verimliliği yüksekse o ülkenin parası daha değerli olur.
Piyasalarda ise ülkelerin paralarının fiyatları “o ülkenin döviz rezervleri, reel faiz hadleri, dış ticaret
hadleri, ülke riski” gibi bir çok farklı değişken tarafından belirlenir.
Türkiye’de emek verimliliği düşük olmasına rağmen Türk Lirası geçen yıl piyasa fiyatlarıyla Amerikan
dolarına karşı yüzde 18.5 oranında değerlendi.
Bu yıl da Lira’nın değeri Amerikan doları ve Avro karşısında hızla artıyor.
Bir Amerikan doları 1 lira 14 kuruşa kadar indi.
Ne mi oldu?
ABD’de enflasyon oranı faiz haddinin üzerine çıktı.
Amerikan dolarının reel faizi negatif olunca, bir Amerikan doları 1 Türk Lirasına da eşit olabilir.
Hatta bir Lira’nın da altına inebilir.
Çünkü Türkiye dünya ülkeleri arasında en yüksek reel faiz veren tek ülke.
Faiz çok yüksek olunca, bunu duyan parasını Türkiye’ye getiriyor.
Türkiye’nin yüksek reel faiz verdiğini kanıtlayan bir uygulamaya geçen hafta şahit olduk.
Avrupa Yatırım Bankası (AYB) yüzde 12 faiz oranıyla Türk Lirası üzerinden iki yıl vadeli tahvil ihraç etti.
Oysa Türkiye’de Hazine tahvillerinin faizi yüzde 16.4 oranında seyrediyor.
AYB’nin yaptığı Türk Lirası tahvil ihracı yüzde 4.4 ilave faiz ödemenin anlamsızlığını ortaya koyuyor.
Hatta bu ilave faiz oranını gerçek piyasa fiyatının üzerinde ödenen bir rant olarak değerlendirebiliriz.














