
Zeytinbağı
(Tirilye) , olasılıkla Mudanya’nın fethi ve Mirzaoba,Kaymakoba gibi
Türkmen köylerinin kuruluşu evresinde (1321-1330
arasında) Osmanlılar
tarafından ele geçirilmiştir.Fethinden sonrada Rumların çoğunluk olarak
yaşadıkları bir yerleşim olma özelliğini korumuştur.
Beyazıt II (salt. 1481–1512 ) döneminde İstanbul’dan 30 hane Türk’ün
getirilerek yerleştirildiği ve eski kayıtlarda Kitai’nin iskelesi
olarak
anılmakta olan Tirilye, Osmanlı döneminde Rumların büyük
çoğunlukla yaşadıkları zengin bir yerleşim yeri idi.
Özellikle zeytin ve zeytinyağı dünyaca tanınmıştı. İpekböcekçiliği ve
şarap üretimi ile balıkçılıkta önemli uğraşlar arasında geliyordu.
1324 H.(1906) tarihli Hudavendigar Vilayeti Salnamesi’nde ise şöyle tanıtılmaktadır:
“Tirilye bucağı, Mudanya ilçesinin batısında ve Marmara Denizi
kıyısındadır. Hoş bir havası vardır. Kasabada bir Cami-i Şerif, bir
İslam ve iki
Hristiyan ilkokulu, yedi kilise ile eski eser niteliğinde üç manastır vardır. Kemerli denen kilisenin iç bölmelerinde bazı eski eserler
bulunmaktadır. Başlıca üretimi zeytin, koza ve ev içi imalat sanayinden olarak çeşitli oda dokumalarından oluşmaktadır. Zeytin ürünü Doğu
Rumeli ve Karadeniz kıyıları ile İskenderiye dolaylarına
gönderilmektedir.”
1909’da Sadrazam Mahmut Şevket Paşa’nın öldürülmesi üstüne, bir süre
Mahmut Şevket Paşa adı verilen kent, kısa süre sonra yine eski
adıyla
anılır olmuştur.
Yunanlıların 1920–1922 arasında Bursa ve çevresini işgal altında
bulundurduğu dönemde, Kral Konstantin tarafından ziyaret edilen (Eylül
1921) Tirilye,13 Eylül 1922 günü Türk ordusunun gelmesi ile işgalden kurtarılmıştır. Kurtuluş Savaşı sonrasında beldenin Rum halkından bir
bölümü kendiliğinden, bir bölümü de Lozan’da varılan “Mübadele
Anlaşması” gereğince Yunanistan’a göç etmiş.
Onların yerine Selanik ve Girit’ten gelen Müslüman-Türk göçmenler
yerleştirilmiştir.
Ayrıca Selanik, Usturumca, Dedeağaç, Serez, Tikveş
ve Karacaovalı göçmenlerde bölgeye gelmiştir.
1963’te Tirilye adı kaldırılarak yerine Zeytinbağı adı verilmiştir.


laleler günü 1 mayıs









download 200 MB oldu







GÜÇLÜ DEĞERLİ TÜRK LİRA'SINDAN KORKMAK NE DEMEK bozun bütün ezberleri !!!
Bu yıl da Lira’nın değeri Amerikan doları ve Avro karşısında hızla artıyor.
Bir Amerikan doları 1 lira 14 kuruşa kadar indi.
Hatta bir Lira’nın da altına inebilir.
Dolar'ın 1 YTL düzeyine inmesi halinde ekonomide nelerle karşılaşılacağını anlatıyor bu yazı
Ülke paralarının gerçek değişim oranları emek verimliliğine göre belirlenir.
Hangi ülkenin emek verimliliği yüksekse o ülkenin parası daha değerli olur.
Piyasalarda ise ülkelerin paralarının fiyatları “o ülkenin döviz rezervleri, reel faiz hadleri, dış ticaret
hadleri, ülke riski” gibi bir çok farklı değişken tarafından belirlenir.
Türkiye’de emek verimliliği düşük olmasına rağmen Türk Lirası geçen yıl piyasa fiyatlarıyla Amerikan
dolarına karşı yüzde 18.5 oranında değerlendi.
Bu yıl da Lira’nın değeri Amerikan doları ve Avro karşısında hızla artıyor.
Bir Amerikan doları 1 lira 14 kuruşa kadar indi.
Ne mi oldu?
ABD’de enflasyon oranı faiz haddinin üzerine çıktı.
Amerikan dolarının reel faizi negatif olunca, bir Amerikan doları 1 Türk Lirasına da eşit olabilir.
Hatta bir Lira’nın da altına inebilir.
Çünkü Türkiye dünya ülkeleri arasında en yüksek reel faiz veren tek ülke.
Faiz çok yüksek olunca, bunu duyan parasını Türkiye’ye getiriyor.
Türkiye’nin yüksek reel faiz verdiğini kanıtlayan bir uygulamaya geçen hafta şahit olduk.
Avrupa Yatırım Bankası (AYB) yüzde 12 faiz oranıyla Türk Lirası üzerinden iki yıl vadeli tahvil ihraç etti.
Oysa Türkiye’de Hazine tahvillerinin faizi yüzde 16.4 oranında seyrediyor.
AYB’nin yaptığı Türk Lirası tahvil ihracı yüzde 4.4 ilave faiz ödemenin anlamsızlığını ortaya koyuyor.
Hatta bu ilave faiz oranını gerçek piyasa fiyatının üzerinde ödenen bir rant olarak değerlendirebiliriz.














