ABD, Kuzey Kore dersini İran’a da uygulasın
Bush, nükleer beyanda bulunmasının ardından diplomatlarına Kuzey Kore’yle görüşme iznini nihayet verdi. Aynı yöntem İran konusunda da işe yarayabilir
Başkan Bush altı
yıl boyunca Kuzey Kore’yle herhangi bir ciddi diplomasiyi reddederken,
bu inatçılık dünyayı daha tehlikeli hale getirdi. Bush konuşmayı kabul
etmezken, Pyongyang daha fazla silah için daha fazla yakıt üretti ve
nükleer bir aygıtı test etti. Şimdi Amerikalı diplomatlar nihayet
müzakere etme konusunda nihayet serbest bırakıldığına göre, Kuzey Kore
silahlarını bırakmaya ikna edilebilir. Böyle bir durum dünyayı daha
güvenli bir yer haline getirebilir.
Süreç sinir bozucuydu. Fakat perşembe günü, altı aylık gecikmeden (ve
Beyaz Saray’ın alışılmadık sabrından) sonra Kuzey Kore nükleer
faaliyetlerinin 60 sayfalık bir beyanını değerlendirme ve doğrulama
için sundu. Bu, CNN ve diğer televizyon kanallarının izleyici olarak
davet edildiği bir siyasi tiyatroydu, fakat içe dönük Kuzey Korelilerin
uluslararası onay aradığına dair memnuniyet verici bir işaret de teşkil
ediyor.
Kuzey Kore’yi ‘şer ekseni’nin parçası olarak damgalayan ve Başkan
Clinton’ın Pyongyang’la 1994 tarihli nükleer anlaşmasını tehlikeye atan
Bush, bu kez üstüne düşeni yaptı.
Ticari yaptırımların bazılarını kaldırdı ve Kuzey Kore’nin doğrulama
çabalarıyla işbirliği yapması halinde, bu ülkeyi 45 gün içinde terörist
devletler listesinden çıkaracağını duyurdu.
Pyongyang’ın gizli bir nükleer program izleme çabalarının boyutu ve
Suriye’ye nasıl bir nükleer yardım yaptığı da dahil olmak üzere, bazı
sorular yerli yerinde duruyor. Geçen eylülde, İsrail Suriye’de nükleer
reaktör olduğundan şüphelenilen bir yeri bombaladı.
Sertlik yanlısı Cumhuriyetçiler öfkeden köpürmüş halde. Pyongyang’a biz de
güvenmiyoruz. Kuzey Kore’nin liderleri haklarını bastırdı ve
yoksullaştırdı. Ve biz de hâlâ, nükleer silahlarını bırakmaya yönelik
stratejik kararı mı alıp almadıklarını veya sadece zaman kazanmak için
ABD ve onun diplomatik ortaklarını oynatıp oynatmadıklarını bilmiyoruz.
Perşembe günü kaldırılan yaptırımların Kuzey Kore için devasa sembolik
önemi var, fakat gerekirse kolayca yeniden dayatılabilirler de. Ayrıca,
altı yıl boyunca görüşmeyi reddetmenin neye yol açtığını da biliyoruz:
Bir çıkmaz ve en azından yarım düzine daha fazla silah için yeterli
plütonyum. Umarız Bush aynı dersi İran’a da uygular.
(Başyazı, 27 Haziran 2008)


laleler günü 1 mayıs









download 200 MB oldu







GÜÇLÜ DEĞERLİ TÜRK LİRA'SINDAN KORKMAK NE DEMEK bozun bütün ezberleri !!!
Bu yıl da Lira’nın değeri Amerikan doları ve Avro karşısında hızla artıyor.
Bir Amerikan doları 1 lira 14 kuruşa kadar indi.
Hatta bir Lira’nın da altına inebilir.
Dolar'ın 1 YTL düzeyine inmesi halinde ekonomide nelerle karşılaşılacağını anlatıyor bu yazı
Ülke paralarının gerçek değişim oranları emek verimliliğine göre belirlenir.
Hangi ülkenin emek verimliliği yüksekse o ülkenin parası daha değerli olur.
Piyasalarda ise ülkelerin paralarının fiyatları “o ülkenin döviz rezervleri, reel faiz hadleri, dış ticaret
hadleri, ülke riski” gibi bir çok farklı değişken tarafından belirlenir.
Türkiye’de emek verimliliği düşük olmasına rağmen Türk Lirası geçen yıl piyasa fiyatlarıyla Amerikan
dolarına karşı yüzde 18.5 oranında değerlendi.
Bu yıl da Lira’nın değeri Amerikan doları ve Avro karşısında hızla artıyor.
Bir Amerikan doları 1 lira 14 kuruşa kadar indi.
Ne mi oldu?
ABD’de enflasyon oranı faiz haddinin üzerine çıktı.
Amerikan dolarının reel faizi negatif olunca, bir Amerikan doları 1 Türk Lirasına da eşit olabilir.
Hatta bir Lira’nın da altına inebilir.
Çünkü Türkiye dünya ülkeleri arasında en yüksek reel faiz veren tek ülke.
Faiz çok yüksek olunca, bunu duyan parasını Türkiye’ye getiriyor.
Türkiye’nin yüksek reel faiz verdiğini kanıtlayan bir uygulamaya geçen hafta şahit olduk.
Avrupa Yatırım Bankası (AYB) yüzde 12 faiz oranıyla Türk Lirası üzerinden iki yıl vadeli tahvil ihraç etti.
Oysa Türkiye’de Hazine tahvillerinin faizi yüzde 16.4 oranında seyrediyor.
AYB’nin yaptığı Türk Lirası tahvil ihracı yüzde 4.4 ilave faiz ödemenin anlamsızlığını ortaya koyuyor.
Hatta bu ilave faiz oranını gerçek piyasa fiyatının üzerinde ödenen bir rant olarak değerlendirebiliriz.














