ALTINTOP, BAŞTÜRK VE KAŞ KADRO DIŞI
BERLİN -
Avrupa Futbol Şampiyonası hazırlıklarını sürdüren (A) Milli Futbol Takımı'nda 23 kişilik kadro belli oldu.
Teknik direktör Fatih Terim, düzenlediği basın toplantısında, Halil
Altıntop, Yıldırıy Baştürk ve İbrahim Kaş'ın milli takım kadrosundan
çıkarıldığını açıkladı.
Daha önce de Gökhan Gönül, sakatlığı nedeniyle milli takım kadrosundan çıkarılmıştı.
Milli takımın UEFA'ya bildirdiği 23 kişilik kadroda şu isimler yer alıyor:
Fenerbahçe: Volkan Demirel, Uğur Boral, Mehmet Aurelio, Kazım Kazım,
Semih Şentürk; Beşiktaş: Rüştü Reçber, Gökhan Zan; Galatasaray: Sabri
Sarıoğlu, Servet Çetin, Hakan Balta, Mehmet Topal, Ayhan Akman, Arda
Turan, Emre Güngör, Emre Aşık; Trabzonspor: Tolga Zengin; Newcastle
United: Emre Belözoğlu; Larissa: Tümer Metin; Bayern Münih: Hamit
Altıntop; Middlesbrough: Tuncay Şanlı; Rubin Kazan: Gökdeniz Karadeniz;
Villarreal: Nihat Kahveci; Sochaux: Mevlüt Erdinç
"KARAR VERMEK ZOR OLDU"
Teknik direktör Terim, Halil Altıntop, Yıldıray Baştürk ve
İbrahim Kaş'ın milli takım kadrosundan çıkarılmasıyla ilgili kararı çok
zor verdiğini belirtti.
Terim, konuyla ilgili olarak, ''Zor bir gece zor bir sabahtı. Yıldıray
iyi bir oyuncu. Kendisini yedekte bekletmek istemediğim için kadro dışı
bıraktım. Öte yandan, Halil yerine Nihat ve Semih, İbrahim yerine de
Hamit ve Sabri ikilisinin daha uygun olacağını düşündüm. Bu 3
futbolcumuz hakkında hiç kötü düşüncemiz olmadı. Onlar bizden bir
parça'' diye konuştu.
Yarın Finlandiya ile yapılacak özel maçta Servet'i sahaya çıkartacağını
dile getiren Terim, Tümer'in çok önemli bir sol ayağı olduğunu, bu
nedenle kendisini kadroda tuttuğunu kaydetti.


EMRE AKÖZ Davanın tek iyi yanı
Geçen sene, Birey Yayınları, 28 Şubat (1997) darbesinin 10'uncu yılı vesilesiyle bir derleme yayınlamıştı: "28 Şubat: Postmodern Bir Darbenin Sosyal ve Siyasal Analizi."
O kitaba yazdığım makalenin başlığı şuydu: 28 Şubat Darbesinin Tek 'İyi' Yanı.
28 Şubat darbecileri, hükümeti devirdi. Refah Partisi kapatıldı.
Necmettin Erbakan, AB karşıtı, ekonomide devletçi, kültür alanında ise dayatma yanlısı bir İslamcıydı .
' Milli Görüş'ün ulusalcılıktan farkı, dindir. Deniz Baykal'a dini ekleyin, karşınıza Erbakan çıkar. Erbakan'daki dinci boyutu kaldırın, geriye bir Kemalist kalır.
28 Şubat darbecilerinin, 'farkında olmadan' yaptığı tek iyi şey... RP'deki 'serbest piyasacı' ve 'AB yanlısı' genç kadronun önünü açmak oldu.
Anadolu sermayesini temsil eden bu kadro 2002'de hükümet oldu.
AKP'ye 22 Temmuz 2007 seçimlerini ezici bir üstünlükle kazandıran olumlu icraatından bahsetmeyeceğim.
Amacım yukarıdaki soruyu tekrar formüle etmek: " Bu kapatma davasının iyi yanı nedir? "
Ama önce biraz tarih... Atatürk, 1937'de başbakanlığı Celal Bayar'a verirken şöyle demişti: " Ordu komutanlarını ben atarım. Vali atamalarını da ben yaparım. Gerisi sana kalmış... "
İşte iki başlı 'siyasi yapı' bu... Bir yanda: Halkın oyuyla hükümete gelen siyasetçiler ki onların işi ekonomiyle uğraşmaktır... Öte yanda: Devlet alanında konumlanıp 'yüksek siyasetle' (?) uğraşan bürokratik elit...
İki grubu ayıran hudut da laikliktir . Bürokratik elit, alttan gelerek, maddi ve manevi çıkarlarını tehdit edenlerin önünü laiklik ilkesini bir öyle, bir böyle yorumlayarak keser.
Aynı şeyi sık sık yapabilmesinin sırrı şudur: Halkın büyük çoğunluğu Müslüman'dır. Geleneksel kültür din ile yoğrulmuştur. Kitle partisi oluşturmak isteyen hemen her politikacı; dini temalara başvurmak, kendini o terimlerle anlatmak zorundadır.
Ancak politikacı dinden söz ettiği anda... " Dini siyasete alet ediyor " yaygarası ile karşılaşır: Aynı Menderes'in, Demirel'in, Özal'ın başına geldiği gibi...
İki siyasetçi hariç: 1973'teki Ecevit dine ağırlık vermeden kitleselleşti; çünkü dönem uygundu. Erbakan ise zaten hep 'dinci' oldu.
Bizdeki sistemin diğer kırılgan noktası Kürtlerdir . Kürt vatandaşların en sıradan, en normal talepleri dahi " bölücülük " olarak adlandırılmıştır.
Kürtlerin demokratik taleplerini dile getireceği partiler kapatılmıştır.
Şimdi tekrar AKP'ye dönebiliriz...
AKP ekonomideki başarısıyla gelen devasa oy oranına dayanarak "özgürlükçü siyaseti " boşladı.
Mesela ... 301'i uykuya yatırdı... Anayasa'da ve Siyasi Partiler Kanunu'nda gerekli değişiklikleri yapmadı... AB sürecini yavaşlattı... Alevi açılımını kısa keserek, " Canım, zaten bunlar Sünni partisi " dedirtti... Van savcısı Ferhat Sarıkaya'yı yalnız bıraktı... DTP'ye kapatma davası açıldığında sessiz kaldı.... Hrant Dink davasını daha fazla zorlamadı...
Misalleri çoğaltabiliriz.
Sonucu hep birlikte görüyoruz: Antidemokratik güçler atağa geçti.
Özetle: Türkiye'nin hukuk devleti olamadığını apaçık gösteren bu 'siyasi' davanın tek olumlu yanı, AKP'yi kendine getirmesi olacak. Tekrar demokrasinin ipine sarılacak. Kendini kuyudan yukarı çekerken, hakkı yenilen diğerlerini de beraberinde sürükleyecek.
Yapmazsa, boğarlar








download 200 MB oldu